Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor

Süleymaniye Vakfı > Bülten > Diyanet
Tarih: 20 Ağustos 2010 Tavsiye Et Yazdır

Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor

Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor

Oruç, tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar, Allah rızası için yemeyi içmeyi ve cinsel ilişkiyi terk etmektir. Eskiden çıplak gözle bakılır, ufuk boyunca ışığın yoğunlaştığı görülünce yemeye içmeye son verilirdi. Artık gözlemin yerini takvimler almıştır. Ama takvimler hatalı olduğu için Türkiye’de en az 40 dakika önce oruca başlanmaktadır. Ekvatora yakın bölgelerde bu süre azalmakta ise de kuzey bölgelerinde birkaç saati bulmaktadır. Buna yatsı ile ilgili hatalar da eklenince içinden çıkılmaz sıkıntılar doğmaktadır.

A- TAN OLAYLARI

Takvimlerdeki hatanın sebebi Güneşin doğuşundan önceki beş ayrı tan arasında yapılan yanlış seçimdir. Bunlar; yalancı tan, astronomik tan, imsak tanı, denizci tanı ve sivil tandır.

1- YALANCI TAN (Fecr-i kâzib):

Sabaha yakın doğuda, üstten aşağıya doğru dikine beliren, üstü parlak, altı ufuk çizgisine inmeyen aydınlıktır. Bir süre görünüp kaybolur. O, yemeye içmeye engel olmaz. Bilal Habeşi o vakitte ezan okuduğu için Allah’ın Elçisi şöyle demiştir:
“Bilal’ın ezanı ve yukarıya tırmanan kızıllık sahurunuza engel olmasın, fakat ufukta enine yayılan kızıllık öyle değildir.” (Müslim, Sıyâm, 8)

Cabir b. Abdullah’ın rivayetine göre Peygamberimiz şöyle demiştir:
“İki fecir vardır; birine kurt kuyruğu denir, fecr-i kâziptir; yukarıya doğru olur, ufka yayılmaz. İkinci fecir ufka yayılır, dikine gitmez .”

2- ASTRONOMİK TAN (Astronomical twilight):

Atmosferin üst tabakasında oluşan ve yıldız gözlemini engelleyen tandır. Sabahleyin güneş ufka 18°’den fazla yaklaştığı zaman başlar, akşam ise ufkun 18° altına indiği zaman biter. Bu, astronomların tanıdır. Bu sırada ufuk karanlıktır. Çünkü güneş ışınları yerden yaklaşık 400 km. yukarıda bulunur.


Arap Çöllerinde Astronomik Tan Anı. Ufukta herhangi bir aydınlık yoktur.

3- DENİZCİ TANI (Nautical twilight):

Güneş’in ufkun 12° altında olduğu andır. İyi atmosfer şartlarında cisimlerin dış hatları net olmamakla birlikte seçilebilir fakat ufuk belli belirsiz durumda olur.

Denizciler yönlerini, yıldızlarla belirledikleri için hem yıldızı hem de ufku görmeleri gerekir. Karanlıkta yıldız görülür ama ufuk görülmez. Güneş ufkun 6° altında ise bu defa ufuk görülür, yıldızlar görülmez. Bu sebeple rasadı, denizci tanı ile sivil tan arasında yaparlar. Gözlem için en uygun zaman ise güneşin ufkun 10° altında olduğu zamandır; ona rasat tanı derler.

4- İMSÂK TANI (Fecr-i sâdık) :

Yoğunlaşan Güneş ışınlarının doğu ufku boyunca yayılarak net bir görüntü verdiği andır. Yoğun ışınlar, ufkun üst tarafında beyaz bir hat oluşturur. Gözlemci ile ufuk arasındaki kara parçası ise siyah bir hat gibi gözükür. Oruç tutacak kişi, bu iki hattın, çıplak gözle net olarak ayırt edilmesiyle birlikte oruca başlar. Gözlemlerimize göre bu sırada güneş, ufkun 10° altında olur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Fecrin ak çizgisi kara çizgisinden sizce, tam seçilinceye kadar yiyin için.” (Bakara 2/187)

5- SİVİL TAN (Civil twilight):

Güneş’in ufkun 6° altında bulunduğu andır. Bu durumda çevredeki cisimler net olarak görülebildiği gibi en parlak yıldızlar da görülebilir. Fıkıhta buna isfâr (الاسفار) vakti denir.


SİVİL TAN
Gemi ve deniz net olarak görülebilmektedir

Güneşin doğma anı, üst yuvarlağının ufukta görülmeye başladığı andır.

GÜNEŞİN DOĞUŞU

B- TAKVİM ÇALIŞMALARI

Eskiden çıplak gözle yapılan rasatla oruca başlanırdı. Artık gözlemin yerini takvimler almıştır.  Gazi Ahmed Muhtar Paşa (1839 –1919) takvimlerin astronomik tana göre hazırlandığını şöyle ifade etmiştir:

“Güneş doğu ufkuna 21,5° yaklaştığı zaman imsak vaktinin başladığı konusunda ittifak vardır. Takvimlerdeki imsak hesabı ona göredir. Bu da fecr-i sadık’tan öncesini gösteriyorsa da sadece ihtiyat için böyle yapılmıştır. Çünkü fecr-i sadıkın, Güneş’in ufka 19° yaklaştığında başladığı hususu ittifakla kabul edilmiştir.”

18° olan astronomik tan, 19 dereceye çıkarılmış sonra ihtiyat gerekçesiyle buna 2,5° eklenerek gecenin ortasında oruca başlatılmıştır. Bu sırada fecr-i kâzib dahi olmayacağı için burçlardan gelen ışınlara (zodyak ışınları) fecr-i kâzib denmiş, onlar akşam da görülebileceğinden bir de şafak-ı kâzib icad edilmiştir.

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı 1983’te ihtiyatları kaldırarak oruca başlama vaktini 18°’ye indirmiştir. Yapılan itirazlar üzerine bizim de katıldığımız rasatlar yapılmış, astronomik tan’ın fecr-i sadık sayılamayacağı her defasında tespit edilmiş ama bunlar takvimlere yansıtılmamıştır.

Hatada ısrar edilmesi, oruca başlama ve yatsı namazı vakitlerini bir zulüm aracı haline getirmekle kalmamış, kutuplara doğru içinden çıkılmaz problemlere kaynaklık eden bu hata sebebiyle İslam’ın itibarına da gölge düşürülmüştür.

Astronomik tan, sadece uzay çalışması yapanları; denizci tanı da denizcileri ilgilendirir. Fecr-i sadık farklı bir kavramdır; onun tarifi, sebebi ve sonuçları da farklıdır.  Bir an önce bu büyük hatadan dönülmeli, Müslümanlara ve İslam’a yapılan bu zulme son verilmelidir.

Gayret kullardan, başarı Allah’tandır.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır
İ.Ü. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Süleymaniye Vakfı – Din ve Fıtrat Araştırmaları Merkezi Başkanı

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
"Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor" ile ilgili yorumlar:

  • Erdal ATIL diyor ki:

    Merhaba;ben uzakyol gemi kaptanıyım,yani astronomik hesapları bilen biriyim..bu yıl ramazanda evdeyim ve imsak vakitlerinde garip bir akış olduğu hissine kapıldım..zira Hatay ile İstanbul imsak vakitleri neredeyse 1 dk farklı idi bu iki yer arasındaki boylam farkına göre anlamsız veya abuk bir zaman farkı olarak dikkatimi çekti..sizin buradaki ifadenizde imsak vaktinin güneşin doğuşundan önce 10 derece ufuk altındaki pozisyonuna göre yani notik alacakaranlık içinde iken oluştuğunu anladım…biz gemide “Notik Almanak ” cetvellerini kullanarak astronomik alacakaranlık 18 derece ufuk altına tekabül eden vakti hesaplıyorduk ve imsak sınırı kabul ediyorduk ancak birkaç yıl önce mısır da bilahare BAE de ve Hindistanda da imsak hesabının yaklaşık 21-22 derece ufuk altına göre hesap edildiğini gördük…şimdi buna nasıl çözüm bulunabilir…islam ülkeleri ortalama hesap açısı ufuk altında kaçtır bu uygulama bilgileri sizde mevcutmudur?

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Bu konuda Sayın Adnan Ökten hoca da bilgiler vermişti. Ancak buradaki ölçü insan gözü ve yaşadığı ortamın aydınlanmasıdır. Bu şekilde bir kriter alınırsa problem çözülecektir.

  • mehmet ali dayanan diyor ki:

    Selamünaleyküm bugune kadar yapilan aciklamalarla kafam karisti simdi kimin imsakiyesine gore orucumuz kabul olur ayet ortada ama diyanette sabah ezaniyla kesin diyor simdi kimin dedigiyle oruc tutalim ve kabul olsun buna ses cikaran yok siz kesin olarak bizim imsakiyemizde oruc kabul olur diyorsunuz ama diyanette bizi temsil ediyor kime inanalim dogru fazla tutuyoruz bana kesin bir cevap verebilirmisiniz ona gore davranalim allah razi olsun

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Deliller ortada. Çıkıp ufku gözlemleyin. Diyanetin vermiş olduğu saatte ufukta bir aydınlık olmadığını göreceksiniz. Diyanetin delil olarak getirmiş olduğu gözlem fotoğraflarında ufukta tam bir netlik olduğu görünüyor ancak şuanki vaktinde çekilen fotoğraflar değil bunlar. Sizin yapmanız ereken kendiniz bu şekilde gözlem yaparak tatmin olmanızdır.

  • Osman İşmen diyor ki:

    Merhabalar, Yüce Kitabımızda ak iplikle kara iplik deyimi bulunuyor, bunun yanında geceye kadar oruç tutulmasıda emrediliyor. İmsak vaktinde hatalı bir sonuca gidildiği ve tan vaktine kadar yemek ve içmenin mümkün olduğunu düşünüyorum, lâkin bununla birlikte, geceye kadar deyiminden akşam ezanı değil de, gökyüzünün simsiyah oluşuna kadar bekliyorum. Çünkü akşam değil, “gece” ifadesi var. Yorumunuz nedir?

    Saygılarımı arz eder, hürmetlerimi sunarım.

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Siyah iplik beyaz iplikten fecirde size göre ayrılıncaya kadar ifadesi geçmektedir. Yani fecr tarafında. Şayet güneşin doğuşu olsa ona göre bir ifade seçilirdir. Hud 114. ayette zülefen mine’l Leyl yani gecenin bölümleri ifadesi geçmektedir. Bununla kastedilen Akşam yatsı ve sabah namazıdır. Demek ki akşam namazından itibaren gece denmektedir. Yine İsra 78. ayette namazı ğasaki’l-Leyle kadar yani gecenin karanlığı çökünceye kadar kılmamızı emrediyor. Demek ki birde gecenin ilk anı ve henüz karanlığın yoğunlaşmadı an olduğu anlaşılıyor. Oruçla ilgili ayette orucu geceye kadar tamamlamamız emredildiğine göre gece olarak güneşin batması yani gecenin ilk başlangıcına kadar tutulması gerektiği anlaşılmaktadır.

  • Tahsin Tokmak diyor ki:

    Selamünaleyküm, sahurdan sonra 03:29 da sabah ezanı okundu. niyet ettim oruca, ezan bitince de namaz kılıp biraz balkonda oturdum fakat doğu yönünde yer de gök de kapkaranlıktı. Beklemeye karar verdim yukarıda bahsettiğiniz ufkun üzerindeki o beyazlık saat 04:40 civarında gerçekleşti. yani ufuk çizgisinin altı siyah(karanlık)üstü ise yatay bir beyazlıkla kaplandı. Bu arada ben İstanbul Maltepe’de oturuyorum. Oruca bu saatte mi başlayıp, bu saatte mi sabah namazı kılmalıyım? Allah’a emanet olun.

    • Serdar Özalp diyor ki:

      Görmüş olduğunuz o şeklin oluşması sabah namazının girdiğini ve orucun başladığını ifade eder. Bunun öncesinde kılınan namaz vakti girmeden kılınmış olmaktadır.

  • temel diyor ki:

    tüm türkiyeyi kapsayan bir takviminiz yokmu

  • Eray Çetin diyor ki:

    Selamlar kafama takilan bir soru sormak istiyorum. Hatay ili Ankara’ya gore daha doguda ve normal olarak iftari ankaradan once aciyor. Ama sorum su imsak saatine gore doguda imsakin daha erken olmasi gerekirken ankaradan sonra imsak tamamlaniyor. Bu soruma açıklama gelebilir ise sevinirim.

    • Sahit YILDIZOĞLU ( Özelkalem) diyor ki:

      Selamun aleykum Eray Çetin,
      Haritamız ve imsakiyemiz üzerinden kontrollerimi tekrar yaptım. Anlaşılan Diyanet İşleri Başkanlığı namaz vakitleri tablosundan bakarak bu soruyu sormuşsunuz.
      Her zaman olduğu gibi bu Ramazanda da hiç bir delile dayanmayan ve matematiksel altyapısı olmayan bir işleyişle Diyanet İşleri Başkanlığı bir İmsakiye oluşturmuş ve yayınlamıştır. Ayrıca bilinmelidir ki Diyanet İşleri Başkanlığının imsakiyesi yanlış olsa da Güneş ile Dünya yıl içindeki yörüngeleri ve birbirlerine olan açıları da bu duruma yol açmaktadır. Elektronik posta adresinize Hatay ve Ankara merkezleri baz alarak 2 takvim gönderiyorum lütfen dikkatlice vakitleri karşılaştırınız.
      Selam ve bereket üzerinize olsun.

  • Uğur Murat saraç diyor ki:

    S.a ben ankarada oturuyorum ankaraa icin isak vakti kaç olmali dir selmlar

  • OĞUZ CANTÜRK diyor ki:

    tüm yorum yapan ve siteyi hazırlayan arakadaşlar tek bir sorum var.
    sizce 40-50-60-70-80 dakika fazla oruç tutmanın ne gibi bir sakıncası var?
    maksat allah rızası için nefsi terbiye etmek değilmi varsın 2 saaat daha fazla terbiye olsun…..
    saygılarımla

    • Sahit YILDIZOĞLU ( Özelkalem) diyor ki:

      Selamun aleykum Oğuz CANTÜRK bey,
      Sanırım kununun biraz dışında kalmışsınız sabah namazınıda erken kılalım canım ne ıolacak mı diyelim?
      Allahın belirlediği vakti beğenmeyip değiştirelim yani.
      Selam üzerinize olur inşaallah.

    • Derya diyor ki:

      Bir arkadas 50-60 .. dakika fazla oruc tutmanin ne gibi sakincasi olur demis,,ben soyliyeyim;yillardir orucunu tutan insanlarin gun icerisinde direncinin kalmayip orucu terk etmesi gibi bir sakincasi vardir!

  • mustafa mutlu diyor ki:

    Hocam Allah sabır versin gerçekleri göre göre inkar edenlere ne anlatabilirsiniz ki Allah bu diyanetin başındakileri ıslah etsin demekten başka bir şey gelmiyor içimden. selametle.

  • kerim diyor ki:

    Bizim bahçedeki horozlar bile Diyanetten isabetli imsak vakti tespiti yapıyor. :)

    Bu kadar açık gerçeğe rağmen anlamsız inadın sebebini anlamak çok zor.

    BAYINDIR Hoca konuyu Ayet, sünnet, bilimsel ve tarihsel gerçekler ışığında açıklarken, Diyaenetin açıklamasında ne bir ayet, ne bir sünnet uygulaması, ne bir mezhep görüşü, ne de bir bilimsel dayanak var. Estek köstek ve özet olarak; bizim belirleğimiz imsak doğru bize uyun bize güvenin.

    Artık mızrak çuvala sığmıyor.

  • Hasan Banker diyor ki:

    Merhabalar,
    Sizlere bir sorum olacak.Trabzon ile Gaziantep’in iftar vakitleri hemem hemen aynı iken (Arada bir iki dakika fark var).İmsak vaktinde yarım saatlik fark nasıl oluşuyor.

    • Sahit YILDIZOĞLU ( Özelkalem) diyor ki:

      Selamun aleykum Hasan BANKER,
      Güneş ve dünyanın izledikleri yörünge her yıl tekrarlanır, bizlerin düştüğü yanılgı güneş hareketlerini kağıt üzerinde gördüğümüz düz dünya için kurguluyoruz, ancak unutulmamalıki dünya ve güneş kendi yörüngeleri, kendine özgü şekilleri olan ve beşik sallanması şeklinde hareket eden bir sistem bütünüdür.
      Selam üzerinize olsun.

  • Burak AZİZ diyor ki:

    Saygıdeğer Abdülaziz bey ben bugün şeytana ve kendi nefsime uyarak orucu bozdum ilk gün tutmuştum fakat bugün tutamadım sahura kalkamadım ve uyandığımda çok şiddetli bir şekilde susuz olduğumu fark ettim.Ancak bütün gün orucumu bozduğum için çok canım sıkıldı ve de çok üzüldüm.Orucun geri kalan zamanlarını tutmak istiyorum bu tutmadığım günü de ramazandan sonra kaza edebilir miyim ALLAH hakkı için beni bilgilendirin efendim şimdiden teşekkürler

  • Ali AKSU diyor ki:

    HOCAM BU UYGULAMAYA NİYE KİMSE İTİRAZ ETMİYOR BEN İSTANBULDA İKAMET ETMEKTEYİM SİZCE SAAT KAÇTA ORUCA BAŞLAMALIYIM BANA YAZARSANIZ SEVİNİRİM BİRDE SON İKİ SENEDİR RAMAZANLAR
    BİR GÜN UZAMIŞ ÖNCEDEN BİZE 29 GÜN ORUÇ TUTTURURLARDI ŞİMDİ 30 OLMUŞ EĞER ESKİLER YANLIŞ İSE SİZİN GİBİ ALİMLER NİYE İNSANLARI UYARMADI VE BUNUN VEBALİİ BİZEMİDİR MAİL ADRESİME E-POSTA ATARSANIZ ÇOK SEVİNİR SİZE DUACI OLURUM

  • İmran diyor ki:

    Merhaba Hocam,

    Bakara 187. ayetteki Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için deniyor. Peki bu kesin bir vakit mi içeriyor yani bana göre 5.20′de oruç başlar diğerine göre 5.30′da başlar. Yani burda vaktin girmesi için yoruma yer bırakılmış mıdır?

    • abayindir diyor ki:

      Ayetike “sizce” ifadesi sebebiyle, ister istemez farklı algılamalar, küçük ayrılıklar olabilir.

  • Uğur Hakan GÖKHİSAR diyor ki:

    Kur’an-ı Kerim’i okumadıkları için Türkiye 70 dk.fazla oruç tutuyor. Eğer okumuş olsalardı bu yanlışlıklar yapılmazdı.

  • Ümit Yılmaz diyor ki:

    Sayın Hocam,
    Kafa karışıklığımız henüz berraklaşmadı.3 Ağustos itibariyle benim yaşadığım belde de imsak 3.26 ve güneş 5.25 olarak gösteriliyor.
    Siz güneşin doğu ufkunda 8.5 dereceye ulaştığında fecr-i sadık girer ve oruç yasakları başlar diyorsunuz.Buna göre:bu saatten 40 dakikayı düştüğümüzde saatler 4.45 i gösteriyor.Yok eğer farkı imsaksaatı diye belirtilen 3.26 ya eklersek saatler 4.06 yı gösteriyor.Arada yaklaşık 40 dakikalık bir açıklık söz knusu.Şimdi lütfen somut olarak açıklayabilir misiniz:Biz şimdi ne yapalım ?

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Ümit Yılmaz,

      Sitemizden yaşadığınız yerin imsakiyesini indirebilirsiniz. Bir de Ekvatordan Kutuplara Namaz Vakitleri başlıklı yazımızı okuyunuz. Ayrıca bu akşam Karadeniz Tv’de Cevizkabuğu programına çıkacağım onu dinleyin ve sorularınız olursa sorun.

  • aylin albayrak diyor ki:

    sayın hocam biz ailece bu ramazan bakara 187. ayette geçtiği gibi orucumuzu tutuyoruz rabbim kabul etsin.ama benim asıl sormak istediğim imsak vaktiye ilgili yapılan yanlışlık iftar vakti içinde geçerli değil mi bakara 187.ayette (geceye kadar )demiyor mu.ve gece (leyl )demek değil mi.peki biz niye hava daha kararmamışken ve akşam ezanı okunurken orucumuzu bozuyoruz.eğer güneş batması gecenin girmesini gösteriyorsa niye okunan ezan akşam ezanı deniliyor.başka türlü sorayım Allah leyl kelimesini kullanmış arabca da akşam da başka bir kelime demek niye akşam dememişte gece demiş bence bu konuda tartışılmaya gerekli bir konu.biz ailece bu sene akşam ezanı okunduktan 20 dakika sonra orucumuzu bozuyoruz rabbim kabul etsin.bu konudaki düşüncelerinizi merak ediyorum saygılarımla…..

  • Kagan diyor ki:

    Hocam herşeyden önce size bir “Allah razı olsun” demek içimden geliyor. Bu ramazanda sizin imsakiyenize göre oruç tutuyorum ve bizzat kendimde 2 gündür gözlem yapıyorum. Bakara-187 gayet açık bunu tartışmaya bile gerek yok. Diyanetin imsakiyelerinde her taraf zifiri karanlık. Yine tekrar ediyorum “Allah sizden razı” olsun.

  • Sermet Dabağ diyor ki:

    Eyvallah

  • turan aslan diyor ki:

    yeni takvim oluşturulduysa buna nereden ulaşabiliriz
    ilginize teşekkürler

  • Behiye Köksel diyor ki:

    Acıklamanız için teşekkkürler,söylediklerinize katılıyoruz.

  • Hakan diyor ki:

    Yazınızda 18 derece ufuk farkını belirtmişsiniz.

    Bu gün Ankara’da güneş 5:30 da doğuyor. Her bir derece 4 dakikaya denk geliyor.
    18*4 = 72 dk.
    5:30 – 1:12 = 4:18 (imsak vaktine tekabül eder)
    temkin için 2,5 derece eklendiğini söylemişsiniz. Bu 2,5 derece 10 dk. yapar

    Temkin için 10 dk. eksiltirsek 4:08 imsak vakti olması gerekiyor. Takvimde gördüğüm imsak değeri 3:40 arasındaki fark 28 dk. Temkin süresi de eklenirse fark 38 dk. ediyor.

    Bu durumda takvimdeki imsak 18 + 2,5 + 7 derece yani 27,5 derecelik bir hesaplamaya gidiyorlar. Kafi olan 18 derece iken neden böyle bir yol takip etsinler?

    Halife ne zaman alimlerden fikir almayı bırakmışsa islam dünyası zorluklarla boğuşmuştur. Ne zaman alimlere danışarak hareket etmiş ise o zaman islam dünyası en iyi durumuna gelmiştir.

    • abayindir diyor ki:

      Hakan Bey,

      Her derecenin 4 kakika olması sadece boylam dairelerindedir. Enlemde mevsimlere göre ve enlemin derecesine göre fark eder. İbadet vakitleri hesap edilirken her ikisi de dikkate alındığından yaptığınız hesap geçerli değildir.

  • Mücahit Aygün diyor ki:

    Hocam! imsakiye çizegenizdeki Dörtyol, Hatayın Dörtyolu mu?

    • abayindir diyor ki:

      Mücahid Bey,

      İmsakiyeler tüm ileçeleri kapsamaktadır. Bildiğim kadar Hatay’dan başka yerde Dörtyol ilçesi yoktur.

  • erol haktan diyor ki:

    işin kötüsü olursa namazı vakitsiz kılmış oluruz sabah namazını imsakta kılıyoruz. 40 dk fazla tutmak önemli değil. AMA İSLAM ALİMLERİ NEYLE İTTİFAK EDERSE ONLARA UYMAK LAZIM.. en doğrusunu ALLAH bilir.

    • abayindir diyor ki:

      Erol Bey,,

      Ulemanın ittifakına uymak meşruiyet sebebi olsaydı Yahudi ve Hıristiyanlar da öyle yapmıştır. O zaman onlara bir şey söylememek gerekir.

  • NİHAT ŞENOCAK diyor ki:

    İzlanda da 20 saat oruç tutuluyor, biz 16.5 saate razıyız.

  • kahraman diyor ki:

    Sayın hocam;ben sinopta yaşıyorum sinop saatiyle imsak 03.16 yani bu demek oluyor ki sahuru bitirip oruca başlıyoruz,ancak tan yeri ağırana kadar yiyip-içebiliriz deniliyor,hocalar ise imsak vaktin de yeme içmenin kesilmesi gerektiğini söylüyor ne yapmam gerekiyor yardım ederseniz sevinirim emin değilim.

    • abayindir diyor ki:

      Kahraman Bey,

      Bu konuyla ilgili sitemizde çok sayıda yazı ve konuşma var. Onları okuyun ve dinleyin.

  • furkan diyor ki:

    Bu konuda gündemde olmayan ancak sizi destekleyen Mustafa İslamoğlunun görüşlerini de ekliyeyim dedim.

    http://www.tefsirizle.com/goruntulu-fetvalar/mustafa-islamoglu-goruntulu-fetvalar/sahur-vakti-ne-zamandir/

    Videoda ilgi çeken hadisler ve yorum şunlar;

    - Sizi Bilal’in ezanı aldatmasın. (Yani yemeden içmeden alıkoymasın) Siz Ümmü Mektum’un ezanına kadar yiyin ve için. (Buhari:2.C.669.S, Müslim:3.C.1093.N)

    Yine Müslim’in naklettiği bir başka varyantta;

    - Sizi Bilal’in ezanı aldatmasın, orucun başladığı vakit ışığın böyle (dikey) olduğu değil, böyle (yatay) olduğu zamandır. Buyurmuşlar. (Müslim:3.C.1094.N)

    “Tabii ki ihtiyat evladır. Ancak eğer bir mümin sabah namazının vakti girmeden bir dakika kala dahi olsa eğer sahurunu yapmışsa onun orucu oruçtur. Caizdir.”

  • ilyas diyor ki:

    hocam calismalar ne durumda cumaya cikar mi.

  • Ramis diyor ki:

    Salamu alaikum,

    Bu kardesler ile Süleymaniye Vakfi irtibata gectimi? Sizin takvim calismalariniz hakkinda onlara bilgi ulastirirsaniz belki üretici sonuclar alabiliriz.

    http://moonsighting.com/how-we.html

    Bu arada, Iskandinavya da yasayan müslümanlar icin ramazan takvimi vaktinde cikarmi?

    Wesselam,
    Ramis

    • abayindir diyor ki:

      Ramis Bey,

      Eğer program yetişmezse yine de size inşaallah bir takvim göndereceğiz. Bir kaç gün daha bekleyin lutfen.

  • ercan yeşilova diyor ki:

    şimdi kafam karıştı biz 40 sonramı yemeden içmeden uzak duracağız

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Ercan Yeşilova,

      Çok yakında takvimimiz ve yazılarımız çıkacak. Orada her şeyi görebilirsiniz, inşaallah.

  • Ahmet Noyan Kızıltan diyor ki:

    Esselamu aleykum,

    Kardeşlerim bu konuda çalışmamız mevcut. Eğer yazılım geliştiriyor iseniz, namaz vakitlerini doğru hesaplayan Java kütüphanemizden yararlanabilirsiniz. Eğer salt kullanıcı iseniz, Allah izin verirse burada anlatıldığı şekli ile namaz vakitlerini gösterecek bir arayüz yapacağız. İlgilenenler için: http://code.google.com/p/thereisonlywe-salat/

    • abayindir diyor ki:

      Sayın Ahmet Noyan Kızıltan,

      İlginize çok teşekkür ederim. Sizin bu yazınız program yapan arkadaşlara vereceğim, inşaallah onlar sizinle irtibata geçerler.

  • YASİN TERZİOĞLU diyor ki:

    Öncelikle şunu belirtmek isterim: Nasılsa gece olacak diye güneş doğmaktan vazgeçmez. Sonuçta vakitler hususunda bir yanlışlık olduğu doğrudur. Şöyle düşünelim: 1.400 sene evvel yaşıyor olsak ve şu anki takvimlerin doğru olduğunu var sayarsak yatsı ezanı vaktindeki günlük dakika kaymalarını nasıl hesaplayacaktık? Kolumuzda saat olacak mıydı? Demek ki esas olan, ufuk çizgisini takip etmek olacak ki eğer bu takvim doğru olsaydı her sabah ve yatsı vaktinde Resulullah’a Cebrail’in gelip bilgi vermesi gerekirdi ki belirtilen vakitlerde gökyüzü zifiri karanlıktır ve vakti takip etmenin fiziksel bir mümkünatı yoktur. Bundan dolayı sayın hocamızın çalışmasını olumlu buluyorum.

    Aile yapım ve yıllardır aldığım dini eğitim temeline dayanarak diyorum ki, şüpheniz varsa bir kaç bilimsel bilgi yeterlidir prof. olmanıza gerek yok. Bir gününüzü ayırın, ufku net gören bir yerde gözlemleyin, takviminizle kıyaslayın. Ben kıyasladım, hocamla aynı neticeyi aldım. Sizin de bakmanızı tavsiye ederim. En doğru vakit, Rabbimizin yaratmış olduğu tabiat takvimidir. Gerçeği göreceğinizden hiç şüphem yok.

    Bunun ötesinden Hocama sesleniyorum: Mademki bunu ortaya çıkardınız, en kısa zamanda bir takvim bekliyoruz. Şehir yaşantısı malumdur, vakitleri takipte zorlanmamız muhtemeldir.

    İyi çalışmalar diliyorum. Allah (c.c.) yar ve yardımcınız olsun.

  • Koray Öcal diyor ki:

    Sayın hocam,

    Suud-i Arabistan’da imsak vakitleri nasıl belirlenmektedir? Sizin tespitlerinize uygun mudur? Yoksa bu sorun orada da var mıdır? Bu konuda bilgilendirmenizi rica ederim.

    Saygılarımla.
    Dr.Koray Öcal

  • Alpay Aydın diyor ki:

    S.A. Hocam şimdi bu sorun seneye de meydana gelecek mi? Gelecekse ne yapmamız gerekir? Kafamız iyice karıştı.

  • Yaşar Hakan Kayacan diyor ki:

    Hadis-i şerifte ümmetin iftarı acele sahuru geç yaptığı zaman hayır üzere devam edeceği belirtiliyor. Bunun nedenini uygulayanlar ruhunda hisseder. Aynen seferde namazı kısaltmak gibi. Bunları yerine getirenler Allah’ın rahmetini anlarlar. O zaman da içlerinde Allah sevgisinin çoğaldığını hissederler. Tevhidin esası gerçekte buna dayanır. Bizden istenen o sevgiyle tevhidi yakalamak,gizli şirkten kurtulmak, böylece ona yaklaşmaktır.

    Abdulaziz hocanın çalışmalarını, uyarılarını tebrik eder, çok önemli olan bu konuda Müslümanları uyarmaya devam etmesini temenni ederim.

  • Serkan Baran diyor ki:

    Sn.Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır

    Ankara Namaz Vakitleri
    23.08.2011 4:27 6:00 12:58 16:41 19:44 21:10

    Sabah namazı süresi : 93 dakika
    Akşam namazı süresi : 86 dakika

    Eğer sabah ezanı 40 dakika erken okunuyor ise, sabah namazı süresi 23.08.2011 günü için 53 dakika mı olacak? Bu durumda akşam namazı süresi ile arasında ciddi bir fark olacaktır.

    Bu açıdan bakınca bana biraz garip geldi.

  • Murat Nebi diyor ki:

    Sayın hocam sizi takip ediyorum ve değerli görüşlerinize katıldığımı naçizane söylemek isterim. Şunu da rica ederim ki görüşlerinize göre bir takvimi bizlere acaba sunacak mısınız? Böyle bir takvim paylaşırsanız minnettar kalırız. Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim. Allah Razı olsun…

  • Zekai KILIÇARSLAN diyor ki:

    Sn.Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır

    Ben de görüşlerinize katılıyorum. Eski İstanbul’da insanlar sahura kadar oturup, sahur yemeği ve sabah namazından sonra yatıyor, çalışanlar da Ramazan orucu ve namaz saatlerine göre çalışmaları ayarlıyorlarmış. Tarımla uğraşanlar için de iş saati problem değil. Sanayi toplumunda ise iş saatlerine uymayanın işine son verirler. Diyanet işlerinin üretimle ilgili bir çalışması olmadığı için tarım toplumu alışkanlıklarının dışına çıkamıyor.

    Ben Ramazan’dan önce Diyanet İşlerine; Takvimlere göre yatsı namazı ve imsak saatlerine uyarsam, gecede 4 saat uyumam gerektiğini, ya da işimden çıkmam gerekecegini yazdım fakat bir cevap alamadım.

    Günlük gazetelerden birinde, yeni bir takvim hazırlamak istediginizi söylemişsiniz. Ben takvim hazırlama konusunda size yardımcı olabilirim. İbadet, insanlara eziyet haline gelmemeli. Görüşlerinize katıldığımı ve yardımcı olmak istediğimi bilgilerinize sunarım.

    Saygılarımla.

  • ismail Çıklaatlı diyor ki:

    Abülazziz hocam,

    Sizin bu gayretinizi; “yanlış dogru fark etmez gelenege bağlılıktan ödün vermeyiz, yeni araştırmalara gerek yok” gibi düşüncelerle Müslümanların ibadetlerinin akibeti konusunda hiçbir kaygı taşımayanlara karşı cesaretle çalışmalar yaptıgınızdan dolayı kutluyorum. ALLAH cc sizden razı olsun.

    Sadece sizden isteğim, hak bildiğiniz ve ilmen de ısbatlanan görüşlerinizi şiddetli ve ısrarcı bir anlayışla savunmanızla birlikte takvim oluşturabilmek için neler yapılabilinirse o yönde neticeleninceye kadar yılmamanızı talep ediyorum. Biz ümmi insanların (Bir vakıf mescidde fahri imamım) bu çalışmalarınızda bir tesiri olacaksa lütfen bizlere de bir yön gösteriniz. Kamuoyu oluşturabilmek için çalışmalar yapılması gerektiğine inanıyorum… Ve sizin bu görüşünüzün ilim mahvellerinde görüşülmesi ile sizin seviyenizdeki ilim sahibleri tarafından cumhur oluşturmanızın sanırım geleneğe bağlı olanların da yumaşama göstereceğini ümit ediyorum…

    MUHABBETLE.

  • Kadir Tekin diyor ki:

    Bir kaç sene sonra Iğdır’da imsak T.C. Diyanet’e göre 02.30′da başlayacak. Buna can mı dayanır?

  • Mürşide diyor ki:

    Çok değerli hocam,

    Bizlere dinimizin doğrularını anlattığınız için Allah razı olsun. Şahsen gelenekselleştirilmiş İslam’dan çok yoruldum. Her kurulan imparatorluğun dinimize gelenekleri soktuğunu biliyorum. Dinimizi bundan arındırmak sizlere düşüyor.

    Ve bizler de sizlere teşşekkür ediyoruz.

  • Serhat Fenar diyor ki:

    Hocam size sonuna kadar katiliyorum. Ama buna bir care bulunsa ortak bir karar alinsa daha iyi olur.

  • Tahir Şaban diyor ki:

    Selamlar,

    Yalancı Tan (İngilizce Zodiacal Light) konusunda bildiklerimi memnuniyetle aktarmak istiyorum:

    Yalancı Tan güneş sisteminde bildiğimiz gezegenlerin dışında bulunan bol miktarda toz ve küçük zerreden kaynaklanıyor. Bu tozlar güneş sistemimiz oluşurken arta kalan malzemenin bir kısmı, belki yeni biten bir apartman inşaatı yanında işçilerin bırakıp gittiği kireç tümseği gibi bir şey. Güneş ışınları bunlara çarptığında bir kısmı yansıyor, yansıyan ışınların da çok küçük bir kısmı dünyaya doğru geliyor. Özellikle güneş doğmadan önce ve battıktan sonra gökyüzü gündüze nazaran hem karanlık, hem de bizim ve güneş arasındaki açı (bütün gece için) en küçük oluyor. Dolayısıyla bu yansıyan ışınları görmek için en uygun zaman. Uzaydaki parçacıklardan yansıyan fotonlar gökyüzü arka planı üzerinde belirsiz bir ışık halesi oluşturuyor. Toz parçacıkları güneş sistemi düzleminde bulunduğundan, ışık halesi her zaman “ekliptik” (yani güneşin bize göre gökyüzünde yıl boyunca izlediği yol) çizgisi etrafında görünür. Yani ufuk çizgisi ile oluşan açı, dünya üzerinde bulunduğumuz enlem ve yılın mevsimine bağlı olarak değişir. Güneş nispeten dik doğuyorsa (genelde ekvatorda olduğu gibi) Yalancı Fecir de ufuğa dikdir, yoksa az veya çok eğimlidir. Haliyle Yalancı Fecir ufuğa dik olduğunda daha kolaylıkla gözlenebilir.

    Yalancı Feciri görmek için ne yapmak lazım? Önce çok karanlık bir yere gitmek gerekiyor. Bilmiyorum, İstanbul gibi bir mega-şehir için 100km yetmeyebilir bile… İkincisi gözlerin karanlığa iyice alışması gerek. Özellikle beyaz ışık gözde karanlıkta oluğan Rodopsini yok ettiğinden uzun bir süre gözü bildiğimiz ışık kaynaklarından korumak gerekir (mümkünse bir kaç saat). Ayrıca atmosferin geçirgenliği iyi olmalı, yani havada fazla toz, nem; ufukta sis veya toz olmamalıdır. Bu şartlar altında sabaha doğru bizim enlemde doğu taraflarında ufukta önce küçük bir ışık kubbesi belirler ve bu yavaş, yavaş genişleyerek (bir elips şeklinde) Ekliptik boyunca yükselir. Beyaz ipliğin siyah iplikten ayrıldığı gerçek fecir zamanında ufuktan 30-45 derece kadar yükselmiş olur.

    Gerçekten karanlık bir yerde karanlığa alışmış bir göz için fevkalade barizdir. Eminim dedelerimiz (belki de büyük dedelerimiz?), anne annelerimiz bunların hepsini yaşamıştır, ama ne yazık ki son yıllarda artan ışık kirliliği bugünün insanını yüzyıllarca bilinen bazı doğa olaylarından mahrum bırakmıştır. Bu yazdığım karmaşık yazıdan bir şey tasavvur edemeyen arkadaşlara

    http://en.wikipedia.org/wiki/Zodiacal_light

    sayfasındaki (malesef yazılar İngilizce) resimlere bakmayı öneririm. Özellikle en alttaki 3. resim benim Libyanın Fezzan Sahrasında ve Namib çölünde bütün gece karanlıkta kaldıktan sonra görsel olarak yaşadığım Yalancı Tanlara çok yakın (fotoğraflar bazen gözle görünen görüntüye benzemiyor).

    Yalancı Tan dışında yine güneş sistemindeki tozlardan kaynaklanan bir ışık halesi daha var: Bunun da (uluslararası) adı “Gegenschein” (Almanca=karşı yansıma). Gegenschein gece güneşin tam 180 derece karşısında görünür. Yani gece güneşin bulunduğu yeri sırtımıza alırsak karşımızda olur. Haliyle en iyi gece ortasında görünür ve amatör astronomları biraz rahatsız edebilir. Yalancı Fecirden daha zayıf ve belirsiz bir aydınlıktır. Gegenschein ile ilgili bir resimi

    http://en.wikipedia.org/wiki/Gegenschein

    sayfasında görebilirsiniz.

    Saygı ve selamlarımla
    Tahir Şaban

  • Tahir Şaban diyor ki:

    Esselamualeykum,

    Sayfanıza bir arkadaşım vasıtasıyla ulaştım. Önce yaptığınız çalışmadan dolayı sizden Allah razı olsun derim.

    40 senelik olmasa da 25 senelik aktif bir amatör astronom olduğum için bazı noktalara değinmek istiyorum.

    Malesef “Yalancı Tan” için kullandığınız fotoğraf yanlış. Bu resim yalancı tanı değil, kuzey ülkelerinde görünen bir yeşil ‘Aurora’ yı gösteriyor. Yalancı Tan ise bambaşka bir şey. Sanırım hiç Yalancı Tana tanık olmadınız? Tabi bugünkü ışık kirlenmesi içinde gayet normal bir şey…

    Her halukarda Yalancı Tan tarifinde kullandığınız ‘…altı ufuk çizgisine inmeyen aydınlıktır’ da doğru değil. Yalancı Tan tabiiki ufuğa kadar iner! Cabir b. Abdullah’ın rivayet ettiği hadisde doğruca belitildiği gibi Yalancı Tan (ufuğa) yayılmaz (ama ufuğa iner veya değer).

    Sayfada başka bazı noktalar da var, ama bunlara şimdilik değinmek istemiyorum. Allah’tan sizi kırmamayı dileyerek hayırlı Ramazanlar diliyorum!

    Tahir Şaban
    Avusturya

    AÇIKLAMA:

    Tahir Bey, uyarılarınız için teşekkür ederiz. Yalancı tan konusundaki çalışmalarınızı bizimle paylaşırsanız memnun oluruz. Tespit ettiğiniz başka hatalar varsa lütfen yazar mısınız?

  • Deniz Saran diyor ki:

    Merhaba,

    Abdulaziz Beyle geçen sene bir program sayesinde tanıştım. Söylediklerini hayata geçirmeye çalışıyorum fakat geleneksel yaşantımızı zora sokuyor. Aile, komşular derken bir tartışmadır gidiyor. Peki, Diyanet İşleri nasıl böyle vebale giriyor, niye kimse durduramıyor? Hocam size de inanıp yarı yolda kalmayalım.

    Başarılar diliyorum. Allah mahcup etmesin.

  • Mehmet Altın diyor ki:

    Hocam gayretlerinizden ve statükoya karşı dik duruşunuzdan dolayı Allah sizden ve sizin gibi diğer alimlerimizden Allah razı olsun. Önünüze Kur’an-ı aldığınız sürece biz sizin arkanızda olacağız. Karşınızda kim olduğu hiç farketmez.

  • Ahmet diyor ki:

    İmsak tanıyla ilgili olarak: “Yoğunlaşan Güneş ışınlarının doğu ufku boyunca yayılarak net bir görüntü verdiği andır. Yoğun ışınlar, ufkun üst tarafında beyaz bir hat oluşturur. Gözlemci ile ufuk arasındaki kara parçası ise siyah bir hat gibi gözükür. Oruç tutacak kişi, bu iki hattın, çıplak gözle net olarak ayırt edilmesiyle birlikte oruca başlar. Gözlemlerimize göre bu sırada güneş, ufkun 10° altında olur.”
    Şeklinde bilgi vermişsiniz. Verdiğiniz bilginin doğru olduğu kanaatindeyim.

    Tan vakti ufukta net şekilde gördüğümüz beyaz çizgi bizim için gündüzün delili oluyor ve gündüz başlamış oluyor. Gene akşam vakti sabahkine benzer şekilde ufukta net şekilde beyaz çizgi görülecektir. Akşam ufuktaki beyaz çizginin net şekilde görülemez olduğu an ise gecenin başlangıcıdır. Yani orucun bitiş vaktidir.

    Anlatmak istediğim şey: Sabah beyaz çizgiyi net şekilde gördüğümüz anda oruç başlıyor. Akşam beyaz çizgiyi net şekilde göremediğimiz anda oruç bitiyor. Böyle olması gerekir. Akşam oluşan beyaz çizginin kaybolduğu an takvimlerdeki akşam ezanı saatiyle aynı mı? Bu konuda da beni bilgilendirirseniz mutlu olurum.

    Saygılar.

  • Mehmet Keçeci diyor ki:

    Habertürk’te yayınladığınız 12 derecedeki denizci tanında da bendeki fotograflarda da ufukta az da olsa beyaz çizgi görülüyor. (O resimleri burada da yayınlarsanız daha güzel olur) (18 derecede güneş ışınları ilk defa ufka girdiğinden tan başlar ama ufukta çizgi oluşmaz. Bendeki fotograflardada ufukta beyazlık yok- burada hem fikiriz).

    10 derecede rasat-gözlem tanında ufuktaki beyazlık en mükemmel biçimde oluşur fakat bu beyazlık 12 derecede de az da olsa vardır ve gözle farkedilebilir. Belki çok da az olsa 13-14 derecelerde de bu gözükebilir fakat bunu ayırmak zordur. Ama 12 derecede bu işi bilenler rahatça ayırabileceğinden bu vaktin 12 derecede başlaması gerekmez mi? (Ayrıca daha önceden yazmış olduğum hadislere herhangi bir yorum da vermediniz.)

  • Yaşar Gürsoy diyor ki:

    Saygıdeğer hocam,

    Görüldüğü üzere sadece Türkiye’de değil, biz dışarıda ikamet eden gurbetçilere de fazla oruç tutturuluyor. Nedeni ortada, ne kadar kuzeye çıkarsanız yazın günler o kadar uzuyor veya kışın kısalıyor. Norveç’in kuzey bölgelerinde güneş haftalarca batmıyor. Nerede bunun bilimsel açıklaması?

    Bunun bir ölçü olamayacağı kesin. Bize de adam gibi bir bilgi verilmiyor. Bu yüzden burada artık oruç tutanların sayısı iyice azaldı veya yok gibi. Sonra çıkıp birileri “bizim dinimiz kolaylık dini, yok şöyle, yok böyle” falan geçiştiriyor. Diyanet İşlerine yaptığım soruya halen cevap bekliyorum.

    Saygılar.

  • Emre diyor ki:

    Hocam ramazan ayı boyunca sizin vaktinize göre oruca başlamış ve namazımı eda etmiş durumdayım. Size güvenimiz sonsuz lakin aklıma ‘sadece biz değil, bütün müslüman ülkelerde aynı yanlış nasıl ve niçin yapılıyor’ sorusu da gelmiyor değil. Affınıza sığınarak çok kısa da olsa adminden bir cevap bekliyorum.

    Selametle…

  • Cihangir Gemici diyor ki:

    Sayın Hüseyin Bey,

    Derdimiz fazla oruç tutmak değil!! Ezan okundu diye sabah namazına durup vakti gelmeden sabah namazı kıldığını zannetmekte, bunun vebalini kim ödeyecek? Hadi cevap verin. Muhtemelen öbür tarafta bir bakacaksın, “bu adam sabah namazı kılmamış Ramazanda” diyecekler. Sen de “olur mu ya her ezan okunduğunda kıldım, Diyanet o vakitte okutuyordu ezanı diyeceksin! Allah da “kulum, niye indirdiğim kitabı okumadın? Diyecek. Sen ne diyeceksin? “Hadi okumadın, okuyup seni uyaranların dediklerine Kur’an’da açıp niye bakmadın kontrol etmedin” diyecek, sen diyeceksin?

    Ayrıca -Allah ömür versin- 80 yaşına gelip ciddi şeker ve tansiyon hastası olduğunu ama oruç tutmadan asla yapamayacağını düşün (kayınpederim aynen öyle, rahatsız, ölürüm de yine tutarım diyecek kadar da Allah’a bağlı) 40 dakikanın ne kadar uzun olduğunu o zaman anlarsın!

  • Hüseyin Çevik diyor ki:

    S. Aleyküm,

    Eğer 40 dk fazla ise temkin esas olur. 40 dk fazla oruç tutulmuş olur. Ama ya siz yanıldıysanız o zaman bunun vebali nice olur? Allah muhafaza buyursun. Hem Diyanet fetva vermiş müslümanlar vebali üzerinden atmıştır. Hatanızdan dönmeniz temennisi ile. İyi bayramlar…

  • İdris Açıkgöz diyor ki:

    Bayındır Hocam, Habertürk kanalında sizi seyrettim. Bizi aydınlattığınız için size minnattarım. Ailem adına ellerinizden öperim. Süleymaniye Vakfı sitesinden o gündür bu gündür hiç ayrılmıyorum. Gerekli tüm bilgileri buradan buluyorum. Sizlere teşekkür ederim.

    Saygılarımla.

    İdris Açıkgöz

  • Kamil diyor ki:

    Saygıdeğer Hocam;

    Habertürk Kanalındaki programınızı pür dikkat seyrettim. Nedir bizlerin şu Diyanet İşleri Başkanlığından çektiğimiz? Sizin gibi ilmi olarak ispatlı delilleri sunan hocalarımıza çok ihtiyacımız var. Erhan Hoca orada geleneklerden bahsetti. Dini doğru yaşamak geleneklerle olmuyor. Yıllarca bize din olarak çok safsata öğrettiler.

    Ben Caferi mezhebine tabi olmama rağmen tefrika ramazan orucumu Sünni geleneklere göre tutuyordum. Buradaki yaklaşımım bu ülkede yaşıyorsak bu ülkenin alimlerine uymamız gerektiğine olan inancımdandı. Siz de biliyorsunuz ki Caferi mezhebine tabi camilerdeki ezanlar, akşamları 7-8 dk geç, sabahları ise nerdeyse sizin tespit ettiğiniz zamana göre ezan okunmaktadır. Bence dinde siz biz olmamalı. Diyanet sadece Ehli Sünnet Hanefi Mezhebine göre fetvalar vermektedir. Bizlerin sizin gibi Kur’an’a sadık kalarak bilgi veren hocalara ihtiyacımız bulunmaktadır.

    Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

  • Gökhan Cengiz diyor ki:

    s.a. Bu bir insanlık suçudur. Vebali boynuna olanların cümlesine hakkımı helal etmiyorum. Diyaneti görevini yapmaya davet ediyorum. ve a.s.

  • Cihangir Gemici diyor ki:

    Selamün aleyküm,

    Çok şükür biz profesyonel kamerayla sahurda ve yatsı vaktinde çekimler yaptık, vakfa yolladık. Yarın akşam, HaberTürk kanalı Tarihin Arka Odası programında 23:15′te doktorumuz bu yarayı tedavi edecek inşallah. Türkiye’nin birçok yerinden çekimler yapıp yollamış başka dostlar da. İzleyip görelim. Yarın gece (4 Eylül 2010 Cumartesi) kaçırmayın programı.

    Selametle…

  • Abdullah Serdar Güneş diyor ki:

    Selamün aleyküm,

    Öncelikle insanlığa hakikatı anlatmak yolunda çektiğiniz bu çilenin ecrini, oruç tutana verilen (takdiri yapılamayan) ecir mislinden almanızı niyaz ederim. Bu söyledikleriniz tam hakikattir. Allah sizden ebeden razı olsun. Yıllardır yaptığım araştırmalarımda, böyle tatmin edici cevapları sizin vesileniz ile aldım. Müslümanların fikir sahasındaki modernist-gelenekçi, aksiyon ve eylem sahasında radikal-diyalogcu olarak parçalandığı ve aslında herbirinin içinde hakikat daneleri bulunduğu gerçeğini sizin sitenizde görüyoruz. Halkımız tahkık ehli olmadığı ve gözle görünen bir hakikati bile kabulden aciz kaldığı bir mevsimde inanıyorum ki hakikat ehli de çıkacak, dini aslına irca’ edecek. Her sahada Kur’an’ın Hakimiyet-i mutlakasını ilan edecektir. Allahu Ekber!

  • Oğuz diyor ki:

    Affınıza sığınrak iki soru sormak istiyorum:

    1. Bu bilgiler ışığında fecr-i sadıka uyulması gerektiğine göre şu anki imsaktan ortalama 40 dakika sonra sabah namazı vakti girmektedir. Bu durumda bizim imsakla beraber okunan ezanla birlikte kıldığımız namaz fasit mi olur? Yani aslında sabah namazını şu anki imsak vaktinin başladığı ilk anda ve bunu takip eden 40 dakika içerisinde kılmak sakınca oluşturmakta mıdır? Yani asıl namaz başlangıcı fecri sadık mıdır?

    2. Bu hata nasıl oluyor da sadece yatsı namazını etkiliyor. Mantıken tüm vakitleri kaydırması gerekmiyor mu? Ayrıca yatsıdaki zulümden kastınız nedir?

    ALLAH CC YOLUNDAN AYIRMASIN. Allah cc a emanet olun…

  • Cihangir Gemici diyor ki:

    Sayın Birlik,

    Tabiki sen haklı ben haklı iddası yapmak asla istediğim birşey değildir. Önemli olan, doğruyu bulmaktır kesinlikle! Heh tamam ben yanılıyormuşum doğrusu buymuş kalben dediğim anda eski düşüncelerimi hemen bırakırım zaten, hep de öyle yaptım…

    Son yazdığınız yazıya 1 konu hariç tamamen katılıyorum;
    O da şu anki okunan ezandan bir kaç dakika sonra fecr-i sadık’ın olduğu…

    Ama çok kafama takıldı inşallah ilk fırsatta arabama atlayıp yüksek bir tepeye çıkıp fotoğraf makinemle o anı yakalıyacağım. Ve dakika tutacağım inşallah…

  • Mehmet diyor ki:

    Aslında çok basit bir konuyu yine içinden çıkılmaz hale getiren bizleriz. İmsak için çok detaylı hesaplamalara, bir takım astronomik bilgilere gerek yoktur. Kur’an’da geçen emir gayet anlaşılır şekilde buyrulmuştur. “Siyah iplik beyaz iplikten ayrılıncaya kadar” buyrulmaktadır. Bunun anlamı, tan yerinin ağırmaya başlamasıdır. Bu gayet açıktır. Nasıl iftar vakti havanın kararmaya yüz tutmasıyla birlikte giriyorsa, imsak vakti de havanın aydınlanmaya başlamasıyla olmalıdır. Bunu da bir takım astronomik hesaplarla değil, gözümüzle çok rahat yapabilmekteyiz. Ortalık daha zifiri karanlıkken oruca başlamak bence de müslamanlara yapılan bir zulumdür.

  • Birlik diyor ki:

    Değerli arkadaşlar. Ne mutlu ki malayani değil mühim bir konuda iştigal ediyoruz. Sen haklı ben haklı olayı değil dava. Peygamber Efendimizin hadisleri ve Yüce kitabımızdaki ayetler tek rehberimiz. Oralarda çelişki problem yok zaten. Farklılık, bu delillerin işaret ettiği fecr-i sadık vakti saatı doğru mu değil mi. Bu vakitte direk gökyüzünde bir aydınlık beklemek yanlış kesinlikle. Biz o aydınlığı sadece doğu ufkunda göreceğiz. Ufuk çizgisinde beliren birinci aydınlık olan Fecr-i kazib değil. Tekrar karartı geldikten sonra doğacak ikinci fecir de Fecr-i Sadık tezahür eder. Bu ittifaktır zaten. İşte o fecr-i sadıkın gerçekleştiği saat bu gün takvimlerde belirtilen imsak vaktinden bir kaç dakika sonradır. He ben de diyorum ki bunu doğruluğunu teyit etmek mümkün. Sabah fecirden evvel tıpkı 1.500 yıl önce olduğu gibi şehir ışıklarından uzak etrafı açık ufku görebileceğiniz bir yerde sabahlamak fecri takip etmek yeterli.

    Bir de daha evvel yazdığım makalede olduğu gibi hadiste belirtildiği üzere Hz. Bilal yanılarak kesinlikle birinci fecirde ezan okumamıştır. En bilgin ve namaz vakitleri konusunda kendisinden daha alimi olmayan bir sahabi olarak Peygamberimizin ve İslamın ilk müezzinidir. Onun okuduğu ilk fecirdeki ezan sahur için uyandırma ve gece namazı kılanlara sabah vaktinin yaklaştığına dair işarettir. Sadece Ramazanda bu şekilde iki ezan okumuştur.

    Allah aydınlığına çıkarsın.

  • Cihangir Gemici diyor ki:

    Arkadaşlar tekrar merhabalar, Selamun Aleyküm;

    Gördüğüm kadarıyla dün sorduğum iki soruya bugünkü uygulamanın doğruluğunu savunanlardan kimse cevap verememiş. (Biraz aşağıda ilk yazım var bknz), hala bekliyorum:

    1) Sayın BİRLİK; 1500 sene önce kimse kolundaki saate bakıp saat 13,00 olmuş demiyordu; güneşe bakıp öğle vakti oldu diyrodu. Anlatmak istediğim, Kur’an 1500 sene öncesinde de en doğru bilgiye sahiptir 1500 sene sorası için de. Her çağla örtüşür, her çağda hatasız ve her çağa uyumlu şekilde yazılmıştır Allah c.c tarafından. Eğer yaşadığımız dönemdeki bir uygulama Kur’an’la örtüşmüyosa KESİNLİKLE UYGULAMADA HATA VARDIR. KUR’AN-I KERİM’DE ASLA HATA OLAMAZ. ÇÜNKÜ HATASIZ, HERŞEYİ YARATAN HARŞEYİ BİLEN, HERŞEYE GÜCÜ YETEN TARAFINDAN İNDİRİLMİŞTİR!

    2) Oruca 40 dakkika erken başlamak oruca zarar vermez. İsteyen 2 saat erkenden oruca başlayabilir. Bunda hemfikiriz zaten. Ancak ezan okundu diye oruca başlayıp sabah namazına durduğunuzda, vakti gelmeden kıldığınız namaz, nafile namaz olur. Sabah namazını kılmamış olursunuz. Defterdeki o haneniz boş kalır. ASIL SORUN BUDUR, VEBALİ DE KORKUNÇ AĞIRDIR, KİMSE KALDIRAMAZ!

    3) Peygamber efendimizin HER YAPTIĞI KURAN İLE BİREBİR ÖRTÜŞÜR.
    HER YAPTIĞI DOĞRUDUR. HER YAPTIĞI YETERLİDİR. NE BİŞEY EKLEMEK NE DE ÇIKARTMAK KİMSENİN HADDİNE DEĞİLDİR! Bir çelişki ile karşılaştığımda hemen KUR’AN NE EMREDİYOR VE AKABİNDE PEYGAMBER EFENDİMİZ BU EMRİ NASIL UYGULUYORMUŞ DİYE BAKARIM. O NASIL YAPIYORSA EN DOĞRUSUDUR DERİM VE ONUN YAPTIĞI GİBİ YAPMAYA ÇALIŞIRIM. Bakara 187 de emir belli.

    Efendimiz nasıl uyguluyomuş;İki sahih hadisi; Müslümanlar vakti girince iftar etmeye acele davrandıkları sürece daima hayırla beraberdirler Buhari).. Nübüvvet (peygamberlik) amellerinden biri de iftarın ta’cili (öne alınıp bekletilmeden yapılması) sahurun da tehir (sona bırakılması son vakti gelinceye kadar yenip içilmesi) edilmesidir. Bilal Habeşi, oruca başlama vakti fecr-i sadık’tan önce yalancı tan denilen fecr-i kazibi görüp yanılarak ezan okuduğu zaman demişki;
    Bilal’in okuduğu ezan ve dikey olarak beliren 1.fecir sahurunuza engel olmasın 2.fecre kadar yiyin için, fakat ufukta enine yayılan 2.fecr böyle değildir.. demiş!

    Ayette bahsedilen de bu 2. fecir doğuda gökle yerin birleştiği çizgi boyunca yayılan aydınlıktır. Bu anda yeme içmeye son verilir ve oruca başlanır. BUNUNLA SABAH NAMAZI VAKTİ DE GİRMİŞ OLUR. BU HUSUSLARDA BÜTÜN MEZHEPLER İTTİFAK ETMİŞLERDİR!

    Hiç unutmam geçen sene ezan sahurda okundu. Oyalanmadan evimizden az ilerdeki camiye gittik kardeşimle, orda vakti bekleriz diye. Cemaat sabah namazına çoktan durmuş, bitirmek üzereydi. Biz camiye vardığımızda ve cemaat dağılırken yer-gök, batı-doğu zifiri karanlıktı!

    ŞİMDİ 3.SORUMU SORUYORUM: DAHA VAKTİ GİRMEDEN SABAH NAMAZINI KILDIĞINI ZANNEDİP EVLERİNE DAĞILAN O CEMAATİN VEBALİNİ O CAMİNİN YETKİLİLERİ VE BU DÜZENİ KURANLAR NASIL TAŞIYACAK? CEVAP VERİN LÜTFEN HADİ!!! BUGÜNKÜ UYGULAMA İŞTE BU YÜZDEN ZULÜMDÜR! ANLADINIZ MI? YOKSA ORUÇ TUTMAYI HİÇBİR MÜSLÜMAN ÇİLE ÇEKMEK, ZULÜM ANLAMINDA DÜŞÜNMEZ!

    4) Bugünkü takvimlere kaynak kabul edilen şu meşhur GAZİ AHMET MUHTAR PAŞA bilgilerini fıkıh kitaplarında yazılı tanımlara uygun olarak yapacağı gözlemlere dayandırmak yerine Avrupalıların yaptıkları rasatlara dayandırmış. Fecr-i kazibin yani yalancı tanın burçlardan gelen bir ışın olduğunu belirttikten sonra eserinde bununla ilgili olarak daha sonraki sayfalarda bir sürü tutarsızlıklar sergilemiştir.

    Bakınız: AHMET MUHTAR PAŞA ISLAHU’T TAKVİM,RİYAZU’L MUHTAR

    ŞİMDİ: Müslümanların fecr-i kazib dediği ışığın burç ışığından başka birşey olmadığını ilk defa Avrupalı bilim adamlarına haber veren bugün İngiltere Dışişleri Bakanlığında Doğu illeri baş tercümanlığında çalışan Redhouse isimli kişi olup bu şahıs vaktiyle İngiliz Büyükelçiliğinde memur olarak çalışırken bir gün seher vaktinde müezzin ile beraber İstanbul Boğazında bulunan Büyükdere Camii minaresine çıkarak gözlemlemiştir. (ISLAHU’T TAKVİM sayfa62-71…RİYAZU’L MUHTAR sayfa320)

    EĞER İNCELENİRSE, bu zatın adı geçen eserleri büyük yanlışlıklarla doludur. 30′ enleminden sonra görülmeyen burç ışını nasıl oluyor da 41′ enleminde rasat için hiç elverişli olmayan Büyükdere’de, caminin küçücük minaresinden görülüyor? Redhouse Müslüman olmadığına göre dini konularda onun görüşüne nasıl itibar edebiliriz? AHMET MUHTAR PAŞA KENDİSİNDEN SONRAKİ NESİLE KAYNAK ESER BIRAKIRKEN NİÇİN LÜTFEDİP DE İSTANBUL’DA 1 KEZ BİLE RASAT YAPMAMIŞTIR! BU KİTAP BUNUN GİBİ YANLIŞLIKLARLA DOLU OLMASINA RAĞMEN MAALESEF 1982′YE KADAR UYGULANAN TAKVİMLERİN KAYNAĞI OLMUŞTUR. DİYANET iŞLERİ BAŞKANLIĞI 1982 DE KONU İLE İLGİLİ ””KISMİ”’ BİR İYİLEŞTİRME YAPMIŞTIR!

    OKUMAYANLAR İÇİN VAKFIN RAMAZAN VE ORUÇ ADLI DIŞI KÜÇÜCÜK AMA İÇİ MUHTEŞEM KİTABINDAN BİLGİLER YAZDIM. OKUMADIYSANIZ MUTLAKA OKUYUN SİTEDE VAR!

    SONUÇ:

    VARIN SONUCU SİZ YAZIN AMA 3 SORUMA CEVAP DA YAZIN. HALA BEKLİYORUM. SELAMETLE.

  • Birlik diyor ki:

    Konu bahsiniz için teşekkürler. Ancak yorumları da okuyorsunuz. Felaket bir bocalama var. Yazıktır ümmete. Bundan 1500 sene evvel kol ya da duvar saatı olmayabilir ama saat vardı. Takvim basılmamıştı ama hesapçılar vardı. Hatta yıldızlara ve güneşe bakıp rahatlıkla mesafe ve zaman tespit ediyordu insanlar.

    Vehhabi görüşünde olanlar ile sizin fikriniz aynı. Yorum yapan bazı arkadaşlar, “ezan ramazan öncesine göre 40-45 dakka erken okunuyor” diyorlar. Halbuki sabah namazı ezanı normalde vakit girdikten zaten 40-45 dk. sonra okunuyor, bunu biliyosunuz. Sadece Ramazanda oruca başlayışı bildirmek için ezan imsak vaktinde okunur. Belirttiğiniz hadiste de Hz. Bilal’in ilk ezanı gece namazı kılanlara bir uyarı ve uyuyanları sahur için uyandırmak maksadı ile olduğu için Peygamberimiz sahurdan alıkoymasın diye uyarıyor. Fecri ise işaret ve orta parmağını üst üste kıvırıp sağa sola uzatarak tarif ediyor. Evet sorun fecr-i sadık ın saat kaçta gerçekleştiği. O da bugünki imsak vaktinden yaklaşık 5-7 dk. sonra. Yani 40 dk fazla oruç tutmuyoruz. Kusura bakmayın. İyi ve doğru tespitte bulunmak lazım. Ümmette birliği bozmamak ve fitne çıkarmamak gerek.

    Saygılar.

    ADMİN:

    Birincisi, yaygın bir yanlışı ilan etmek fitne çıkarmak değildir kesinlikle. Fitne, vakti girmeden ümmete sabah namazını kıldırmak, bazı yerlerde de vakti girmediği gerekçesi ile yatsı namazını terk ettirmektir! Birliği bozmamak adına yanlışlara eyvallah demenin vebalini kim verebilir bilmeyiz ama biz hiçbir şekilde veremeyiz.

    İkincisi, fecr-i sadık’ın şu anki imsak vakitlerinden 5-7 dkk sonra olduğunu iddia etmenizin hiçbir delili olmadığını siz de iyi biliyorsunuzdur. Eğer bu konu hakkında bilgi sahibi iseniz iddianızı delillerle ispat edin. Aksi halde bilmediğiniz konularda yorum yapmaktan kaçınmanızı tavsiye ederiz.

  • Gözde Temiz diyor ki:

    Ben bundan 3 sene önce ilk kez Kur’an-ı Kerim mealini elime alıp okumaya başladığımda “Gündüzün beyaz ipliği gecenin siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin, için.” ayetini gördüğümde, niçin ramazana özgü olarak ezan vaktini 40 dakika geri çektiklerine bir anlam verememiştim. Çünkü Allah’ın beyanlarında hiçbir eksiklik olmadığından emindim. Ancak öyle görülüyor ki, Kur’an’da yazan emirlerin yeterince açık ya da yeterli olmadığını düşünenler var ki, her gün dinimize yeni uygulamalar eklenmekte ve hatta Allah’ın yasakları da insan eliyle artırılmakta. Bunu yapabilmek için de Hz. Muhammed (S.A.V)’in hadislerini kullanmakta, çoğu zaman da kendisine uydurma hadis isnat etmekteler. Bu şekilde İslamiyet gibi mükemmel bir dini yıpratmanın daha kolay olacağını düşünüyor olmalılar ve epeyce de yol katetmişler denebilir. Ancak Allah bu kişilerin böyle davranacağını bildiği için, bize asla değiştirilemeyecek bir Kur’an bıraktı ve bunca yalancının dolaştığı bir ortamda ondan başka dayanağımız yok. Hz. Muhammed de Kur’an’ı en doğru şekilde uygulayan kişi olduğuna göre, Kur’an’dan farklı uygulamalara gitmesi mümkün değildir. En önemlisi de Kur’an’ın açıklayıcı olmamasından ötürü onun basit cümlelerle insanlara açıklama yaptığını hiç zannetmiyorum. Çünkü Allah Kur’an’ı her kulunun anlayacağı bir biçimde, apaçık bir dille gönderdi.

    Bütün bunlara dayanarak, ayeti ilk okuduğumdan beri ben de sahurda havanın aydınlanmasını esas alıyordum. Ancak kitlelere sözlerini dinleten İslam alimlerinin bu konuda bir açıklama yapmamasından ötürü oldukça sinirliydim. İşte bu yüzden Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır’ın bu açıklamasının tam yerinde, tam zamanında ve oldukça bilimsel olduğuna inanıyorum. Bir mümin kardeşi olarak kendisine teşekkürü bir borç bilirim.

    Allah hayra yönelik yaptığınız bu büyük işin ödülünü size kat kat artırarak versin.

    Ortaya çıkan tartışmalar çok olağan. Çünkü işin gerçeğini anlatan ve Allah’ın Kur’an’ına birebir uyan müminler her zaman azınlıkta olacaktır.

    İnşallah, bunun gibi yanlış uygulamaları ve tüm hurafeleri ortadan kaldırmak İslam alemine nasip olur.

    Hayırlı ramazanlar.

  • Kemal diyor ki:

    Eskiden çıplak gözle yapılan rasatla oruca başlanırdı. Artık gözlemin yerini takvimler almıştır. Gazi Ahmed Muhtar Paşa (1839 –1919) takvimlerin astronomik tana göre hazırlandığını şöyle ifade etmiştir:

    “Güneş doğu ufkuna 21,5° yaklaştığı zaman imsak vaktinin başladığı konusunda ittifak vardır. Takvimlerdeki imsak hesabı ona göredir. Bu da fecr-i sadık’tan öncesini gösteriyorsa da sadece ihtiyat için böyle yapılmıştır. Çünkü fecr-i sadıkın, Güneş’in ufka 19° yaklaştığında başladığı hususu ittifakla kabul edilmiştir.”

    Arkadaş, adam kendini burada yalancı çıkarıyor. Çünkü yazıda 21,5 derece imsak başladığına dair ittifak var diyor. Sonra kendisi 18 derecenin 19 a çıkarıldığını söylüyor. Erken başlıyor olsak burada çelişki var.

    ADMİN:

    Burada herhangi bir çelişki yok. Okuduğunuzu anlayamamışsınız. Lütfen yazının 2 numaralı bölümünü bir kez daha ama bu sefer dikkatli bir şekilde okuyunuz.

  • Baki diyor ki:

    Kur’an ne diyorsa o! Bizler örf ve adetlere körü körüne bağlı kalıp neyi, niçin, neye dayanarak yaptığımızı unuttuk, hiç sorgulamadık.

    Yeni ufuklar açtığınız için teşekkürler.

  • Yusuf diyor ki:

    Bu adamda sevdiğim bir şey var: Bir şey hakkında kesin bir ayet veya sahih bir hadis bilmeden konuşmadığıdır. Yani aklen vermiyor cevapları. İspat ve kanıtlarla (Kuran-sahih hadisler)…

    Ben doğru olduğunu düşünüyorum. Ve hocayı faceden sürekli büyük bir iştahla dinliyorum. Seni seviyorum hoca :)

  • Yasin Öz diyor ki:

    Sn. Hocam, gayretinizi cürmüm nispetinde tebrik ediyorum. Güçlüden değil de haktan ve haklıdan yana olduğunuz için takdir ediyorum. Meseleleri ilmî yollarla ve muazzam açıklıkta beyan edebildiğiniz için imreniyorum zat-ı âlinize.

    Yorumlara baktım ki bazıları facia! Henüz yazı yazmayı bilmeyen kişiler olmadık eleştirilere yönelmişler. Allah size sabır vere.

    Bazılarının da oldukça yapıcı, muhakeme ile meseleyi sağlamlaştırıcı katkıları olmuş.

    Allah (c.c) sizi muvaffak etsin. Bütün bir Varlık Aleminin mürebbisi Rabbimiz bizleri de en doğruya en güzele ulaştırsın.

  • Ersin Güneş diyor ki:

    İnanmak ve mümin olmak bilge olmak demek değildir. Okuma yazma bilmeyen de cahil de inanır ve mümin olur. Burada bazı müminlerin veya İslam’a inananların çoğunun konu hakkındaki açıklamaları yukarıdaki gerçeğin ispatıdır.

    Herkes orucu kendisi için tutar, Allah rızası için değil. Allah’ın sizin rızanıza İslami inançta ihtiyacı yoktur. Allah Kur’an-ı Kerim’de fazla ibadet de istemez insandan. Sekat hariç.

    Daha iyi mümin olmak için Kur’an’ı tam uygulamak yeterlidir. Fazladan yapacağın her şey yanlış olabilir.

    ADMİN:

    Herhangi bir yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için “Sekat” kelimesi ile ne kasdettiğinizi açıklarsanız iyi olur.

  • Cihangir Gemici diyor ki:

    Herkese hayırlı geceler, hayırlı ramazanlar. Selamun Aleyküm,

    Buna itiraz edenler Kur’an-ı Kerim’i dikkatle bir okusunlar. Ondan sonra da o vakitler arabaya atlayıp yüksek bir tepeye çıkıp rasat-gözlem yapsınlar ve şunu düşünsünler: Farz edelim ki 635 yılında yaşıyoruz (yaklaşık 1.500sene önce), saat daha icat edilmemiş, saat kavramı yok, vakit kavramı var ve ezan sesinin olmadığı, ıssız bir yerdesiniz.

    Gökyüzünde hiç bir işaret görmeden zifiri karanlıkta nasıl oruç vaktinin geldiğini hesaplarsınız? Ya da akşam olduğunda zifiri karanlık bastırdıktan sonra gökyüzü hep kara iken nasıl yatsının vaktinin geldiğini hesaplarsınız? Unutmayın; saat yok, ezan yok!

    Bu iki soruya çıkıp cevap verin, ben de bugünkü uygulamanın doğru olduğunu kabul edeyim!

    Allah (c.c) namaz vakitlerini tüm çağlarda insan gözüyle bakıldığında, güneşin hareketlerine göre belirlemek gibi çok basit bir uygulamayı emretmiş. Ama hala zifiri karanlıklarda, gökyüzünde hiçbir işaret olmadan ezanlar okunuyor! Ya bizde bir hata var ya da haşa Allah’ta!!! Allah’ta hata olmayacağına göre indirdiği kitap da tüm zamanların kitabı olduğuna göre varın siz karar verin. Ama bana sorduğum o iki soruya cevap verin!

    Selametle.

  • Doğan Alp diyor ki:

    Tam İlmihal Seadet-i Ebediyyeyeki nemaz vakitleri bahsini okumanızı tavsiye ederim. Açık bir şekilde izah edilmiş.

  • Yekta diyor ki:

    Kusura bakmazsanız verdiğiniz cevaplardan şunu anladım:

    1) Her ifadeye cevap verdiğiniz halde kütüb-ü sitte hadislerine bir cevap vermemişsiniz.

    2) Sabah ve akşam namazı vakitlerinden bahsetmemişsiniz?

    Bu konudaki suskunluğunuzun bir sebebi var mı? Yani elinizde başka hadisler mi var? Bu hadislerin senetlerini mi sıhhatli bulmuyorsunuz? Kur’an ayeti varken hadisi ne yapalım mı diyorsunuz? Sizin açıklamanızın o hadislerle de uyumlu mu olduğunu düşünüyorsunuz? Ya da gerçekten sabah ve akşam namazlarının vakitlerinin 40-50 dk mı olduğunu düşünüyorsunuz? Efdal vakit değil, tüm vakti kastediyorum. Zira yatsının uzatılması kendiliğinden bu iki namazı kısaltır? Zira güneşin doğuşu ve batışı tüm hesap yöntemleri ile sabittir.

    Bunu da açıklarsanız gerçekten çok istifade edeceğim.

    Baki selam..

    ADMİN:

    Bu konuda suskun kalmamız söz konusu değildir. Zira imsak ve yatsı vakitlerinin hatalı olduğunu, akşam ve yatsı namazlarının takvimlerde belirtilen vakitlerden daha kısa olduğunu 30 yıla yakın bir zamandır söyleyip duruyoruz. Delillerimizi aşağıdaki linklerden izleyebilir/okuyabilirsiniz.

    İlk iki link 14 ve 21 Ağustos 2010 Cumartesi günlerinde işlediğimiz Mukayeseli Fıkıh Derslerine aittir. Son iki link ise sorulara verdiğimiz cevaplardan oluşmaktadır.

    http://www.kurandersi.com/mukayeseli-fikih-dersleri/2010/imsak-ve-yatsi-vakitleri.html

    http://www.kurandersi.com/mukayeseli-fikih-dersleri/2010/imsak-ve-yatsi-vakitleri-2.html

    http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/yatsi-namazinin-son-vakti-ne-zamandir.html

    http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/sabah-namazi-gece-namazi-midir-yoksa-gunduz-namazi-mi.html

  • Serkan diyor ki:

    Yıllardan beri kafamı kurcalardı. Sonunda haklı çıktım. Çünkü zifiri karanlıkta sahur yapıyoruz.

  • Mustafa Kazdal diyor ki:

    Bu imsak ve sahuru tesbit eden bir Diyanet kurumu yok mu? Ne iş yaparlar acaba? Bugünkü asırda bunu tam tesbit etmekte zorlanıyorlarsa bu işi bıraksınlar. Üniversitelerdeki bilim adamları tesbit edip halkı aydınlatsınlar. Böyle saçmalık olmaz!

  • Enes diyor ki:

    Bi soru sorucam, Adminden cevap gelirse sevinirim: Bu hesaplamalar gibi, ben kuzey ülkelerinde yazin yatsi namazinin vakit girmedigini iddia edip yatsi namazini kilmayanlar oldugunu duydum. Bugün bu sekil de imsak 40 dk önce diyip iler de de yatsiya gerek yok mu denilecek acaba?

    Benim bu konuyla ilgili bildigim, mesela kutuplarda, kutuplara düzenli saat sistemi en yakin olan yere göre namaz saatleri baz alindigidir. yani her zaman 5 vakit kilindigidir.

    Kötü niyetle sormuyorum ama Ali Bardakoglu hocamizin basinda oldugu diyanete de güveniyorum ve kafa karistirmanin bir anlam ifade etmedigine inaniyorum. Birilerinin dogru dedigine birileri yanlis diyor, hic bir zaman tam bir ortak görüste olmayacagina göre, ben su anki Diyanate güvendigim icin onlara uyarim.

    Vesselam..

    ADMİN:

    İmsaki erken başlatanların yaptıkları hata yatsı namazına yansıtılyor. Ve yatsı namazının vaktinin girmediği iddiaları ortaya çıkıyor. Bu hata düzeltilirse dünyanın her yerinde yatsı vaktinin oluştuğu görülecektir.

  • Aksoy diyor ki:

    Ramazan ayı öncesinde ve sonrasında sabah namazının ezanı imsak ile güneş saati arasında bir saatte okunuyor. Örneğin imsak 03:25 güneş 05:45 sabah ezanı okunma saati 04:40 gibi saatlerde okunuyordu. Ancak ramazan ayının girmesiyle beraber sabah namazı ezanı imsak saati girer girmez okunmaya başladı. Yani örnekte olduğu gibi 03:25 de okunmaya başladı. Buna bir anlam veremedim.

  • Metin Akbaş diyor ki:

    Sayın hocam, önceki yıllardan beri yapmış olduğunuz uyarılar ufkumu aydınlattı. Kendi hesabıma sizden öğrendiklerim bilgilerden dolayı en içten teşekkürlerimi arz ediyorum. Geçen sene Ramazan’da olduğu gibi bu Ramazan’da da “imsak vaktidir” diye okunan ezanın ardından ben de 30 dk daha yiyip içiyorum. Tan yerini gözlüyorum. Ezan okunduğunda her yer zifiri karanlık. Tan yerinde güneşin doğuşuna işaret eden bir belirti yok. Allah (c.c) o kadar anlaşılır bir ölçü koymuş ki ona uyulsa tüm sorunlar biter. Kafamızdan birşeyler bulmaya falan gerek yok.

    Allah çalışmalarınıza gayret kuvvet versin, Allah razı olsun.

  • Ayhan Aydın diyor ki:

    esselamü aleyküm muhterem hocam,

    İmsak vaktinin yanlış hesaplanmasının pratik sonucu sadece orucu etkilemiyor. Oruç herhalükarda geçerli oluyor, çünkü imsaktan önce yeme işme işi bitmiş oluyor. Asıl önemli olan ve üzerinde durulmayan konu, sabah namazı. Bizler takvimlere göre hareket ettiğimizden imsağın hemen peşinden sabah namazlarını kılıyoruz. Eğer söylediğiniz doğruysa birçok müslümanın kılmış olduğu sabah namazı, vakti girmediğinden geçerli olmamaktadır. Bunun sorumluluğunu kim üslenecektir? Ve bundan normal vatandaş mesul mudur?

    Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun. Allah muvaffak eylesin.

  • Murat Yılmaz diyor ki:

    İnternette hurriyet.com adresinde yayınlanan yazınızdan alınmıştır.

    “Aynı zamanda Süleymaniye Vakfı, Din ve Fıtrat Araştırmaları Merkezi Başkanı da olan Prof. Bayındır, “Takvimler hatalı olduğu için Türkiye’de en az 40 dakika önce oruca başlanmaktadır. Ben sahurda imsak saatinden en az 20 dakika sonraya kadar yiyiyorum, gün ağarıncaya kadar” şeklinde açıklamada bulundu.”

    Bu ifadelere göre sizin oruç gitti gümbürtüye. Ben, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümü mezunuyum. Yaklaşık olarak 1993-2000 yılları arasında İhlas holding bünyesinde Namaz vakitleri hazırlama servisinde Mahmut Mu’tasım YAZICI ile beraber çalıştım. Ama verdiğiniz bilgiler müslümanların arasında fitne çıkarmaya sebep olur. Lütfen bu konu üzerinde beyanatlar vermeyin ve müslümanları tam bir araya gelmişken tekrar ayrılıkçılık çıkarmayın.

    Allaha emanet olun, Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun.

    Astronom
    Murat YILMAZ
    murat.yilmaz@ihlas.net.tr

    ADMİN:

    Sayın Mu’tasım Yazıcı ve Türkiye Takvimi yetkilileri ile bu konuları defalarca görüşmüş ve yanlışlara dikkat çekmiş olduğumuzdan yaptığınız değerlendirmeyi bilgi eksikliğine bağlıyoruz. Ancak şaşırtıcı olan, astronomi eğitimi görümüş bir kişinin astronomik tan konusunda edindiği bilgileri unutmuş gözükerek hareket etmesi ve bizi tenkid etmeye kalkmasıdır!

    Astronomik tan sadece yıldız gözlemleri için geçerlidir. Ve uzayda meydana gelir. Fecr-i sâdık ise gökle yerin birleştiği doğu ufkunda meydana gelen enlemesine yoğunlaşan aydınlıktır.

  • Recep Hilmi Tufan diyor ki:

    1982′de de bir akl-ı evvel çıkıp “Ben milletime 18 dk daha az oruç tutturacağım” demişti. 1983′ten itibaren de takvimlerden temkin vakitleri kalktı. (Sadece Fazilet ve Türkiye Takvimleri hariç.) Şimdi orucu 40 dk da siz kısaltın da milletin orucunu iyice tehlikeye atın. Bu işte sizin için büyük bir “zulüm” “azap” olur.

    1980′lerde başladılar dinimizi ılımlaştırmaya hâlâ devam ediyorlar. Allah bunlardan bizi muhafaza etsin…

  • Kemal Durusoy diyor ki:

    Bazı yorum yapan arkadaşlarımın belirttiği gibi “zulüm” kötü bir kelime değildir. Eğer siz insanlara, kendilerini adayarak yaptıkları ibadetlerinin başlangıç ve bitiş saatlerini yanlış veriyorsanız, onlara zulüm ediyorsunuz demektir. Bunu, özellikle güneyde, müthiş sıcaklarla mücadele halinde oruç tutup, iftar vaktinde duyacağınız ambulans sesleri ile orucunu açanlar daha iyi anlarlar. 40 dakika şimdiye kadar kim bilir kaç kişinin hayatına mal olmuştur. Bu zulüm değil de nedir?

    Sonuç olarak, hocama teşekkür ederim. Sizin gibi zihni açık, her söyleneni olduğu gibi kabul etmeyip “neden” diye sorarak, bunun cevabını da bulduğunda bizlerle korkusuzca paylaşabilen alimlere ihtiyacımız var.

  • Yunus Ceyir diyor ki:

    Bana kalırsa burada mühim olan bizim 40 dk daha fazla oruç tutmamız değil, sınırlara gidildikçe işin karmaşıklaşması ve İslam’ın, oluşması muhtemel “muğlak din” imajından duyulan korkudur. Hocamız da sanıyorum -ayrıca kendisi de belirttiği üzere- bu açıklamayı bu sebeple yapmıştır. Kuzey ülkelerinde yaşayan müslüman kardeşleri de düşünerek eleştirirsek daha doğru olur düşüncesindeyim.

    Hayırlı Ramazanlar

  • Erol Erol diyor ki:

    Ben dini konuların önce İslam âlimlerimiz ile beraberce görüşülüp, çözümü yapılıp ondan sonra halka duyurulmasının uygun olduğunu düşünüyorum. Zaten ne kadar oruç tutan kaldı ki! Allah yar ve yardımcımız olsun. İyi İslam âlimlerini başımızdan eksik etmesin.

    Yukarıdaki bilgileri okuyan vatandaş, hiç bir şey anlamaz. Sadece “40 dk fazla oruç tutuyorum” diye o cümle kafasında kalır. Ama düşünse işin içinden çıkamazlar.

    Diyanet’te İslamiyet’i iyi bilen âlim ve aynı zamanda astronomi bilgisi çok iyi bilen o düzeyde âlim kişi olması gerekir bu ince işleri aydınlatsın.

    Hayırlısı.

  • Ömer Hakan diyor ki:

    Ben bugün sizin yazınız üzerine imsak vaktinde ufuk çizgisine baktığımda fecr-i sadığın oluştuğunu gördüm. Peki bu tartışma niye? Kuzey bölgeler ise oralar için zaten çözüm var.

    ADMİN:

    Aynı gözlemi yarın da yapıp fotoğrafını çekebilir misiniz?

  • İdris Gülhan Yılmaz diyor ki:

    Sayın Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır,

    Bulunmuş olduğunuz iddiayı tamamen İslam dinini baltalamak olarak görüyorum! Tutulan oruç, yapılan ibadet, ALLAH (cc) rızasını kazanmak, O’na tabi olduğumuzun göstergesidir. Rabbimizin rızasını kazanmak için bırakın 40 dk yı bir 40 dk daha tutsak ne olur? Ne kaybederiz? Ama çok şey kazanacağımız kesindir. Lütfen bu tür tartışmalar yapmayın. İbadet bir ticaret değildir ki ince hesap edelim. Ben 4 rekat olan sabah namazından sonra 4 rekat da ALLAH (cc) rızası için kılsam ne kaybederim? Ama belki onun rızasını kazanırım.

    Allah’ın rahmeti üzerinizde olsun

  • Uzeyfe diyor ki:

    Sayın BAYINDIR, ciddi bir iddia bu. Haklı olabilirsiniz. Fakat yine de “zulüm” kelimesini kullanmanız pek yerinde olmamış. Netice itibariyle oruç tutmak gönül işidir takdir edersiniz ki.

    ADMİN:

    Sıkıntı sadece 40 dakika fazla oruç tutmaktan kaynaklanmıyor. Yatsı ezanı normal vaktinden oldukça geç okunduğundan insanlar lüzumsuz yere bekletilmiş oluyorlar. Kaldı ki oruçta da Norveç gibi kuzey ülkelerine gidildikçe bu fark 160 dakikaya kadar çıkmaktadır. Bir diğer sıkıntı ise -aşağıda da belirtildiği- gibi sabah namazının vaktinden önce kıldırılmasıdır. Bunların her biri başlı başına birer zulümdür.

  • Mehmet Keçeci diyor ki:

    UZAYDAN FECR-İ SADIK reminiz yanlış. Güneş doğudan doğduğundan doğu tarafı aydınlık batı tarafı karanlık olması gerekir. Sizin resminiz akşam vaktine ait.

  • Mehmet Keçeci diyor ki:

    Kütübüs Sitte Hadisleri ile biraz çelişki var.

    Ravi : Ebu Musa
    Hadis : Resulullah (sav)’a bir zat gelerek namaz vakitlerini sordu. Efendimiz ona hiçbir cevap vermedi. (Sabah vaktinde) şafak sökünce, henüz kimse kimseyi tanıyamayacak kadar ortalık karanlık iken Bilal`e emretti, sabah ezanını okudu. Sonra, güneş tam tepe noktasından batıya dönme (zeval) anında yine Bilal’e emretti, öğle ezanını okudu. Bu vakit için, -öbürlerinden daha iyi bilen- birisi: “Bu, gün ortası (nısfu’n-Nehar)” demişti. Sonra, güneş henüz yüksekte olduğu zaman emretti, Bilal akşam namazı için ezan okudu. Sonra ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca yatsı için emretti, Bilal yatsı ezanını okudu. Sonra ertesi gün, sabah namazını tehir etti, O kadar geciktirdi ki, kişinin, “sabah vakti çıktı veya çıkmak üzere” demesi anında namazı tamamladı. Sonra öğleyi tehir etti, öyle ki, öğle namazını dün ikindiyi kıldığımız ana yakın bir vakitte kıldı. Sonra ikindiyi tehir etti. Bir kimsenin, “Güneş (ikindi) kızıllığına büründü” diyebileceği bir vakitte namazdan çıktı. Sonra akşamı, nerdeyse ufuktan aydınlığın (şafak) kaybolduğu ana kadar tehir etti.

    Hadis No: 2360

    Hadis : Ebu Davud`un bir rivayetinde şöyle denmiştir: “Sabah namazını kişi arkadaşının yüzünü tanıyamayacak -veya kişi yanındakini tanımayacak- kadar (ortalığın karanlık olduğu) bir anda kıldı. Sonra ikindiyi öylesine tehir etti ki, namazdan çıktığı zaman güneş sararmıştı…” Rivayetin sonunda Ebu Davud der ki: Bu hadisi rivayet edenlerden bazısı şöyle dedi: “sonra yatsıyı gece yarısına kadar tehir ederek kıldı.”

    Hadis No: 2362

    Ravi : Aişe

    Hadis : Mü’min kadınlar Resulullah (sav)`la birlikte sabah namazlarını, bürgülerine sarılmış olarak kılarlardı. Sonra, namazlarını kılınca evlerine dönerlerdi de bu esnada karanlıktan dolayı kimse de onları tanıyamazdı.

    Hadis No: 2377

    2. olarak astonomik tan resminizin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bendekilerle uyuşmuyor.

    (Ben incelememi tamamlamadığımdan kesin kararımı açıklamıyorum fakat bu konu yeni bir konu değil başkalarının da farklı açıklamaları var.)

  • Erdinç AKYOL diyor ki:

    Sn. Abdulaziz Bey,

    Ramazanın 1. günü Konya’da imsak 4:20′de. Kocaeli’de ise 4:19′da yani 1 dk önce. İftar ise Konya’da 19:58′de, Kocaeli’de ise 20:13′de yani 15 dk sonra. Yani Kocaeli iftarda batıda, imsakta ise doğuda kalıyor! (Güneşin doğuşunu Konya’dan önce görüyor)

    Dünya üzerinde Türkiye’nin dik olarak konumlanması lazım. Diyelim ki öyle iftarda da imsakta da aradaki fark yakın olmalı değil mi? Bunu siz veya astronomi bilen birinin açıklamasını çok istiyorum. Güneşe bakarak iftar-imsak yapamıyorsanız böyle garip sualler de gelecek. Mümkünse bir zahmet Diyanet bunu da açıklasın lütfen.

    ADMİN:

    Bu, normaldir. Güney-kuzey ve mevsim farkından kaynaklanmaktadır.

  • Abdullah Şahin diyor ki:

    Kabe’de imsak ezanından hemen sonra sabah namazı kılıyorlar. Onların da namazı olmuyor öyleyse!

    Hocanın yaptığı, kendisine göre bir değerlendirmedir. Haklı veya haksız olabilir. Araştırmadan “haksız” demek nasıl yanlış ise, hemen “atlamak” da o kadar yanlıştır.

    Bu hocamız nasıl bu konuda değişik bir fikir beyan etmişse, hocamızın karşısında fikir eden pek çok alim de vardır. Kime itibar edeceğimizi seçeriz Allah’ın izniyle.

  • Remzi diyor ki:

    Değerli hocam, ifadeler (zulüm) ağır olmuş. Fazla oruç tutsak da gönlümüz rahat. Size uyup şüphe içinde kalmaktan daha iyidir. Hem nereden icap etti bu?

  • Mehmet diyor ki:

    Bunu bu kadar abartmaya, zulüm gibi göstermeye ne gerek var?

  • Metin Tekin diyor ki:

    Sayın hocam, bu iddialarınızı Diyanet’e ilettiniz mi? İletinizse ne cevap aldınız? Millet bilsin, ona göre amel eylesin.

    Vesselam

  • Hakan diyor ki:

    Dini meselelerle uğraşmak tabii ki çok güzel ve sevabı çok işlerdendir. Rabbim ilim sahiplerinin derecesini artırsın. İlmini reklam aracı yapmayan âlimlerimizi artırsın. Ümmet içinde fitne çıkarmaktan uzak duran âlimlerimiz ne kadar değerlidir.

    Sayın Bayındır bu hesaplamayı yeni mi öğrendi de, Ramazan ayında hem de yaza geldiği dönemde bu yazıyı yazıyor? Eminim kendisi Diyanet’teki yetkililere çok kolay şekilde ulaşır ve sesini medyanın oyuncağı olmadan, daha ciddi ortamda dile getirip, eğer problem var ise düzelmesine yardımcı olur. Yanılıyor muyum? Değişik ülkelerde bulunan bir Müslüman olarak, Diyanet’in takviminin ve hesaplamasının bir sürü hesaplama metotları içinde en doğrusu ve en güvenilir olduğunu söyleyebilir.

    Doğrusunu Allah bilir.

    ADMİN:

    Aşağıdaki linkte bulunan yazıyı okursanız 30 yıla yakındır bu uyarının yapıldığını, bu sayede Diyanet tarafından az da olsa bir iyileştirme yapıldığını görebilirsiniz. Konu ilk defa bu yıl basının ilgisini çekti ve gündeme getirildi.

    http://www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/oruca-baslama-ve-takvimlerimiz.html

  • Burhan diyor ki:

    Söyledikleriniz son derece önemli. Kişisel görüşleriniz mutlaka Diyanet işlerinde değerlendirilmeli ve bir sonuca bağlanmalıdır. Düşünüp ortaya koyduğunuz için teşekkürler.

    En doğrusunu Allah bilir.

  • Bekir diyor ki:

    S.a. Bence fazlaları değil, eksikleri araştırmak gerek. Zaten toplumda bir ibadetsizlik hasıl olmuş gidiyor ve hala “fazla oruç tutuyoruz” davası yapılıyor. Bence bunlarla milletin kafasını yormaktansa ibadet hususlarında bilgilendirilmede bulunulmalıdır.

  • Abdullah Zübeyir Öner diyor ki:

    Selamlar hocam. Bu konu hususunda vatandaşlarımız hiç araştırma gereği duymadan “Diyanet’in dediği neyse odur.” diyerek yanlış bir tutum sergilemektedir. Bizler, yukarıda belirttiğiniz gibi en az 20-30 dakika daha yemeğe devam ediyoruz. Bu konuda yaptığınız ciddi çalışmalarınızdan dolayı sizlere teşekkürlerimizi sunuyorum.

    Vesselam.

  • Necdet Kavlak diyor ki:

    Ben şahsen Sayın Yekta Bey’in ve Sayın Acun Uyar’ın yorumlarına katılmakla birlikte işin doğrusu da budur. 40 dk çok abartı. Sadece ihtiyati olarak 10-15 dk lık bir süre söz konusudur ki bu da zaten olmalıdır.

    Ayrıca uzaydaki fecr-i sadık resmini de anlayamadım. Güneşin doğuşunu değil, batışını gösteriyor.

  • Zekeriya Ceylan diyor ki:

    Değerli Hocam Ben şahsen sana ve Mustafa İslamoğlu hocama itibar ediyorum ama halka yeterince bu konuları aksettiremiyoruz. Basına sık sık çıksanız da bu konuları dillendirseniz diyorum.

    Vesselam

  • Ayhan diyor ki:

    S.a tüm İslam aleminin ramazanı hayırlara vesile olsun inşallah.

    Hocama katılıyorum, çok haklı. Çünkü fecrin kara çizgisi, ak çizgisinden ayrılana dek diyor. Burada farz var, Allahın emri bizi bağlayan.

  • Halil diyor ki:

    Sayın Bayındır Hocaya tamamen katılıyorum. Akşam iftar vakti aydınlığı nasıl ise imsak vakti aydınlığının da aynı olması gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeple imsak vaktinin sabah gün doğumundan 6 dakika önce olduğunu sanıyorum. Benim tesbitim bir ilmi tesbit değildir. Ancak bu durum da zaten Bayındır Hocamızın ifadesinde ilmi olarak izah edilmektedir.

    Doğrusunu ancak Allah (C.C.) bilir.

  • Ayhan diyor ki:

    Allah razı olsun hocam ve Diyanet işlerine de gerçekten yazıklar olsun. Şayet gerçekten böyle büyük bir hata yapılıyorsa, biz Diyanet’e güvenmeyeceksek helak olmuşuz demektir. Prof. Ali Bardakoğlu’nu seviyorum ve gerçekten bilgili alim olduğunu düşünüyordum. Hemen bu yanlışı düzelmelerini umuyorum. Bu kadar kul hakkı bence ağır gelir öteki dünyada, demedi dememeyin ha!

  • Jusuf Sagdani diyor ki:

    Bence çok mantıklı ve çok normal olarak tüm Müslüman alemi kabul etmektedir.

    Saygılarımla

  • Acun Uyar diyor ki:

    10 Dereceyi bırakın, Osmanlı`nın yüzlerce yıllık uygulamasının kaldırılıp 18 dereceye indirmesi bile oruçları tehlikeye sokmaktadır. 10-15 dakika ihtiyat kimseye zarar vermez.

    “Gözlemlerimize göre” demişsiniz. Eğer yayınladığınız “Uzaydan Fecr-i Sadık” fotoğrafı saatinde gözlem yaptıysanız vay halimize! Uzaydan çekilmiş fotoğraf, fecr vaktini değil Gurûb vaktini göstermektedir. Doğu ufkunun karanlık, batı ufkunun aydınlık olduğu vakit, dünya tersine dönmüyor ise, güneşin batışıdır.

  • SABRİ ÖNDER diyor ki:

    İnşaallah bu tür ihtilaflar en kısa zamanda çözülür ve güzel dinimizi ve ibadetlerimizi daha güzel yaparız.

    Allah ilim sahiplerinden razı olsun.

  • Nadir diyor ki:

    Sabah namazı vaktinde de sıkıntı oluyor mu o zaman? Ezandan sonra namazı kılıyoruz. Vakitsiz mi oluyor şimdi bizim namazlar?

    ADMİN:

    Hiç sahura kalkmayabilirsiniz de. Ama sabah namazını, ilan edilen imsak vaktinden en az 50 dakika sonra kılmanız gerekir. Aksi taktirde teheccüd namazı kılmış olursunuz.

  • Murat diyor ki:

    Hocam Diyanet’in bu oruç durumuna yalnış diyorsunuz. Allah razı olsun. Ne yapalım 40 erken mi açalım orucu ya da siz yapıyor musunuz bunu?

    ADMİN:

    Biz “oruç erken açılıyor” demedik, “oruca erken başlanıyor” dedik. Lütfen yazıyı dikkatli bir şekilde okuyunuz.

  • Yekta diyor ki:

    Çalışmanız güzel.

    Bu konuda problem olacak husus ise şu: İmsak vaktini belirlemekle sabah namazı vaktini de belirlemiş oluyorsunuz. Elimizde ise “ortalık henüz karanlık iken, sokaktaki insanların birbirini tanıyamayacakları bir karanlıkta” efendimizin sabah namazı kıldırdığına dair sahih rivayetler var. hatta şafiler o rivayetler ile amel eder, sabah namazının efdal vakti konusunda. Demek ki etraf daha karanlıkken, sabahın vaktine ait.

    Diğer problem ise bugün Diyanet vaktine göre sabah namazı vakti 91 dk. Eğer “en az 40 dk” hata var ise sabahın vaktinin 50 dakikadan bile az olması gerekir ki, bu da hiç makul görünmüyor?

    Baki selam

    —-
    Ravi : Ebu Musa
    Hadis : Resulullah (sav)`a bir zat gelerek namaz vakitlerini sordu. Efendimiz ona hiçbir cevap vermedi. (Sabah vaktinde) şafak sökünce, henüz kimse kimseyi tanıyamayacak kadar ortalık karanlık iken Bilal`e emretti, sabah ezanını okudu. (2360)

    Ebu Davud`un bir rivayetinde şöyle denmiştir: “Sabah namazını kişi arkadaşının yüzünü tanıyamayacak -veya kişi yanındakini tanımayacak- kadar (ortalığın karanlık olduğu) bir anda kıldı (2362)

    Ravi : Aişe
    Hadis : Mü`min kadınlar Resulullah (sav)`la birlikte sabah namazlarını, bürgülerine sarılmış olarak kılarlardı. Sonra, namazlarını kılınca evlerine dönerlerdi de bu esnada karanlıktan dolayı kimse de onları tanıyamazdı. (2377)

  • RESUL TURAN diyor ki:

    Bu gerçeği cesaretle dile getirdiğiniz için Allah sizden razı olsun. Aslında bu çalışmayı Diyanet İşleri Başkanlığı ve onun İllerdeki, İlçelerdeki Müftüleri yapmalıydılar. Türkiye gariplikler ülkesi.

  • Zekeriya Yaşar diyor ki:

    Sayın hocam, çalışmalarınızı bu yıl takip etmeye başladım. Allah ufkunuzu açık, görüşlerinizin isabetli kılsın.

    Yukarıdaki tespitinizde 40 dakikayı biraz abartı bulduğum için bunu yazma ihtiyacı hissettim. Benim çocukluğum kırsal kesimde hiç sokak lambalarının olmadığı bir köyde geçti. Ayın karanlığı olan gecelerde (zifiri karanlık olan gecelerde) Diyanet’in takviminde belirtilen imsak vaktinden 7-8 dakika sonra tan yerinde çıplak gözle görülebilen bir aydınlanma başlar ve artarak devam ederdi. Ama şu anda çevre aydınlatmalarının etkisiyle imsak vaktinden 20 dakika sonra bile aydınlanmayı farkedemiyorum. Sizin rasathanede gözlem yaparak 40 dakika farkı nasıl tespit ettiğinizi de anlamakta güçlük çekiyorum.

    Admin:
    Sayın Zekeriya Yaşar

    Sözü edilen gözlemler, şehir ışıklarına uzak yerlerde, önceden seçilmiş bölgelerde yapılmıştır. Sizin gördüğünüz ışıklar fecr-i kâzibtir.

  • Barış Pelitli diyor ki:

    Özellikle İmsak Tanı (Fecr-i Sadık) anını gösteren resim ve resmin üzerinde yer alan Bakara Suresi 187. ayet, hiç bir yoruma ve tartışmaya gerek bırakmamış ve mükemmel de bir kompozisyon oluşturmuş benim fikrime göre.

    Süleymaniye Vakfı’nı bu çalışmadan dolayı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum…

  • Mesut Öztürk diyor ki:

    Bu bilimsel çalışmadan dolayı SÜLEYMANİYE VAKFI’na teşekkürü bir borç biliriz. Böyle bir çalışma Hz. Peygamberden (sav) sonra yapılmamıştır. Bu bir hakikattir. Ancak bu hakikate bakalım yüzde kaç mümin inancaktır? Sıkıntı, hakikati gördüğü halde inanma zorluğu çeken müslimlerden kaynaklanıyor. Ne zaman bir müslime Kur’an’dan bir hakikat anlatılsa, “bu atalarımızın anlattığından başka” diyerek yüz çevirmeleri, hakikati gün yüzüne çıkaran alim hakkında da “fitne çıkarma” yaftası yapıştırmalarından başka bir şey olmuyor.

    Allah hakikat üzere olanlara ikramını yaysın inş.

  • Mehmet Ortaç diyor ki:

    merhabalar, belki meşgul olduğunuzdan yanıt veremediniz ama ben şunu da sizlere iletmek istiyorum Allah’ın izni ile, imsak tanında ufkun doğduğu bölgedeki kara parçası siyah ama gökyüzü bazen masmavi oluyor. Keza bulunduğumuz bölgelerdeki evler ve eşyalar da koyu mavi bir tona bürünüyor. Bu an tam olarak imsak tanı galiba, sağolasınız şimdiden yorumunuz için…

  • Serdar Özalp diyor ki:

    Bu aydınlık kızıl bir çizgiyle ayrıldığı an imsak vakti gerçekleşmiş oluyor.