Avliyye Meselesi

Sözlükte zulüm, haksızlık, yükselme, artma, haddi aşma anlamlarına gelen “عول , avl” kelimesinden türeyen avliyye ıstılah olarak, vârislerin hisseleri toplamının terekenin ortak paydasını aştığı meseleye denir. Bir başka ifâdeyle terekenin; hisse sahiplerine sahip oldukları hisseleri oranında paylaştırıldığında terekenin yetmemesidir. Avliyyeye yönelik iki uygulama bulunmaktadır.

I.Avliyye Meselesinin Ortaya Çıkışı ve Cumhurun Uygulaması

Ömer b. Hattab’ın halifeliğinde ilk defa meselenin ortaya çıktığı, sahabeyle istişâre esnasında Resûlullah’ın amcası Abbâs (v. 32/653)’ın önerisiyle avliyye yapıldığı belirtilmektedir. Bir görüşe göre de ilk defa Zeyd b. Sâbit avl yapmıştır. Hanefî, Hanbelî, Mâlikî ve Şâfiî mezheplerinin uygulaması da bu şekilde yani avliyyenin olduğu meselelerde mirasçıların alacakları pay kendi hisseleri oranında azaltılarak paylaştırılır. Konu fıkıh kitaplarında ilgili meselelerle birlikte yer aldığından aşağıda kısmen değinilmekle yetinilecek burada cumhurun uygulamasının detayına girilmeyecektir.

II. Avlin Yapılmadığı/Kabul Edilmediği Uygulama

Bu, terekenin kalanını kız çocuklara veya kız kardeşlere vermek suretiyle onların asabe yapıldığı uygulamadır. Bu uygulamada mirasçıların bir kısmı öncelikli bir kısmı sonraya bırakılmaktadır. Tabiînden İbnü’l Hanefiyye (v. 81/700), İbnü’l-Müseyyeb (v. 94/712), Atâ (v. 115/713), Muhammed b. Ali b. el-Hüseyn (v. 114/733) ve Tâvus b. Keysân (v. 106/724) ile Zahirî fakihi Dâvud ez-Zâhirî (v. 270/883)’nin de İbn Abbâs’ın görüşünde oldukları belirtilmektedir.

Miras bırakanın; (i) iki kız kardeş, (ii) koca ve (iii) annesini bıraktığı meselede iki kız kardeş üçte iki hisse, koca yarım hisse, anne altıda bir hisse aldığında tereke belirtilen oranlarda paylaştırılamayacaktır. Cumhura göre mirasçıların alacakları pay, hisseleri oranında azaltılarak taksim yapılır. İbn Abbâs ve onun görüşündekiler ise kalanı kız çocuklara veya kız kardeşlere vermekte ve onları kendi derecelerinde erkekler olmadığı halde dahi asabe yapmaktadırlar. Bu durumda kız çocuklarla kız kardeşler mirasçı olamamakta, kalanı kız çocuklar almakta, kız çocuklar olmadığında da kalanı kız kardeşler alabilmektedir.

İbn Abbâs’ın avliyyeyi reddettiğini gösteren çok sayıda rivâyet nakledilir. O’nun, “Hisseler avletmez” dediği, avliyye olacağını söyleyenlere ilişkin, “İsteyenle lânetleşmeye varım. Üçte iki ile yarım hisse (alacak mirasçılar) bulunduğunda üçte ikilik hisseyi verince yarım hisse alacak olana bir şey kalmıyor, yarım hisseyi verince üçte iki hisse alacak olana birşey kalmıyor, üçte birlik hissenin yeri nerededir? Hisseler avletmiyor…” şeklindeki meseleden ötürü avl yapanlara karşı kim yalan söylüyorsa Allah’ın laneti onun üzerine olsun demesinden dolayı ilgili mesele mübâhele olarak meşhur olmuştur. İlk defa avliyyeyi kimin yaptığına ve avliyye yapılmadığında meselenin çözümüne ilişkin kendisinden şöyle nakledilir:

“Eğer, (Ömer) Allah’ın öncelikli yaptıklarını öncelikli yapsaydı, sonraya bıraktıklarını sonraya bıraksaydı avliyye olmazdı. İbn Abbâs’a ‘Allah kimi öncelikli kıldı, kimi sonraya bıraktı?’ diye soruldu. O da, ‘Hisseleri bir hisseden başka bir hisseye değişen anne, karı ve koca gibi mirasçıları öncelikli kıldı. Hisseleri bir hisseden terekenin kalanını almaya dönüşme şeklinde değişen kız kardeşlerle kız çocukları sonraya bıraktı.’ dedi.”, “Hisseler avletmez, karı, koca, anne ve babanın hisseleri eksilmez, erkek çocuklarla kız çocukların, erkek kardeşlerle kız kardeşlerin hisselerinde eksiklik olur.” dediği nakledilmektedir.

İbn Abbâs’ın öncelikle anne, karı koca, anne bir kardeş gibi mirasçılara hisselerini verdiği, kalanı çocuklar onlar yoksa kardeşler arasında paylaştırdığı görülmektedir. İbn Kudâme (v. 620/1223), İbn Abbâs’ın avliyye uygulamasındaki kız çocukların veya kız kardeşlerin kalanını almasının, onların erkek kardeşleriyle kalanı alması şeklinde olduğunu belirtmektedir. Avliyyenin ortaya çıktığı durumlarda kız çocuklarla erkek çocukların, kız kardeşlerle erkek kardeşlerin bulunmadığı, onların bulunması halinde zaten avliyyenin ortaya çıkmayacağından dolayı İbn Kudâme’nin görüşüne katılmak mümkün değildir. Koca ve iki öz kız kardeş bulunduğunda İbn Abbâs’ın kocaya yarım hisse verdikten sonra kalanı iki kız kardeşe; koca, anne, anne baba bir kız kardeşin bulunduğunda kocaya yarım, anneye üçte bir, kalanı anne baba bir kız kardeşe vermesi onun kalanı erkek kardeşlerin mirasçı olarak bulunmadığı bu durumda kız kardeşlere verdiğini göstermektedir.

İbn Abbâs’ın görüşüne kıyasla/göre kız çocuk varken kız kardeş mirasçı olamaz. Gerektiği durumda kız çocuğun terekenin kalanını da alabileceğinden hareketle kız çocukla birlikte bulunduğunda erkek kardeş mirasçı olamamaktadır. Dolayısıyla, kalanı en yakın asabe hısmın alacağına ilişkin İbn Abbâs’tan nakledilen “Hisse sahiplerine hisselerini veriniz, geride kalan en yakın erkeğindir“ rivâyet onun bu uygulamasıyla çelişmektedir. Fakihlerin İbn Abbâs’ın avliyyeyi reddettiği görüşünün aleyhine, ondan nakledilen bu rivâyeti delil getirmeleri de bunu teyit etmektedir. Dolayısıyla rivâyetin ona nisbetinin sahih olmadığı yada onun bu rivâyeti cumhurun anladığından farklı anladığı söylenebilir.

Kadı Şureyh (v. 78/697)’in Şureyhiyye olarak meşhur avliyye meselesinde, “ما أخوفنى من هذا القضاء لولا أنه سبقنى به إمام عادل ورع , Benden daha önce âdil günahlardan sakınan devlet başkanı böyle hüküm vermeseydi bu (avliyye) hükmü beni ne kadar korkutucudur” demesi Ömer b. Hattâb’ın hükmüyle amel ettiğini bunun kendi görüşü olmadığını göstermektedir. İbn Şihâb ez-Zührî (v. 124/742)’nin de  ” لو لا أنه تقدم ابن عباس إمام عادل فأمضى أمرا فمضى وكان أمرا ورعا ما اختلف على ابن عباس إثنان من أهل العلم , Eğer daha önce bu konuda uygulama yapan âdil bir imam gelmemiş olmasaydı, İbn Abbas’ın bu görüşünde ilim ehlinden iki kişi ihtilaf etmezdi.” demesi İbn Abbâs’ın görüşünün doğruluğuna inananların sayısının oldukça fazla olduğunu da göstermektedir. İbn Abbâs’tan avliyye yapmadığına ilişkin nakledilen haller şöyledir:

Örnek–1: Miras bırakanın anne, baba, karısını ve iki kız çocuğunu bıraktığı meselede İbn Abbâs’ın anne babaya altıda birer hisse, karısına sekizde bir hisse verdikten sonra kalanı kız çocuklara verdiği belirtilmektedir. Tabloda şöyle gösterebiliriz:

 

 

24X

Anne

1/6

4X

Baba

1/6

4X

Karı

1/8

3X

İki kız çocuk

Kalanı alır

13X

Örnek–2: İbn Abbâs’a göre, koca, iki anne baba bir kız kardeşin bulunduğu meselede iki kız kardeş terekenin kalanını alır. Bunun detayı tabloda şöyle gösterebiliriz:

 

 

2

4X

Koca

1/2

1

2X

Anne baba bir kız kardeş

Kalanı alır

1

 

1X

Anne baba bir kız kardeş

1X

Örnek-3: Koca, anne baba bir kız kardeş ve annenin bulunduğu mübâhele olarak bilinen meselede İbn Abbâs’ın kalanı kız kardeşe verdiği belirtilmektedir. Bunun detayı da tabloda şöyle gösterebiliriz:

 

 

6X

Koca

1/2

3X

Anne baba bir kız kardeş

Terekenin kalanını alır

1X

Anne

1/3

2X

Örnek-4: Miras bırakanın koca, anne ve iki kız kardeş bıraktığı meselede İbn Abbâs’ın kocanın yarım hisse, annenin de üçte bir hisse almasından sonra kalanı kız kardeşlere verdiği belirtilmektedir. İbn Abbâs iki kız kardeşle bulunduğunda annenin hissesini üçte birden altıda bire hacbetmemektedir. Bu nedenle bu meselede anne üçte bir hisse almıştır.

 

 

6X

Koca

½

3X

İki anne baba veya baba bir kız kardeş

Terekenin kalanını alır

1X

Anne

1/3

2X

İbn Abbâs’ın avliyye yapmadığını gösteren örneklerde de görüldüğü gibi o kız çocukları veya kız kardeşleri terekenin kalanını vermektedir. Bir diğer ifadeyle onları kendi derecelerinde kardeşleri olmaksızın asabe yapmış olmaktadır.

III. Değerlendirme ve Sonuç

Ömer b. Hattâb’a isnad edilen ve Hanefî, Hanbelî, Mâlikî ve Şâfiî mezheplerinin kabul ettiği görüşte gerek mirasçıların birbirleri arasındaki ilişkinin dikkate alınmamasından hareketle terekenin mirasçılara paylaştırılması mümkün olmamaktadır. Bu nedenle her bir mirasçının alacağı hisse alacağı pay oranında azaltılarak avliyye yapılması yoluna gidilir. Dolayısıyla mirasçıların tamamının terekeden alacakları hissenin değiştiği/farklı olduğu, kadın ve erkek mirasçıların hisselerindeki oranın bozulduğu ve öncelikli olan mirasçıların önceliğine dikkat edilmediği görülmektedir. Kadınların hiçbir şekilde terekenin kalanını alamayacağı düşüncesi de bu uygulamaya yol açtığı açmıştır.

İkinci uygulamada ise İbn Abbâs’ın karı, koca, anne ve babaya öncelikle hisselerini verdiği; kalanı çocuklara verdiği onlar bulunmuyorsa kelale olup olmamalarına göre kalanı kardeşlere verdiği görülür. İbn Abbâs bunda kız çocuk/kardeş ve erkek çocuk/kardeş ayrımı yapmayarak kız çocuk ve kız kardeşleri de asabe yaptığı ve dolayısıyla terekenin kalanını verdiği görülmektedir. Cumhur tarafından asabe kabul edilen erkek çocuk veya erkek kardeş gibi akrabalar bulunmadığında avliyyenin ortaya çıkmayışı da avliyyenin asabelikle ilişkisini göstermektedir. Şöyle ki, asabelik anlayışına göre kadınlar hiç bir şekilde asabe bi nefsihi (kendi başına asabe) olamamaktadırlar. Aşağıdaki ilgili deliller İbn Abbâs’ın görüşünün miras hükümlerine daha uygun ve çözüm noktasında daha isabetli olduğunu göstermektedir. İbn Abbâs’ın görüşüne katılmadığımız bir tek nokta anne ve babanın karı veya kocadan biriyle bulunduğunda annenin; her durumda terekenin tamamının üçte biri üzerinden hisse almasıdır. Bu konuda da cumhurun görüşünün daha isabetli olduğu anlaşılmaktadır. Avlin yapılmayacağı, öncelikle karı-kocanın hisselerini alacağı ve terekeden kalanın rahim yoluyla akraba hısımlar arasında paylaştırılacağıyla ilgili delilleri şöyle belirtebiliriz:

  1. Karı ve Kocanın Öncelikli Olması:

Karı kocanın birbirlerine mirasçı olma sebepleri evlilik iken diğer hısımların mirasçılık sebepleri akrabalıktır. Karı ve kocanın terekeden alacağı hisse sadece mûrisin çocukların bulunup bulunmamasına göre değişmektedir. İlgili âyet şöyledir:

Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bunlar, yaptığı vasiyetin yerine getirilmesinden veya borcunun ödenmesinden sonra olur. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır.” (Nisa, 4/12).

Çocuklardan başka hiçbir mirasçı karı ve kocanın hissesini değiştirmemektedir. Bu durum karı ve kocanın hissesini almasından sonra terekenin kalanının rahim yoluyla hısımlar arasında belirtilen oranlarda taksim edileceği anlamına gelir. Avl olan tüm meselelerde karı ve kocanın bulunması da avlin önemli bir sebebinin de mirasçılar arasındaki dengenin gözetilmemesi olduğu görülmektedir. Konuyla ilgili bizim de katıldığımız Abdülaziz Bayındır’ın aşağıdaki ifadeleri meselenin kaynağına da ışık tutmaktadır: “Avliyye bir yanlıştan kaynaklanmıştır. Bu yanlış, mirasa nikâh sözleşmesiyle dâhil olan eşin payını çıkarmadan, onu diğer rahim yoluyla akraba mirasçılar gibi sayarak taksimi yapmaktır. Hâlbuki âyet önce eşin payının verilmesini emretmektedir: ‘Herkes için, anne baba ve en yakınlarının bıraktıklarından dolayı mevlâlar oluşturduk. Kendileriyle güçlü sözleşme yaptıklarınıza da paylarını verin‘ (en-Nisâ 4/33) Fıkıh geleneğimizde bu emir, çocuksuz ölüp geriye kocasını, annesini ve babasını bırakan kadınların mirasında uygulanır. Bu durumda miras altıya bölünür. Terekenin yarısını yani üç hissesi kocasına; kalan üç hisseden biri annesine, ikisi de babasına verilir. Böylece erkek (baba) iki, kadın (anne) bir hisse almış olur. Bu emir, eşlerden birinin mirasçı olduğu diğer durumlarda uygulanmadığı için sistem bozulmuştur.”

  1. Anne ve Babadan Sonra Çocukların Mirasçı Olması

Kur’an-ı Kerim’de anne ve babanın hissesinin, mûrisin çocuklarının hisselerine göre değiştiği görülmektedir. İlgili âyet şöyledir:

Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa altıda bir verilir. Ölenin çocuğu olmaz, anası babası ona varis olursa anasına üçte bir pay verilir.” (Nisa, 4/11).

Ayeti kerimeden öncelikle anne ve babanın hissesini alacağı; çocukların da kalanı aralarında paylaşacakları, çocuklar bulunmadığında ise annenin üçte bir babanın üçte iki alacağı görülmektedir. Nisâ 4/12’de annenin mirasçılığı kardeşlerin bulunup bulunmamasına göre değişmekle birlikte karı veya kocanın mirasçılıklarıyla ilgisine/ilişkisine değinilmemektedir. Bu durum karı ve kocanın öncelikle terekeden hisselerini alacağı kalanın rahim sahibi hısımlar arasında belirtilen oranlarda pay edileceği anlamına gelir.

  1. Kadınların Hisselerinin Erkeklerin Hisselerinden Fazla Olmaması

Sadece erkeklerin asabe (asabe bi nefisihi) kabul edilmesi diğer bir ifadeyle kadınların yalnızken sadece farz hisselerini alacakları, kalanı asabelikle alamayacaklarının kabulü avliyye gibi bazı durumlarda onların erkeklerden fazla hisse almalarına neden olmaktadır. Avliyye,

-kız çocukların erkek çocuklarla,

-erkek çocukların yalnız,

-kız kardeşlerin erkek kardeşlerle,

-baba bir erkek kardeşlerin yalnız

bulunduklarında ortaya çıkmamaktadır. Kız çocuklarla erkek çocuklar veya kız kardeşlerle erkek kardeşler bulunduğunda terekenin tamamını veya kalanını ikili birli paylaşmaktadırlar. Erkek çocuklar veya erkek kardeşler yalnız bulunduklarında da terekenin tamamını veya kalanını almaktadırlar. Bir diğer ifadeyle avliyyenin ortaya çıktığı hallerde kız çocukların yerinde erkek çocuklar, kız kardeşlerin yerinde erkek kardeşler bulunduğunda avliyye ortaya çıkmamaktadır. Bu nedenle kadınların terekeden yalnızken sadece farz hisse alacaklarının kabulü yani kız çocuklar veya kız kardeşlerin terekenin kalanını alamamaları da avliyyeye sebep olan durumlardandır. Avliyyenin ortaya çıktığı meselelerde, aşağıda görüleceği üzere erkeklerin kadınlardan iki kat hisse alması ya da erkeklerle kadınlardan eşit mirasçı olması (kadınların erkeklerden fazla almaması) şeklindeki miras sistemindeki genel kural bozulmaktadır. Meseleyi örnekle şöyle açıklayabiliriz:

Örnek–1: Miras bırakanın koca, anne ve bir anne baba bir kız kardeşini bıraktığı meselede cumhurun uygulamasını tabloda şöyle gösterebiliriz:

 

 

6X,                  8X’e avletmiştir.

Koca

1/2

3X

3X

Anne

1/3

2X

2X

Baba bir kız kardeş

1/2

3X

3X

Örnek–2: Miras bırakanın yukarıdaki meseleden farklı olarak, anne baba bir kız kardeş yerine anne baba bir erkek kardeşi ile koca ve annesini bıraktığı meseledeki cumhurun uygulamasını tabloda şöyle gösterebiliriz:

 

 

6X

Koca

1/2

3X

Anne

1/3

2X

Baba bir erkek kardeş

Kalanı alır

1X

İlk örnekte tereke belirtilen oranlarda hisselere paylaştırılamamıştır Koca ile kız kardeş yarımşar hisse aldıktan sonra anneye hissesi kalmadığı için her bir mirasçının hisselerinin alacakları oranda azaltılması yoluna gidilmiştir. Koca terekeden 3/6 oranında hisse alacakken hissesi 3/8’e azalmış, annenin hissesi 2/6’dan 2/8’e azalmıştır. Anne baba bir kız kardeş de terekenin 2/3’ünü yani 3/6’sını alacakken 3/8’ini alabilmiştir.

İkinci örnekte kız kardeşin yerini erkek kardeş almıştır. Buna göre koca yarım hisse (1/2) aldıktan sonra kalanın rahim yoluyla akraba olanlar arasında taksim edilmesi gerekir. Anne altıda bir (1/6), erkek kardeş ise kalanını (5/6) aldığından terekenin mirasçılara yetmemesi söz konusu olmadığı gibi avliyye de olmamaktadır.

Kız kardeşle erkek kardeşin yer değiştirdiği iki meseleye bakıldığında öz kız kardeşin anne baba bir erkek kardeşten 5/24 oranında daha fazla hisse aldığı görülecektir. Mirasla ilgili genel hükmün ikili birli taksim, ya da istisnâen eşit paylaşmaları şeklinde olmasına rağmen avliyyede bu prensip bozulmaktadır.

Sonuç olarak terekeden öncelikle mirasçılık sebebi evlilik olan karı veya koca hissesini alacaktır. Karı-kocanın hissesinin sadece çocuklarla değişmesi, başkalarının varlığından hisselerinin etkilenmemesi bunu açıkça göstermektedir. Avliyye olan tüm meselelerde karı veya kocanın bulunması da avliyyenin en önemli sebebinin bu dengenin bozulması olduğu görülmektedir. Karı-koca terekeden hissesini aldıktan sonra kalan rahim sahibi hısımlar arasında paylaştırılacaktır. Bu taksimde öncelikle anne ve baba hissesini alacak kalan kız veya erkek çocuklara Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirttiği şekilde pay edilecektir.

Avliyyenin ikinci sebebinin de hiçbir şekilde kadınların asabe kabul edilmeyerek kız çocuk veya kız kardeşe terekenin kalanının verilmemesi olduğu görülmektedir. Her nasıl ki erkek çocuk bazen tam hissesi olan terekenin tamamını alamıyorsa kız çocuk veya kız kardeş de karı, koca, anne, baba gibi hısımlar bulunduğunda terekenin tamamı üzerinden yarım hisse alamayacaktır. Her durumda erkek çocuğa veya erkek kardeşe terekenin tamamı olan hissesi verilmediği gibi bazı durumlarda mirasçılar arasındaki ilişkiye bağlı olarak kız çocuk veya kız kardeşe de yarım veya üçte iki olan hisseleri verilemeyerek kalanı alacaklardır.

Makalenin tamamını okumak için bağlantıya tıklayın:Avliyye Meselesi_makalenin tamamı

Dr. Abdurrahman Yazıcı