Bütün Nebiler Ortadoğu’ya mı geldi?

Allah’ın bütün elçilerinin sadece belli bir coğrafyaya gönderildiğini düşünmek yanıltıcıdır.  Kur’an bu konuya açıklık getirmiştir:

  • “Biz, her resulü/âyetlerimizi tebliğ eden elçiyi kendi halkının dili ile göndeririz ki her şeyi onlara açık açık anlatsın. Bundan sonra Allah, (sapıklığın) gereğini yapanı sapık sayar, (doğru yolda olmanın) gereğini yapanı da yoluna kabul eder. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur.” (İbrahim, 4)

Ayetten anlaşılacağı üzere her bir topluma kendi içlerinden ve anadillerini konuşan elçiler gönderilmiştir. İlgili diğer ayetler şöyledir:

  • Her toplumun(ümmetin) bir elçisi vardır. Elçileri yanlarına geldiği zaman, aralarında hakka uygun şekilde hükmedilir. Onlara haksızlık yapılmaz.” (Yunus, 47)
  • Her toplumdan (ümmetten) bir şahit getirdiğimiz zaman onların hali nice olacaktır!? Seni de bunlara şahit getireceğiz. Ayetleri görmezlikte direnenler (kâfirler) ve Resule / Elçinin getirdiği ayetlere başkaldıranlar, o gün toprağa karışıp kaybolmuş olmayı ne kadar çok isterler. Ama olup biten hiçbir şeyi Allah’tan gizleyemeyeceklerdir.” (Nisa, 41-42)
  • “Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) derler ki “Ona Rabbinden bir mucize (ayet) indirilseydi ya!” Sen sadece uyarıcısın. Her topluluğun bir yol göstericisi vardır.” (Rad, 7)
  • “Bu gerçeği seninle birlikte gönderdik ki, müjdeler veresin ve uyarılarda bulunasın. Her toplumun(ümmetin) geçmişinde mutlaka bir uyarıcı bulunmuştur. Eğer sana yalancı diyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de elçilerine yalancı demişlerdi. Hâlbuki elçileri onlara belgelerle (mucizelerle) ve zebûrlarla (hikmet dolu kitaplar), aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.” (Fatır, 24-25)
  • Biz her topluma (ümmete) elçi gönderdik; Allah’a kul olsunlar ve azgınlardan uzak dursunlar diye. Onların içinden, Allah’ın yoluna kabul ettiği kimseler de oldu, sapıklığı hak etmiş olanlar da. Yeryüzünü dolaşın da o yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün.” (Nahl, 36)

Allah’ın vahyi belli bir bölgeye hapsedilemez ve yöresel değildir. İnsanların yaşadığı ve hayatın daha canlı olduğu merkezi bölgelerin tümüne Allah elçiler yollamıştır.

“Senin Rabbin (Sahibin), kendilerine âyetlerini okuyacak bir elçiyi merkezlerine göndermeden hiçbir yeri etkisizleştirmez. Etkisizleştirdiği kentler, sadece halkı yanlışlar içinde olanlardır.” (Kasas, 59)

Allah son elçisini Arap yarım adasına yollamıştır, daha önce göndediği elçilerin bir kısmında son kitabında bahsetmiştir:

 “Biz, Nuh’a ve ondan sonra gelen nebilere nasıl vahyettiysek sana da öyle vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyetmiş, Davud’a da bir kitap vermiştik. Kendilerinden sana hiç bahsetmediğimiz elçiler de gönderdik. Allah, Musa ile konuştu. Müjdeci ve uyarıcı elçiler gönderdik ki onlardan sonra insanların elinde Allah’a karşı ileri sürecekleri bir mazeretleri olmasın. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.” (Nisa, 163-165)

Araplara tanımadıkları kişilerin kıssalarının anlatılması anlamsız olacağından Allah Ortadoğu coğrafyasında bilinen nebilere dikkat çekmiştir. Ancak bu durum dünyanın diğer bölgelerine elçi gönderilmediği anlamına gelmez:

  • “Senden önce de elçiler gönderdik; kiminin hikayesini sana anlattık, kimininkini de anlatmadık. Hiçbir elçi, Allah’ın izni olmadan mucize getiremez. Allah’ın emri gelince iş gerçekten biter. Boş işlere dalanlar orada kaybederler.” (Mü’min, 78)

 

Yazar: Fehmi  İlkay ÇEÇEN