11 Ağustos 2011

Kureyş Suresi

Bismillahirrahmanirrahim

(İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla)

(لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ (1) إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ (2) فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ (3) الَّذِي أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَآَمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ (4

(1) Kureyşliler; (Kabe’den dolayı) sıcak ilgi gördükleri için , (2) bu sıcak ilgiyi, kış ve yaz yolculuklarında  da gördükleri için, (3) bu Beyt'in (Kâbe’nin) Sahibine kulluk etsinler/etmelidirler!4)Onları, açken doyuran, korku içindeyken güvene kavuşturan Sahiplerine!... 

Ayetlerde “yakınlık” diye tercüme edilen “ilaf” kelimesi, sözlükte "alıştırma, ısındırma, anlaşma, istek üzerine verilen berat" gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise Kureyşlilerin bazı kabile ve ülkelerle yaptıkları ticari anlaşmaları ifade etmektedir.[1]

Sûrede, Kureyşliler için o dönem hayati bir öneme sahip olan ticaret imkânlarının genişliğinden bahsedilmekte, Suriye ile Yemen arasındaki büyük bölgede sahip oldukları serbest dolaşım hakkına vurgu yapılarak bu rahatlığın onlara Allah tarafından bahşedilmiş olduğu gerçeği hatırlatılmaktadır. Bunun sebebi Kâbe ve çevresinin kutsal bir bölge, güvenli bir şehir kılınmasıdır. Yüce Allah bir zamanlar Hz. İbrahim’in yaptığı duayı bize anlatır:

“Bir gün İbrahim şöyle yalvardı: “Sahibim (Rabbim), burayı güvenli bir şehir yap! Buranın halkından, Allah’a ve ahiret gününe inananları her üründen yararlandır!” Allah da şöyle dedi: “Âyetleri görmezlikten gelene de bir süre iyilik. yapar, sonra onu ateş azabına mahkûm ederim. Ne kötü hale düşmektir o!” " (Bakara 2/126)

Hz. İbrahim (a.s.), eşi Hacer ve oğlu İsmail’i bugünkü Mekke bölgesine bıraktığında şöyle dua etmiştir.

“Rabbimiz! Ben soyumdan bir kısmını senin dokunulmaz Beytinin yanında, bitkisiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, namazı düzgün ve sürekli kılsınlar diye öyle yaptım. İnsanlardan kiminin gönlünde onlara karşı özlem uyandır. Bir de onları birtakım ürünlerle azıklandır; belki görevlerini yerine getirirler.” (İbrahim 14/37)

Yüce Allah Hz. İbrahim’in dualarını kabul etmiş, Kâbe ve çevresini çok verimli bir bölge haline getirmiştir. Bugün de bilindiği gibi Mekke başta olmak üzere Hicaz bölgesi, ticaret ve petrol yatakları bakımından dünyanın en verimli bölgesidir. Öte yandan, o günlerde Kureyşlilerin ticaret seferleri yaptıkları Suriye ve Yemen bölgeleri ise dünyanın en yoksul bölgeleri hâline gelmiştir. Yüce Allah şöyle buyurur:

“Çevrelerinde insanlar kaçırılırken, kendileri için saygın ve güvenli bir yer oluşturduğumuzu görmüyorlar mı? Batıla inanacaklar da Allah’ın iyilik ve ikramını görmezlikten mi gelecekler?”(Ankebut 29/67)

Sûrede, Kureyşliler nezdinde tüm insanlardan talep edilen şey, kendilerine verilen nimetlere aldanarak yoldan çıkmamaları ve kulluğu her zaman nimetlerin tümünü veren Allah’a tahsis etmeleridir. Yüce Allah şöyle buyurur:

“Mallarınız ve çocuklarınız sadece sizi imtihan etmek içindir. Büyük ödül Allah katındadır.” (Teğabun 64/15)

Kazancın asıl kaynağından gafil olan insanlar ancak kazandıkları müddetçe kulluk ederler. Kazancın bir imtihan aracı olduğunu unutmayan insanlar ise varlıkta ve yoklukta, her zaman Allah’a kulluk ederler. Yüce Allah şöyle buyurur:

“İnsanlardan kimi de Allah’a sınırda kulluk eder. Eline bir imkân geçse rahatlar, başına bir sıkıntı gelse yüz çevirir. Böylesi dünyayı da kaybeder ahireti de. Apaçık hüsran budur işte.” (Hacc 22/11)

Zenginlik büyük bir imtihandır. Allah kullarını sık sık bu imtihanla yüzleştirir. İşte böyle durumlarda Kureyş halkı hatırlanmalı ve zenginliğin aldatıcı yönünden korunmak için Allah’tan yardım istenmeli, sadece O’na dayanmalı ve gerçek mutlu sonun O’nun katında olduğu hatırlanmalıdır.


[1] HAMİDULLAH, Muhammed; İslâm Ansiklopedisi “İlaf” maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı, İstanbul, 2000, cilt:22, sf:63–64.

 

Yazar :

Bu yazı 22604 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org