03 Ağustos 2012

İMSÂK VAKTİ

Hacı –Bu hafta “herkesin Allah’a inandığını” anlatacaktınız ama Ramazan geldi; sizin imsak vakti ile ilgili farklı iddialarınız var, onlardan konuşsak olmaz mı?

Hoca – İmsâk nedir, biliyor musun; o sırada ufuk nasıl olur?
 
Hacı –“Fecrin ak çizgisi kara çizgisinden sizce, tam seçilinceye kadar yiyin için. " (Bakara 2/187) buyruluyor. Ak çizgi kara çizgiden ayrıldığı zaman oruç tutan kişi artık yiyip içemez ve eşiyle ilişkiye giremez. Sabah namazının
vakti de girmiş olur. İmsâk bu vaktin adıdır.
 
Hoca –Bak! Fecr; yarma, akıtma ve fışkırma anlamlarına gelir[1]. Burada yarılan nedir?
 
Hacı –Doğu ufkunun aydınlanması aklıma geliyor ama yarılmayı anlayamadım.

Hoca –Gecenin sonu ile imsâk arasında seher vakti vardır. Seher, gündüzün ilk ışıklarının gecenin karanlığına karışmasına denir. Bu vakitte hem gündüzün hem gecenin belirtileri olur[2].  Sonra kızıl ışıklar ufku yarmaya başlar. Şimdi sana onun resmini göstereyim.

Seher Vakti - Fecr-i Kâzib
 
Bu vakti anlatan âyet şöyledir:
فَالِقُ الإِصْبَاحِوَجَعَلَ اللَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًا ذَلِكَ تَقْدِيرُالْعَزِيزِ الْعَلِيمِ
“Sabahı bölen, geceyi dinlenme zamanı, güneş ile ayı hesaba uygun yapan odur. Bunlar güçlü ve bilgili olanın koyduğu ölçüdür”.(En’âm 6/96)
Arapçada sabah kızıllık[3] demektir. Ayetteki fâliq’ul-ısbâh, seherin başından itibaren ufuktaki karanlığa karışan kızıl ve beyaz ışıkları bölen kızıl kuşaktır[4]. Peygamberimiz şöyle demiştir: “Ufukta yukarıya uzayan aydınlık fecr değildir. Fecr, enlemesine yayılan kızıllıktır[5].”
 
Hacı –Gösterdiğiniz resimde ufuk iyice aydınlanmış gözüküyor. Onun neresi fecr-i kâzib.
 
Hoca –İşte insanlar fecr-i sadık sandıkları için ona fecr-i kâzib yani yalancı fecir deniyor.
Sana bir şey daha anlatayım; her gün üç doğuş ve üç batış olur. Doğanlar; fecr-i kâzib, imsak ve güneştir. İmsâk ikinci doğuşla başlar. Bu, bütün mezheplerin ortak görüşüdür[6].
 
Hacı –Benim okuduğum ayetin manası şöyle mi oluyor: “Kızıl ışıkla yarılan ufkun ak çizgisi kara çizgisinden sizce, tam seçilinceye kadar yiyin için. " Peki, ak çizgi, kara çizgi nedir?

Hoca –Ufukta kızıllık netleşip parlamaya başladığı zaman altta siyah bir şerit, üstte de beyaz bir şerit oluşur. Şu resimde olduğu gibi o beyaz şerit iyice ortaya çıkınca imsâk vakti girer.

İmsâk vakti - Fecr-i Sâdık
 
Hacı –Ben şu hadisi şimdi anladım: “Cebrail bana sabah namazını, kızıllığın parıldadığı, oruç tutana yemenin içmenin yasak olduğu saatte kıldırdı.” (Tirmizî, Mevâkît,1)
 
Hoca –Peygamberimiz bir de şöyle buyurur: “Yiyin, için; yukarı tırmanarak yayılan aydınlık sizi etkilemesin; enine yayılan kızıllığı görünceye kadar yiyin, için[7].”
 
Hacı –Dün, www.suleymaniyevakfi.org adlı sitenizden Konya’nın imsakiyesini indirdim. Diyanetin imsak vaktine yakın bir vakte “Seher” demişsiniz.  Bir de geçen sene “en az 40 dakika fazla oruç tutuyoruz” diyordunuz; şimdi süre 70 dakika civarına çıkmış.
 
Hoca –En az 40 dakika diyerek zihinleri hazırlamaya ve insanları araştırmaya sevk etmeye çalışıyorduk. Bütün ölçüleri verdik; çıkar bakarsınız, sıkıntı biter.
 
Hacı –Mutlaka bakacağım. Sizin takviminizde bir de “yatsının sonu” diye bir vakit var, o nedir, yatsı sabaha kadar değil mi?
 
Hoca –İnşaallah onu ve üç batışı haftaya anlatırım.
 



[1] Müfredat فجْر mad.
[2] Kurtubî, Muhammed b. Ahmed, el-Cami’ li-ahkâmi’l-Kur’ân, c. XVII, s. 144, Kahire, 1384/1964.
والسحر: هو ما بين آخر الليل وطلوع الفجر، وهو في كلام العرب اختلاط سواد الليل ببياض أول النهار، لان في هذا الوقت يكون مخاييل الليل ومخاييل النهار.
[3] Mekâyîs’ul-luğa صبح mad.
[4] İbrahim Mustafa, Ahmed ez-Zeyyât, Hamid Abdulkâdir, Muhammed en-Neccâr, el-Mucem’ul-vasît,  صبح mad.  Dar’ud-da’ve, c. I, s. 505.
[5] Ahmed b. Hanbel (öl. 241 h.), Müsned, C.IV, s. 23 ve c. 33.
[6] Bkz. Şemsüddin Muhammed b. Ahmed es-Serahsî, (öl. 483 h.), el-Mebsût, Beyrut, l414/1993, c. I, s. 145.El-Mâverdî, Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed (öl. 450 h.) Tahkik; Ali Muhammed Muavvad, Adil Ahmed Abdulmevcud, el- Hâvî el-Kebî fî fıkh’il-İmam eş-Şafiî, Beyrut 1419/1999, c. II, s.24.Ahmed b. Ganim b. Salim (öl. 1126 h.), el-Fevâkih’ud-devvânî alâ risaleti İbn Ebî Zeyd el- Kayrevânî (Mâlikî), 1415 h./1995 m. c. I. s. 169.
[7] Ebu Davud, vakt’us-sahûr, hadis no 2348; Sünen’ut-Tirmîzî, Ma cae fî beyân’il-fecr, hadis no 705.

Bu yazı 16393 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org