28 Mayıs 2011

Helal Gıda Araştırmaları

HELAL GIDA ARAŞTIRMALARININ ÖNEMİ

“Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarını yiyin. Şeytan’ın izinden gitmeyin. O sizin açık düşmanınızdır.” (Bakara, 2/168)

Hayatta kalabilmek için beslenmek zorunda olan insan, bu ihtiyacını çeşitli şekillerde karşılayabilmektedir. Ama her beslenen, doğru beslenemediği için çeşitli rahatsızlıkların görülmesi de kaçınılmaz olmuştur. Özellikle içinde bulunduğumuz son zamanlarda, sağlıksız beslenme sonucunda görülen hastalıkların sayısı hayli artmış durumdadır. Mesela güncel bir istatistik sonuçları şöyledir:

“Britanya Kalp Vakfı istatistiklerine göre, kardiyovasküler (kalp ve damarla ilgili) hastalıklar (KVH) dan ölen insanların üçte biri düzensiz ve bilinçsiz beslenme sonucu hayatlarını kaybediyorlar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün verilerine göre, bir yılda 16,7 milyon insan KVH’den, 7,9 milyon insan kanserden hayatını kaybediyor. Türk Kalp Vakfı verilerine göre sadece Türkiye’de her 2,5 dakikada bir insan, kalp damar hastalıklarından hayatını kaybediyor. Avrupa ülkelerinde 25 milyon diyabet hastası var, 200 milyon insan da obezite sınırında. Bu hastalıklarla mücadele etmek için harcanan para çok büyük miktarlara ulaşıyor.”[1]

Görüldüğü gibi sağlıksız beslenme, bir hayli insan ve oldukça büyük miktarlarda para ve iş gücü kaybına yol açmaktadır. Dolayısıyla bu, toplumun en küçük ferdinden süper güç konumunda olan devletlere kadar maddi-manevi etkisi olan bir sorun haline gelmiştir.

İşin sağlık yönü kısaca böyle olmakla birlikte, dini boyutu da oldukça önemlidir. Zira dindar ve özellikle de Müslüman olan insanlar için gıdaların sağlığa uygun olup olmadığı kadar, dini açıdan helal olup olmadığı da önemlidir. Hatta işin dini boyutu bir adım önde yer alır. Dinin kesin bir dille yasakladığı (haram) bir gıdanın, sağlık yönünden faydasının olup olmamasının bir Müslüman için hiçbir önemi yoktur. İşte bu noktada hangi gıdanın helal, hangisinin haram olduğunun çok iyi bilinmesine ihtiyaç vardır. Çünkü Allah Teâlâ: “Allah’ın size verdiği rızıkların helâl ve temiz olanından yiyin.” (Mâide, 5/88, Nahl, 16/114) buyurarak gıdaların mutlaka “helal” olmasını şart koşmuştur.

İslam dininin temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’de yenilmesi haram kılınanlar; kesilmeden ölmüş hayvan, akıtılmış kan, domuz eti ve Allah’tan başkasının adı anılarak kesilmiş hayvanlardır (Bkz: Bakara, 2/173; Mâide, 5/3; En’âm, 6/145 ve Nahl, 16/115). Bu dört şeyin haramlığı konusunda mezhepler arasında tam bir ittifak vardır. Ama bunun dışında kalan yiyeceklerin hangisinin helal, hangisinin haram olduğu konusu Müslüman âlimlerin zihnini bir hayli kurcalamıştır. Özellikle hadislerle belirlenen bazı yiyecek yasakları ve hakkında ayet veya hadis bulunmayan yiyeceklerin hükmü ihtilaflı konular arasındadır.

Yıllar geçtikçe dünyamız küçük bir köy olma yolunda hızla mesafe kat ediyor. Ulaşım imkânlarının da gelişmesiyle artık insanlar iş, eğitim, gezi vb. amaçlarla çok rahat bir şekilde bulundukları ülke dışına seyahat edebiliyorlar. Bu sayede yabancı kültür ve insanlarla karşılaşıyor ve çoğu zaman beklenmedik sorunlar yaşayabiliyorlar. Bir Müslüman için yabancı bir ülkede karşı karşıya gelinecek sorunların en başta geleni, hiç şüphesiz yiyecek konusudur. Özellikle et ve et ürünlerini yemek/yememek hususu başlı başına bir sorun teşkil etmektedir. Halkı Müslüman olan yabancı bir ülkede, helal ve haram olması açısından etler konusunda pek bir sıkıntı yaşanmasa da gayr-i Müslim ülkeler için aynı şey söylenememektedir. Bununla birlikte, Avrupa ve Amerika kıtasında olduğu gibi Yahudi ve Hıristiyanların yoğun olarak yaşadıkları ülkelerde yaşanan sorunlar Çin, Rusya, Hindistan, Japonya gibi komünizmin veya dinsizliğin, Budizm, Konfüçyüsyanizm veya Şintoizm’in hüküm sürdüğü ülkelere göre nispeten daha azdır.

Bu durumda adı geçen bu gibi ülkelere seyahat eden Müslümanlar, orada kaldıkları müddetçe et ve et ürünleri yemeyecekler mi? Eğer o ülkelerde Müslümanlar yaşıyorsa (gurbetçi vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı Almanya, Belçika vb. ülkelerle yine Müslümanların yoğun olduğu Amerika gibi ülkeler) ve onlar da hayvan kesme imkânına sahipseler belki bu sorun bir şekilde halledilebilir. Müslümanların az olduğu veya hayvan kesme imkânı bulamadığı ülkelerde yaşayan veya belirli bir süre orada bulunması gereken Müslümanlar ise, et yeme konusunda gerçekten büyük bir sorun yaşamaktadırlar.

Bunun yanı sıra gıdalara katılan katkı maddelerinin hükmü, sağlığa zararlı yiyecek ve içecekler, yurtdışından ithal edilen et ve et ürünleri, helal gıda sertifikası ve bu konuda yaşanan sıkıntılar…

Buraya kadar kısaca temas edilmeye çalışılan meseleler helal gıda araştırmalarının ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Son olarak şuna da dikkat çekmemiz gerekiyor:

Helal gıda araştırmaları, sadece ilahiyatçıların altından kalkabileceği bir şey değildir. Bu alanda gıda mühendisleri, veterinerler, tabipler, kimyagerler ve biyologlar da ellerini taşın altına koymak durumundadırlar. Ama herkesin kendi sınırları dâhilinde hareket etmesi gerçeğini unutmamak kaydıyla… Bu husus oldukça önemlidir. İlahiyat eğitimi almış birisinin etraflıca bilgi sahibi olmadığı konularda, uzmanlarından daha çok konuşması, hüküm vermeye kalkışması elbette ki hoş karşılanmaz. Ama aynı şey usul, fıkıh, hadis ve Arapça eğitimi almayan gıda mühendisi, doktor, veteriner, kimyager ve biyologlar için de geçerlidir. Onlar da elde ettikleri ilk sonuçlardan hareketle hemen “şu haramdır”, “şu helaldir”, “şu caizdir”, “şu caiz değildir” gibi dini hüküm belirleyici beyanatlardan kaçınmalıdırlar.

Sözlerimize konumuzu yakından ilgilendiren iki ayet-i kerime meali ile son verelim:

“De ki: «Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kılmış? De ki, bunlar dünyada esasen müminler içindir; Ahiret gününde ise sadece onlar için olacaktır. » Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle açıklarız.” (A’raf, 7/32)

“Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak «Bu helâldir, şu da haramdır» demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 16/116)

Bu yazının yayımlandığı yer: Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (Gimdes) Dergisi, Aralık, 2010, sayı: 15, s: 29-30.


[1] Cesarettin Alaşalvar, Ebru Pelvan, “Günümüzün ve Geleceğin Gıdaları Fonksiyonel Gıdalar”, Bilim ve Teknik, Ağustos 2009, Yıl: 42, Sayı: 501, s: 27.

Bu yazı 21901 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org