29 Eylül 2009

Nişanlıların Nikahı

NİŞANLI ÇİFTLER KENDİ ARALARINDA NİKAH KIYABİLİRLER Mİ?

Soru - Nişanlı çiftlerin haram işlemeksizin bir araya gelerek ko­nuşabilmeleri ve gezebilmeleri için kıyılan dinî nikahın, dinî ölçüle­rimize göre geçerliliği nedir? Nişanlılıkla birlikte kıyılan dinî nikah, nişanlıların cinsel arzu ve eylemlerine meşruiyet kazandırır mı?

Cevap - Nişanlı çiftler arasında kıyılan nikah, tam bir nikahtır. Bununla nişanlılık dönemi biter, evlilik dönemi başlar.

Yalnız kaç-göçün önlenmesi ve nişanlı çiftlerin haram işlemek­sizin bir araya gelerek konuşabilmeleri ve gezebilmeleri için kıyılan ayrı bir nikah çeşidi yoktur. Bir tek nikah vardır ve o nikah kıyılınca evlilik dönemi başlar. Artık kızla erkek birer nişanlı çift değil, evli çift olmuş olurlar.

Bu nikahtan sonra erkek karısını kendi evine götürme hakkını elde eder. Kadın, kocasının evine gitmemek için, yalnızca mehr-i muaccelinin (yani peşin olarak ödenmesi şart koşulan mehrin) ödenmemiş olmasını engel gösterilebilir. Bundan başka hiç bir şey ileri sürülemez. Çeyiz bitmedi, nişan töreni ya da düğün töreni yapı­lacak gibi engeller ileri sürülemez. Eğer düğün yapılacaksa derhal ya­pılır ve koca karısını evine götürür.

Mehir, bilindiği gibi erkeğin karısına vermek zorunda olduğu bir maldır. Tarafların anlaşmasına ya da örfe göre bir kısmı peşin bir kısmı da daha sonra ödenebilir. Tamamının peşin olması veya ta­mamının daha sonra ödenmesi şartını koşmak da caizdir. Nikah sı­rasında mehrin tamamının veya bir kısmının peşin olması şartı geti­rilmişse kadın, kocasına teslim olmak için bu şartın yerine getiril­mesini isteyebilir. Bu şart yerine gelince kadının ileri sürecek bir şeyi kalmaz. Kadının babası, kardeşleri ya da ailesinden herhangi bir fer­din bir şart ileri sürme hakkı yoktur. Genellikle düğünlerin gecikti­rilmesi taraflar arasında bir çok sürtüşme, anlaşmazlıkların sebebi olur. Bu geciktirmeye kız ve oğlan değil çoğunlukla nikahtan sonra hiç bir yetkisi kalmayan kız ve oğlan tarafları sebep olurlar. Onlar bu davranışlarıyla günahkar olurlar. Kocasının evine gelmek istemeyen bir kadın babasının veya kendisinin evinde kendisini kocasına tes­lim eder. Bundan kaçınırsa “naşize” olmuş yani kocasına karşı çıkmış olur.

Eğer erkek eşini kendi evine götürmek istemiyorsa bu durumda karısının nafakasını ödemesi gerekir. Nikah kıyılmış ama henüz dü­ğün yapılmamış olması bunu engellemez. Çünkü nikahla düğün bir arada olur.

Bu nikahtan sonra evliliğin bozulması halinde tamamen bo­şanma ile ilgili hükümler geçerli olur.

Nişanlılık konusundaki uygulamalarda büyük yanlışlıklar ya­pılmaktadır. Nişan, ilerisinde evlenmek üzere verilen sözden ve ya­pılan bazı törenlerden ibarettir. Bu dönemde taraflar birbirini iyice tanıma fırsatı elde ederler. Birbirleri hakkında tam bir kanaate sahip olduktan sonra hemen nikah kıyıp düğünü yapmalıdır. Nikah, evli­liğin fiilen gerçekleşmesi demektir. Bundan sonra evlilikle ilgili bü­tün haklar ve sorumluluklar başlar. Nikahtan sonra tarafların birbi­rini hala nişanlı kabul etmelerine imkan yoktur. Öyleyse bu konuda çok dikkatli davranmalı, nikahı düğün sırasında kıymalı ve düğünü asla geciktirmemelidir.[1]

Ömer Nasuhi BİLMEN hocamız, rahmetullahi aleyh’in belirtti­ğine göre Mâlikî ve Şafiî mezhepleri, yalnız kaç-göçü önlemek, ama erkeğin karısını evine götürememesi ve onunla cinsî ilişkide bulu­namaması gibi şartlarla kıyılan nikah sahih bir nikah değildir! Mâlikî mezhebine göre bu nikahı birleşmeden önce feshetmelidir. Şafiî mezhebine göre bu şartı kız tarafı koşmuşsa nikah batıl yani geçersiz olur.[2]


[1] Ömer Nasuhi BİLMEN, Hukukı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, C. II, s.12, 14, 477, 480, İstanbul 1985.

[2] BİLMEN, a.g.e., s.39-40.

Yazar :

Bu yazı 99545 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org