Mahşer
Özet: Bu çalışma, endüstriyel ve geleneksel büyükbaşve küçükbaş hayvan kesimlerinde hayvanın doğal pozisyonunda “ayakta hızlı kesim” (standingslaughter) yöntemiyle, “yere yatırılarak kesim” (casting, horizontal restraintslaughter) yönteminin, hayvan refahı standartları ve et kalitesi parametreleri ışığında kıyaslanmasını amaçlamaktadır. OIE (Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü) ve FAO (BM Gıda ve Tarım Örgütü) standartları referans alınarak yapılan incelemede ayakta kesim ile,sitres hormonlarının (kortizol, adrenalin) asgari düzeyde kaldığı, kas glikojen rezervlerinin korunarak ideal pH düşüşünün (rigormortis süreci) gerçekleştiği ve mikrobiyal kontaminasyon riskinin azaldığı tespit edilmiştir. Sığır ve özellikle de develerde anotomik yapı dikkate alındığında yere yatırma yöntemine kıyasla ayakta kesimin, kanın daha hızlı ve tam boşalmasını sağlayarak etin raf ömrünü, rengini ve dokusal kalitesini iyileştirdiği sonucuna varılmıştır. Çalışma, develerde uygulanan ve anatomik bir zorunluluk olan ayakta kesim (nahr) modelinin, sığır kesimleri için de referans alınması gereken ideal bir yöntem olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Ayakta Kesim, Nahr, Hayvan Refahı, Et Kalitesi, pH, Et Hijyeni. 1. GİRİŞ Et endüstrisinde hayvanların kesim yöntemleri, sadece etik bir problem değil, aynı zamanda nihai ürün kalitesini ve gıda güvenliğini doğrudan etkileyen kritik bir süreçtir. Geleneksel veya endüstriyel kesimlerde hayvanın strese girmesi, fizyolojik dengeleri bozarak et kalitesinde geri dönüşü olmayan kayıplara (DFD et gibi) yol açmaktadır. Bu bağlamda, hayvanın doğal pozisyonunda, ayakta ve […]
45 derece üstündeki enlemlerde beyaz gecelerin olduğu veya güneşin ufkun pek az üstüne çıkığı ya da gün boyunca ufkun altında kaldığı enlemlerde namaz vakitlerini mizana göre hesaplamaya gayret gösteriyoruz. Kutup bölgelerine gittiğimiz vakitlerde, ufkun bulutlarla kapalı olması sebebiyle sabah namazı vakti ile ilgili net bir gözlem yapamadık, tatminkar bir resim de göremedik. Takipçilerimizin bize zaman içerisinde ilettiği gözlemler ile sürekli geliştirmeye devam ettiğimiz takvimi gözden geçirme ihtiyacı duyduk. Yeni takvimi, İsra 17/78 ve Bakara 2/187. ayetlerde belirtilen prensipler yanında, yatsıdan sonra ve sabah namazından önceki uyuma ve dinlenme vaktini de esas alarak yaptık. Hesaplamalarda 45 derece üstü enlemlerde en doğru vakitleri tayin etmemiz için gözleme ve geliştirmeye devam ediyoruz. Bütün dostlarımızdan, Kur’an’daki bilgilere göre gözlemler yaparak bizi bilgilendirmelerini bekliyoruz. Kur’an’da, namaz vakitleri ile ilgili üç temel kural vardır. Birincisi öğlen vaktinin başlangıcı, ikincisi yatsı sonu, üçüncüsü de sabah namazı ve oruç vaktinin başlangıcıdır. Güneş kelimesi, sadece öğlen vakti için kullanıldığından bu üç kural, kuzey kutuptan güney kutba kadar dünyanın her yerinde ve her mevsimde geçerlidir. Allah Teala şöyle buyurur: “Namazı, güneşin tepe noktasını geçmesinden gecenin ğasakına /soğuk vaktinin başlamasına kadar düzgün ve sürekli kıl! Bir de fecir ışıklarının toplandığı vakitte kıl! Fecir ışıklarının toplanması gözle görülür.” (İsra 17/78) Gecenin ğasakı, […]
Mustafa Evli’nin tercümesini yaptığı yazıya aşağıda yer alan linke tıklayarak ulaşabilirsiniz. Paranın Faiz Esaretini Kırma Manifestosu Bağlantı;
Birçok insan, Kur’an’ı Kerim’de geçen: “O, kendi arzusuna göre konuşmuyor. Konuştuğu o şey, kendisine yapılan vahiyden ibarettir.” (Necm 53/3-4) Ayetlerini delil göstermek suretiyle Nebimizin söylediği her şeyin bir vahiy olduğu kanaatine varıyor. Bu makalemizde bunun ne kadar doğru olup-olmadığı üzerinde durulacaktır. Dini konularda bir iddianın doğru olup-olmadığını bilmek için okuduğumuz ayetlerin hem başındaki ve sonundaki ayetleri hem de konuyla ilgili diğer ayetleri birlikte okuyup anlamamız gerekir. Yani, Kur’an’ı, Kur’an[1] gibi okumalıyız. Çünkü Allah böyle emreder.[2] Bir yerde bir ayet gördüğümüz zaman Kur’an’ın başka bir yerinde o ayetin müteşabihini/benzerine de bakmalı ve birlikte okuyup anlamaya çalışmalıyız. Aksi halde ayeti eksik anlamaya ya da konuya yanlış bakmaya yol açmış oluruz. Necm suresinin 3 ve 4. Ayetlerine göre Nebimizin her söylediğini vahiy olarak anlaya bilir miyiz? Konuya ilgili ayetlerin başındaki ayet ile birlikte başlayalım: مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ “Arkadaşınız doğru yoldan sapmadı, yanlış kurgulara da kapılmadı. O, kendi arzusuna göre konuşmuyor. Konuştuğu o şey, kendisine yapılan vahiyden ibarettir.” (Necm 53/2-4) Bu ayetlerde kimden, neden bahsettiğini anlamak ve “vahiyden” neyin kastedildiğini bilmek için Kur’an’ın başka yerindeki buna müteşabih/benzer ayetlerin birkaçını örnek vermek istiyoruz: إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ قَلِيلًا مَا […]
