22 Nisan 2017

Adetli Kadının Orucu ve Namazı

Âdetli ve Lohusa Kadın ile İlgili Nesih

 

Nesih sözlükte, bir kitaba diğerindeki bilgiyi aktarma veya bir şeyi uygulamadan kaldırıp yerine başka bir şey koyma anlamlarına gelir[1]. Neshin tarifini veren âyet şudur:

مَا نَنْسَخْ مِنْ آَيَةٍ أَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak, yerine daha hayırlısını ya da dengini getiririz. Bilmez misin, Allah her şeye bir ölçü koyar.” (Bakara 2/106)

Buna göre nesih, bir âyeti bir başka âyetle değiştirmektir. Bu, hem Kur’an’ın ayetleri arasında, hem de Kur’an ayetleri ile önceki kitaplardaki ayetler arasında olur.

Kur’an, ilahi kitapların son nüshası olduğu için ondaki ayetlerin çoğu, önceki kitaplarda olanların aynısıdır, yani onları dengiyle neshetmiştir. Allah Teâlâ şöyle demiştir:

“Allah Nuh’a ne emretmişse onu, sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz şudur: “Bu dini ayakta tutun ve o konuda birbirinizden ayrı düşmeyin.” Senin çağırdığın şey müşriklere ağır gelir. Allah, bu dini tercih edeni kendi tarafına (yoluna) seçer ve ona yöneleni hedefine ulaştırır.”(Şûrâ 42/13)

“Gerçekleri içeren ve kendinden öncekileri tasdik eden bu Kitab’ı sana, indiren O’dur. Tevrat’ı ve İncil’i de O indirmiştir.”(Al-i İmran 3/3) 

Bu ayetler, önceki kitaplardaki âyetlerin büyük bir bölümünün, son Kitab’a aynen aktarıldığını, bir kısmının da hafifletilerek alındığını gösterir. Bunu açıkça anlatan ayet şudur:

يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِمَّا كُنْتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ قَدْ جَاءَكُمْ مِنَ اللَّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبِينٌ.

“Ey Ehl-i Kitap size, Kitap’tan gizlediğiniz birçok şeyi açıklayan birçoğunu da affeden Elçimiz geldi. Size Allah’tan bir nur ve açık bir kitap geldi.” (Maide 5/15)

Mesela Bakara 183’te, öncekiler gibi oruç tutmamız emredilmişken daha sonra inen Bakara187’de oruç tutulan günlerin gecesinde eşlerle ilişkiye girme yasağının kaldırıldığı, şöyle ifade edilmiştir:

Oruç gecelerinde kadınlarınızla cinsel içerikli konuşmalar yapmak size helal kılındı. Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz. Allah kendinize ihanet ettiğinizi bildi de yüzünüze baktı ve sizi affetti. Artık onlarla birleşebilirsiniz.

Adet ve lohusalık kanaması gören kadınla ilgili olarak Tevrat’ta yer olan hükümlerin önemli bir kısmı da Kur’ân ile kaldırılmış, sadece ilişki yasağı devam ettirilmiştir.

 

Tevrat’a göre adet ve lohusalık kanaması

Elimizdeki Tevrat’ta adet ve lohusalık kanaması gören kadınla ilgili hükümler şöyledir: 

“Âdet gördüğü için kan kaybeden kadın yedi gün kirli sayılacak. Ona dokunan da akşama kadar kirli sayılacak.

Âdet gördüğü günlerde kadının üzerinde yattığı ya da oturduğu her şey kirli sayılacaktır.

Kim kadının yatağına dokunursa, giysilerini yıkayacak, yıkanacak, akşama kadar kirli sayılacaktır.

Kim kadının üzerine oturduğu herhangi bir şeye dokunursa, o da giysilerini yıkayacak, yıkanacak, akşama kadar kirli sayılacaktır.

Kadının yatağındaki ya da oturduğu şeyin üzerindeki herhangi bir eşyaya dokunan herkes akşama kadar kirli sayılacaktır.

Âdet gören kadının kirliliği onunla yatan adama da bulaşır. Adam yedi gün kirli kalır ve yattığı her yatak kirli sayılır.

«Eğer bir kadının âdet günleri dışında uzun süreli bir kanaması varsa ya da kanaması âdet günlerinden sonra da devam ediyorsa, kanaması olduğu sürece âdet günlerinde olduğu gibikirli sayılır.

Kanaması olduğu sürece, âdet günlerinde olduğu gibi, yattığı her yatak ve üzerine oturduğu her şey kirli sayılacaktır.

Kim bunlara dokunursa kirli sayılacak. Giysilerini yıkayacak, yıkanacak, akşama kadar kirli kalacaktır.

Ama kanama durursa, kadın yedi gün bekleyecek, sonra temiz sayılacaktır.

Sekizinci gün iki kumru ya da iki güvercin alıp Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne getirecek ve bunları kâhine verecek.

Kâhin birini günah sunusu, ötekini yakmalık sunu olarak sunacak. Böylece kadını kanamasından doğan kirlilikten RAB'bin huzurunda arıtacak.

«İsrail halkını kirliliğinden arındıracaksın. Öyle ki, aralarında bulunan konutumu kirletip kirlilik içinde ölmesinler.»

Akıntısı olan, boşalarak kirlenen adam, âdet gören kadın, akıntısı olan erkek ya da kadın ve kirli sayılan kadınla yatan erkekle ilgili yasa budur.”(Levililer 15/19-33)

Adet gördüğü için kirli sayılan bir kadınla cinsel ilişki kurmayacaksın.(Levililer 18/19).

 

Müslümanlar Tevrat’a uyarlardı

İlâhî kitapların tamamına inanma zorunluluğu vardır. Allah Teâlâ şöyle demiştir:

قُلْ آمَنَّا بِاللّهِ وَمَا أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَا أُنزِلَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ وَمَا أُوتِيَ مُوسَى وَعِيسَى وَالنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ.وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ.

“De ki ‘Biz Allah'a inandık ve güvendik. Bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup’a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene; Nebîlere Rableri tarafından ne verilmişse hepsine inandık[2]. Hiçbirini diğerinden ayırmayız. Biz ona (o kitaplarda olana) teslim olmuş kimseleriz.’

 (İşte İslam budur.) Kim bu İslam’dan başka bir din arayışına girerse asla kabul edilmez. O, ahirette, kaybedenlerden olur.”(Al-i İmrân 3/84-85)

Allah Teâlâ, Mekke’de indirdiği En’âm suresinin 83-89. ayetlerinde; Musa ve Harun aleyhisselam da dâhil 18 nebîyi saymış, onların babalarından, kardeşlerinden ve soylarından kimseleri de seçtiğini bildirerek her birine kitap ve hikmet verdiğini açıklamış ve şöyle demiştir:

أُوْلَـئِكَ الَّذِينَ هَدَى اللّهُ فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ

“Bunlar, Allah'ın rehber (kitap) verdiği kimselerdir; sen de onların rehberine uy.”(En’am 6/90)

Bu ayet gereği ilk Müslümanlar Tevrat’tan sorumlu oldukları için Medine’de Yahudilerin, adetli ve lohusa kadınlara karşı tavırlarını görünce konuyu Nebî’mize sordular ve şu ayetler indi:

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُواْ النِّسَاء فِي الْمَحِيضِ وَلاَ تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىَ يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ. نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَّكُمْ فَأْتُواْ حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ وَقَدِّمُواْ لأَنفُسِكُمْ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّكُم مُّلاَقُوهُ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ

Sana kadınlardaki âdet ve lohusalık kanamalarını[3] soruyorlar. De ki: “O bir sıkıntıdır.” Kanama süresince onlardan uzak durun, temizleninceye kadar da yaklaşmayın. Tertemiz olunca onlara Allah’ın size buyurduğu yerden varın[4]. Allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.

Kadınlarınız sizin için ekim yeridir. Ekim yerinize hoşunuza giden şekilde varın[5], kendiniz için ön hazırlık yapın. Allah’tan çekinerek korunun ve bilin ki O’nun huzuruna çıkarılacaksınız. Bunu (bu iyileştirmeyi), inananlara müjdele. (Bakara 2/222-223)

Adetli kadınla cinsel ilişki dışındaki yasaklar kaldırıldığı için âyetler şu ifade ile bitmektedir:

“Bunu (bu iyileştirmeyi), inananlara müjdele”

Bunun üzerine Nebî’mizin şöyle dediği bildirilmiştir:

اصنعوا كل شيء إلا النكاح

“Cinsel ilişki dışında her şeyi yapabilirsiniz.” (Müslim, Hayz, 16-302, Ebu Davud Tahâre, 258)

Tevrat’ta, adetli veya lohusa kadının ibadeti ile ilgili yasak yoktur. Eğer olsa veya yeni bir yasak gelseydi, nesih kuralı gereği, Kur’an’da açıkça yer alırdı. Böyle olmadığına göre bazı rivayetlere dayanıp adetli kadının namazı, orucu ve eline Kur’an’ı alıp okuması ile ilgili yasak koymak, gerçeği bırakıp zanna uymaktan baka bir şey değildir. Allah Teala şöyle demiştir:   

(De ki) "Allah'tan başka hakem mi ararım?" Kitap'ı size açıklanmış yapıda indiren O'dur. Kendilerine Kitap verdiklerimiz bilirler ki bu, Rabbin tarafından tümüyle gerçekleri gösterecek şekilde indirilmiştir. Sakın şüpheye kapılanlardan olma.

Rabbinin sözü, doğruluk ve denge bakımından tamamlanmıştır. Artık O'nun kelimelerini değiştirecek biri yoktur. O dinler ve bilir.

Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar, sadece zanna (kesin olmayan bilgilere) göre hareket ederler. Onlar, sadece tahmin yürütürler.

Rabbin kendi yolundan sapanı daha iyi bilir. O, yola gelmiş olanı da daha iyi bilir.(En’am 6/114-117)

 

ÂDETLİ KADININ ORUCU

Oruc’un Arapçası sıyam=صِيامyani kendini, yeme, içme ve cinsel ilişkiden engellemedir.[6] Bunların açıklandığı âyette şöyle denmiştir:

 تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا

“Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır; onlara yaklaşmayın.” (Bakara 2/187)

Allah Teâlâ, “Sizden kim Ramazanı yaşarsa onu oruçlu geçirsin.” (Bakara 2/185) dediği halde bazı rivayetlere dayanarak yeme, içme ve cinsel ilişki tanımına girmeyen âdet kanının orucu bozduğunu söylemek sınırları aşmaktan başka bir anlam taşımaz. Bu sebeple bir kadın, adet gördüğü için orucunu terk edemez. Adet günlerinde hastalanıyorsa, adetli olduğu için değil de hasta olduğu için orucunu kazaya bırakabilir.

 

ÂDETLİ KADININ NAMAZI

Bakara 222’ye göre adet ve lohusalık kanı, eza (الأَذَى) yani sıkıntıdır[7]. “Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın” emri, cinsel ilişkiyi yasaklar. Ancak buradaki “ temizleninceye kadar =حَتَّىَ يَطْهُرْنَ” sözü ile abdest ve cünüplerle ilgili olarak şu âyette de geçen: “لِيُطَهِّرَكُمْ= sizi temizlemesi için” sözünde “temizlik” anlamı verilen kelimeler aynı kökten yani tuhr = طهرkökünden olduğu için âdetli kadının namaz kılamayacağına dair rivayetleri destekleyen bir zan oluşmaktadır.  

Abdest ile ilgili âyet şöyledir:

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلَاةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَيْنِ وَإِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُوا وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاءَ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَائِطِ أَوْ لَامَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ مِنْهُ مَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلَكِنْ يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Ey inanıp güvenenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı ve aşık kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh edin. Eğer cünüpseniz[8] yıkanın. Hasta veya yolcu olur yahut sizden biri ayakyolundan[9] gelir ya da kadınlarınızla birlikte olur[10] da su bulamazsanız, temiz toprağa (yüzeye) yönelin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi mesh edin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. Onun istediği sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamaktır. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.” (Maide 5/6)

Abdestte temizlenmesi emredilen organlar; kollar, yüz, baş ve ayaklar, cünüplükte bütün vücut, teyemmümde ise yüz ve ellerdir. Abdest, ayakyolunda ön ve arkadan çıkan pisliklerle bozulur. Cünüplüğe sebep olan meni ve yumurta da sadece önden çıkar. Âdet kanının sebep olduğu kirlilik, en fazla insan dışkısının sebep olduğu kirliliğe benzetilebilir. Yukarıdaki ayette ve ilgili hadislerde idrarın, dışkının ve cünüplüğe sebep olan sıvının temizlenmesi ile ilgili bir emir veya tavsiye yer almaz. Öyleyse abdestle ilgili “لِيُطَهِّرَكُمْ= sizi temizlemesi için” sözü âdetli kadın hakkındaki “ حَتَّىَ يَطْهُرْنَ = temizleninceye kadar” sözü arasında ilgi kurularak ortak bir sonuca varılamaz. 

Adet kanı, idrar, büyük abdest veya meni gibi de değildir. O kanın çıkması engellenemez. Kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemediği için (Bakara 2/286) âdet kanı, namaza engel olmadığı gibi abdesti de bozmaz.

 

ÂDETLİ KADININ KUR’ÂN OKUMASI

 

Mâide 6. âyete göre abdest, teyemmüm ve boy abdesti sadece namaz içindir. Abdestsiz, cünüp veya adetli birinin Kur'an okuyamayacağı hususunda herhangi bir yasak yoktur. Ama bunların Kur’an’a dokunamayacağı konusunda şu ayetler delil getirilir:

“Yok yok! Yıldızların yerlerine yemin ederim!

Bilseniz bu büyük bir yemindir.

(Yıldızların yerinde olan) değerli bir Kur’an’dır,

Kınında saklı bir kitaptadır.

Ona, tertemiz sayılanlardan başkası dokunamaz.

O, varlıkların Sahibi tarafından indirilmiştir.”(Vakıa 56/75-80.)

Yıldızların bulunduğu yer Mele-i A’lâ’dır. (Bkz. Saffât 37/6-10) Oradaki kitap bir levha içinde, Levh-i mahfuz’da korunur. (Bkz. Büruc 85/21-22) Yukarıdaki ayetler, korumanın bir kın içinde olduğunu gösterir. Bu kını anlamamıza sebep olan ayet aynı surede geçen şu âyettir:

“Her biri, kınında (sedefinde) saklı inciler gibidir.”(Vakıa 56/23)

Kınında saklı inciler gibi olanlar Cennete gidenlere hizmet edecek olan hurilerdir. İnciyi saklayan kına sedef denir. Aşağıdaki resimlerden biri kapalı, diğeri de içi açılmış sedefi göstermektedir:

Elimizdeki Kur’an’ın böyle bir şey içinde saklı olmadığı açıktır. Bu sebeple yukarıdaki ayetler, abdestsiz, cünüp veya adetli olan birinin Kur’an’a dokunamayacağının delili olamaz. Bu konuda delil getiren hadisler de çok zayıftır[13]. Gerçekler bırakılıp zanna uyulamaz.



[1]Halil b. Ahmed, (100-175 h.) el-Ayn, (thk: Mehdî el-Mahzûmî, İbrahim es-Sâmrâî), İran 1409/1988.نسخ  md.

[2]Bu ayet, bütün nebilere kitap verildiğini göstermektedir.

[3]Âyette geçen el-mahîd (المحيض) hem âdet hem lohusalık anlamına gelir. (Mu’cemu mekâyîs’ul-luğa, Ahmed b. Faris b. Zekeriya, Beyrut, tarihsiz.)

[4]Dölyatağından yaklaşın, “Allah’ın sizin için yazacağını (çocuk sahibi olmayı) isteyin.” (Bakara 2/187)

[5]Ekim yeri, ürün alınan yerdir. Dölyatağından olmak şartıyla hoşa giden şekilde ilişkiye girilebilir.

[6]Bkz. Ragıb el-İsfahânî (ö. 425 h.), Müfredât (thk: Safvan Adnan Dâvûdî), Dımaşk ve Beyrut, 1412/1992, صوم mad.

[7]Müfredat.

[8]Cünüp: Cinsel ilişkiye girmiş veya ihtilam olmuşsanız

[9]Kişinin boşaltma ihtiyacını giderdiği yer, tuvalet, hela

[10]Cinsel ilişki

[11]https://environmentgr.files.wordpress.com/2014/01/ostrea_lurida.jpg

[12]http://www.thesefiks.com/bilgi/inci-istiridyesi-hakkinda-bilgiler/

[13]Geniş bilgi için şu linke bakılabilir: http://www.suleymaniyevakfi.org/arama.html?aranan=Abdest+ve+Hay%C4%B1z

Bu yazı 13006 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org