Susem 2014-15 Kayıtları

Kur’an’da Namaz Vakitleri

Süleymaniye Vakfı > Araştırmalar > Kur'an Araştırmaları
Tarih: 24 Aralık 2011 Tavsiye Et Yazdır

Kur’an’da Namaz Vakitleri

Genel anlayışın aksine gündüz, geceden önce gelir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

لَا الشَّمْسُ يَنبَغِي لَهَا أَن تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا اللَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ وَكُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

“Güneş ayı yakalayamaz, gece de gündüzü geçemez. Her biri farklı bir yörüngede yüzüp gider[1].” (Yasin 36/40)

Gece, gündüzü geçemediği için yeni gün, güneşin doğmasıyla başlar. Bu yüzden farz namazların vakitlerini bildiren iki ayette ilk namaz, öğle namazıdır.

وَأَقِمِ الصَّلَاةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ

“Gündüzün iki tarafında ve gecenin zülfelerinde namazı tam kıl. İyilikler kötülükleri giderir. Bu, bilgisini kullananlar için doğru bilgidir.” (Hûd, 11/114)

Taraf (طرف), bir şeyin bölümlerinden biri anlamına gelir[2]. “Gündüzün iki tarafı”, iki bölümü demektir. Aşağıdaki ayette görüleceği gibi namaz kılınması gereken ilk bölüm, güneşin batıya kaydığı öğle vaktidir. İkincisi ise ikindi namazının vaktidir. Bu iki vakit bütün kültürlerde vardır.

Ayetin metninde, “yakınlık” anlamında olan zülfe (زلفة)’nin çoğulu zülef (زلف) kelimesi vardır. Arapçada çoğul, en az üç şeyi gösterir. Ayetteki “زُلَفًا مِّنَ اللَّيْل = gecenin zülfeleri”, gecenin gündüze yakın en az üç zamanıdır. Bunlar gündüzden işaret taşıyan akşam, yatsı ve sabah namazlarıdır.

Gece üçe ayrılır; birinci bölümü, akşam ve yatsı namazlarının vaktidir. Güneşin batmasıyla başlar ve karanlığın iyice çökmesine (ğaseku’l-leyl’e) kadar sürer. İkinci bölümü, teheccüd namazının vaktidir, ğaseku’l-leyl’den tan yerinin ağarmasına kadar sürer. Buna, gecenin yarısı (نصف الليل) veya gecenin ortası (وسط الليل) denir. Üçüncü bölüm ise tan yerinin ağarmasıyla başlayan sabah namazının vaktidir. Bu andan itibaren oruçlu için yasaklar başlar. Sabah namazı, güneşin doğmasına kadar kılınır.

Akşam namazı, güneşin batmasından batı ufkundaki kızıllığın kaybolmasına kadar kılınır. Bundan sonra yatsı namazının vakti girer. Batı ufkundaki beyazlığın kaybolup havanın tam kararmasına kadar devam eder. Hava tam kararınca gecenin gündüze yakın birinci bölümü bitmiş olur.

Abdullah b. Ömer demiş ki, bir gece oturduk, yatsı namazı için Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellemi bekledik. Gecenin üçte biri geçmekte iken veya daha sonra çıka geldi. Bir işi var mıydı, yok muydu bilmiyorum. Dedi ki, “Bu namazı mı bekliyorsunuz? Ümmetime ağır gelmese onlara bu saatte kıldırırdım.” Sonra müezzine emretti, kamet getirdi[3].

Yatsı namazı, karanlık çökmeden kılınmazsa camiye gelenlerin evlerine dönmeleri zorlaşır.

Konuyla ilgili ikinci ayet şudur:

أَقِمِ الصَّلَاةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآَنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآَنَ الْفجْرِ كَانَ مَشْهُودًا

“Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar; bir de fecrin (tan ışıklarının) yoğunlaşması sırasında namazı tam kıl. Fecirdeki yoğunlaşma gözle görülür.” (İsrâ 17/78)

Bu ayete göre de ilk namaz, güneşin batıya kaymasıyla yani güneşin, bulunduğumuz yerin meridyeninden geçmesi ile başlayan öğle namazıdır. Önceki ayet, güneş batmadan iki namaz kılmayı farz kıldığı için öğlenin kılınmasından sonra bir namaz daha kılma gereği ortaya çıkar. Bu da öğle ile akşam arasında yer alan ikindidir. Öğle ile ikindiyi birbirinden ayıran işaret Kur’ân’da açıkça belirtilmediğinden Peygamberimiz ihtiyaç halinde bu iki namazı birleştirerek arka arkaya kılmıştır.

Ayetteki, “Gecenin kararmasına kadar” ifadesi ise güneşin batmasından batı ufkundaki aydınlığın tamamen kaybolup karanlığın iyice çökmesine kadar olan vakti gösterir. Bu, yukarıda da belirtildiği gibi yatsı namazının son vaktidir. Akşam namazı vakti, bundan öncedir. Akşam ile yatsıyı ayıran işaret,  Kur’ân’da geçmediğinden Peygamberimizin bu iki vakti birleştirdiği olmuştur.

Dört mezhebin büyük âlimlerine göre yatsı vakti, havanın kararmasına kadar sürer. Hanefîlerden es-Serahsî der ki: “İmam Muhammed el-Kitab’da yatsı vaktinin gece yarısına kadar olduğunu söylemiştir.”[4]

Buradaki gece yarısı, havanın iyice kararmasından tan yerinin ağarmasına kadar olan vakittir.

İmam Şafii demiş ki: “Yatsının son vakti, gecenin birinci üçte biri geçinceye kadardır. Gecenin bu bölümü geçince namazın vakti geçer. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden rivayetlerin hepsi, bu vakitten sonra vaktin çıktığı dışında bir şeyi göstermez.”[5]

Oğlu Ebu’l-Fadl’in bildirdiğine göre Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir: “Şafak kaybolunca yatsı vakti başlar… son vakti kimine göre gecenin üçte biri kimine göre de gece yarısıdır.”[6]

Bu görüş, yukarıdaki görüşlerle ile aynıdır. Ancak âlimlerimiz arasında günün tan yerinin ağarmasıyla başlayacağı görüşü yaygınlaşınca gecenin üç bölümü kavramı anlaşılamaz olmuştur.

İbnu’l-Kâsım demiş ki: İmam Malik’e “Namazı gecenin üçte birine kadar geciktiriyorlar” diye sorduk; şiddetle kınadı ve sanki şöyle dedi: “İnsanların kıldığı gibi kılmalılar.” İnsanların yaptıklarını hoş görür gibiydi. Onlar, yatsı namazını kırmızı şafağın kaybolmasından biraz sonra kılarlar. Şöyle dedi: “Allah’ın elçisi sallallahu aleyhi ve sellem, Ebubekr ve Ömer bu kadar geciktirmemiştir.”[7]

Bu mezheplerin sonra gelen âlimleri, herhangi bir delile dayanmadan yatsı namazının vaktini sabah namazına kadar uzatmışlardır. Hâlbuki insanlar, yatsı ile sabah namazı arasında yatıp dinlenecekleri için bu vakitte kimsenin rahatsız edilmemesi gerekir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Müminler! Ellerinizin altında olan esirler ile henüz ergenlik çağına girmemiş çocuklarınız üç vakitte; sabah namazından önce, öğle sıcağında soyunduğunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza girecekleri zaman izin istesinler. Bunlar, açık olabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitler dışında birbirinizin yanına girip çıkmakta size de, onlara da bir günah yoktur. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilir, doğru karar verir.

Çocuklarınız erginlik çağına girince, büyükleri gibi izin istesinler. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilir, doğru karar verir.” (Nur 24/58-59)

Peygamberimiz her gece biraz uyuduktan sonra uyanıp teheccüd namazı kılardı. Çünkü Allah Teâlâ ona şu emri vermiştir:

وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا

“Sana ek görev olarak gecenin bir kısmında namaz için uyan; belki Rabbin seni güzel bir konuma yükseltir.” (İsrâ 17/79)

Bu namazı, isteyen her müslüman kılabilir. Peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

أَفْضَلُ اَلصَّلَاةِ بَعْدَ اَلْفَرِيضَةِ صَلَاةُ اَللَّيْلِ

“Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.”[8]

Sabah namazı vakti, tanyerinin ağarıp ufuktaki ışıkların yoğunlaşmasıyla ortaya çıkan açık bir görüntü ile başlar. Bu vakitte gündüzün yaklaştığı anlaşılır. Bu üçüncü zülfedir. Güneş doğuncaya kadar devam eder.

İsrâ 78. ayette sabah vakti, kur’ân’el-fecr diye ifade edilmiştir. Kur’ân (قرآن) Arapçada “toplama ve toplanma” anlamına gelir[9].  قَرَأتُ الشيء قرآنا sözü, “bir şeyi topladım” ve “birini diğerine ekledim”, demektir. قرأت الكتاب قراءة وقرآنا = “Kitabı okudum”, sözü de öyledir. Çünkü okumak, kelimeleri birbirine eklemektir. Son kitaba Kur’ân adı verilmesi, indirilen bütün ayetleri bir araya toplaması sebebiyledir. Fecirdeki toplanma da güneşten gelen değişik renk ve tondaki ışıkların toplanmasıdır. Toplanma güneş doğana kadar sürdüğünden bunun tamamı bir tek namazın vakti olur.

Peygamberimizin hadislerinde de ilk namaz öğlen namazı, son namaz da sabah namazıdır. İbn Abbas’ın (r.a) bildirdiğine göre Allah’ın Elçisi namaz vakitleri konusunda şöyle demiştir:

Cebrail Kâbe’nin yanında bana iki kere imamlık yaptı. Birincisinde öğle namazını, gölgeler bir ayakkabı kayışı kadar iken kıldırdı. Sonra her şeyin kendi gölgesi kadar olduğu zaman ikindiyi kıldırdı. Güneşin battığı ve oruçlunun iftar ettiği saatte akşam namazını kıldırdı. Şafağın (batı ufkundaki kızıllığın) kaybolduğu saatte de yatsıyı kıldırdı. Sabah namazını da tan yerinin ağardığı, oruç tutana yemenin içmenin yasak olduğu saatte kıldırdı.

Cebrail ikinci kez imamlık yaptığında öğle namazını, dünkü ikindi vaktinde, her şeyin gölgesinin kendi boyu kadar olduğu vakitte kıldırdı. İkindiyi, her şeyin gölgesi kendinin iki katı olduğu vakitte kıldırdı. Sonra akşam namazını ilk günkü vaktinde kıldırdı. Sonra yatsı namazını gecenin üçte biri geçmekte olduğu sırada kıldırdı (حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ). Sabah namazını da ortalık aydınlandığında kıldırdı. Sonra Cebrail bana döndü ve dedi ki, «Ya Muhammed, bu senden önceki peygamberlerin ibadet vaktidir. İbadet vakti bu iki vaktin arasıdır. [10]


Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır


[1] Gecenin ve gündüzün yörüngeleri konusu ilgili ilim dalının izahına muhtaçtır. Güneşin, ayın, gecenin ve gündüzün yörüngesinden bahsedilip dünyanın yörüngesinden bahsedilmemesi üzerinde de durmak gerekir.

[2] والطرَفُ، بالتحريك: الناحية من النواحي والطائفة من الشي، والجمع أَطراف. Lisanu’l-Arab

[3] Ebu Davud, salat 7, hadis no 420.

[4] Serahsî, Şemsüddin, el-Mebsût, Mısır l324/1906, c. I, s. 259

[5] Şafiî, Muhammed b. İdris, el-Um, Beyrut 1393/1973, c. I, s. 74

[6] مسائل الإمام أحمد رواية ابنه أبي الفضل صالح – (ج 2 / ص 174)

[7] Malik b. Enes (öl.179 h.), el-Müdevvene, Dar’ul-kutub’il-ilmiyye, 1415 h./1994m. C. I,s. 156.

[8] Müslim, Sıyam 38, Hadis No (1163)

[9] Mekâyîs’ul-luğa

[10] Tirmizî, Mevâkît, 1

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
"Kur’an’da Namaz Vakitleri" ile ilgili yorumlar:

  • vedat cuci diyor ki:

    belkı konusu deıl ama namaz kılmayı bız muslumanlar mezhep ımamlarındanmı ogrendık namazın kılınma seklını ogrenmek ıcın baska kaynak yokmudur mesele ben toplumda herhangı bır mezhebe baglı olmadıgımı soyledıgımde oyle seymı olur sen namazını nasıl kılıyorsun gıbı sorularla muhatap oluyorum namazın kılınma seklını mezhep ımamlarımı bulmus yoksa onlarda baska kaynaklardanmı ogrenmıs aydınlatırsanız sımdıden tesekkur ederım

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Namaz bir uygulamadır. Mezhepler ve bütün müslümanlar bu uygulamayı bize aktarmıştır. Ana omurga olarak namaz ibadetinde bir ihtilaf yoktur. Ancak şekli olarak bazı ihtilaflar söz konusudur. Bize namazı mezhepler değil tüm müslümanlar aktarmışlardır. Bu konuda bilgi için Kitap ve Hikmet dergisinin 4. sayısını inceleyebilirsiniz.

  • Cemal Çiftçi diyor ki:

    İmsakiye gönderilmesini rica ederim.Saygılarımla

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Selamun aleykum: Harita üzerinden bulunduğunuz noktaya ait imsak ve namaz vakitlerini görebilirsiniz. Bu yıl için özel olarak imsakiye hazırlanmamıştır.

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Selamun aleykum: Harita üzerinden bulunduğunuz noktaya ait imsak ve namaz vakitlerini görebilirsiniz. Bu yıl için özel olarak imsakiye hazırlanmamıştır…

  • gursel diyor ki:

    Ayetlerde vaktin başladığı noktalara değinilmiş ve vaktin bittiği noktalara değinilmiş, farklı farklı ayetlerde vaktin başlangıcına ve sonuna değinilmiş, güneşin tam tepeden kaymasından gecenin karanlığına kadar namaz kıl demiş, burada bir başlangıç ve bir bitiş var, bir başka ayette ise güneş batmadan önce namazı kıl denilmiş. Bir önceki ayette güneşin tam tepeyi geçmesinden itibaren başlayan vaktin sonunu güneş batmadan önce olduğunu anlıyoruz. Buna bir vakit denmemesini anlamıyorum. Gündüzün iki tarafı derken sabah namazı bir tarafı iken bir vakit namaz var iken diğer tarafa iki tane namaz konması tuhaf değil mi? Kuranda geçen namaz isimlerini araştırırsak, cuma, cenaze ve 3 vakit isminden bahsederken günümüzdeki farzlaştırılmış ve kuranda isimlerine ve de vakitlerine değinilmemiş olmasının bir açıklaması var mı? var olmasına rağmen diğer vakitlerden bahsetmemesini nasıl açıklıyoruz?
    Enam 114: “Allah, size Kitab’ı (Kur’ân’ı) açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur’ân’ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma.”

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Selamun aleykum: SOrmuş olduğunuz soruların cevabı Kur’an’da namaz vakitleri adlı sayfada mevcuttur. Ayrıca geniş bilgi isterseniz Kitap ve Hikmt dergisinin 4. sayısından istifade edebilirsiniz. 4. sayıda Namaz konusu işlenmiştir.

  • Aydın SAĞLAM diyor ki:

    Hocam islamla hiç tanışmamış akıllı bir insana al kardeşim Bu Allah C.C kitabıdır ve içinde hiç bir şey eksik bırakılmamıştır ve sen bundan sorumlusun. İçinde herşey detaylıdır açıklanmıştır desek o kişi bütün ibadetleri rahat bir şekilde içinden bulabilecektir. Orucun ne olduğunu nasıl yapıldığını, zekatın ne olduğunu nasıl yapıldığını, zinanın ne olduğunu, şirkin ne olduğunu. Namazın ne olduğunuda rahatça anlıyacaktır. Ama namazın kaç vakit olduğunu bu şekilde anlıyabileceğini hiç sanmıyorum. Demek istediğim yorum bize kadar gelen uygulamayı kurtarmaya yönelik gibi. Oysaki namaz vakitleri ile ilgili rahatça anlaşılabilecek bir çok ayet vardır.ve bu ayetlerin hepside sabah(fecr) akşam(işa) ve yatsı(vusta) namazına işaret eder.Kurandan 5 vakti çok çok zorlarsak ancak bulabiliz önrğin güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar olan vakti öğlen vakti anlamak.yada taraf kelimesine bölüm olarak anlamak.
    3:113 - Hepsi bir değildirler. Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.

    20:130 - O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.

    50:39-40-41 Onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini överek yücelt.Geceleyin O’nu yücelt ve secdelerin ardından da…Çağırıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.

    52:48-49 Rabbinin hükmü gerçekleşinceye kadar sabret sen gözlerimiz önündesin ve kalktığın zaman Rabbini överek yücelt.Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken O’nu yücelt.

    76:25-26 Sabah akşam Rabbinin ismini an.Geceleyin O’na secde et ve O’nu uzun gecelerde yücelt.

    11:114 Gündüzün iki ucunda, gecenin yakın kısmında namazı gözet. İyilikler kötülükleri silip götürür. Bu, öğüt alacak olanlara bir öğüttür.

    Her ne kadar hadislerde çok çeşitli şekilde rivayetler olsada bunu destekleyen rivayetlerde bulunmaktadır.
    2336 – Bir rivayette de şöyle gelmiştir: Akşamı, ikinci günde, ufuktaki aydınlığın kaybolmasından önce kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin ilk üçte birine kadar tehir etti. Sonra sabah oldu ve soru sahibini çağırdı: “İşte namazın vakti bu iki hudud arasındadır” buyurdu.
    Müslim, Mesâcid 178, (614); Ebü Dâvud, Salât 2, (395); Nesâî, Muvâkît 15, (1, 260, 261). Metin Müslim’e aittir.

  • Barışcan Leblebicioğlu diyor ki:

    Hocam,12.sûrenin 111.ayetinde Kur’an’ın herşeyi açıkladığı yazıyor.Bu ayete göre akşam namazıyla yatsı namazını ayıran işaret Kur’an’da açıklanması lazım.siz şuana kadar bir delil buldunuz mu?teşekkür ederim.

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Barışcan Bey,

      Bu konu ile ilgili açıklama sitemizde yayınlanan Namaz Vakitleri ile ilgili yazımızda bulunmaktadır. Lutfen oraya bakın.

      Prof. Dr. Abdulaziz BAYINDIR
      Istanbul Üniversitesi Ilahiyat Fak. Ogr. Uyesi Tel. 0090212 440 00 00
      Süleymaniye Vakfi Baskani Tel. 0090 212 513 00 93

  • Sule k. diyor ki:

    Bunca yıldır nasıl böyle bir hata yapmışız cok üzgünüm.ayetleri okuyup dururken nasıl farkında olamamışım!bunun sebebi diyanetin yanliş yapmayacağı anlayışından kaynaklı bence.fazlasıyla güwenmemiz.bunun taassubdan ne farkı war ki!!! O kadar rahatladımki size anlatamam..Rabbim bizim için zorluk istemiyor.bu ayeti yasıyorum her gün..Allah farkında olanların sayısını artırsın.tesekkür ediyorum.dualarımdasınız ekip olarak……

  • aydin diyor ki:

    ALLAH RAZI OLSUN:

  • Yakup diyor ki:

    Hocam, ayette geçtiği gibi gecenin zülfelerinde namazı kılmalıyız. O zaman neden ilk zülfede 2 vakit ve ikinci zülfede hiç kılmıyoruz? Hud 114den yola çıkarak İsra 78de geçen “gecenin karanlığına kadar”, karanlığı ile birlikte olamaz mı?

  • AKIN diyor ki:

    SN HOCAM BEN YUKARIDA AÇIKLAMALRINIzı okudum sizide bayagıdır takip ediyorum ve namazk konusunda hala bir açıklık getirmediniz yani namaz kac vakittir , ben bununla ilgli yatsı namazının normalde sabaha kadar kılınma süresi oldugunu biliyorum ama siz yatsının aydınlık kılınmasını gece ve gündüzün fecri kazım olarak aydınlık kılınmasını ibare ediyorsunuz artık şu saatler konusunda daha açık olmak gibi bir lüksünüz yokmudur lütfen yani yatsıyı akşamın fecri kazımına göre kılacaksak akşam namazı ne zmaan olacak bu şartlarda tabii ikindi de geri kayacak anlamadım gitti namaz kac vakit ben nasıl kılacagım .. ??? VE BEN ORUCA BAŞLANMASININ DA BOZULMASNINDA TAMAMEN SİZİN SÖLEDİGİNİZ YERİNDEYİM ben 15 sene yaptıgım tır şöförşlügü meslegimde ezansız orucumu bozdum en kuzeye ve en güneye en dogu ve batıya devamlı hareketler yaptım dünya yeryüzünde yani ingilterenin en üstünde orucnuzu türkiyeye göre bozacaksanız yani akşam saat 20, 45 oluyor ise uk de saat 18.45 oluyor ama hava aydınlıgı daha ilkindi modunda nasıl bozacaksınız ki, olmaz oruc tamamen siznde bahsettiginiz kuranında ayetlerinde belirttigi gibi hava ile alakalıdır .. ama namaz konusu hala aydınlıga cıkmadı ona bir care lütfen ALLAHIN SELAAMI SİZİNLE OLSUN VE NOT:
    BEN SİZİN BU VİDEOLARINIZI DA SİTEDE GÖREMEDİM KUZEYLE ALAKALI UMARIM TEZ ZAMANDA CEVAP ALIRIM

  • Furkan diyor ki:

    bunlari biliyorken hala diyanetin uyguladigi takvime sozum yok.lutfen diyanet ile ilgili gerekli girisimleri yapin ve milletimizin namazlarini yanlis vakitte kilmasini duzeltin abdulaziz bey..allah razi olsun iyi calismalar..

  • cumaali diyor ki:

    hamburg

  • Ayhan Kırmızı diyor ki:

    naziyat 46. ayette ve yusuf 16. ayetlerde geçen işa sözcükleri akşam olarak çevrilmiş. çeviri hatası olabilir mi ? çünkü biz işa yı yatsı olarak öğrenmiştik
    (bu arada ‘şunun bir tarafından tut’ cümlesine ilişkin bir kaç şey söylemek istiyorum. masanın bir tarafından tut derken aslıdna manayı kısaltıyoruz, tam söylemek gerekirse ‘masanın bir tarafına geç kenarından tut’ denir. bir tarafından tut derken de önce bir tarafına geç sonra o bulunduğun yerden tut demek istiyoruz)

    • abayindir diyor ki:

      Ayhan Kırmızı Bey,

      İşa kelimesi yatsı namazı için kullanılır. Nitekim Nur 58′de o anlamdadır. Ancak Arapçada öğleden sonra başlayıp sabaha kadar süren vakte de işa denir. Dolayısıyla verilen meal yanlış değildir.
      Masanın bir kenarı deyince çevresinden başka bir şey anlaşılmaz. Çünkü kimse masanın ortasından tutamaz. Ama ipin bir kenarı derseniz iş değişir. Kaldı ki, taraf kelimenesin Arapça anlamı kenar değil, bölümdür.

      • Ayhan Kırmızı diyor ki:

        nur 58 de işa sözcüğünün akşam değil de yatsı olduğundan nasıl emin olduk orasını anlayamadım(yaşar nuri akşam diye çevirmiş nihayetinde o zaman diliminin niteliği/tanımlaması yapılmıyor)… yakında el müfredat kitabını alıyorum hocam ondan sonra sizi çok uğraştırıcam.!
        birde asla ipin bir tarafından tut demeyiz ki. ipin ucundan tut deriz. doğru şekli budur ama dilin kemiği yok bir tarafından tut dendiğinde de mananın ne olduğunu anlarız isteneni yaparız.

        • abayindir diyor ki:

          Ayhan Bey,

          Eğer gerçekten öğrenmek istiyorsanız namaz vakitleri ile ilgili yazıda yeterinden fazla açıklama vardır.

  • Guncel diyor ki:

    (Aşağıdaki açıklamalar “kurandakidin.net” sitesi yetkililerine aittir.)

    Bakara suresinin 238. ayeti ile ilgili olarak: Arapça’da çoğul ifadesi 3′ten değil 2′den başlar. Çoğulun 3′ten başladığını iddia edenlerin ileri sürdükleri görüş 2 için ayrıca bir ekin bulunmasıdır (salateyn). Anlaşılması için Türkçe’den örnek vererek 2 ifadesinin de Arapça’da çoğul sayılacağını anlatacağız.

    Örneğin Türkçe’de 12 ifadesini anlatan “düzine” şeklinde bir kelime vardır. Ama bu durum, 12 çoğul sayılamaz demek değildir. Bir arkadaşınız size “sana kalemlerini getirdim” dediğinde bu ifadeden “çoğul ek kullandığına göre arkadaşım bana 8 kalem getirmiş olabilir, 15 kalem getirmiş olabilir ama 12 kalem getirmiş olamaz, öyle olsaydı bir düzine kalemini getirdim derdi” şeklinde bir sonuç çıkarabilir miyiz? Elbette hayır! Türkçe’de 12 için ayrı kelime kullanılması 12′yi ifade etmek için her seferinde o kelimeyi kullanmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Çoğul içinde de sayabiliriz. Aynı şekilde Arapça’da da 2 için ek bulunması her seferinde o ekin kullanılarak 2′yi ifade etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. 2 çoğul içinde de sayılabilir.

    Zaten 5 vakit iddiasındaki cevaba göre (eğer dilbilgisi konusundaki açıklama doğru olsa bile) bakara suresindeki ayetten namazın 5 vakit olduğu değil 5,7,9 gibi bir sürü vakit olabileceği anlaşılır. Bunu açıklamayı yapan kişi de, “orta namazın olması için namazlar ifadesinin “en az 4″ namazı ifade etmesi gerekir” diye itiraf etmiş (yani 6,8 ve ortasına bir namaz konabilecek şekilde daha çok olabilir). Ama sonra ayetin tek başına 5 vakti işaret ettiğini iddia etmiş. Burada gördüğümüz zihniyet şudur: Namaz vakitlerinin 5 olduğunu geleneksel din anlayışından; hadislerden, ilmihallerden, şeyhlerin yorumlarından vesaire öğrenip, bunların yanlış olamayacağını düşünüp, sonra bu bilgiyi Kuran’dan da nasıl çıkarırız da doğrularız acaba zihniyeti. Bizim zihniyetimiz ise şudur: Kuran dinimizin tek kaynağıdır, herhangi bir konuyu anlamak için Kuran’a başvurulur, Kuran’da ne yazıyorsa o konuda onunla hüküm verilir.

    Sonuç olarak, bakara suresi 238. ayetteki namazlar ifadesi “2 yada daha fazla namazı” ifade etmektedir. Orta namazın olabilmesi için bu namazlar ifadesinin çift sayı olması gerekir. Yani bu ayete göre orta namazla birlikte 3,5,7,9,… gibi namaz vakitleri olabilir. Bu vakitlerden hangisinin (3,5,7,9,…) olduğuna karar vermek için ise Hud suresi 114. ayet ve TAHA suresi 130. Ayet bizlere yardımcı olur. Gelelim bu ayetle ilgili açıklamalarımıza:

    Arapçadaki “nehar” “gündüz”, “leyl” ise “gece” demektir. Yukarıdaki ayette geçen “tarafeyi en-nehari” ifadesi gündüzün iki tarafını ifade eder. “Taraf” kelimesi “uç, dıştan bitişik bölüm” manalarına gelmektedir. Kuran’da geçtiği diğer ayetlerde de bu anlamlarda kullanılır. (Bir kelimenin tam anlamını çıkarabilmek için o kelimenin Kuran’daki tüm kullanılış yerlerine ve şekillerine bakmak gerekir). Türkçe’de de aynı ifade mevcuttur: sandalyenin iki tarafına geçin dendiğinde sandalyenin içinde iki taraf aramayız. Aynı şekilde derslerin iki tarafında teneffüsler var dediğimizde teneffüsler dersin içinde değil, bitişinde başlar, yani dışındadır. Gündüzün başlangıcını güneşin doğuşu, günün bitişini güneşin batışı olarak alırsak; günün iki tarafında sabah ve akşam namazları vardır. Bu da bakara suresindeki “namazlar” ifadesinin 2 sayısını gösterdiğini, böylece orta namazla birlikte namaz vakitlerinin 3 olduğunu kesinleştirir. “Zulefen min el-leyl” ifadesi ile bu vakitlerin, aynı zamanda gecenin gündüze yakın zamanları olduğu da daha iyi vurgulanmış olur. Yani “gündüzün iki tarafı” ve “gecenin yakın saatleri” ayrı vakitleri ifade etmeyip, “gecenin yakın saatleri” ifadesi gündüzün iki tarafında (yani gündüzün dışında) olacak vakitlerin gecenin hangi saatlerinde olduğunu, gecenin gündüze yakın saatlerinde diyerek “vurgular ve belirginleştirir”.

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Güncel,

      Bunlar Kur’an’ı kendilerine uydurmaya çalışmaktadır. Dikkate almaya değemeyecek kadar saçma şeylerdir. Bir hafata Arapça okuyan herkes Arapçada çoğulun en az üçü gösterdiğini bilir. Bir şeyin tarafı, hiç bir zaman ona dıştan bitişik olan değildir. Şunun bir tarafından tut deince dışarısından tut, anlaşılmaz.

      • Güncel diyor ki:

        Sayın Bayındır;

        Herşeyden önce isminizin önündeki unvandan hareketle size uymayan fikirleri “şaçma” olarak geçiştirmeyi değil bunları delilleriyle ortaya koymanızı beklemekteyim. Ne var ki çoğul ek en az 3 ve daha fazlasını gösterir deyip neden en az değer olan 3′ü baz aldığınıza dair sitenizde HALA tatmin edilmiş bir açıklama yok. Hud suresi 114. ayetteki zülef” sözcüğünü 3 değil de çoğul olduğu için -örneğin- beştir diye ele alıp gündüzün iki ucuyla birlikte toplam 7 vakit namaz vardır fikrini ortaya atan birini (Yüce Kitabımız kendi kendisini tefsir ettiğini bizzat bizlere bildirdiğine göre) Kur’an’dan delillerle nasıl çürütebileceksiniz merek ediyorum doğrusu. Aynı durum Bakara Suresi 238. ayet için de geçerli. Kaldı ki Taha suresi 130. ayetle ilgili açıklamalarınızdan sonra nafile namazların 4 gece 4 gündüz olmak üzere 8’e çıktığını belirtmişsiniz. Bu yorumunuz öznel değerlendirmelerin gelip gelebileceği son boyutunun tezahürüdür. Sizin bakış açınızdan aslında ayetten şu çıkıyor:

        Taha-130: Artık onların dediklerine sabret ve güneşin doğmasından evvel (SABAH NAMAZI)ve batmasından evvel (İKİNDİ NAMAZI)Rabbine hamd ile tesbihte bulun. Ve gece saatlerinde(AKŞAM, YATSI VE SABAH NAMAZI) de tesbih et ve gündüzün etrafında(ÖĞLE, İKİNDİ NAMAZI ve KUŞLUK NAMAZI) da. Ta ki sen hoşnut olasın.

        “Etraf” “taraf”ın çoğulu olduğu için 3 veya daha fazlasını göstermesine karşın sizin için 3 olarak ele aldım.
        “vakitler” diye tercüme edilen “ânâ’= آنَائ” kelimesi “ân=آن”ın çoğuludur. Bunu da hatırınız için(!) 3 kabul etsek bile sonuç ortada. Allah aynı namaz vaktini neden bir ayette birden fazla zikrediyor sizce?
        Ve sizce neden Kur’anda ismen sadece İşa, Fecr ve Vusta olmak üzere 3 namaz vakti zikrediliyor?

        • abayindir diyor ki:

          Sayın Güncel,

          Emir tekrarı gerektirmez, diye bir kural vardır. Yanınızda çalışan birine “çay yap” dediğinizde çay yaparsa görevini yapmış olur. Ama her gün çay yap derseniz onu her gün apması gerekir. Allah da bize “Namaz kılın” deseydi, bir kere namaz kılmakla görevimizi yapmış olurduk. Ama “Namaz size vakitle sınırlı olarak farz kılınmıştır” (Nisa 103) dediği için vakit tekrarladıkça namazı da tekrar kılmamız gerekir. “Gündüzün iki tarfında namaz kıl” (Hud 114) emri Güneşin doğuşu ile batışı arasında iki vakitte namaz kılmayı farz haline getirir. İlk namazın “Güneşin batıya kaydığı vakitte” (İsra 178) kılınmasını emrettiği için onu öğle vaktinde kılmamız ve ondan sonra Güneş batıncaya kadar bir namaz daha kılmamız farz olur.
          “Gecenin zülefinde namaz kıl” emrine gelince bu da gecenin gündüze yakın, en az üç vaktinde namaz kılmakla yerine getirilecek bir emirdir. Çünkü bu üç vakitte namaz kılan, emri yerine getirmiş olur. Onun için bu gibi yerlerde en azını aypmak farz olur. Üçün üzerine çıktığınız zaman rakam sonsuza kadar gider. O zaman yeni bir emirle onu sınırlamak gerekir.
          Hud 114 ile İsra 178 “Namazı kıl” emriyle başlamaktadır. Taha 130 “”sebbih = tesbih et” emriyle başlar ve emir iki kere tekrarlanır. Birincisinden sonra Güneşin batmasından önce, doğmasından önce ve ânâul’l-leyl ifadeleri, ikincisinden sonra da etrâf’en-nehâr ifadesi geçmiştir. Farklı yorumumuzun kaynağı budur.

  • semih erdem diyor ki:

    hocam akşam namazının farzı diye bildiğimiz namaz neden 3 rekattır bunu araştırmaya çalışıyorum kendi imkanlarımla ama bir türlü rivayetlerden öteye geçemedim sağlıklı bir bilgiye ulaşamadım aydınlatırsanız beni bu konuda memnun olurum teşekkürler şimdiden.

  • Ayhan Krmz diyor ki:

    rivayetlerden edindiğimiz ‘rasulullahın sünneti’ kavramının bizi mutlak anlamda bağlayıcı bir bilgi olduğundan emin olamıyorum. eğer Allah cc bizi peygamberin söylem ve eylemlerinden de sorumlu tutacaksa
    1-) ‘sadece bu kitaptan sorulacaksın’ demezdi, yada
    2-) peygamberini kıyamet gününe kadar yaşatırdı.
    ayrica her sistemin bir kitabı olur. bizim dinimizin bir tane bilinen ve sayısından ve isminden emin olamadığımız bir çok ta bilinmeyen kitabı varmış gibi davranmak bizi yıllardır yıprattı, yanılttı ve hep geriye attı. peygamberi seviyor görüntüsü vermek için onun adına konuşanlar ondan daha çok konuşuyor.
    güneşin düluk olmasından gecenin ğasak olmasına kadar geçen zamanda kaç vakit var sorusuna kuran başka cevap veriyor siyer başka. hangisini tercih edelim dersiniz ?

    • abayindir diyor ki:

      Ayhan Bey,

      Yazımızı dikkat edereniz Kur’an ile Sünnet arasında tam bir uyumun olduğunu görürsünüz.Sorunuzun cevabı yazının içindedir.

  • Ayhan Krmz diyor ki:

    sanki kuranda 5 vakti bulduğumuz için değil de 5 vakit namaz kılmakta olduğumuz için kuranda zorla bulmaya çalışıyoruz.
    ‘gündüzün iki tarafında’ bunu gündüzün içinden seçtiniz. ‘bizim evin iki tarafında yol var’ desem bu yollar evin içinden değil dışından geçtiği anlaşılır. yada ‘ağacın iki tarafından su akmakta’ su ağacın içinden değil dışından geçer. gündüzün iki tarafını güneşin doğmadan öncesi ve battıktan sonrası olarak ta anlamak gayet mümkün.
    gecenin 3 bölümünü tam anlamı ile anlamak için gündüzün iki ucunu hesaba katarsak yanılma payı kalmıyor.
    ‘dülukişşems’ sözlükte güneşin ufuktan aşağı kayması yani batması iken siz tepe noktasından batıya geçmesi dediniz. peki sizin görüşe göre düşünürsek tepeden itibaren ğasakilley vaktine kadar bir vakit değil ki !? neredeyse 3 vakti içine alan muğlak bir ifade olmaz mı ?

    • abayindir diyor ki:

      Ayhan Bey,

      Arapça bildiğiniz belli. Lutfen taraf kelimesini Türkçe anlamı ile değil, Arapça anlamıyla anlamaya çalışın. Çünkü Kur’an Türkçe bir metin değildir. Düluk kelimesini de Kur’an-Sünnet bütünlüğü ile anlarasınz her şeyin yerine oturduğunu görürsünüz.

  • hanife diyor ki:

    Bursa’da oturuyorum namazla ilgili bilgilenmek istiyorum.farz namazlarinin kac rekat oldugunu ve vakitlerinin ne zaman baslayip ne zaman bittigi konusunda beni bilgilendirirseniz sevinirim.simdiden tesekkur eder saygilarimi sunarim…

  • hayriye diyor ki:

    Teşekkür ederiz .

  • hayriye diyor ki:

    allah sizden razı olsun böyle elzem hassas konuda aydınlatma yaptığınız için

  • memet diyor ki:

    selam hocam sizden cok kisa ve dogru bir namaz kilma sekli istiyorum ben 3 vardiye calisiyorum yani bir hafta sabahciyim bir hafta öglenciyim bir haftada gececiyim ne yapmaliyim kimisi kazasi olmaz diyor namazin sasirdim kaldim ben sadece dogru olani yapmak istiyorum ALLAHINselami üzerinize olsun sayin hocam.

  • Omar Alhassani diyor ki:

    Selam Hocam,
    Muzzemmil suresinde gecen kurani geceleri okuma emri kime gelmistir? Hepimize degilmidir?
    Cunku butun namazlarin adlari gecmiyor sadece ucunun adi geciyor fejir, Orta/wustaa ve Ishaa/yatsi namazlari.
    Bu yuzden belki hadislerde de bayagi bir anlasmazlik olabilirmi, ve Kuranda aciklamalar bulumuyor. dediginiz gibi öglen ve ikindi namazlari arasinda veya aksam ve yatsi.
    yatsi namazinin gecenin ucte biri veya yarisi olmasi nerden anlasiliyor? Gecenin yarisi, uste biri veya uste ikisi kuran okunmayacakmi? Muzzemilde gectigi gibi.
    Tesekkurler,

  • OkanS diyor ki:

    Merhabalar Hocam,

    Güneş’in batışı ve doğuşunu sizinle aynı şekilde hesapladığnı söyleyerek verdiğiniz linkte bakmamız gereken doğru saatler “civil twilight” olarak ifade edilen saatler midir?

    Teşekkürler,

  • ekrem caner diyor ki:

    yatsı namazının başlaması konusunda, diyorsunuz ki batıdeki kırmızılığın kaybolmasıyla başlayan beyazlıkla başlar, fakat kırmızılık neredeyse karanlık çökene kadar devam ediyor. bu konuda detaylı bir şekilde herkesin anlaya bileceyi şekilde bana bilgi verirseniz memnun olurum.

    • abayindir diyor ki:

      Ekrem Caner Bey,

      Tespitiniz doğru. Bizim kastımız batı ufukundaki kırmızı kuşaktır. O kızıllığın dağılmaya başladığı vakitte yatsı namazı vakti girer. Çalışmalarımızın sonuna yaklaştık. İnşaallah tüm dünya ile ilgili hesap ölçülerini yakında yayınlayacağız.

    • ekrem caner diyor ki:

      aşağıdaki bilgi tam acıklayıcı değil deyil mesale ufukdaki kızılğın dağılmaya başlamasından başka alemetler deliller yokmu? yıldızların durumu gibi. daha geniş açıklarsanız daha eyi olur.

  • Kemal ÇAVUŞOĞLU diyor ki:

    Not : Aşağıda yazdıklarım sadece düşündüklerimdir. Yeterli bilgi sahibi veya otorite olmadığım için size danışıp görüşlerinizi alarak ufkumu genişletmek istiyorum. Aklıma takılan bazı soruları sormak istedim sadece.

    Merhabalar,
    Doğal olarak sizin kadar bilgi sahibi değilim. Ancak gecenin gündüze yakın kısımları (zülfeleri) ile sabah ve akşam namazları, gündüzün iki yanı ile kuşluk ve ikindi kastedilmiş olabilir mi?
    Güneşin zevali ile öğle namazı ve orta namaz (vusla) ile yatsı namazı işaret edilmiş olabilir mi? Böylece 6 vakit namaz çıkıyor ortaya. Yalnız kuşluk namazları sadece bayramlarda cemaatle kılınan farz namazlar oluyor böylece. Diğer günlerde iki rekat cemaatsiz kılınan farz namazlar oluyor kuşluk namazları. Böylece bir günde kılınan farz namazları rekatları sabah 2, kuşluk 2, öğle 4, ikindi 4, akşam 3 ve yatsı 4 olmak üzere toplam 19 rekat yapıyor. Bu da acaba içinde 19 geçen ayetle bağlantılı olabilir mi? Yanılmıyorsam, 19 aynı zamanda cehennem kapılarının sayısını ifade ediyor aynı zamanda.
    Bir topluluk karşısında konuşma yapmadan önce nasıl hazırlık yapmak gerekiyorsa peygamber efendimizin bize öğrettiği sabahın farzından önce iki rekat sünnet ile hazırlık, öğlenin farzından önce 4 rekat sünnet ile hazırlık, iki rekatta farzı kıldıktan sonra şükür anlamında sünnet namazı olabilir. ikindide aynı şekilde 4 rekat hazırlık. Akşam yemek saati çok yaklaştığı için ve gün boyu değişik zamanlarda namaz kılındığı için hemen 3 rekat farz bu nedenle akşam ezanı da acele acele okunur. Daha sonra iki rekat şükür anlamında sünnet. Yatsı namazı da yemekten sonra olduğu için farzdan önce 4 rekat sünnet ve daha sonra namazın geri kalanları. Bilgim tam olmadığı için vitr namazı hakkında bir yorum yapamıyorum.
    Böylece sanki gün içinde toplam 42 rekat namaz kılmamız gerekli gibi görünüyor. Eğer ki edebinle ve usulünle namaz ibadetini yapmak gerekiyorsa tabii ki.
    Bir de sanki teheccüt denilen gece namazı (yanılmıyorsam) sanki sadece peygamber efendimize mahsus kılınmış gibi geliyor. Buna rağmen illa ki diğer kullar da kılabilir demek sanki haşa kendini peygamberle yarıştırmak, Allah’a karşı çıkmak gibi geliyor.
    Bunun yanında cuma namazını da sanki bir (vusla) orta namaz gibi algılıyorum. Evet Allah katında zaman kavramı çok farklı ama bunu da en basit düz mantıkla düşünmek isteyip düşünürsek yani söyleneni apaçık anlamaya çalışırsak, sanki dünya bizim şu anda algıladığımız gibi altı günde yaratılmış. Salı yaratılmaya başlandığı gün. Salı, çarşamba ve perşembe Allah tarafından yaratılmaya devam ediyor. Cuma günü ara veriliyor ve Cumartesi, Pazar devam ediyor ve Pazartesi günü tamamlanıyor. Böylece cuma günü öğle vakti tam ortada kaldığı için orta namazı oluyor.

    Maalesef türbe ve sakalı şerif, peygamber efendimizin emanetleri, eşyaları şirkini de çok fazla yaşıyoruz. Dinimizde normalde mezarın üstünün kapanması, sanduka diye bir şey var mı? Saray gibi anıt mezarlar var mı? Peygamber efendimizin mezarı neden bugün bu şekilde. Dinimiz gereği sadece ölenin cesedinin yıkanması ve namazı kılındıktan sonra toprağa defnedilmesi gerekmiyor mu? Doğal olarak kim olursa olsun, peygamberler de olsa bu konuda ayrıcalık sahibi değil. Ceset toprağa girdikten sonra kimyasal ekstra şartlar mevcut değilse Allah’ın tabiatı yaratış şeklinin gereği kimin ceseti olursa olsun mutlaka çürüyecektir. Bugün peygamberimizin cesedinin ve kemiklerinin hapsolunduğu o kafesten kurtarılıp herkese gösterilmesi gerektiğine inanan müminlerdenim.( Belki de tek müminim, bunu bilemiyorum) Ama buna inandığımı söylemek zorundayım. Çünkü hiç kimse Allah’tan bir şey gizleyemez. Bu iş yapılabilirse çok büyük bir şirkin önüne geçileceğine inanıyorum. İnsanların şekilcilikten kurtulacağına inanıyorum.

    Daha da ileri gidelim. Bugün Allah’ın evi simgesine sahip olan kabemizin bombalanarak yerle bir edildiğini kabul edelim. Haşa Allah’a bir zarar mı gelecek? ya da kabe bombalandı diye biz Allah’a inanmaktan vaz mı geçeceğiz? Kabemiz yerle bir olsa da istediğimiz gibi onarabiliriz, yenisini de yapabiliriz inancımız tamsa tabii ki.

    Bugün Hz. Süleyman mabedinin siyonistler ya da diğer yahudiler tarafından ortaya çıkarılma istemleriyle ilgili ya da Hz. İsa’nın kemikleri ile ilgili bir sürü fırtınalar koparılıyor. Ya da Hz. Muhammed karikatürleri üzerinden bir sürü gereksiz provokasyonlar biz müminlerin inanç zafiyetinden dolayı amacına ulaşıyor ve islam dışı unsurların (kafirler, münafıklar) ekmeklerine yağ sürüyor.

    Bir de sizden son isteyeceğim, bugün gerçekten bir karmaşa olan res hımar ya da hımar tartışması yani başörtüsü tartışması nasıl çözülebilir? Aslı nedir bu konunun?

    Ben bu konuda yeterli bilgi sahibi olmadığım ve dolayısıyle otorite olmadığım için yukarıda yazdıklarım sadece bana has olan düşüncelerim.Bu konularda sizlerden de bilgiler alarak ufkumu daha genişleteceğime ve imanımı daha güçlendireceğime inanıyorum. Saygılarımla. Hepimiz her zaman Allah’a teslim olalım İnşaallah.
    Kemal ÇAVUŞOĞLU
    Tel: 0533 698 69 65

    • abayindir diyor ki:

      Kemal ÇAVUŞOĞLU,

      Eğer yazıyı dikkatle okusaydınız şu soruyu soramazdınız: “Doğal olarak sizin kadar bilgi sahibi değilim. Ancak gecenin gündüze yakın kısımları (zülfeleri) ile sabah ve akşam namazları, gündüzün iki yanı ile kuşluk ve ikindi kastedilmiş olabilir mi?” Lutfen yazdıklarımızı dikkatle okuyun. Diğer yazdıklarınız da kabul edilemeycek ifadelerdir. Eline keser alan biri kişinin bir ağaçtan mobilya yapmasına benziyor. Lutfen yazıyı bir kaç kere ve dikkatlice okuyun.

      Eğer insanlar sizin gibi yarım bile olmayan bilgileriyle hüküm vermeye kalkmazlarsa bütün problemler çözülür. Siz şapkaya “baş şapkası” mı diyorsunuz ki, hımara baş hımarı densin. Bu kadar saçmalığı nereden buluyorsunuz. Onun yerine doğruları öğrenmeye kalksanız kendinize iyilik etmiş olursunuz.

  • miray noyan diyor ki:

    Selamun aleykum Hocam;
    Dünyada bazı yerlerde sürekli gece bazı yerlerde ise güneş tam batmıyor mesela Alaska,oralarda namaz vakitlerini neye göre değerlendiriyorlar.

  • Ertuğrul diyor ki:

    Selam Aleykum HOcam,
    yukarıda ki yazınıda Sabah namazı için bir yazı göremedim ben mi yanlış anlıyorum günün ilk namazı Öğle vaktidir demişsiniz. bu konuda aydınlatabilir misiniz?
    saygılarımla,

  • erkan bayraktar diyor ki:

    diyanet işlerine yazdığım bir diğer sorunun metnidir.

    CA195A97-5619-46E1-9D8D-E3F84BD6107A No’lu soruma verdiğiniz cevap için teşekkür ederim. Ancak dikkatimi çeken hususları sizinle paylaşmak isterim.
    “Cebrail Kâbe’nin yanında bana iki kere imamlık yaptı. Birincisinde öğle namazını, gölgeler bir ayakkabı kayışı kadar iken kıldırdı. Sonra her şeyin kendi gölgesi kadar olduğu zaman ikindiyi kıldırdı. Güneşin battığı ve oruçlunun iftar ettiği saatte akşam namazını kıldırdı. Şafağın (batı ufkundaki kızıllığın) kaybolduğu saatte de yatsıyı kıldırdı. Sabah namazını da tan yerinin ağardığı, oruç tutana yemenin içmenin yasak olduğu saatte kıldırdı.
    Cebrail ikinci kez imamlık yaptığında öğle namazını, dünkü ikindi vaktinde, her şeyin gölgesinin kendi boyu kadar olduğu vakitte kıldırdı. İkindiyi, her şeyin gölgesi kendinin iki katı olduğu vakitte kıldırdı. Sonra akşam namazını ilk günkü vaktinde kıldırdı. Sonra yatsı namazını gecenin üçte biri geçmekte olduğu sırada kıldırdı (حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ). Sabah namazını da ortalık aydınlandığında kıldırdı. Sonra Cebrail bana döndü ve dedi ki, «Ya Muhammed, bu senden önceki peygamberlerin ibadet vaktidir. İbadet vakti bu iki vaktin arasıdır.
    (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür. Hud-114
    Güneşin zevalinden (öğle vaktinde batıya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir. İsra-78
    Yukarıdaki ayetlerle, hadis-i şerif tam bir uyum içerisinde.
    Hud suresi 114. Ayetin metninde yakınlık anlamında olan zülfe (زلفة)’ nin çoğulu zülef (زلف) kelimesi var. Arapçada çoğul, en az üç şeyi gösterdiğine göre gecenin gündüze yakın saatlerinde üç namaz kılmamız gerekiyor. Bu namazlar akşam, yatsı ve sabah namazları bu namazlarında gündüzden işaretler taşıması gerekiyor. İsra-78. Ayettede gece karanlığına kadar buyuruluyor. Bildiğim kadarıyla Kur’an-ı Kerim’de hava karardıktan sonra vakit namazı ile ilgili bir delilde yok. Gündüz kılacağımız namazlarda ayeti kerime ile sabit kılınmış.
    Bu ayetler ve hadisin ışığında yatsı namazını hava karardıktan sonra kılmanın ihtilaflı bir anlayışın getirdiği sonuçlara dayandırılmasının pek sağlıklı olmadığını düşünüyorum. İhtilaf olduğu yönündeki kanaatim CA195A97-5619-46E1-9D8D-E3F84BD6107A no’lu soruma verdiğiniz cevabın neticesinde ortaya çıkmıştır.
    Cevabınızdaki ifadeler:
    Rivayetlerde yatsının vakti ihtilaflı gözükmektedir. Hanefîlere göre, yatsıyı gecenin ilk üçte birinin sonunda kılmak müstehabtır. Bazı Hanefîlere göre müstehab olan vakit son üçte bir’den önceki vakittir. Bazı Hanefîlere göre de namazın gecenin üçte birine tehiri efdaldir. Bu iki görüşü birleştirerek:”Yatsıya, gecenin üçte biri çıkmazdan önce niyetlenip bu üçte birin sonunda namazdan çıkmalı” diyen de olmuştur.
    İmam Şafiî hazretlerinden iki görüş rivayet edilmiştir. Birine göre yatsının ihtiyarî vakti gecenin üçte birine, diğerine göre yarısına kadar devam eder.

    “Bu itibarla yatsının vakti ile ilgili farklı hadislerden dolayı yatsının vakti mezhepler arasında ihtilaflı gözükmektedir. Hanefîlere göre, yatsıyı imsak vaktine kadar geciktirmek caiz olmakla birlikte yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirmek müstehaptır. Gecenin yarısına kadar geciktirmek mubah, bir özür bulunmadıkça ikin¬ci fecre kadar geciktirmek ise mekruhtur.”
    Bu ifadeler düşüncelerimi destekler durumda gözükmektedir.
    Bir de diğer hadisle ayetleri karşılaştırmak isterim.
    Hz. Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bir adam Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a namazların vaktinden sormuştu. Ona: “Şu (önümüzdeki) iki günde namazları bizimle kıl!” buyurdu. (O gün) güneş tam tepe noktasından (batıyor) kayınca ezan için Bilâl’e emretti. O da öğle ezanını okudu. Sonra öğle için kâmet okumasını emretti. Sonra güneş yüksekte, beyaz parlak iken emretti ve ikindi için kâmet okudu. Sonra güneş batınca emretti, akşam için kâmet okudu. Sonra ufuktaki aydınlık kaybolunca emretti, yatsı için kâmet okudu. Sonra şafak sökünce emretti sabah için kâmet okudu. İkinci gün olunca, Bilâl’e ortalığın serinlemesini beklemeyi emretti. O da öğleyi, ortalık iyice serinleyinceye kadar geciktirdi. İkindiyi, güneş yüksekten, dünkü vakitten biraz sonra kıldı. Akşamı ufuktaki beyazlık kaybolmazdan az önce kıldı. Yatsıyı gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldı. Sabahı ortalık iyice ağarınca kıldı.
    Sonra: “Namaz vakitlerinden soran kimse nerede?” diye sordu. Soru sahibi: “Benim ey Allah’ın Resûlü!” dedi.
    “Namazlarınızın vakti dedi, gördüğünüz (iki vakit) arasındadır.” [Müslim, Mesâcid: 176, 177, (613); Tirmizî, Salât: 115, (152); Nesâî, Mevâkît: 12, (1, 258).]
    Güneşin zevalinden (öğle vaktinde batıya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir. İsra-78
    (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür. Hud-114
    Bu hadis’teki yatsıyı gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldı. İfadesi isra-78. ve Hud-114. Ayete uymuyor.
    Resulullah efendimiz asla kur’an-ı kerime aykırı davranmaz. Gecenin üçte biri geçince kılsa hava kararmış olur, böyle davranarakta isra-78’teki gecenin karanlığına kadar hükmüne vede Hud suresi 114. Ayetteki gecenin gündüze yakın zamanları hükmüne aykırı davranmış olur.
    Yani Gecenin üçte biri geçince kılsa gecenin kararmasından sonra kılmış olur(isra-78) ve gecenin gündüze yakın zamanı değilde gecenin ortasında kılmış olur.(Hud-114)
    Kaldiki Allah Teala Nur suresi 58. ve 59. Ayetlerde sabah namazından önce, yatsı namazından sonra ifadesi ile bir vakit tayin etmekte.Günümüzde böyle bir vakitte bulunmuyor. “Müminler! Ellerinizin altında olan esirler ile henüz ergenlik çağına girmemiş çocuklarınız üç vakitte; sabah namazından önce, öğle sıcağında soyunduğunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza girecekleri zaman izin istesinler. Bunlar, açık olabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitler dışında birbirinizin yanına girip çıkmakta size de, onlara da bir günah yoktur. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilir, doğru karar verir.
    Çocuklarınız erginlik çağına girince, büyükleri gibi izin istesinler. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilir, doğru karar verir.” (Nur 24/58-59)
    sabah namazından önce, yatsı namazından sonra ifadesi gecenin üç bölümünden biri olan gece yarısına denk geliyor.
    Yine En’am-96, Yunus-67 ve Mü’min-61. Ayetlerde gecenin dinlenme için yaratıldığından bahsedilmekte. Yani allah teala geceleyin dinlenin diyor, biz dinlenmek yerine aktif olmaya devam ediyoruz.
    O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. Yunus-67
    O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). En’am-96
    Allah, sükunet bulup dinlenmeniz için geceyi yarattı.
    Etrafınızı görüp çalışabilmeniz için de aydınlık olan gündüzü var etti.
    Doğrusu Allah, insanlara büyük lütuf sahibidir, fakat insanların ekserisi şükretmezler. Mü’min-61
    Sonuç itibarı ile bütün ayetler havanın kararmasından fecr’e kadar insanın aktifliğini azaltıp dinlenmesine, ibadetlerini ve diğer işlerinide ilk fecirden havanın kararmasına kadar tamamlamasına işaret ediyor. Belkide teheccüd namazının bu kadar önemli bir ibadet olmasının temeli, insanın dinlenmeyi bırakıp allahın rızasını aramasına dayanıyor. En doğrusunu allah bilir.
    Yukarıda belirttiğim nedenler çerçevesinde. Şu anki uygulamamız ile ayetler arasında tam bir uyuşmazlık görüyorum.
    Ayetler yanlış olmayacağına göre ya hadis sahih değil yada hadisin metni doğru tercüme edilmemiş. Yanıldığım noktaları var ise düzeltirseniz memnun kalacağım. çalışmalarınızda başarılar dilerim.

  • erkan bayraktar diyor ki:

    Diyanet işleri başkanlığından aldığım diğer cevabın metnidir.

    son bölümün dikkatle okunmasını tavsiye ederim.

    Tarih:29.11.2012

    Erkan BAYRAKTAR

    Konu:NAMAZ-Genel

    Soru Metniniz:

    847D65E3-A591-4549-A56B-506E1459CD80 nolu soruma verdiğiniz cevap için teşekkür ederim. Ancak yatsı namazının imsak vaktine kadar kılınabileceği ile ilgili delil olarak göndermiş olduğunuz hadis şu “İşte bu iki vakit arasında geçen süreler, namazların vakitleridir”. yaptığım araştırmalarda delil olan hadisin tamamı ise şu: Cebrâil (a.s.) gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da son vakitlerinde kıldırmak suretiyle namazın vakitlerini göstermiş ve “işte bu iki vakit arasında geçen süreler, namazların vakitleridir” demiştir. Hz. Peygamber de ashabına bu vakitleri fiilî ve sözlü olarak bildirmiştir. Bir hadiste “Her namazın vaktinin başlangıcı ve sonu vardır; öğle namazının ilk vakti güneşin batıya meylettiği zamandır, sonu ise ikindi vaktinin girmesidir. İkindinin ilk vakti, vaktinin girdiği andır, sonu ise, güneşin sarardığı zamandır. Akşamın ilk vakti güneşin battığı zamandır, sonu da, şafağın kaybolmasıdır. Yatsının ilk vakti şafağın kaybolduğu andır, sonu ise gece yarısıdır. Sabah namazının ilk vakti fecrin zuhuru, sonu ise güneşin doğmasıdır.” buyurmuştur. Bildiğim kadarıyla gece üç bölümden oluşuyor, gecenin ilk bölümü güneşin battığı andan hava kararana kadar, ikinci bölümü havanın karardığı andan fecre kadar, üçüncü bölümüde fecr’den güneşe kadar. yukarıdaki hadisle isra-78 birbiriyle uyuşmakta fakat şu an yatsı namazının kılınış vakti ayet ve hadisle uyuşmamaktadır. yaptığım araştırmalarda yatsı namazının imsak vaktine kadar uzatılması ile ilgili delil olarak şu rivayete rastladım. Ebu Katâde’nin rivayet ettiği bir hadiste “bir namazın vaktinin, diğer namazın vakti girinceye kadar devam ettiği” bildirilmektedir. Ancak bu hadisin allahın nebisine iftira olduğu hakkında bilgiler edindim. doğru olduğunu farzetsek bile cebrail hadisine ters düşmekle beraber, sabah namazını öğlen vaktine kadar kılabilmemiz gerekirdi. cevabınızda göndermiş olduğunuz hadis eksik olmakla beraber, yatsı namazının vakti ile ilgili soruma delil değil ancak yatsının gece yarısına kadar kılınabileceği anlamını taşımaktadır. tekrar sormak isterim yatsı namazını hangi delile dayanarak imsak vaktine kadar uzatabiliyoruz. Teşekkür ederim.

    Cevap:

    Yatsı namazının vakti, akşam namazının vakti çıktıktan sonra başlar, “imsak” vaktine (tan yerinin ağarmaya başlamasına) kadar devam eder (Kâsânî, Bedaiu’s-Sanâi’, I, 321; Merğînânî, el-Hidâye, I, 39; Zeylaî, Tebyînü’l-Hakâik, I, 81). Yatsı namazı bu süre içinde her hangi bir vakitte kılınabilir. Ancak uyanamayacağından endişe eden kişinin, namazını uyumadan önce kılması, gecenin sonuna bırakmaması gerekir.

    Diğer bir ifadeyle yatsı namazının vakti, batı ufkunda beliren şafa­ğın kaybolmasından itibaren başlar, ikinci fecrin oluşumuna kadar de­vam eder, İkinci fecir ortaya çıkınca, yani tan yeri ağarınca yatsı nama­zının vakti çıkar, sabah namazının vakti başlar. İkinci fecrin meydana gelmesi, ayrıca oruç için imsakin de başlangıcıdır.

    Yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirmek müstehaptır. Gecenin yarısına kadar geciktirmek mubah, bir özür bulunmadıkça ikin­ci fecre kadar geciktirmek ise mekruhtur. Çünkü bu durumda namazı kaçırmaktan korkulur.

    Mesajınızda yazdığınız “cevabınızda göndermiş olduğunuz hadis eksik olmakla beraber, yatsı namazının vakti ile ilgili soruma delil değil ancak yatsının gece yarısına kadar kılınabileceği anlamını taşımaktadır.” ve “tekrar sormak isterim yatsı namazını hangi delile dayanarak imsak vaktine kadar uzatabiliyoruz.” sorunuzun cevabına gelince;

    Cümlenizde geçen “soruma delil değil ifadeniz” doğru değildir. Zira ilk cevabı gereksiz yere uzatmamak için söz konusu hadisin sadece ilgili bölümü gönderilmişti. Söz konusu hadisin tam metni ve tercümesi aşağıda sunulmaktadır.

    Bu hadis-i şerifte ” ثم صلي العشاء اخر ذهب ثلث الليل Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı.” ifadesiyle yatsının imsak vaktine yakın zamana kadar kılınabileceği anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili iki hadis ve hadislerin açıklaması şöyledir;

    ـ4ـ وعن بريدة رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ رَجًُ سَألَ رَسُولَ اللّهِ # عَنْ وَقْتِ الصََّةِ؟ فقَالَ لَهُ: صَلِّ مَعَنَا هذَيْنِ الْيَوْمَيْنِ: فَلَمَّا زَالَتِ الشّمْسُ أمَرَ بًَِ فأذَّنَ، ثُمَّ أمَرَهُ فَأقَامَ الظُّهْرَ، ثُمَّ أمَرَهُ فَأقَامَ الْعَصْرَ وَالشّمْسُ مُرْتَفَعَةٌ بَيْضَاء نَقِيَّةٌ، ثُمَّ أمَرَهُ فَأقَامَ المَغْرِبَ حِينَ غَابَتِ الشّمْسُ، ثُمَّ أمَرَهُ فَأقَامَ العِشَاءَ حِينَ غَابَ الشّفقُ، ثُمَّ أمَرَهُ فَأقَامَ الْفَجْرَ حِينَ طَلَعَ الْفَجْرُ، فَلَمَّا أنْ كانَ الْيَوْمُ الثَّانِى أمَرَهُ فَأبْرَدَ بِالظُّهْرِ فَأبْردَ بِهَا، فأنْعَمَ أنْ يُبْرِدَ بِهَا، وَصَلّى الْعَصْرَ وَالشّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ أخّرَهَا فَوْقَ الَّذى كانَ، وَصَلّى المَغْرِبَ قَبْلَ أنْ يَغِيبَ الشّفَقُ، وَصَلّى العِشَاءَ بَعْدَمَا ذَهَبَ ثُلُثُ اللّيْلِ، وَصَلّى الْفَجْرَ فَأسْفَرَ بِهَا، ثُمَّ قَالَ: ايْنَ السَّائِلُ عَنْ وَقْتِ الصََّةِ؟ فقَالَ الرَّجُلُ: أنَا يَا رَسُولَ اللّهِ، فقَالَ: وَقْتُ صََتِكُمْ بَيْنَ مَا رَأيْتُمْ[. أخرجه مسلم والترمذي والنسائى.»ا‘بْرَادُ«: انكسار الوهج والحرِّ.ومعنى »أنْعَمَ«: أطال ابراد .

    4. (2363)- Hz. Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir adam Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a namazların vaktinden sormuştu. Ona: "Şu (önümüzdeki) iki günde namazları bizimle kıl!" buyurdu. (O gün) güneş tam tepe noktasından (batıyor) kayınca ezan için Bilâl'e emretti. O da öğle ezanını okudu. Sonra öğle için kâmet okumasını emretti. Sonra güneş yüksekte, beyaz parlak iken emretti ve ikindi için kâmet okudu. Sonra güneş batınca emretti, akşam için kâmet okudu. Sonra ufuktaki aydınlık kaybolunca emretti, yatsı için kâmet okudu. Sonra şafak sökünce emretti sabah için kâmet okudu. İkinci gün olunca, Bilâl'e ortalığın serinlemesini beklemeyi emretti. O da öğleyi, ortalık iyice serinleyinceye kadar geciktirdi. İkindiyi, güneş yüksekten, dünkü vakitten biraz sonra kıldı. Akşamı ufuktaki beyazlık kaybolmazdan az önce kıldı. Yatsıyı gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldı. Sabahı ortalık iyice ağarınca kıldı.

    Sonra: "Namaz vakitlerinden soran kimse nerede?" diye sordu. Soru sahibi: "Benim ey Allah'ın Resûlü!" dedi.

    "Namazlarınızın vakti dedi, gördüğünüz (iki vakit) arasındadır." [Müslim, Mesâcid: 176, 177, (613); Tirmizî, Salât: 115, (152); Nesâî, Mevâkît: 12, (1, 258).]

    Hadisin açıklaması şöyledir: Yukarıda kaydedilen hadiste beş vakit namazdan her birinin ilk vakti ile son vaktini belirlemektedir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), muhataplarının anlamakta zorluk çekeceği veya çabuk unutacağı bir kısım tariflere ve hatta teknik tabirlere dayanacak olan açıklamalara yer vermiyor. Namaz vakitlerini öğrenmek isteyen zâta, iki gün boyu bunu fiilen gösteriyor: Bunu birinci gün, namazları ilk vakitlerinde, ikinci gün de son vakitlerinde kılmak suretiyle yapıyor. İkinci günün sonunda soru sahibini çağırarak, “namaz vakti, bu iki hududun arasında kalan zamandır” buyuruyor.

    Namazlar bu iki vakit arasında muteber olmakla beraber, ilk vaktinde kılınmalarının ehemmiyetine başka hadislerde dikkat çekilmiştir. Gerçi, bu rivayetlerde öncelikle ilk vaktinde kılmış olması da namazları ilk vakitlerinde kılmanın efdaliyetine bir delil sayılabilir.

    Rivayetlerde yatsının vakti ihtilaflı gözükmektedir. Hanefîlere göre, yatsıyı gecenin ilk üçte birinin sonunda kılmak müstehabtır. Bazı Hanefîlere göre müstehab olan vakit son üçte bir’den önceki vakittir. Bazı Hanefîlere göre de namazın gecenin üçte birine tehiri efdaldir. Bu iki görüşü birleştirerek:”Yatsıya, gecenin üçte biri çıkmazdan önce niyetlenip bu üçte birin sonunda namazdan çıkmalı” diyen de olmuştur.

    İmam Şafiî hazretlerinden iki görüş rivayet edilmiştir. Birine göre yatsının ihtiyarî vakti gecenin üçte birine, diğerine göre yarısına kadar devam eder.

    Cebrail (a.s.)’ın Peygamberimize imamlık yaptığı hadisin metni ve anlamı şöyledir;

    ـ5ـ وعن ابن عباس رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: ]أنَّ رَسُول اللّهِ # قال: أمَّنِى جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السََّمُ عَنْدَ البَيْتِ مَرَّتَيْنِ، فَصَلّى الظُّهْرَ في ا‘ولَى مِنْهُمَا حِينَ كَانَ الْفَىْءُ مِثْلَ الشِّرَاكِ، ثُمَّ صَلّى الْعَصْرَ حِينَ كانَ كُلُّ شَىْءٍ مَثْلَ ظِلّهِ، ثُمَّ صَلّى المَغْرِبَ حِينَ وَجَبَتِ الشّمْسُ، وَأفْطَرَ الصَّائِمُ، ثُمَّ صَلّى العِشَاءَ حِينَ غَابَ الشّفَقُ، ثُمَّ صَلّى الْفَجْرَ حِينَ بَزَقَ الْفَجْرُ، وَحَرُمَ الطّعامُ عَلى الصَّائمِ، وَصَلّى المَرَّةَ الثَّانِيَةَ الظُّهْرَ حِينَ كانَ ظِلُّ كُلِّ شَىْءٍ مَثْلَهُ لِوَقْتِ الْعَصْرِ بِا‘مْسِ، ثُمَّ صَلّى الْعَصْرَ حِينَ كانَ ظِلُّ كُلِّ شَىْءٍ مِثْلَيْهِ، ثُمَّ صَلّى المَغْرِبَ لِوَقْتِهِ ا‘وَّلِ، ثُمَّ صَلّى العِشَاءَ اŒخِرَ حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللّيْلِ، ثُمَّ صَلّى الصُّبْحَ حِينَ أسْفرَتِ ا‘رْضُ، ثُمَّ التَفَتَ إلىَّ جِبْرِيلُ، فقَالَ يَا مُحَمَّدُ: هذَا وَقْتُ ا‘نْبِيَاءِ عَلَيْهمُ الصََّةُ والسََّمُ مِنْ قَبْلِكَ، وَالْوَقْتُ فِيمَا بَيْنَ هذَيْنِ الْوَقْتَيْنِ[. أخرجه أبو داود والترمذي، وهذا لفظه.

    5. (2364)- İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Cibril (aleyhisselâm) bana, Beytullah’ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı. Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı. Sonra ikindiyi, herşeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı.

    Sonra Cibrîl (aleyhisselâm) bana yönelip: “Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimü’ssalâtu vesselâm) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!” dedi.”[Tirmizî, Salât: 1, (149); Ebû Dâvud, Salât: 2, (393).

    Bu itibarla yatsının vakti ile ilgili farklı hadislerden dolayı yatsının vakti mezhepler arasında ihtilaflı gözükmektedir. Hanefîlere göre, yatsıyı imsak vaktine kadar geciktirmek caiz olmakla birlikte yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirmek müstehaptır. Gecenin yarısına kadar geciktirmek mubah, bir özür bulunmadıkça ikin­ci fecre kadar geciktirmek ise mekruhtur.

  • erkan bayraktar diyor ki:

    sn. abdulaziz bayındır. bahsettiğiniz hadisi buldum.

    sanırım bu hadis: Cebrâil (a.s.) gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da son vakitlerinde kıldırmak suretiyle namazın vakitlerini göstermiş ve “işte bu iki vakit arasında geçen süreler, namazların vakitleridir” demiştir. Hz. Peygamber de ashabına bu vakitleri fiilî ve sözlü olarak bildirmiştir. Bir hadiste “Her namazın vaktinin başlangıcı ve sonu vardır; öğle namazının ilk vakti güneşin batıya meylettiği zamandır, sonu ise ikindi vaktinin girmesidir. İkindinin ilk vakti, vaktinin girdiği andır, sonu ise, güneşin sarardığı zamandır. Akşamın ilk vakti güneşin battığı zamandır, sonu da, şafağın kaybolmasıdır. Yatsının ilk vakti şafağın kaybolduğu andır, sonu ise gece yarısıdır. Sabah namazının ilk vakti fecrin zuhuru, sonu ise güneşin doğmasıdır.” buyurmuştur.

    sanırım aldandığımız daha doğrusu aldandığım nokta. “yatsının ilk vakti şafağın kaybolduğu andır, sonu ise gece yarısıdır.” eğer imsak vaktine kadar sürse idi kendi düşünceme göre şöyle olması gerekirdi. “yatsının ilk vakti şafağın kaybolduğu andır, son vakti ise facrin zuhurudur.”

    bulduğum bir diğer bilgi ise şöyle. Bir rivayette ise yatsının son vaktinin “gecenin üçte biri geçince” olduğu bildirilmiştir.

    Ancak Ebu Katâde’nin rivayet ettiği bir hadiste “bir namazın vaktinin, diğer namazın vakti girinceye kadar devam ettiği” bildirilmektedir. Buna göre yatsı vakti, sabah namazı vakti girinceye kadar devam etmekle birlikte, gecenin üçte biri veya yarısından sonraya bırakmak mekruhtur. Bu rivayeti okuduğumda aklıma hemen şu sözünüz geliyor. “sabah namazını öğlene kadar kıldırında göreyim”

    sonuç itibarı ile hz.peygamberden bize ulaşan bu rivayetlerin isra suresi 78. ayete uyduğu kanaatindeyim. size ve vakfınızda emek harcayan tüm arkadaşlarınıza çok teşekkür ederim.

    bu hadisi diyanet işlerine gönderip hadisin devamını paylaşmama nedenlerini soracağımdan emin olabilirsiniz.

    tekrar çok teşekkür ederim.

    • abayindir diyor ki:

      Erkan Bey,

      Gerçekten bazen bunalıyor, bu hizmeti yalnız Allah rızası için yaptığımı düşünerek rahatlıyorum. Cebrail hadisini size yazdım. “bir namazın vaktinin, diğer namazın vakti girinceye kadar devam ettiği” şeklinde bir hadis yoktur. Bu, Allah’ın Nebisine yapılan iftiradır. Geceyarısı, karanlığın çöktüğü vakitte başlar. Bunca açık ayete ve sahih hadise rağmen bir iftiranın peşin takılana söyleyecek sözümüz yoktur. Namazınızı ne zaman kılarsanız kılın, nasıl olsa hesabı Allah’a vereceksiniz.

      • erkan bayraktar diyor ki:

        Diyanet işlerine yazdığım sorunun metnidir.

        Soru kaydınız yapılmıştır.Soru Kodunuz:
        CA195A97-5619-46E1-9D8D-E3F84BD6107A
        Soru kodundan arama bölümünden cevabınıza erişebilirsiniz.

        847D65E3-A591-4549-A56B-506E1459CD80 nolu soruma verdiğiniz cevap için teşekkür ederim.

        Ancak yatsı namazının imsak vaktine kadar kılınabileceği ile ilgili delil olarak göndermiş olduğunuz hadis şu “İşte bu iki vakit arasında geçen süreler, namazların vakitleridir”. yaptığım araştırmalarda delil olan hadisin tamamı ise şu: Cebrâil (a.s.) gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da son vakitlerinde kıldırmak suretiyle namazın vakitlerini göstermiş ve “işte bu iki vakit arasında geçen süreler, namazların vakitleridir” demiştir. Hz. Peygamber de ashabına bu vakitleri fiilî ve sözlü olarak bildirmiştir. Bir hadiste “Her namazın vaktinin başlangıcı ve sonu vardır; öğle namazının ilk vakti güneşin batıya meylettiği zamandır, sonu ise ikindi vaktinin girmesidir. İkindinin ilk vakti, vaktinin girdiği andır, sonu ise, güneşin sarardığı zamandır. Akşamın ilk vakti güneşin battığı zamandır, sonu da, şafağın kaybolmasıdır. Yatsının ilk vakti şafağın kaybolduğu andır, sonu ise gece yarısıdır. Sabah namazının ilk vakti fecrin zuhuru, sonu ise güneşin doğmasıdır.” buyurmuştur.

        Bildiğim kadarıyla gece üç bölümden oluşuyor, gecenin ilk bölümü güneşin battığı andan hava kararana kadar, ikinci bölümü havanın karardığı andan fecre kadar, üçüncü bölümüde fecr’den güneşe kadar.

        yukarıdaki hadisle isra-78 birbiriyle uyuşmakta fakat şu an yatsı namazının kılınış vakti ayet ve hadisle uyuşmamaktadır.

        yaptığım araştırmalarda yatsı namazının imsak vaktine kadar uzatılması ile ilgili delil olarak şu rivayete rastladım. Ebu Katâde’nin rivayet ettiği bir hadiste “bir namazın vaktinin, diğer namazın vakti girinceye kadar devam ettiği” bildirilmektedir. Ancak bu hadisin allahın nebisine iftira olduğu hakkında bilgiler edindim. doğru olduğunu farzetsek bile cebrail hadisine ters düşmekle beraber, sabah namazını öğlen vaktine kadar kılabilmemiz gerekirdi.

        cevabınızda göndermiş olduğunuz hadis eksik olmakla beraber, yatsı namazının vakti ile ilgili soruma delil değil ancak yatsının gece yarısına kadar kılınabileceği anlamını taşımaktadır.

        tekrar sormak isterim yatsı namazını hangi delile dayanarak imsak vaktine kadar uzatabiliyoruz.

        Teşekkür ederim.

        bu bölümü okuyan insanlarla yazışmalarımı paylaşmaya devam edeceğim.

  • serap diyor ki:

    namazlarda sünnet varmı

    • abayindir diyor ki:

      Serap Hanım,

      Namazların sünneti derken farzlardan önce ve sonra kılınan namazlar anlaşılıyor. Sünnet dendiği için de bazıları o namazların Allah’ın nebisi için kılındığını zannederek son derece yanlış bir yola giriyor. Öyle bir davranış şirk olur.
      Allah’ın nebisi farzların öncesinde ve sonrasında namaz kılmış ve onları bize tavsiye etmiştir. Onlara nafile namazlar yani farz olmadığı halde Allah rızası için kılınan namazlar denir. Onun bütün emir ve tavsiyeleri Kur’an’dan kaynaklanır.Bu namazların vakitleri dahi Kur’an’da bildirilmiştir.
      1-Gece vakitleri kılınanar:
      وَمِنْ انَائِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضى.
      ‘… gece vakitleri ile gündüzün bölümlerinde de kulluk et; belki memnun kalırsın.” (Taha 20/130).
      Gece vakitleri, gecenin en az üç vaktidir. Bunlar; akşam, yatsı ve sabah namazları ile birlikte kılınan nafilelerdir. Çünkü “vakitler” diye tercüme ettiğimiz “ânâ’= آنَائ” kelimesi “ân=آن”ın çoğuludur. Arapçada çoğullar en az üçü gösterir. Ancak şu âyetten dolayı gece kılınan nafileler, teheccüd namazı ile birlikte dört olur.
      وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِنَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
      “Sana ek görev olarak gecenin bir kısmında namaz için uyan; belki Rabbin seni güzel bir konuma yükseltir.” (İsrâ 17/79)
      Ek görev, Peygamberimize verilmiştir. Ancak bu namaz bizim için de önemlidir. Peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
      أَفْضَلُ اَلصَّلَاةِ بَعْدَ اَلْفَرِيضَةِ صَلَاةُ اَللَّيْلِ
      Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır .
      2- Gündüzün kılınanlar
      فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضى.
      “… gündüzün bölümlerinde de kulluk et; belki memnun kalırsın.” (Taha 20/130).
      “Bölümler” diye tercüme ettiğimiz “etraf = اَطْرَافَ” kelimesi “taraf = طرف”ın çoğuludur. Arapçada çoğul, en az üçü ve daha fazlasını gösterir. Gündüzün ilk bölümü olan kuşluk vakti, bu âyetle ibadet vakitleri arasına girer. Öğle ve ikindiye eklenirse vakitler üçe çıkar. “Etraf” kelimesi üçten fazlasını gösterir sayılırsa öğle ve ikindi ile birlikte kılınan nafilelere de işaret edilmiş olur. Ebu Hureyre’nin şöyle dediği bildirilmiştir:
      Dostum Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bana üç şey vasiyet etti: Her Ay üç gün oruç tutmak, iki rekat kuşluk (duhâ) namazı ve uyumadan vitir kılmam ”
      Böylece nafile namaz vakitleri 4 gece, 4 gündüz olmak üzere sekize çıkar. Gündüz olanlar; kuşluk, öğlenin ilk ve son sünneti ile ikindinin ilk sünneti. Gece olanlar ise akşamın ve yatsının son sünneti, teheccüd namazı ve sabah namazının ilk sünnetidir.
      Ayet şu sözle bitmektedir: “لَعَلَّكَ تَرْضى = belki memnun kalırsın”. Nebi sallallahualeyhi ve sellemin eşi Ummu Habibe Allah’ın Elçisinden şunu işittiğini bildirmiştir: “Bir müslüman, farzlar dışında Allah için günde 12 rekât namaz kılarsa Allah ona Cennette bir ev yapar. ”

      Gördüğünüz gibi farzların önünde ve arkasında kıldığımız namazlarla teheccüd ve kuşluk namazları da Kur’an’a dayanmaktadır.

  • erkan bayraktar diyor ki:

    yatsı namazının vakti ile ilgili diyanet işlerine yazdığım sorunun cevabı.

    Tarih:22.11.2012

    erkan bayraktar

    Konu:NAMAZ-Genel Hükümler

    Soru Metniniz:

    güneşin zevalinden (öğle vaktinde batıya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. birde sabah namazını kıl. çünkü sabah namazı şahitlidir. isra-78 bu ayete göre hava karardıktan sonra, sabah namazına kadar vakit namazı kılmamamız gerekiyorsa, neye dayanarak yatsı namazlarını imsak vaktine kadar uzatabiliyoruz. ilginiz için teşekkür ederim.

    Cevap:

    Mesajınızda yazdığınız İsra Suresi’nin 78.ayeti kerimesinde öğle ve sabah namazları açıkça zikredilmektedir ancak mesajınızda yazdığınız “isra-78 bu ayete göre hava karardıktan sonra, sabah namazına kadar vakit namazı kılmamamız gerekiyorsa” cümleniz doğru değildir.

    Zira namazların vakitleri Cebrâîl (a.s.) vasıtasıyla Hz. Peygamber’e öğretilmiştir. Cebrâil gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da son vakitlerinde kıldırarak namazın vakitlerini göstermiş ve “İşte bu iki vakit arasında geçen süreler, namazların vakitleridir” demiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) de ashabına bu vakitleri bizzat uygulayarak göstermiştir (Tirmizî, Salât, 1; Ebû Dâvûd, Salât, 2; Nesâî, Mevâkît, 10).

    Bu itibarla yatsı namazının imsak vaktine yaklaşıncaya kadar geciktirilmeden kılınması daha faziletli olmakla birlikte imsak vaktine yarım saat kalana kadar da kılınabilir.

    ben diyanet işlerinin belirttiği hadislere ulaşamadım. diyanet işlerini aradığımdada gerekli cevabı alamadım. ulaştığım diğer hadislerde yatsının son vaktinin hava tam kararana kadar olduğu yönünde.

    diyanet işlerinin delil getirdiği hadisleri bulabileceğim bir kaynak paylaşabilirseniz çok sevinirim.

    çalışmalarınızda başarılarınızın devamını dilerim.

    • abayindir diyor ki:

      Erkan Bayraktar Bey,

      Diyanetin cevabını temel tutarak yeni bir soru sorun ve Cebrail hadisini size yazmalarını söyleyin. Göreceksiniz ki, Cerbaril hadisi onları yalanyayacaktır. Bunu lutfen yapın.
      O hadis, yukarıdaki yazıda geçmektedir, lutfen yazıyı tekrar okuyun.

  • Lokman KILIC diyor ki:

    Hocam ayette gecenin karanlığı basana kadar bütün namazlarımızın kılınması emredilmiştir. Günün ilk namazı öğle namazı olduğuna göre ve yatsı vaktine kadar tüm namazlarımızı kılmamız emrediliyorsa sabah namazıda gece namazı kabul edildiğine göre biz nasıl olacak ki tüm namazlarımızı gece karanlığı basana kadar bitirmiş olacağız.

  • süleyman güler diyor ki:

    s.a. hocam
    yatsı namazı ile ilgili sizin de delil getirdiğiniz hadisten:
    Abdullah b. Ömer demiş ki, bir gece oturduk, yatsı namazı için Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellemi bekledik. Gecenin üçte biri geçmekte iken veya daha sonra çıka geldi. Bir işi var mıydı, yok muydu bilmiyorum. Dedi ki, “Bu namazı mı bekliyorsunuz? Ümmetime ağır gelmese onlara bu saatte kıldırırdım.” Sonra müezzine emretti, kamet getirdi[3].
    HOCAM YUKARDAKİ İFADEYE GÖRE BEN ŞUNU ANLIYORUM: PEYGAMBER GEÇ GELMESİNE RAĞMEN NAMAZI KILIYOR, BURADA NAMAZI KAÇIRDIKLARIYLA ALAKALI HERHANGİBİR İFADE YOK, AKSİNE ÜMMETE AĞIR GELMESE KENDİSİNİN DE BU VAKİTTE KILINMASINDAN YANA OLDUĞUNU DİLE GETİRİYOR. PEYGAMBER TEK BAŞINA, ALLAH’TAN BİR HİKMET ALMADIKÇA BÖYLE BİRŞEY DİLE GETİREMEYECEĞİNE GÖRE YATSI NAMAZI GECENİN ÜÇTE BİRİ GEÇTİKTEN SONRA KILINDIĞI TAKTİRDE ÜMMETE AĞIR GELMİYORSA, O VAKİTTEN SONRA DA KILINAMAZ MI? DELİLSE DELİL PEYGAMBER YAPMIŞ, HATTA GÖNLÜ O VAKİTTE KILINMASINDAN YANA.
    İSRA 78 İLE BU HADİSİ BİRLEŞTİRİNCE YATSININ ASIL VAKTİ HAVANIN TAM KARARMASINDAN ÖNCEDİR AMA ÜMMETE AĞIR GELMİYORSA KARARDIKTAN SONRA DA KILINABİLİR SONUCU ÇIKMIYOR MU?

    • abayindir diyor ki:

      Süleyman Güler Bey,

      O hadiste yatsı namazının son vaktinde kılındığı anlatılmaktadır. Hava iyice karardığı sırada yatsı namazı biterse insanların evlerine gitmeleri zorlaşır. Çünkü sokak lambaları yoktur. Bir de böyle yerlerde insanlar çok erken kalkarlar, o saatte uykuları gelir. Vakit çıktıktan sonra namaz kılınması sözkonusu olmaz.

  • Ömer Sari diyor ki:

    Sayin Hocam

    Hamburg icin http://www.timeanddate.com/worldclock/city.html?n=307 sitesindeki veriler mealoku.org’ dakiler ile birbirlerine uymuyorlar.

    Sabah 11 dakika oynuyor ama o sorun degil. Günbatisinda 46 dakika fark var.

    mealoku.org:
    İmsak 06:06
    Akşam 20:08

    timeanddate.com:
    Sunrise at 05:55
    Sunset at 20:54

  • Atila Yetiş diyor ki:

    Merhaba Sayın Bayındır, 11.08.2012′de şehrimizde sergilediğiniz tiyatral seramonide, iddia ettiğiniz 70 dk’lık fazla Süreyi tamamlayamayıp 55 dk’da kaldınız; dikkatinizi çekti mi acaba?

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Atila Yetiş,

      Sitemizde yer alan takvimimize bakın, eğer orada ilan ettiğimize ters bir şey varsa o zaman konuşun.

  • Ahmet Aslan diyor ki:

    Muhterem Hocam,
    Bu gün itibariyle (08.08.2012)Başkanı olduğunuz Vakfın imsakiyesine baktığımda,yatsının bitiş saati 21.44 (Kdz Ereğli/Zong.)
    Yukarıda verdiğiniz İbn-i Abbas(R.A)hadisinde ise”… Sonra yatsı namazını gecenin üçte biri geçmekte olduğu sırada kıldırdı …”şeklinde geçen ifadeyle karşılaştırdığımda gecenin 1/3 nün geçmemiş olduğunu görüyorum,zira akşamdan hesaplayacak olursak 20.02de başlayan gece,05.56 da güneş doğuyorsa yaklaşık 10 saatlik bir zaman,bunun 1/3 ü 3.3 saat olacağından 20.02 de akşam olunca 3.3 saat sonrası yaklaşık 23.00 olması gerekmez mi?kaldı ki seher vaktini baz alsak bile yinede
    saat 22.00 yi geçmiş olması gerekmez mi?çelişkiye düştüğümüz konuya açıklık getirirseniz seviniriz.selamlar

    • abayindir diyor ki:

      Ahmet Arslan Bey,

      Gecenin üçte biri hesabı senin yaptığın gibi değildir. Peygamberimiz zamanında saat mi vardı ki, öyle hesap yapılabilsin. Akşam karalık geçene kadar gecenin birinci bölümü, fecr-i sadığa kadar ikici bölümü, güneş doğuncaya kadar olan kısım da gecenin üçüncü bölümüdür. Bunlar sitemizde yazılıdır, lutfen okuyunuz.

  • mete firidin diyor ki:

    Sayın Ali beşir bey
    basit bir örnek vereyim:
    Haca gittinizmi bilmiyorum. Fakat hac da Arafat da istisnasız bütün mezhepler öğle ve ikidiyi, Akşam ve yatsıyı cem ederek kılarlar. Bu 1400 yıldır değişmeyen bir uygulamadır.

  • ali besir diyor ki:

    Sayın Hocam, öncelikle yaptığınız bilimsel ve akılcı çalışmalar ile bize açtığınız yeni ufuklar için size teşekkür etmek isterim. Aklıma takılan bazı hususları affınıza sığınarak size sormak isterim.
    Kur’an’da sünnet namazlara işaret eden herhangi bir ayet var mıdır? başlıklı görüntülü fetvalar kısmında; “Peygamberimiz yapsın da o Kur’an’da olmasın imkan ve ihtimal yok” dediniz. Bence de söylediğiniz tartışma kaldırmayan bir gerçektir. Peygamberimiz özellikle namaz gibi çok önemli bir konuda yetkisini Kur’an’dan almadığı herhangi bir bireysel hareketi yapabileceğini düşünemem. Zaten yapmış olsaydı ne olacağı Kur’an’da açıkça belirtilmiştir. Bunun yanında, Kur’an’da 5 vakit namaz farz kılınmışken yine sizin görüntülü fetvalarınızın birinde, Peygamberimizin Medine’de hiçbir problem yokken öğle ile ikindiyi, akşam ile de yatsıyı birleştirerek kıldığını (cem ettiğini) söylediniz. Yine sizin yaptığınız “Namazların Birleştirilmesi” çalışmasını da incelememe rağmen beni rahatlatacak cevabı bulamadım. Bahse konu çalışmada, namazlar ile ilgili ayetlerin açıklamasını yaparak namazların birleştirilmesi ile ilgili olarak hadislere ve mezhep görüşlerine başvurdunuz. Ancak namazların birleştirilmesine cevaz veren herhangi bir ayetten bahsetmediniz. Rabbimiz ayetleriyle beş vakit namazı bize farz kılıp savaş halinde bile kılınmasını öğütlerken, Öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazları arasında vakitleri ayıran açık ifadelerin olmaması bu namazların birleştirilmesine yetki verebileceğini kabul edemiyorum. Rabbimiz, Taha Suresi 130. Ayette sünnet namazlarını kılınmasını bize bırakmışken İsra 78 ve Hud 114 ile vakit namazlarını farz kılarak, Nisa 103 ile de namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır, buyurmuştur. Tüm bunları gözönüde bulundurduğumda;
    1. Acaba Kur’an’da, namazı düzenleyen ayetler olması gerekenden farklı mı yorumlandı?
    2. Acaba Namazların cem edilmesi ile ilgili hadisler sahih değilmi?
    3. Yoksa Kur’an’da namazların birleştirilmesine izin veren ayetler mi var?
    Soruları aklıma takılıyor. Bu konuda yardımcı olabilirseniz sevinirim. Allahın rahmeti tüm inanaların üzerine olsun.

  • irfan diyor ki:

    Abdulaziz bey cevabınız için çok teşekkür ederim.
    Ancak örnek bir takvim gibi namaz saati verebilir misiniz. Cevabınızdaki terimleri atam anlayamadığımdan yanımdakilerede net anlatamıyorum. Ayrıca diyanet işlerinin takvimi burada yanlış mı oluyor. teşekkürler.

  • irfan diyor ki:

    yukarıdaki yazıyı okudum.ancak 4 meshep imamaı zaten bu vakitleriş belirtmemişmiydi?
    sonradan gelen imamlar mı değişiklik yaptı?
    gece yarısı derken 24:00 olarak algılıyoruz. yani bu saatten sonra aslında yatsının vakti bitiyor mu?

    • abayindir diyor ki:

      İrfan Bey,

      Geceyarısı 24 değildir. Kur’an’ın indiği sıralarda saat yoktu. Geceyarısı, batı ufkunun tamamen kararmasıyla başlar, doğu ufku boyunca yayılan kızıl kuşağın üzerine beyaz ışık kuşağının gelmesine kadar devam eder. Yatsının vakti, batı ufkunun tamamen kararmasıyla birlikte biter. Bu konu ile ilgili olarak bir gazeteye söyleşi şeklinde yazdığım bir yazı şöyledir:
      YATSI VAKTİ
      Abdulaziz BAYINDIR
      HACI –Öncelikle şunu sormak istiyorum; sizin imsakiyenizde “yatsının bitişi” diye bir vakit var. Yatsı ezanı okunmadan önce siz yatsının vaktini bitiriyorsunuz.
      HOCA –Yatsı namazı, karanlığın çökmesine kadar kılınır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Namazı, güneşin zevalinden gecenin karanlığına kadar kıl…” (İsrâ 17/78) Güneşin zevali ile öğle vakti girer, batı ufku iyice kararınca gecenin karanlığı başlar. Bir âyet de şöyledir:
      “… ve gecenin zülefinde (gündüze yakın vakitlerinde) namazı tam kıl.” (Hûd, 11/114)
      Zülef (زلف), yakınlık anlamında olan zülfe (زلفة )’nin çoğuludur; gecenin gündüze yakın vakitleri demektir. Yakınlık, gündüzün aydınlığının gecenin karanlığına karışmasıyla anlaşılır. Batı ufku iyice kararınca yakınlık biter ve yatsı vakti çıkar.
      HACI – Her zaman “Arapçada çoğul, en az üçü gösterir” dersiniz. Gecenin gündüze yakın vakitlerinde en az üç namaz mı kılınacak?
      HOCA –Doğru; gece kılınacak farz namazlar üç vakitten az olamaz. Bunlar, güneşin batmasından sonra kılınan akşam ve yatsı namazlarıyla güneşin doğmasından önce kılınan sabah namazıdır.
      HACI –Sabah namazı gece namazı mı oluyor yani?
      HOCA –Evet, güneşin batmasından doğmasına kadar olan vakte gece denir. Kur’ân indiği zaman Arapların gece tanımı böyleydi. Kur’ân’ı ona göre anlamak gerekir.
      HACI –Bundan önceki görüşmede üç doğuş ve üç batış demiştiniz, onları yeniden anlatır mısınız?
      HOCA –Şöyle özetleyeyim: Her gün üç doğuş ve üç batış olur. Doğanları geçen hafta anlatmıştık. Batanlar ise güneş, birinci şafak ve ikinci şafaktır. Birinci şafak batınca yatsının vakti girer .

      Birinci şafak; akşam Namazı Vaktinin Sonu
      Resimde görülen beyazlığın dağılmaya başlamasıyla birinci şafak batar ve yatsı vakti girer.

      Birinci şafağın batışı ve yatsı vaktinin girişi
      Batı ufkunun kararmasıyla birlikte yatsı namazının vakti çıkar.

      Yatsı vaktinin sonu
      HACI –Sizin anlattığınız hangi mezhebin görüşüdür? Yatsı namazının vakti, sabaha kadar değil mi?
      HOCA –Bizim anlattığımız âyet ve hadislerin açık hükmüdür. Dört mezhebin büyük âlimlerine göre yatsı vakti, bu vakte kadardır.
      Mesela Hanefîlerden es-Serahsî der ki: İmam Muhammed el-Kitab’da yatsı vaktinin gece yarısına (batı ufkunun iyice kararmasına) kadar olduğunu söylemiştir .
      İmam Şafii demiş ki; “Yatsının son vakti gecenin ilk üçte biri geçene kadardır. Gecenin bu bölümü geçince namazın vakti de geçer. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden gelen rivayetlerin hepsinin gösterdiği şey, bundan sonra yatsı vaktinin çıktığıdır .”
      HACI – Nasıl yani hocam; biz şimdi Hanefi mezhebine uymamış mı oluyoruz?
      HOCA –Evet mezhebinizin büyük imamlarına uymamış oluyorsunuz. Sonra gelen Hanefîler, hiçbir hadis kitabında bulunmayan şu söze dayanırlar: “Yatsının sonu, fecr-i sadığın doğduğu vakittir .”
      Hanefîler’den Mahmud b. Ahmed el-Aynî (öl. 855 h.) bu konuda şunları der: “Bu ifadelerle bize ulaşan bir hadis yoktur. Kitapları şerh edenlerin bu söze dayanmaları ve onu Ebu Hureyre’ye mal etmeleri gerçekten çok şaşırtıcıdır. Böyle bir şey yoktur .
      HACI –Gecenin yarısı mı, üçte biri mi, anlayamadım. Serahsi’nin dediğimi yoksa Şafiî’nin dediği mi?
      HOCA –Gecenin üç bölümü vardır. Birincisi, akşam ve yatsı namazlarının vaktidir. İkinci ve en uzun bölümüne gecenin yarısı veya ortası denir. Bu; uyku, dinlenme ve teheccüd namazı ve sahur vaktidir. Üçüncü bölümü ise tan yerinin ağarmasından güneşin doğmasına kadar süren sabah namazı vaktidir. Gecenin ilk üçte biri bitince gece yarısı veya gecenin ortası başlar.

  • mete firidin diyor ki:

    Arkadaşlar imsak ve güneşin batış zamanını
    şu internet adresinden kontrol edebilirsiniz.
    Bu veriler Süleymaniye vakfının hesabı ile tamamen uyum içinde.
    http://www.timeanddate.com/worldclock/city.html?n=107

  • Bünyamin ortakaya diyor ki:

    Sayın hocam , yatsının son vakti ile ilgili yukarıdaki açıklamada hadislerden gecenin yarısına kadar olan vakte kadar kilinabilecegi anlasilmiyormu? Yukarıda bazılarına göre: “Şafak kaybolunca yatsı vakti başlar… son vakti kimine göre gecenin üçte biri kimine göre de gece yarısıdır.”[6] deniyor. Buna göre yatsı vakti fecri kazibe kadar devam ediyor gibime geliyor. Yada gecenin yarısı aksamdan başlayıp günesin doğusu arasındaki vakti 2 ye böldüğümüzde ortaya çıkan saat olmazmı acaba? mesela bu duruma göre Ankara icin gece 01:00 yatsının sonu gibi oluyor?( tabi bu yorumlarım bazı hadislere göre- gecenin yarısına kadar uzatılması ile ilgili hadisler) Yanlışsam nerede yanlışım?

    • abayindir diyor ki:

      Bünyamin Bey,

      Gece yarısı kavramı, bizim bildiğimiz anlamda değildir; ikinci şafağın kaybolmasından fecr-i sadık’a kadar sürer. Bu husus hem okuduğunuz yazıda hem de “Ekvatordan Kutuplara Namaz Vakitleri” başlıklı yazıda delilleriyle açıklanmıştır.

  • Zeyneb Hazar diyor ki:

    yazıların tamamını okudum ve hayretler icerisindeyim.
    Almanya’da bize verilen aksam, yani iftar vakti, takvime göre yatsının sonu.
    doğru koordinatları verdigime eminim.
    kızıllıga bakma hususunda bilgili degilim, dolayısıyla sadece bilgileri takvime vermekle yetindim ve hava Almanya’da halen kararmadı, ancak yazılara ve takvime göre gecenin ücte birine girdik bile. normalde aksam namazını dahi kılamazken, takvime göre yatsının bile valti az sonra çıkacak. Almanya’daki aydınlık derecesinin aksam ve yatsı vakitlerinde nasıl oldugunu biliyormusunuz?

    • abayindir diyor ki:

      Zeynep Hanım,

      “Ekvatordan Kutuplara Namaz ve Oruç Vakitleri” başlıklı yazımızın “Salat Dönencesi” bölümünü lutfen tekrar okuyunuz. Bu konu yeni ortaya çıktığı için hazmetmesi kolay olmayacaktır. Bu sebeple insanlar alışıncaya kadar astronomik hesapları da verdik. Astronomik hesap, güneşin gerçek doğuş ve batışına göre bizim yaptığımız hesaptır. Siz ikisinden hangisini uygulasanız doğrusunu yapmış olursunuz.

  • kemal diyor ki:

    selamunaleykum 8.5 derece diyorsunuz ben 10derece de iken namazi kiliyom, ve siyahi beyazdan ve altan kirmizilik olusuyor. kurana ve hadislere uyuyor gozum yanlis gormedi elhamdullillah, 8.5derece biraz riske giriyor gozlemlere gore. ozaman cok komik ekvatorda adamin 25dakikasi oluyor kilmak icin gunes dogumuna kadar. hocamiz elinden geleni yapiyor ama sunu diyeyim hatasiz kul olmaz. millet senin dedigin gibi tutar ve yanlis olursa vebali size olur mu.

  • Bahadir diyor ki:

    Sevgili Hocam,

    Sayfanizda tum dunyayi iceren namza saatlerini bulamadim. Calisimalariniz ne zaman bitecek? Hayirli Ramazanlar!

    • abayindir diyor ki:

      Bahadır Bey,
      Tüm dünyayı ilgilendirecek vakitleri hesaplama cetveli ve onun nasıl kullanılacağı var. Asıl programı yetiştiremedik. o programdan istediğiniz yerin vakitlerini çıkarabilirsiniz.

  • yunus diyor ki:

    sayin hocam takvim sitede gozukmuyor yoksa varmi cikmasina daha. ramazan yaklasti

  • Mete Firidin diyor ki:

    SALAT KELİMESİNİN KÖKENİ

    Bizim namaz olarak bildiğimiz fakat Kur’an’ da “es(el) salat” olarak geçen kelimenin kökenleri üzerine birçok tartışmalar yapılmış fakat bir sonuca varılamamıştır. Hatta bu nedenle bu gün orijinal hali ile kıldığımız namazın Kur’andaki namaz olmadığını iddia edenler çıkmıştır. Sebebi ise salat kelimesinin karşılığını namazın oluşturmadığı iddiasıdır. Namazın yerine “insanlar arası bir iletişim ağı oluşturma” anlamına geldiğini öne sürmüşlerdir. Bu düşüncenin yetersiz bilgi edinmekten kaynaklandığını düşünüyorum.
    Bizim namaz dediğimiz sistematik hareket ve dualar aslında Kur’an’da el salat veya salatu iqame olarak geçmekte ve ayrıntıları ile tanımlanmaktadır. Namaz kelimesinin Farsça’ daki anlamı “ateşin karşısında saygı ile eğilmektir”. Bu kelime Türkçe de Salat için kullanılır olmuştur.
    Bilindiği gibi Akkadça dili Arapça, İbranice, Aramca ve hatta Sanskritçe (Hindu) dilinin atasıdır. Bu dillere ait birçok kelimenin kökenini Akkadça kaynaklarda bulabiliriz. Söylenişleri günümüze gelene kadar az çok değişikliklere uğramıştır.
    Akkadça ‘da birbirine benzer ve aralarında çok az ses farkı olmasına karşı çok farklı anlamlar ifade eden kelimeler vardır. Akkadça sözlük çalışmalarında kelimeler, ait oldukları gruplara göre ön bilgilendirilmiştir. Mesela bir kelime çevrilmeden önce hangi konu ile ilgili olduğu mutlaka belirtilir. Aşağıda bu benzer kelimelere örnek verilmiştir.
    Hayvancılık kelimesi Salitu : Balık ağı veya hayvan yakalama ağıdır. Bu kelimenin Sümerce si ise Sa la dır.
    Askeri kelime Sülati :Savaşmak anlamına gelir.
    Devletçilik kelimesi Salatu: Üzerinde otorite sahibi olmak anlamına gelir.
    Dini kelime Selütu: Adamak, ateşli taraftar, bağlılar, dindar, sofu, fanatik, hayran anlamına gelmektedir.
    Dini kelime Seluutu: Özveri, fedakarlık, bağlılık, düşkünlük, sadakat, tanıtım, terfi, yükselme, yükseltme, tanıtma, artırma anlamlarına gelmektedir.
    Akkadça’da Salat kelimesini içeren başka dini bir kelime yoktur.
    Bu da bize Arapça’daki dini salat kelimesinin kökeninin ne olduğunu apaçık göstermektedir. Yani Arapça’daki salat kelimesinin kökeni: Adamak, ateşli taraftar, bağlılar, dindar, sofu, fanatik, hayran, özveri, fedakarlık, bağlılık, düşkünlük, sadakat, tanıtım, terfi, yükselme, yükseltme, tanıtma, artırma anlamlarına gelmektedir.
    Bu anlamlandırma ilk bakışta tuhafınıza gidebilir. Bir ibadet ile taraftarlık veya hayranlığın ve hatta holiganlığın ne ilgisi olabilir diye düşünebilirsiniz.
    Salat kavramını anlayabilmek için antik çağlardaki inanışları ve putperestlikleri anımsamamız gereklidir. Çünkü günümüzde insanlar nasıl takım tutuyorlarsa ve takımlarını yüceltmek için nasıl tezahürat yapıyorlarsa, O zamanki insanlar da birçok tanrıya tapınıyorlardı ve bu amaçla tanrılarını yüceltmek, bağlılıklarını göstermek için birtakım tezahürat ve hareketlerde bulunuyorlardı. Bunun için bir takım söz ve hareketler yapıyorlardı. İşte bu amaçları belirtmek için salat kelimesini kullanılıyordu.
    Enfal suresi 35. Ayet: Vemâ kâne salâtuhum ‘inde-lbeyti illâ mukâen vetasdiye(ten)(c) feżûkû-l’ażâbe bimâ kuntum tekfurûn.
    Onların Ka’be’nin yanındaki namazları ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. “İnkar etmenize karşılık azabı tadın bakalım!.”
    Oysa Kur’an da salat kelimesi el takısı ile belirtilmiş ve tanımlanmıştır. Özel isim halinde anlatılmıştır. Yani salat kavramı bizim anladığımız anlamda “namaz” halinde tanımlanmıştır.. Böylece Kur’an bize bir kez daha musaddık olduğunu göstermiştir(Musa’nın, İsa’nın ve diğer peygamberlerin kıldığı salatın orijinal halini tekrar anlatmıştır).. Bunun pratik uygulaması peygamber tarafından gösterilmiş ve bize de miras kalmıştır.
    Salat yani namaz Akkadlardan da önce hatta Adem zamanından itibaren vardır. Standart bildiğimiz namazdır. Nuh zamanından ilk şirk ve putperestlik oluşmaya başladığında birçok kafir tanrılarına salat etmek için, namazın bir veya birkaç ritüelini kullanmışlardır. Mesela Eski Yunanda putperestler, putlarının karşısına geçip ellerini namazdaki tekbir gibi havaya kaldırıp tapınırlardı. Günümüzde ise Hıristiyanlar haç karşısında diz çöküp dua etmektedirler. Yahudiler ise sinagoglarda kıyamda yani ayakta durmakta ve dua okumaktadırlar. Budistler ise bazen ayakta bazen secdede dua etmektedir. Her biri orijinal namazdan kırıntılar içermektedir. Samiriler ise 2500 yıldır bizim namaza benzeyen beş vakit namaz kılmaktadırlar. Samirilerin kendine has ve bu günkü Tevrat’tan daha doğru bilgiler içeren Tevrat’ları vardır. Yani namazı müslümanlar icat etmiş değildir.
    Kısacası el salat yani namaz sıradan bir salat değildir. Kur’an’ın tanımladığı salat tır. Allahı yüceltmek, ona hamd etmek, tenzih etmek… için yine Allah tarafından öğretilmiş özel bir salat şeklidir. Kuran’da da ayrıntılı şekilde mevcuttur.
    Mesela
    Zumer suresi 9.ayet:
    Em men huve kânitun ânâel leyli sâciden ve kâimen yahzerul âhırete ve yercû rahmete rabbih(rabbihî), kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb(elbâbi).
    (Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek ve ayakta durarak ibadet eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.’)
    Ruküda subhane rabbiel azim deriz. Sebebi “rabbinin azim ismini tesbih et” içerikli ayetlerdir.
    Secde de subhane rabbiel ala deriz. Sebebi “rabbinin ala ismini tesbih et” içerikli ayetlerdir.
    Ya da namazda oturduğumuzda “Rabbena” duasını okuruz. Sebebi “onlar yarabbi bizi cehennem ateşinden koru derler” içerikli ayetlerdir.
    Salatın belirgin düzenli ve ayrıntılı (standart) bir şeklidir namaz. Fakat salat hep aynı şekilde uygulanmaz. Mesela secdeye gidemeyen oturarak namaz kılar. Hiç hareket edemeyen yattığı yerden gözleri ile namaz kılar. Secde yapamasa da veya rüku yapamasa da veya kıyam yapamasa da salatını yapar. Yani salat standart namazı da içeren daha geniş bir ibadettir. Kuranda, kıyam, rüku ve secde ile birlikte bir bütünün parçaları olarak anlatılmıştır. Kıyam, rüku, secde yapamayanların da salatları makbul dur. Yani Kuran’daki bu ayrı anılma bir rahmettir.
    Peki bu kur’an’ ayetlerini kendi kendimize bize namazı öğreten bir Resulullah olmadan organize edip uygulamamız mümkün mü ? Hayır.
    Sünneti kabul etmeyenler çözemeyecekleri bir zorluğun içine girerler. Çünkü O peygamber insanlar için bir rahmettir. Rahmeti reddetmek kimin haddine!
    Bu olay hocasız doktor olmaya benzer her şeyi kitaptan öğrenmek mümkün değildir. Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder. İnsanlar birbirine muhtaç yaratılmıştır. Kutsal kitapları anlayıp uygulamada da Peygamberlerin rehberliğine ihtiyaç vardır.
    Kuran’a iman ettiğini söyleyen bir takım kişiler buna hemen itiraz edeceklerdir. Oysa Kur’an kelimesinin anlamı okumaktır. Kuran dediğimizde okumayı mı anlıyorlar? Hayır! Kuranı kerimi anlıyorlar. Öyle ise Kur’an’daki El Salat’dan da namazı anlamak zorundalar. Anlayamıyorlar ise bunu kabul edip, anlayanlara sorsunlar.
    Kur’an kelimesinin bu günkü Kur’anı ifade etmesi, bize toplumsal bir miras olarak kalmıştır. Yani kelimelerin anlamları toplumsal sünnetlerdir. Sünnetler de toplumsal miraslardır.
    Kafir kelimesinin anlamı bilerek bir gerçeğin üzerini kapatmaktır. Doğru olduğunu bildiği halde işine gelmeyeni inkar etmektir.
    Çağımızda imanın, duyguların hala göğüsteki kalp de bulunduğunu iddia eden, bunu dahi anlayamayan insanların üstelik hiçbir Arapça gramer bilgisi olmadan namaz hakkında bir takım iddialarda bulunması ibret alınacak bir tavırdır.
    Bunların ne ilimden nede bilimden nasipleri vardır.
    İsra 82. Ayet:
    Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).
    Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.

  • Yunus diyor ki:

    selamunaleykum hocam http://www.islamicfinder.org/ sitesinden olculerde utrecht icin 10dereceyi sectigimde bana 04.26 gosteriyor ve gunes doguma 05.28 ama belki senin dedigin 04.26 belkide 9derecedir, arkaslar bu siteye bir zahmet arastirsinlar dogrumudur diye. cunku 04.26da siyah beyazdan tam net bir sekilde ayirta biliyom ve altan kirmizikta tam olusuyor.

  • Yunus diyor ki:

    Sayin Abdulaziz Bayindir takvimiz her bolge icin olacak demi, yani avrupa ulkeleri kutuplar asya amerika, dun sabah namazina gozlem yaptik, gozlem yapmak icin bos bir alana gitik arkadasla bombos ama ufuk tarifana baktikmi 2km ileride ormanlik var ama yine guzel bir sekilde gozukuyordu ufuk, sence bu bir engelmi yoksa bir ara arkadaslarla deniz kenarindan mi baksam hollandani noordsea degilde hoorn diye bolge var soyle deniz ufuk super gozukuyor. ordan baksam daha mi iyi olur, ve dun baktigimda 04.26 fecir gordugume gore ve gunes dogumu 5.28 ama bu 4.26 olan vakit 10dereceye geliyor.

    • abayindir diyor ki:

      Yunus Bey,

      Takvimimiz, kutup noktasından kutup noktasına, inşaallah tüm dünyayı içeriyor. Sabah ve yatsı namazı vakitleri -9 derecede giriyor. Teknik arkadaşlar önümüzdeki hafta programı bitirmeyi ümit ediyorlar. İnşaallah biter de ilan ederiz.

  • Murat Numan diyor ki:

    Yatsi namazi ile olan hukum ardindan biraz arastirma yaptim. Almanyada bulunan hocalardan bazilari ile gorustugumde aksam vaktinin kizilligin kaybolmasi hukmunun hanefi meshebinin imamlarindan Imam Muhammed tarafindan da nakledildigini ogrendim. Cok fazla bir ilmim olmamasina ragmen yapmis oldugunuz aciklama bana cok akilci geldi,
    Konun diger tarafi ise Imsak vakti ile alakali. Dedigim gibi Polonya Varsova da yasiyorum. Avrupada bir cok yer namaz ve imsak vakitleri ile alakali sorun yasiyor. Diyanet takvimleri artik buralar icin yatsi vakti gunes battiktan 80 dak, sonra imsak da gunesin dogusundan 90 dak. once seklinde. Ortada olan diger takvim ve sitelerde ise imsak (namazvakti.com) 00,37 aksam 20,53 bu vakitler takdiri vakitlerdir. Ancak ramazan ayinin 10. gecesi imsak 00,59 aksam 20,39 olarak hesaplanmakta.
    Sorunun ozu ben kaca kadar yiyip icebilirim kactan itibaren sabah namazini kilabilirim ve neden
    Selam ve dua ile…

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Murat Numan,

      Çalışmalarımız bitti; inşaallah önümüzdeki hafta açıklarız, bu Ramazan’ı rahat geçirirsiniz.

  • yasin diyor ki:

    sayın bayındır,
    elif hanım sormuş, ondan önce bir kişi daha sormuş bende sormuştum ancak sorum sitede çıkmadığı için bir daha tekrarlamadım.

    salat kelimesi kök anlam olarak estek olmak öğrenmek öğretmek vb. pek çok manalara geldiği her salat kelimesinin namaz olmadığı ve kuranı öğrenmek ile öğretmek ve allahı bolca zikretmek ile ilgili olduğu söyleniyor.
    Artık bir cevap verseniz iyi olur.
    Not: diyanete sormam gereksiz süleyman ateşe sormam gereksiz sorabilecek kimse yok.
    Yanlış anlamayın ancak namaz saatlerinden önce böyle bir konuda bir şeyler söylemeniz daha önemli. Arap olan arkadaşlara da soramıyorum güvenmediğim için.
    eğer hala bir cevap alamazsam benim kendime göre olan yorumum en doğru oldğunu kabul edicem. ahirette de sordum cevap alamadım derim sizde açıklarsınız.

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Yasin,

      Haklısınız, bu konu önemli bir hale geldi. Çünkü insanlar çokca ifsad ediliyor. Namaz vakitleri takvimi üzerine yoğunlaştğımız için mesajınızı cevaplayamadım bile. İnşaallah en yakın zamanda bir cevap hazırlayacağız, arkadaşlara gerekli görevleri verdim.

  • zeynep peyman diyor ki:

    Kuran’ı Kerim’de Allah her şeyi apaçık bildirdiğini söylüyor, bu da önümüze çıkan hurafe , yanlış helal ya da haramları Kuran’dan bakarak kolayca ayırtedebilmemizi sağlıyor degil mi..
    Kuran’da öğle namazının bitişinin ve ikindinin başlangıcının, akşamın bitişinin ve yatsının başlangıcının söylenmemesi neye işaret olabilir. Namaz üç vakitdir diyenler çok da yanılmış olmazlar o zaman diyebilir miyiz? İki vakitdir diyenler diğer vakitlerin tesbih,zikr olduğunu söylüyorlar. Cevap verirseniz çok sevinirim. çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum ve özellikle abdulaziz hoca’nın Kuran’a dönüş yolundaki videolarını daha da çoğaltmasını istiyoruz. Yoksa internet ortamında ilimden nasibi olmayan insanların yorumlarına muhatab oluyoruz mecburen, hepsi bir minare çalmış kılıfları da, Kuran yorumlamaları da ona göre.. abdulaziz hoca gibi bir iki tane ilim adamı var başka da yok ne yazık ki.

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Zeynep Peyman,

      Namaz beş vakittir. Kuran’da öğle namazının bitişinin ve ikindinin başlangıcının, akşamın bitişinin ve yatsının başlangıcının söylenmemesi bu iki namazın ihtiyaç halinde birleştirilebileceğine işaret ediyor. Bu sebeple Peygamberimiz çoğu zaman yolcu iken bazen de yolcu değilken bu namazları birleştirerek ümmetine örnek olmuştur. Konuyla ilgili olarak şu yazımızı okuyabilirsiniz:
      http://www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/namazlarin-birlestirilmesi.html

  • Ridvan Demirel diyor ki:

    sayin hocam 9derece dediniz, ben gozlem yaptim hollanda/Utrecht icin sabah namazi 4.22 gunes dogum 5.22 ve aksam namazi 22.04 ve yatsinin kirmiziglin gitmesini esas aldim yuksek bir binadan bakarak oda 23.35civarlarinda hemen hemen yok oldu. biliyom biraz daha kutuplara gittin mi kirmizilikta yok olmuyor. sayin hocam buna gore sabah namazi gunesin 10derece ufkun altindayken oluyor bu dogru olabilirmi. arkadaslarla bu isi cabaliyoruz, burda ilerleyen yilarda bir ibadathane acmayi dusunuyoruz ve sizi ekibinizle hollandaya bekliyoruz. bunun icin insaallah gorusmeler yapariz, Allah yardimcimiz olsun.

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Rıdvan Demirel,

      Yatsı namazı, batı ufkunda oluşan kırmızı kuşağın dağılmaya başlamasıyla birlikte başlar. Kızıllık kaybolunca yatsı namazı vakti bitmiş olur.
      Şu anda namaz vakitlerini hesaplamaya çalışıyoruz. Kur’an’ın koyduğu ölçüler, daha önce esas alınmadığı için formülleri belirlemek zaman alıyor. İnşaallah çok yakında namaz vakitlerini sizlere gönderebiliriz.

  • Stıkı Demirtaş diyor ki:

    Ey Muhammed senin ümmetin İQAME ES-SALAT’ı terk etti

  • Ridvan Demiral diyor ki:

    Selamunaleykum, Sayin Abdulaziz hocam sizi cok seviyorum Allah icin, kurana gore namaz vakitlerini bize ogretiyorsunuz, bende gordumki takvimlerde sabah namazini yani imsak ve yatsi namazlarinda bayagi yanlislar var butun dunya ortalama 18dereceyi kulaniyor. ben hollandada yasiyorum burda bir site 12.5dereceyi kulaniyor onu kulaniyom ben en yakini hemen hemen dogru ya o cunku gunes dogusuyula ortalama 85dakika var bu hollanda icin, sizin bir konusmanizda danimarkada bu vakit ortalam 100dakikaya kadar gider. hollanda icin ortalama vakitleri nedir. imsak ve yatsi icin hangi derece en yakini cunku yazin biraz zorlaniyom mayis ayindan augustosa kadar biraz zor cozuyom. yardimci olun biraz Hollandanin kalbi Utrecht’en selamlar.

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Rıdvan Demirel,

      Yatıs sabah namazı için dokuz dereceyi esas alın. Takvimimiz inşaallah yakında çıkar, daha sonra onu kullanırsınız.

  • ÖMER ARSLAN diyor ki:

    Sayın Hocam namaz vakitlerinde ki açıklamalarınıza istinaden şimdi kıldığımız vakitler (şu an diyanetin belirlediği saatler ) siz görüşünüze göre doğru saatler midir ?
    değilse bize sizin görüşünüze göre takvim önerebilirmisiniz ?

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Ömer ARSLAN,

      Takvim çalışmamız son aşamasına geldi. İnşaallah Ramazan’dan önce açıklamayı umuyoruz.

  • elif diyor ki:

    Cevap verdiğiniz için teşekkür ederim Sayın hocam İnşallah dedğiniz gibi olur..çalışmlarınızda Allah yardımcınız olsun..

  • elif diyor ki:

    Sayın Bayındır hocam aşağıda bir kardeşimiz daha sormuş bazıları Salat’ın ve Salat’ın ikamesinin namaz ile alakası olmadığını kelimenin kökenine inerek kelimenin manasının destek olmak ,eğitim öğretim yaptırmaktır vs diyorlar çevremde ve internette gördüğüm kadarıylada bunlar özelliklede Hakkı Yılmaz isimli şahıs yoğun bir taraftar toplamış durumda bunlara cevaben bir kitap yazmayı düşünüyor musunuz? düşünmüyorsanız ben düşünmenizi ve yazmanızı önemle rica ediyorum..iyi günler

    • abayindir diyor ki:

      Elif Hanım,

      Her cephede mücadele etmek zorunda olmanın yanı sıra, sekiz dilde sorulan sorulara cevapla meşgul olmamız sebebiyle bahsettiğiniz konularda yazı yazma imkanımız olmamaktadır. İnşaallah eleman sayımız ardar, her istediğimiz konuya eğilme fırsatı yakalarız.

  • Murat Numan diyor ki:

    Sayin Hocam
    Cevabiniz icin teskkur ederim. Ramazan icin yaklasik 2 ay var ancak yatsi namazini nasil yapmaliyiz kilmalimiyiz kilacaksak hangi vakti yada takvimi kabul etmeliyiz,

    Selam ve dua ile…

  • Murat Numan diyor ki:

    S.A.

    Hocam ben Polonyada yasiyorum ve bu gun itibari ile sitelerdeki namaz vakitlerine bakinca ornegin
    namazvakti.com yatsi 23:25 olarak takdiri vakit
    fazilet takvimine gore 23:35
    vakitci.com adresinde 23:17
    diyanet takviminde ise 21:51 (90 dakika metodu)
    yaklasik 2 hafta sonra diyanet haric tum takvimler imsak ve yatsi vakitlerinin olmadigini takdiri vakitleri veriyorlar. Ozellikle ramazan ayininda bu doneme rastlamasindan dolayi kafam iyice karisik.
    Sizden ricam bu konu ile ilgili bizi aydinlatacak cok acil bir yardim.
    Ne yapmaliyim.

    Saygilarimla

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Murat Numan,

      İnşaallah en geç Haziran ayı içinde bütün dünya için bir takvim yaınlayacağız. O zaman güneşin batmadığı yerlerde oruc tutmanın diğer yerlerden kolay olacağını göreceksiniz.

  • hasan diyor ki:

    Hocam kusur bakmayın ben konuyla tam alakalı olmasa da kafama takılan bir soru var sizi bulmuşken sorayım dedim. hocam malumunuz bir çok grup/hizip/cemaat var bunlardan bir grup kendilerine teslim olmuş diye adlandıran bir grubun temizfikir (http://www.temizfikir.com/?p=613) adlı sitesinde namaz için şöyle bir iddiada bulunuyorlar:”Kurân’da kullanılan Es-Salât kavramının ve bugün üzerinde tartışılan Salât-Namaz ilişkisini anlamanın en önemli noktalarından biri de KIYAM-RUKU-SECDE-TAVAF-İTİKAF kavramlarının Kurân’da kullanılış şeklini ve manalarını tam bir şekilde anlamaktan geçmektedir.

    Öncelikle bir noktanın tam anlaşılması gerekmektedir. Kurân’ın indiği dönemde ve çok uzun binyıllar öncesinden beri insanların ve toplulukların “dini ayinleri” “tapınma davranışları” “tapınakları” “kurbanları” hep olmuştur. Bunlar muhtemelen kendilerine Peygamberleri aracılığı ile zamanında tebliğ edilmiş İSLAM dininin sonradan tahrif edilmesi döneminde aşırı öne çıkarılmışlar ve ed-din İSLAM’ın özü kaybedildikçe bu formlar kutsallaştırılarak din ile eşit anlamlara getirilmişlerdir.

    İnsan ve bir arada yaşayan topluluklar tamamı ile soyut bir dünyada yaşayamaz. Soyut değerlerini, bağlılıklarını, aidiyetlerini SEMBOLLER (ŞİARLAR) ve SOMUT HAREKETLER ile göstermek ve yaşamak da isterler. Sosyal hayatlarında Din mefhumundan ayrıldıklarını söyleyen laik-seküler toplumlar bile gerek MİLLİYETÇİLİK gerekse İDEOLOJİK soyut değerleri için bu tip SEMBOLLERE ve SOMUT HAREKETLERE ihtiyaç duyar. Buna en çarpıcı örnek olarak Türkiye’deki laik Atatürkçü batıcı kesimin milli bayramlarını, anıtkabir törenlerini, Fransızların devrim anma törenlerini, ulusal günlerdeki ritüellerini, hatta Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin o zamanda kalbi olan Kızıl Meydan’daki ritüelleri ve sembolleri gösterilebilir. Futbol takımlarının sembolleri olan figürler, lakaplar, taraftarlarının taktıkları alametler ve genelde statlarda yaptıkları her takımın kendisine has, statlarda maç öncesi, sırası ve sonrasındaki ritüelleri de bu şekilde anlaşılması gereken psikolojik ve sosyolojik tatmin ve aiadiyet yansımalarıdır.

    İnsan ve onun bir fenomen ( din, ulus, ideoloji, futbol takımı v.b. ) etrafında oluşturduğu toplulukların gerek psikolojik gerekse sosyolojik aidiyetlerinin somutlaştırma ihtiyacı olan bu SEMBOL ve DAVRANIŞLAR, tüm insan topluluklarına Peygamberleri tarafından tebliğ edilen İSLAM dini tarafından da yadsınmamış ve her topluluğa bunlar yalnızca Allah’ı anarak yapmaları kaydı ile verilmiştir.

    Kurân’da da bu kavramları karşılayan kelimeler ŞİAR ve NUSUK kelimeleridir. ŞİAR, “SEMBOLLER” manasına, NUSUK ise o Vahyin indiği topluluğa ait SOMUT DİNİ KULLUK GÖSTERME DAVRANIŞLARI manasına gelmektedir.

    Kurân bu somut dini davranışların yani NUSUK’un yapıldığı yere ve hareketlere MENSEK-MENASİK demektedir.

    “Biz her ümmete bir “Mensek” kıldık, O’nun kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır, artık yalnızca O’na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara müjde ver. “ Hacc/34

    “Biz her ümmete bir Mensek kıldık, onlar bu tarz üzere “Nusuklarını” (SOMUT DİNİ DAVRANIŞLARINI) yapmaktadırlar. Öyleyse, din konusunda seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.” Hacc/67

    “Ey iman edenler, Allah’ın şiarlarına, haram olan ay’a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram’a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin.” Maide/2

    “İşte böyle; kim Allah’ın ŞİARLARINI (sembollerini) yüceltirse, şüphesiz bu, kalblerin takvasındandır.” Hacc/32

    Ayetler ve konunun geçtiği Hacc Suresinin adı ve konusundan da anlaşılacağı gibi Kurân vahyinde o toplumun geleneklerinde olan KURBAN ve HACC merasimleri yalnız Allah için yapılmak kaydı ile yeni “Ümmete” NUSUK olarak verilmiştir VE BU SON Vahyin Menseği olarak Mescid-el Haram (Mekke) belirlenmiştir. Yani her aidiyetin ihtiyacı olan somut şiarlar ve davranışlar tüm diğer eski ümmetlere de verildiği gibi bu yeni ümmete de zaten yapageldikleri bildikleri olarak düzenlenerek ve arındırılarak bu ikisi ile verilmiştir. Klasik anlamda bilinen ORUÇ uygulamasını da bunun içine dahil edebiliriz. Psikolojik, sosyolojik aidiyetleri ve kimlikleri açısından bu gerekli olduğundan dolayı SADECE İNSAN İÇİN verilmiştir.

    Kurân’a bakarak söyleyebileceğimiz son Vahyi yüklenen ümmetin ŞİAR-NUSUK-MENSEK olarak kendilerine verilenleri KABE-MEKKE-KURBANLAR-HACC-ORUÇ olabilir.” diyorlar. kafam karıştı bu kimselerin kaynakları ne anlamadım. yardımcı olursanız sevinirim saygılarımla…

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Hasan,

      Bunlar, müslümanların dinlerine olan güvenini sarsmak için oluşturulmuş ekiplerdir. Yazdıkarının ilmi bir değeri yoktur.

  • Ünsal Göktas diyor ki:

    degerli hocam! Kutuplardaki; namaz vakitlerini biraz inceledim. Namaz vakitlerini günes tayin ettigine göre. Günes oldugunda gölgede olacagina göre. Ögle ve ilkindi vakitlerinde bir problem yok. diger namazlar ise aydinlik olmasina ragmen, Günesin konumuna göre ve bir binanin gölgesine göre namaz zamanini tayin etmek gerekir. Cünkü dünya döndügüne göre. Günes batiya, doguya, kuzeye, güneye ve aralara gelmektedir. Batiyi takriben 10 derece gectikten sonra aksam namazi kuzeybatiya geldiginde Yatsi namazi, Doguya 10 derece kalada sabah namazi vakti girmis olur. Bilgilerinize sunarim. Hürmetler, sevgiler, Stuttgart cemaatinden yasli adam

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Ünal Göktaş,

      İnşaallah çok yakında konu ile ilgili bir açıklama yapacağız. O zaman her şey ortaya çıkacaktır.

  • AHMET ÇAM diyor ki:

    5 VAKİT NAMAZ KONUSUNDA İLK DEFA MANTIKLI BİR YORUMA RASTLADIM BUGÜNE KADAR… NAMAZ KELİMESİNİN FARSÇA OLDUĞUNU İLK DEFA ÖĞRENDİM…ALLAH RAZI OLSUN

  • ALİ OKTAY diyor ki:

    selam;

    1.si Kur’an-ı Kerim de ‘namaz’ diye bir şey geçmiyor. Ayrıca Kur’an da geçen ‘Saleh = namaz’ deniliyor. Oysa ‘Allah’ı anma’ olarak da çevrilebiliyor.
    2.si Kur’an da sabah ve akşam vakitleri için Ruku’ ve secde emri var. Bir de gece vakitleri için Ruku var. Bunun haricinde ‘Saleh’ deniliyor. Saleh için de 5 vakittir ama Öğle ve İkindi ile Akşam ve Yatsı için keskin bir ayrım olmadı biliniyor.
    Bunlara göre yalnız Kur’an bize yeter diyerek :
    ”Sabah ve Akşam için Ruku ve Secde şeklinde namaz vardır.
    Diğer vakitler için ise Yalnızca Allah’ı anma şeklinde bir namaz vardır.
    Gece namazı ise Allah’ı anmak ayakta yani kıyamda olmak ve ilim için Ruku etmek şeklindedir ” diyebilir miyiz?

    Saygın araştırmacı kardeşlerimden cevap bekliyorum..

    • abayindir diyor ki:

      Namaz Farça’dan dilimize geçmiş bir kelimedir Arapçası salah’tır. Salah (الصالاة) ikame fiili ile beraber kullanılınca “namaz kılma” anlamına gelir. Günde beş vakit namaz farzdır. Bu konuda sitelerimizde çok sayıda yazı ve konuşma vardır; lutfen araştırın, görürsünüz. Namaz vakitleri ile ilgili olarak da aşağıdaki linkte olan yazımızı okuyabilirsiniz:
      http://www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/kuranda-namaz-vakitleri.html

  • mete başbuğ diyor ki:

    S.A. Yasin 40. ayetten şu anlam da çıkar mı ? güneşin ayı yakalayamamasının ayın gösterdiği dirençte gizli olduğu … yani ay’ın öyle bir direnci var ki güneşin bunu aşma ve yakalayabilme gücü yoktur.Dolayısı ile Öyle bir kanun var ki o küçük görünen ay güneşin oluşturduğu sistemde güneşe yakalanmayacak bir gücü barındırıyor.İmanlı gökbilimciler için bu bir keşfin çıkış noktası olmaz mı?

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Mete Başbuğ,

      Yorumunuz çok mantıklı görünüyor ama sizin de dediğiniz gibi bu, uzmanlık gerektiren bir iştir.

  • Hakan Özışık diyor ki:

    selamunaleykum. Bu hadiste iki kez gelmesini şöyle yorumlayabilir miyiz? birinci gün ilk vaktinde. İkinci gün son vaktinde kıldırmış namaları. böylece hangi aralıkta hangi vakit namazın kılınacağı belli olmuş. Böyle desek doğru mudur?

  • Yakup diyor ki:

    “Güneş ayı yakalayamaz, gece de gündüzü geçemez. Her biri farklı bir yörüngede yüzüp gider[1].” (Yasin 36/40)

    Hocam; yukarıdaki ayetten yola çıkarak, “madem gece gündüzü geçemiyor, önde olan gündüzdür” yorumunu yapıyorsunuz.Benim kanaatim de gündüzün önce olduğu yönünde. Fakat bu noktada benim aklıma ayatin ilk kısmı takılıyor. Güneş gündüz vakti vardır, ay ise gece. Dolayısıyla, ayetin ilk kısmında da, güneş ayı yakalayamaz derken, gündüzün de geceyi yakalayamayacağı manası çıkmaz mı. Bu durumda, hangisinin önce olduğunu bu ayetten yola çıkarak anlamak mümkün olur mu ?. Burada, gece ve gündüzün birbirini takip eden bir döngü içerisinde olduğu anlatılmak isteniyor diye düşünüyorum. Dairesel bir döngü içerisinde dönen cisimlerin, hangisinin önde olduğu referans noktasına göre değişmez mi?

    • abayindir diyor ki:

      Yakalama ve geçme kelimeleri farklıdır. İlgili ayetleri okursanız, gece ile gündüzün iç içe geçen varlıklar olduğunu görürsünüz. Güneş ile ay öyle değildir. Bu sebeple onları farklı yorumlamak gerekir.

  • ayşe nur diyor ki:

    Hocam, son günlerde bazı kişiler tarafından bahsi geçen Peygamberimizin kıldığı namaz şekli ile ilgili mevzular epey kafamızı karıştırmaktadır. Takdir edersiniz ki, farz olan ibadetin doğru ve düzgün olarak yerine getirilmesi bizler için önemli bir konu.
    Bu konuda aydınlatırsanız sevinirim. Mevlam yar ve yardımcınız olsun.

    • abayindir diyor ki:

      Ayşe Nur Hanım,

      Bugünlerde bu konyla ilgili olarak, vakfımız yayınlarından bir kitapçık çıkacak, onu okursanız yeterli bilgiye kavuşursunuz.

  • asım peker diyor ki:

    yasin suresindeki ayette ‘gece gündüzü geçemez’ ifadesi okuduğum bir başka mealde ‘gece gündüzü örter’ diye çevrilmiş. acaba burda ‘sabiku’ kelimesinin örtmek anlamıda mı var.

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Asım Peker,

      Sabikun kelimesine örtme anlamı verme imkanı yoktur. Dili en iyi kullananlardan Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR’ın meali şöyledir:
      Ne Güneş kendine aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçer, her biri birer felekte yüzerler.

      Ömer Nasuhi BİLMEN şu meali vermiştir:

      Ne güneş için layık olur ki, o ay’a yetişmiş olsun. Ne de gece için layıkdır ki, gündüzü geçmiş bulunsun ve hepsi de birer felekte yüzerler.

  • METE YAPICI diyor ki:

    Selamün Aleyküm,
    Rahman ve Rahim Allah adıyla,
    Nur suresinin 58′nci ayetinde mealen “Ey müminler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamış) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah ayetleri size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” denilmektedir. Bu mealden yatsı namazının artık mahrem hayatın başladığı, insanların kendi özel odalarına çekildikleri zamandan önce kılınacağı anlaşılmaktadır. Bu ayette Resulullah zamanındaki toplum yaşamından bir kesit verilmektedir. Yatsı namazı kılındıktan sonra (yatsı namazı da Peygamberimiz tarafından kıldırılmaktadır) insanlar başka işlerle uğraşmadan evlerine, evde de fazla oylanmadan istirahat için kendi odalarına çekilmektedirler. Yani yatsı namazı ile sosyal hayat sona ermektedir.
    Siz, yatsı namazının vaktinin gecenin kararması ile birlikte geçtiğini, karanlığın iyice bastırması ile gecenin 1/3′lük bölümünün geçtiğini belirtiyorsunuz. Eğer yanlış anlamıyorsam, artık çıplak gözle güneşin etkilerinden hiç bir eser kalmadığının açıkça belli olduğu anda yatsı namazının vakti geçiyor. Bu da güneşin – 17 derecede olduğu zaman tekabül ediyor. Yatsı ezanı da güneş -17 derecede iken okunuyor. Ezan okunurken vakit geçiyor. Bu durumda yatsı namazını cemaatle kılanlar namazı vaktin dışında kılıyorlar. Hakikat buysa, Allah’ın muradı açıkça yatsı namazının hava iyice kararmadan kılınması yönündeyse işittik itaat ettik demekten başka bir şey yok… Ancak sadece gasegil leyl ibaresi bunun için yeterli delili oluşturur mu?
    Nur suresi 58′nci ayet yatsı namazının vaktinin gecenin geç vakitlerine kadar uzamadığını açıkça göstermektedir. Ancak gecenin çok uzun olduğu yer ve zamanlarda havanın kararması ile birlikte sosyal hayat bitmemektedir. Bu mevsimde İstanbul’da saat 18 15 gibi yatsı ezanı okunmaktadır. Yani hava tamamen kararmaktadır. Buna göre insanların saat 19 00 gibi yataklarında olmaları gerekir. Ancak o saatlerde insanlar evlerine bile dönememiş oluyorlar. Daha kuzeydeki ülkelerde bu mevsimde daha kısa gündüzler daha uzun geceler bulunmaktadır. Kutup bölgelerinde namaz vakitleri için çalışmalar yapıyoruz , ama kutup bölgelerine görece biraz daha uzak olan yerleri de düşünmemiz gerekir herhalde…Yazın ise durum tam tersi oluyor, Ekvatora yakın bölgelerde gece ve gündüz saatlerinin uzunluğu genelde birbirine yakındır. Bu bölgelerde gecenin zifiri karanlık olduğu bölüm ise gündüze oranla çok kısadır. Nur suresinin 58’nci ayetine baktığımızda sanki dünyanın değişik coğrafyalarının da dikkate alındığını, kesin, net bir zaman dilimi belirlenmediğini görüyoruz, Resulullah’ın yatsı namazını bazen gecenin 1/3’ü geçmeye yakın kıldırdığına ilişkin rivayetler var. Siz gecenin ilk 1/3’ünü üç eşit parçadan biri olarak değil, gecenin üç bölümünden biri olarak belirtiyorsunuz ama, Müzzemmil Suresinin 20’nci ayetinde mealen “Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur’ân’dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah’ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur’ân’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir. Buyrulmaktadır.
    “ Dikkat edilirse bu ayette ednâ min śuluśeyi-lleyli ve nisfehu ve śuluśehu gecenin 2/3’ünden biraz azı, yarısı ve 1/3’ü tabirleri var. Benzer ibareler aynı surenin 2, 3 ve 4’ncü ayetlerinde de var. Kumi-lleyle illâ kalîlâ(n), Nisfehu evi-nkus minhu kalîlâ(n) Ev zid ‘aleyhi ve rattili-lkur-âne tertîlâ(n)
    Geceyi ve gündüzü Allah’ın takdir edeceği, bizim ise onu sayamayacağımız açıkça belirtilmiştir. Bu da şunu göstermektedir ki gecenin 1/3’ü tabiri, gecenin üç bölümünden biri demek değildir. Güneşin batması ile batı ufkundaki beyazlığın yok olması, fecrin doğması ile güneşin doğması arasındaki zamanlar insanların kolaylıkla müşahede edebilecekleri zamanlardır. Bu zaman dilimleri yani gecenin gündüze yakın saatleri aynı zamanda soyal saatlerdir. Bu saatlerde zaten Müslümanlar uyanıktırlar. Resulullah hava karardıktan sonra yatmakta, bir miktar uyuduktan sonra Kuran okumak için uyanmaktadır. Dolayısıyla buradaki gece kavramı Kur’an’ı Kerimde üç ayrı yerde geçen ânâ-i-lleyl tamlaması ile eş anlamlı gibi gözükmektedir. Yani gecenin 1/3 demek üç bölümünden biri demek değildir. Akşam hava kararınca uyuyup gecenin bir vaktinde kalkıyorsun, bu vakit gecenin yarısı geçtikten sonra mı, daha önce mi yoksa 2/3’ü geçtikten sonra mı, bunu ölçmek biçmek o kadar kolay değil. Sanki Allah CC mealen kendinizi bu hesaplamalarla yormayın, Allah sizin için zorluk istemez, Kur’an’dan kolayınıza geldiğini okuyun diyor. Öyleyse gecenin 1/3’ü şurada başlar, şurada biter, yarısı burada başlar, son 1/3’ü burada başlar gibi söylemler doğru değildir.
    Cebrail’in namaz vakitlerini kıldırması ile ilgili hadiste “…yatsı namazını gecenin üçte biri geçmekte olduğu sırada kıldırdı (حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ)”, denilmektedir, başka bir hadiste de Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve selemin gecenin üçte biri geçmekte iken veya daha sonra çıka geldiği, “Bu namazı mı bekliyorsunuz? Ümmetime ağır gelmese onlara bu saatte kıldırırdım.” Dediği rivayet edilmektedir. İkinci hadisin ravisi Abdullah b. Ömer gecenin üçte biri geçmekte iken veya daha sonra diyor yani zanni bir bilgi veriyor, zaten bu da Müzzemmil Suresinin 20’nci ayeti ile uyumlu gözüküyor. Bu hadislere, bir de Nur suresinin 58’nci ayetine bakarsak yatsı namazının gece yatmadan kılınan bir namaz olduğu ve fazla geciktirilemeyeceği anlaşılır. Ancak güneş – 17 derecedeyken, – 18 derecedeyken namazın vakti geçer demek için daha etraflıca bir çalışma yapmak, daha kesin deliller sunmak gerekir, kanaatindeyim. Bu hususun dünya coğrafyasına ve mevsimlere göre değişkenlik arz edeceğini düşünüyorum. Yani yatsı namazının ilk vakti konusunda değil ama son vakti konusunda net bir saat vermek doğru değildir diye düşünüyorum.
    Makalede, Hud suresinin 114’nü ayeti ile İsra Suresinin 78’inci ayeti iklil ( birbirini açıklayan) ayetler olarak verilmiş, ancak Taha Suresinin 130’ncu ayetinden hiç bahsedilmemiş,
    Taha Suresinin 130’ncu ayetinde mealen “Artık onların dediklerine sabret ve güneşin doğmasından evvel ve batmasından evvel Rabbine hamd ile tesbihte bulun. Ve gece saatlerinden bir kısmında da tesbih et ve gündüzün etrafında da. Tâ ki sen hoşnut olasın”
    Hud Suresi 114’ncü ayette ise; “Ve namazı gündüzün iki tarafında ve geceden de gündüze yakın saatlerde dosdoğru kıl. Şüphe yok ki güzellikler, kötülükleri giderir. Bu, güzelce düşünenler için bir iyi öğüttür”
    İsra 78’de ise “Güneşin dülukundan gecenin kararmasına kadar; bir de fecrin (tan ışıklarının) yoğunlaşması sırasında namazı tam kıl. Fecirdeki yoğunlaşma gözle görülür. 79’ncu ayette de “Ve geceleyin kalk, sana mahsus bir nafile olmak üzere gece namaz kıl. Ümitvar ol ki, Rabbin seni bir makamı Mahmud’a gönderecektir” mealen denilmektedir.
    Taha suresinde gündüzün etrafı, Hud Suresinde ise gündüzün iki tarafı, ibaresi var, Hud suresinde gecenin zülefi( yakın saatleri, etekleri, saçakları), Taha Suresinde ise “min ânâ-i-lleyli” (gece saatlerinin bir kısmı), İsra 79’da ise “Vemine-lleyli fetehecced” ifadeleri var.
    Etraf kelimesi taraf kelimesinin çoğulu olup en az üç tarafı ifade eder. Hud suresinde gündüzün iki tarafından bahsedilirken, aynı zamanda gecenin zülfelerinden de bahsedilmektedir. Taha suresinde güneş doğmadan ve batmadan önceki namaz vakitleri ile gece saatlerine açıkça değinildikten sonra, atrâfe-nnehâr ibaresi kullanılmıştır. Bu durumda anlaşılıyor “taraf” kelimesine “bölüm” manası verilemez. Yani gecenin zülfeleri ile gündüzün tarafları aslında birbiri ile kesişir, sabah namazı vakti hem gecenin zülefindendir, hem de gündüzün etrafındandır. Aynı şekilde akşam namazı vakti, (belki de yatsı namazı vakti de) hem gündüzün etrafındandır, hem de gecenin zülefindendir. Yani atrâfe-nnehâr isim tamlaması hem gündüzün dışından hem de içinden olan vakitleri içermektedir. Sanki bu ibarenin güneşin arzın etrafında dönüyormuş gibi gözükmesi ile ilintisi var. Güneşin ışıklarının doğu ufkunda belirginleşmesi ile başlayan ve batı ufkunda tamamen kaybolması ile sona eren zaman dilimi gündüzün etrafını oluşturan zamanlardır. Bu zamanın dışındaki vakitler ise ânâ-i-lleyli oluşturur, İsra 79’daki gece kalkması, Müzzemmil suresindeki gece ile ilgili ifadeler de bu ânâ-i-lleyl’den olsa gerektir. ânâ-i-lleyl tamlaması ayrıca Zümer 9 ve Ali İmran 113’te de geçmektedir. Her ikisinde de gece ibadetinin yapıldığı zaman dilimi olarak kullanılmıştır. İsra Suresinin 79’ncu ayetinde belirtilen gece kalkışı da bu ayetle uyumludur. O zaman ânâ-i-lleyl gecenin ilk ve son bölümü arasında kalan zaman dilimini ifade etmektedir. “min ânâ-i-lleyli” ise bu zaman diliminin içerisindeki bir bölümü veya bölümleri ifade etmektedir. Gece kalkılarak kılınan teheccüt namazı da “min ânâ-i-lleyl’de kılınan bir namaz oluyor. Müzzemmil Suresinin 20’nci ayet bu şekilde daha iyi anlaşılıyor. Acaba yatsı namazının vakti de ânâ-i-lleyl içinde mi?, yoksa bu vakit içerisinde de kılınabilir mi ? Bu noktada tıkanıp kalıyorum. Acaba zülef gerçekten zülfeler manasında üç zaman dilimini mi( akşam, yatsı, sabah namazı vakitleri) ifade ediyor. Yoksa zülef sadece gecenin gündüze yakın iki ucu manasını mı içeriyor ? Birinci durumda Hud 114’ü suresini şu şekilde anlamak mümkün oluyor, gecenin gündüze yakın üç vaktinde ve gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitleri)nde namaz kıl, Taha 130’da sabah ve ikindi namazları belirtildikten sonra gündüzün tarafları terimi kullanılmış, eğer sabah ve ikindi vakitlerini saymaz isek en az üç vakit daha olması gerekiyor. Öğle, akşam ve yatsı vakitleri de gündüzün diğer taraflarını oluşturuyor. Ancak burada Arapça bilgimin zayıflığı söz konusu, ayette namaz vakitlerinin arası “ve” bağlacı ile ayrılırken, daha sonraki “fe” bağlacı ile devam ediyor “fesebbih veatrâfe-nnehâri” , yani atrafennehar ibaresi ayetin başında sayılan ikindi ve sabah namazlarını da içine alıyor mu almıyor mu ?
    Bu durumda gündüzün tarafları gecenin zülefini de içine alan bir kavram, beş vakit namaz gündüzün içinde veya gündüzün dışında olmakla birlikte çevresindeki gecenin gündüze yakın olan vakitlerini de içine alan bir zaman dilimi içinde kılınması gerekiyor. İsra 78’de “Güneşin dülukundan gecenin kararmasına kadar namaz kıl” ifadesi de bu ayetlerle uyumlu oluyor. Ancak bu emir Resulullah’ın şahsında verilen bir emirdir. Bunun uygulamasını da Resulullah yapmıştır. Yani yatsı namazını kılmış ve kıldırmıştır. Ne zaman kıldırmıştır, gecenin erken vakitlerinde, ne kadar gecikmiştir ? İnsanların olağan uyku ve istirahat zamanlarından biraz öncesine kadar.
    Resulullah zamanında klasik tabiri ile mesai, yani gün, sabah namazı ile başlıyor. Yani yatsıdan sonra uyuyan bir kişi en geç fecr vakti uyanıyor. Arada gece namazı için ayrılacak zamanı da düşünürsek insanların olağan uykularını alacakları bir zaman dilimi olması lazım, en azından 5 saatlik, 6 saatlik bir istırahat suresi gerekiyor, sabah namazı vakti saat 06.00 gibi başlıyorsa en az 6 saatlik bir uyku zamanı ayırsak iki saat de teheccüt için ayrılsa gece 10.00 gibi yatılması gerekir. Ancak yazın geceler çok kısa olduğu için, bu kadar bir istirahat zamanı söz konusu olmuyor, yatsı namazı vakit girer girmez kılınsa bile, öğlen sıcağında ilave bir istirahat vaktine ihtiyaç hasıl oluyor, bir nevi telafi uykusu vakti. Nur Suresi 58’nci ayetten de bu anlaşılıyor.
    Yatsı namazının bir miktar geciktirilmesi uzun kış gecelerinin olduğu, dönemler için söz konusu olabilir. Resulullah’ın bir miktar geciktirmiş olduğu zamanlar da her halde gecelerin uzun olduğu vakte gelse gerekir. Yoksa yılın büyük çoğunluğunda insanların bir kısmının az da olsa gece ibadeti yaptıktan sonra en geç sabah namazını vaktinde kılacak şekilde uyanmaları ve sabah namazından sonra bir daha uyumamaları gerektiğinden gece ilerlemeden yatsı namazını kılmaları ve uykuya çekilmeleri gerekir. Bazı zamanlar bu bile yeterli olmadığı için öğle vakti kaylule uykusu gerekebilmektedir.

  • Hacer Erdoğan diyor ki:

    Selamün Aleyküm,

    Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hud suresinin tefsirinden 114′ncü ayetinin tefsirinden bir bölümü alıntı olarak sunuyorum. Bayındır Hoca’nın açıklamalarını destekler mahiyette, hatta fazlası var eksiği yok:

    “Ve namazı kıl ve kıldır, gündüzün her iki tarafında ve gecenin zülfelerinde. Yani gündüzün başlıca değişme saatlerinin ikisinde ve gecenin zülfeleri, saçakları demek olan eteklerinde, gündüze yakın olan saatlerinde.

    Zülef: Zülfe’nin çoğuludur ve Arapça’da çoğul, en az üç sayıdan oluştuğu için bu âyetteki ifadeden anlaşılan sonuç, ikisi gündüzün taraflarında, üçü de gecenin eteklerinde olmak üzere tam beş vakit namaz emredilmiş olduğu açıkça bellidir. Gündüz namazlarının kırâetinde cehir (sesli okuma) meselesinde sabah namazı, gece namazlarından sayıldığı için “tarafeyi’n-nehar” dan murad; öğle ve ikindi vakitleri, “zülefen mine’l-leyl”den maksat da akşam, yatsı ve sabah namazları olmak lazımgelir ki, İsra Sûresi’nde de “Güneşin öğle vakti zevalinden, gecenin karanlığına kadar namaz kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı gerçekten de şahitlidir.” (İsra, 17/78) diye buyurulmuştur. Böylece öğle ile ikindiye tarafeyi’n-nehar denilmesinin sebebi şudur: Sabah gündüzün kökü, güneşin doğuşundan öğleye kadar geçen vakit ise gövdesidir. Zevalden sonra öğle ile ikindi de, ta batıncaya kadar olan kısım da taraflarıdır. Şer’an de gündüz vaktinin sabah, öğle ve ikindi olmak üzere başlıca, üç bölümü, üç tarafı vardır. Nitekim bir başka âyette “Gündüzün tarafları” (Tâhâ, 20/130) diye gündüzün üç tarafından söz edilmiştir. Sabah namazı, güneş doğmadan önce olduğu için, sabah ve akşam namazları “zülefen mine’l-leyl” in kapsamı içinde kalmış olurlar. …………… Gündüzün taraflarından iki taraf: Öğle ile ikindi ve geceden üç zülfe: Akşam, yatsı ve sabah olmak üzere hepsi tam beş vakit namazdır ki ikamet aynı zamanda “namaz kıldırmak” anlamına da geldiğinden bunlar cemaatle kılınan namazlardır. İkamet sünnet, cemaat vaciptir.” (Elmalılı Tefsiri)

    Açıkça görülüyor ki gündüz, üç taraftan oluşmaktadır. Ancak güneşin dulukundan yani batıya kaymasından sonraki iki tarafında farz olan öğle ve ikindi namazları vardır. Güneşin doğuşu ile tam tepeye geldiği vakit arasındaki vakit ise (Kuşluk vakti) içinde farz namaz olmayan bir vakittir. Gecenin zülefleri yani saçakları, etekleri diyebileceğimiz vakitler ise gündüze yakın zamanlardır. Bunlar da akşam, yatsı ve sabah namazlarının kılınabileceği vakitleri göstermektedir.

    İsra sursinin 78′inci ayetinin meali konusuna gelince: “Ekımi’s-salâte lidulûki-şşemsi ilâ ġaseki-lleyli ve kur-âne-lfecr(i)” ifadesi bir bütünlük ifade eder. Yani “Namazı ikame et”, (hangi vakitlerde?) güneşin dulukundan geceninin karanlığının bastırdığı vakte kadar (gasekilleyl) ve bir de kur’anel fecrde ( ikame et)… Anlaşılıyor ki buradaki kur’anel fecr ibaresi sabah namazı veya sabah okuması manasından çok bir zaman dilimini ifade etmektedir. O zaman kur’an kelimesinin ikinci manası olan “toplanma”, “yoğunlaşma” manası gündeme geliyor. Yani fecr (ışıklarının) yoğunlaştığı zaman, işte o zamanda namaz kıl, yani sabah namazını kıl. “İnne kur-âne-lfecri kâne meşhûdâ(n” ifadesi ise gayet açık anlaşılıyor. “Muhakkkak ki kur-anel fecr müşahede edilebilir.” Yani herkes kur-anel fecre şahit olabilir.

    Açıklama

    Sayın Hacer ERDOĞAN,

    Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim.

  • Nebi diyor ki:

    Mukaddes Hanım,

    İsra 78′te Diyanet’in meali şöyledir:

    “Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.”

    Burada da görüldüğü gibi “sabah namazı şahitlidir.” olarak tercüme edilmiştir. Burada verilen anlam “Fecirdeki yoğunlaşma, gözle görülür.” anlamını düşündüğünüzde “şahitlidir” kelimesinin açılımı olduğu net bir şekilde anlaşılır. Yani ayete ilave edilmemiş, daha açıklayıcı bilimsel mana verilmiştir.

    Bizler öğrenmeye gayret edelim ve Allah’tan bize doğruları öğretmesi için dua edelim.

    Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.

  • Mete Yapıcı diyor ki:

    S.A.

    “Müminler! Ellerinizin altında olan esirler ile henüz ergenlik çağına girmemiş çocuklarınız üç vakitte; sabah namazından önce, öğle sıcağında soyunduğunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza girecekleri zaman izin istesinler. Bunlar, açık olabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitler dışında birbirinizin yanına girip çıkmakta size de, onlara da bir günah yoktur. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilir, doğru karar verir.

    Çocuklarınız erginlik çağına girince, büyükleri gibi izin istesinler. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilir, doğru karar verir.” (Nur 24/58-59) mealindeki ayetten yatsı namazının gece için istirahate çekilmeden önce kılınan bir namaz olduğu anlaşılmaktadır. Ancak yatsı namazının vaktinin takvimlerde yatsı namazının vaktinin başlangıcı olarak kabul edilen saatte hatta daha da önce geçtiği konusu daha geniş irdelenmelidir. Nur Suresinin 58′nci ayeti ile Resulullah’ın yatsı namazını gecenin 1/3′lük kısmı geçtikten sonrada kıldırdığına ilişkin rivayetler dikkate alındığında ğaseku’l-leyl’in gecenin karanlığının çökmesinden sonraki yakın bir evreyi de içine aldığını acaba düşünebilir miyiz? Özellikle kutuplara doğru hatta Türkiye gibi biraz kuzeyde bulunan ülkelerde bile kış mevsimlerinde günlük mesai saati bitip insanlar evlerine dönmeden önce hava iyice kararmaktadır. Ancak günlük yaşam bir süre daha devam etmekte, insanlar gecenin belli bir bölümü geçtikten sonra istirahate çekilmektedirler. Resulullah’tan rivayet edilen ve yazıda yer verilen hadiste “Abdullah b. Ömer demiş ki, bir gece oturduk, yatsı namazı için Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellemi bekledik. Gecenin üçte biri geçmekte iken veya daha sonra çıka geldi. Bir işi var mıydı, yok muydu bilmiyorum. Dedi ki, “Bu namazı mı bekliyorsunuz? Ümmetime ağır gelmese onlara bu saatte kıldırırdım.” Sonra müezzine emretti, kamet getirdi” denilmektedir. O zamanın şartları içinde ve geceden faydalanma imkanının çok kısıtlı olduğu, bölgenin daha güneyde olup gecenin kuzey bölgelerine göre yılın uzun bir bölümünde daha kısa olması gibi etkenler dikkate alındığında namazın bir müddet geciktirilmesinin zorluk oluşturacağı anlaşılmaktadır. “Ümmetime ağır gelmese onlara bu saatte kıldırırdım.” sözü de buna işaret etmekte gibidir. Ayrıca İsra suresinde geçen “dulukuşşems” tabirinin bazı sahabe tarafından güneşin batması olarak anlaşıldığı rıvayeti de vardır. Yani güneşin batması ile havanın kararması arasındaki zaman diliminde kılınacak namazdan bahsedildiği de iddia edilmektedir. Bu nedenle yatsı namazının hava karardıktan sonra da gece fazla ilerlemeden kılınabileceği şeklindeki görüşlerin de tekrar dikkate alınması gerekir diye düşünüyorum.

  • İdris Başkıran diyor ki:

    Hud 114. ayetinde “zulefen mine’l-leyl” anlamı, gecenin gündüze yakın anları mı yoksa gündüzün geceye yakın anları mı demektir? Gecenin orta kısmı gündüzden nasıl bir alamet taşıyor, doğrusu anlayamadım?

    Hocamızı takip ediyorum. Berat kandilinde sitesindeki konu ile ilgili hadisleri anlattığım için şikayet edildim. Soruşturma yaptılar, neticeyi bekliyorum.

    Güce İlçe Müftüsü İdris Başkıran.

  • Mustafa diyor ki:

    Allah razi olsun.

  • Sahib diyor ki:

    Esselamu Aleyke,

    Anladigim kadariyla, gunduz kilinacak namazlarin vaktinde bir problem yok. Gunduzun iki tarafinda, yani gun tam dogdugundan gunun tam tepeye (zenit) geldiyini ana kadar ogle namazi, gunesin tepeden inmeye basladigi andan gun batishina kadar olan zaman kesiyindi ikindi namazi kilinmalidir. Cunki yalniz gunes semanin tam ortasinda yani tepesinde oldugu anda gunduz ikiye ayrilir.

    Fecirdeki yogunlasmanin gozle gorulmesine dair, bazi tercumelerde bu cumle tan isiklarin yogunlasmasi zaman kilinan namaz bir coklari tarafindan gorulmekdedir- gibi tercume ediliyor. Bir coklari yani gece ve gunduz melekleri tarafindan gorulmekdedir. Bu tam basga bir tercemedir. Gecenin yakin saatlari anlamindaysa dusunuyorum ki – gunesin tam batdigi andan onun isiginin itmesine yani tam karanligin cokmesine kadar olan zaman kesiyinde aksam namazi, karanligin tam cokmesinden gece yarisini kadar yatsi namazi kilinmalidir. Sonuncu namazsa Gunes isinlarinin gorulduyu andan gunesin tam dogusuna kadar olan zaman kesiyinde kilinmalidir. Bu sadece benim dusuncemdir.

    Allah amanida.

    AÇIKLAMA:

    Güneşin doğmasından tepe noktasına gelinceye kadar farz namaz vakti yoktur. Tepeden batı tarafına kayınca öğle namazı başlar.

  • Ekrem Can diyor ki:

    Selamünaleyküm,

    İkinci günkü vakitler namazları son vakitleri, evet. Buna göre Abdülaziz Bayındır Hoca’nın da ifade ettiği “yatsının son vakti; güneşin ufkun 18′ altına geldiği (havanın bütünüyle karardığı) ana kadardır” iddiasının dayanağı nedir?

  • Erdem ZORLU diyor ki:

    Ekrem Can kardeş hadisi şerifde gözden kaçırdığınız bazı meseleleri size göstermek için yazıyorum:

    Cebrail A.S mın 1 nci geldiği günler ilk vakitler, 2 nci geldiği günki vakitler namazların son vakitleri. Burada Cebrail A.S mın “namazların vakti bu iki vakit arasıdır” derken önceki geldiği gün ile sonraki geldiği günü kasd ediyor.

    Burada önemli bir meseleye de dikkatinizi çekmek istiyorum: Akşam namazının vakti, şafağın kaybolması ile bitiyor. Uygulamada ise akşam namazı yatsı namazına kadar devam ettiriliyor. Sadece yanılgı yatsı ile ilgili değil görüldüğü gibi akşam namazının şafağın kaybolması ile bitmesi gerekirken Diyanet, bu namazı yatsı namazına kadar kılabilirsiniz diyor ve kılınıyor da.

    Bu kadar önemli meselede akşam namazından bahsediyoruz. Hiç hadisi dikkate almadan yatsının vaktine kadar uzatan zihniyetin düzenlediği namaz vakitlerini lütfen sorgulayın araştırın bakın göreceksiniz karşınıza çıkan prof.da olsa konuşamayacak.

  • Ekrem Can diyor ki:

    Yalnız şu var: Eğer Cibril (aleyhisselam) “ibadet, vakti bu iki vaktin arasıdır” buyurmuşsa; biz neye dayanarak yatsının son vaktinin güneşin ufkun altında kaybolduğu 18′ derece olduğunu söyleyebiliriz? Oysa anlaşılıyor ki yatsının son vakti, gecenin “üçte biri geçmekte olduğu sıra” yani üçte biri geçinceye kadardır.

  • Mukaddes diyor ki:

    Kısaca son derece açık ve anlaşılır olan ayeti gizemli hale getirmişler. Mealleri anlayamıyoruz. Bir an evvel hiç olmazsa böyle yanlışların düzeltildiği bir meal basılmalı. Bu ricamız inşallah duyulur.

  • Hakan Said diyor ki:

    Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi hepimize olsun.

    Sayın Mukaddes Hanım, söz konusu ayet istisnası var mı bilmem ama, bütün meallerde benzer şekilde çevrildiğinden, buradaki çeviri sizi şaşırtmış, yani anlamamanız normal. Süleymaniye Vakfı buradaki ‘Kur’an’ kelimesini gerçek anlamı ile ‘yoğunlaşma (veya toplaşma)’ olarak çevirince ayetin ne demek istediği tam olarak anlaşılıyor. Allah razı olsun onlardan.

    Benim anladığım, Cenab-ı Allah bize sabah namazı vaktini gözümüzle rahatça tespit edebileceğimizi bildiriyor. Abdülaziz Bayındır hocamızın deyişi ile gönderdiği kitabın ayetleri ile yarattığı ayetleri birlikte okumamız gerektiğini anlıyoruz.

  • Mukaddes diyor ki:

    “Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar; bir de fecrin (tan ışıklarının) yoğunlaşması sırasında namazı tam kıl.” (İsrâ, 17/78)

    “Fecirdeki yoğunlaşma gözle görülür.” Böyle mi olacaktı? Fecirdeki yoğunlaşma, gözle görülür de sanki ayete dahil gibi yazılmış. Meallere baktım. Anlayamadım.

Kategorideki Diğer Yazılar:
Sıra     Yazı Başlığı Tarih    Okunma    
1 Kur’an ve Müslümanların Durumu 10.11.09 8.853
2 Kur’an’da Namaz Vakitleri 24.12.11 143.031
3 Müslüman Cehenneme Gider mi? 02.04.12 70.119
4 Ekvatordan Kutuplara Namaz ve Oruç Vakitleri 18.07.12 66.022
5 Kur’an’ı Açıklamada Usul 29.09.09 24.805
6 Kur’an’da Eşyanın Dili 04.07.11 9.017
7 Kur’ân’a Göre Resulullah’ın Tebyîn Görevinin Anlamı 16.08.11 9.661
8 Kur’an’ı Nasıl Okumalıyız? 10.11.09 41.599
9 Cennete Kimler Girer? 29.09.09 25.343
10 Şefaat 29.09.09 31.244
11 Nesih Ve Recim Cezası 29.09.09 42.776
12 Müslüman Olmayanlarla İlişkiler 29.09.09 19.771
13 Kadir Gecesi 30.09.09 13.292
14 Kadının Dövülmesi 29.09.09 30.770
15 Kadınların Şahitliği 29.09.09 23.510
16 Kadir Gecesi ve İtikâf 29.09.09 25.398
17 Kadının Boşanması (İftidâ) 29.09.09 58.258
18 Adetli Kadının Orucu İle İlgili Şüpheler (Kazâ Kelimesi) 30.09.09 45.099
19 Allah’ın Beşer Resûlü 29.09.09 27.374
20 Oruç Fidyesi 30.09.09 20.764
21 Hacda Ticaret ve Sosyal Etkinlik 30.09.09 7.409
22 Adetli Kadının Orucu ve Namazı 29.09.09 101.904
23 Kur’an’da Hoşgörü 29.09.09 18.824
24 Talak (Erkeğin Boşama Hakkı) 29.09.09 115.955
25 Kur’an Fıtrat İlişkisi 29.09.09 13.418
26 Kadınların Yolculuğu – 2 30.09.09 11.098