Kadir Gecesi

Süleymaniye Vakfı > Araştırmalar > Kur'an Araştırmaları
Tarih: 30 Eylül 2009 Tavsiye Et Yazdır

Kadir Gecesi

Kadir Gecesi’ni, kader gecesi diye tercüme edebiliriz. Kadr veya kader, ölçü koyma ve ölçü anlamlarına gelir. Kadir gecesi, bir yıllık ölçülerin belirlendiği ve görevli meleklere emirler halinde verildiği gecedir.

Yaratılacak her şeyin önce ölçüsü oluşturulur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Biz, her şeyi bir kadere (ölçüye) göre yaratmışızdır”. (Kamer 54/49)

Kadir gecesi Ramazan ayı içerisindedir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Ramazan Kur’ân’ın indirildiği aydır.” (Bakara 2/185)

“Biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik.

Kadir gecesi nedir, nereden bileceksin?

Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.

O gece melekler, yanlarında o ruh olduğu halde Rablerinin izniyle her bir emir için inerler.

O, tanyeri ağarıncaya kadar esenlik gecesidir.” (Kadr Suresi)

“Hâ, Mîm. Her şeyi açıklayan Kitaba yemin olsun,

Biz onu mübarek bir gecede indirdik, çünkü biz insanları uyarırız.

Karara bağlanmış her görev o gece paylaştırılır.

Tarafımızdan verilmiş bir emre göre elçileri (melekleri) yerlerine göndeririz.

Bu, Rabbinin bir ikramıdır, o işitir ve bilir.” (Duhân 44/1-6)

Kadr suresi 4. ayetteki melekler, ruh ve emir ile ilgili Peygamberimizden gelen bir açıklama yoktur. Bu bize konuyu Kur’ân’dan kolayca öğrenebileceğimizi gösterir.

MELEKLER

Allah Teâlâ meleklerle ilgili olarak şöyle buyurur:

 

“Göklerin ve yerin fıtratını (kanun ve kurallarını) koyan, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler kılan Allah her şeyi güzel yapar. Koyduğu kurala göre yaratılışa ilavelerde de bulunur. Allah her şey’e bir ölçü koyar.” (Fâtır 35/1)

Lut kavmine gönderilen meleklerle İbrahim aleyhisselam arasında şu konuşma geçmişti:

 

“Asıl göreviniz nedir, ey elçiler? Dedi

 

Biz, günaha batmış bir kavme gönderildik, dediler.

 

Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için

 

Rabbinin katından aşırı gidenler için damgalanmış taşlar. ” (Zâriyât 51/31-34)

Böyle bir elçi de Meryem’e geldi. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

“Kitapta Meryem’den de bahset. Bir gün ailesinden ayrılarak doğu tarafta bir yere çekildi.

 

Onlarla arasına da bir perde gerdi; sonra ona ruhumuzu gönderdik. O da ona tam bir insan şeklinde göründü.

 

“Senden Rahman’a sığınırım, dedi; eğer ondan çekiniyorsan.”

 

O da; “Ben sadece Rabbinin elçisiyim; sana temiz bir oğlan bağışlamak için geldim” dedi.

 

“Benim nereden oğlum olabilir? Bana kimse dokunmadı ki, yoldan çıkmış da değilim” dedi.

 

“Durum dediğin gibidir. Rabbin dedi ki, ‘Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir belge ve katımızdan bir rahmet kılacağız’. Bu karara bağlanmış bir iştir” dedi.” (Meryem 19/16-21)

Hızır aleyhisselam da bu meleklerdendir. Musa aleyhisselama, “sabredemediğin şeyin iç yü­zünü sana bildireceğim” diyerek şunları söylemişti:

 

“O gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu hale ge­tirmek istedim. Çünkü on­ların ileri­sinde, tuttuğu gemiyi zorla alan bir kral vardı.

 

Çocuğa gelince, onun anası ba­bası mümin in­sanlardı. Bu­nun on­ları azgınlığa ve kâfir ol­maya zorlaya­cağından korktuk.

 

İstedik ki, Rableri onun yerine on­dan daha temiz ve daha merhametli birini ver­sin.

 

Duvar ise şehirde iki yetim ço­cuğundu. Altında onlara ait bir ha­zine vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, onlar olgunluk çağına girsinler de hazinelerini çıkarsınlar. Bu, Rabbinin bir merhame­ti­dir. Yoksa bunu ben kendiliğimden yapmış değilim. İşte senin sabre­de­mediğin şeyin iç yüzü.” (Kehf 18/78-82)

EMİR

Kur’ân’a göre Allah’ın emri altı safhada oluşur.

1. İrâde

Buradaki irâde, bir şeyi oluşturmaya karar vermektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Allah bir şeye karar verirse onun işi sadece “ol” demektir; sonra o şey oluşur.” (Yasin 36/82)

2. Kaderin oluşumu

Kader, ölçü demektir. Allah, yaratacağı her şeye ayrı bir ölçü koyar. Çünkü onun Bâri’ sıfatı vardır. Yarattığı her şeyi benzerlerinden farklı yaratır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

“Allah‘ın emri, kaderi (ölçüsü) tam belirlenmiş şekildedir.” (Ahzâb 33/38)

3. Allah’ın izni

Burada izin, bir şeye onay verdiğini bildirme, anlamdadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

“Meydana gelen her şey Allah’ın izniyle olur. Kim Allah’a inanırsa onun kalbini doğrultur. Allah her şeyi bilir.” (Teğâbun 64/11)

4. Emrin kayda geçirilmesi

Allah, iznini önce yazıcı meleklere bildirir. Onlar bunu hemen kayda geçerler. Oluşum bu kayıttan sonra başlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

“Yeryüzünde ve kendinizde olan her şey,1 onu ayrı bir varlık olarak yaratmamızdan önce mutlaka bir kitaba kaydolunur. Bu, Allah için kolaydır. Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve size verdiği ile şımarmamanız içindir. Allah, hayale kapılıp şımaran hiç kimseyi sevmez.” (Hadîd 57/22-23)

لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلَى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَا آتَاكُمْ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

“Bunun böyle olması, kaybettiğinize üzülmeyesiniz, Allah’ın verdiği şeyle şımarmayasınız diyedir. Allah, kendini bir şey zannedip övünen hiç kimseyi sevmez.”

Kayda geçmeyen hiçbir şey meydana gelmez. Bu sebeple Allah Teâlâ şöyle dememizi emretmiştir:

 

“De ki, bize Allah’ın yazdığı dışında bir şey olmaz. O bizim dostumuzdur. Müminler yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe 9/51)

Bu kayıt, biz doğmadan olan kayıt değildir. Kaydın güzel olması için şöyle dua etmemiz öğütlenmiştir:

 

“Rabbimiz, bu dünyada bize iyilik yaz, Ahirette de… Biz sana yöneldik.” Allah dedi ki: “Azap edeceğime, koyduğum düzene göre azap ederim. İkramım ise her şeyi kapsar. İlerisinde onu, korunanlar ve zekât verenler ile âyetlerime inananlara yazacağım.” (Araf 7/156)

5. Yazılı emrin meleklere verilmesi

Emir meleklere verildikten sonra geri dönüşü olmaz. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

“Allah ona bir melek gönderse ya!” derler. Eğer melek göndersek işleri bitirilir, onlara göz bile açtırılmaz.” (En’am 6/8)

6. Emredilen şeyin takdîri

Takdîr, bir şeyin ölçüsünü oluşturmak veya ona güç yüklemektir.2 Yaratılış bir kadere göre olduğundan, âyetlerde yaratılıştan sonrasını gösteren takdîr kelimeleri, bir şeye ölçülü güç yükleme anlamına gelir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

 

“Yaratan ve düzenleyen odur. Güç veren, arkasından yolu gösteren odur.” (Âlâ 87/1-3)

RUH

20 âyette ruh kelimesi geçer. Bunlar, ilgili diğer âyetlerle birlikte ele alınırsa ruh konusunun Kur’ân’da oldukça kapsamlı olarak anlatıldığı ortaya çıkar. Kadr suresindeki ruh, emir kelimesiyle birlikte geçmiştir. Burada konu sadece bu açıdan ele alınacaktır. Ruh, emir kelimesiyle birlikte dört âyette daha geçer. Duhân suresinin ilgili âyetleri de eklenince sayı artar. İlk âyet şöyledir:

 

“Sana o ruhu soruyorlar. De ki: “Ruh Rabbinizin emrindendir. Size ilimden sadece az bir şey verilmiştir.” (İsra 17/85)

Bize verilen az ilim ile ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

“… Onlar Allah’ın bilgisinden onun imkân verdiği kadarı dışında bir şey kavrayamazlar…” (Bakara 2/255)

 

“De ki: “Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsaydı; bir o kadarını daha katsaydık, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi.” (Kehf 18/109)

Böyle bir ilim karşısında insanların ilminin ne kadar az olduğu ortadadır.

Allah’ın emrinden olan ruhun bir kısmı Allah’ın indirdiği kitaplardır. Bunu konunun ikinci âyeti bildirmektedir.

 

“Allah, kendi emrinden olan o ruhu meleklerle kullarından seçtiği kimseye indirir ve der ki, “İnsanları uyarın; benden başka ilah yoktur. Öyleyse benden çekinin.” (Nahl 16/2)

Kadir gecesi Cebrail aleyhisselamın Muhammed aleyhisselama getirdiği de Allah’ın emrinden bir ruh olan Kur’ân âyetleri idi. Bunu konunun üçüncü âyeti açıkça ifade etmektedir.

 

“İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Yoksa sen bu Kitap nedir, o iman nedir, bilmezdin. Ama onu bir nur yaptık, düzenimize uyduğunu gördüğümüz kullarımızı onunla yola getiririz. Elbette sen doğru yolu gösterirsin.” (Şûrâ 42/52)

Allah’ın emrinden olan ruh, Allah’ın kitaplarıyla sınırlı değildir. Çünkü Cebrail aleyhisselam, Kadir Gecesi inen ve sayısını bilmediğimiz meleklerden sadece bir tanesidir. Meryem örneğinde olduğu gibi o melekler Peygamber olmayana da inerler. Konuyla ilgili dördüncü âyet böyle bir durumu bildirir.

 

“Bütün katların üstünde olan, hâkimiyeti elinde tutan Allah, insanlara yüzleşme günü uyarısı yapmak için emrinden olan o ruhu kullarından düzenine uyanın içine atar.” (Mümin 40/15)

O ruh ile kişi güçlenir ve her konuda Allah’tan yana tavır koymaya başlar. Bu kişilerin özellikleri şu âyette açıklanmıştır:

 

“Tek bir toplum bulamazsın ki, hem Allah’a ve ahiret gününe iman etmiş olsunlar hem de Allah’a ve Elçisine sınır koyan kimseleri sevsinler. Onlar isterse babaları, oğulları, kardeşleri veya aşiretleri olsun. Bunlar Allah’ın kalplerine iman yazdığı ve kendisinden bir ruh ile desteklediği kimselerdir. Onları ebedi kalmak üzere içinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah onlardan razı, onlar da ondan razı olmuştur. İşte onlar, Allah’tan yana olanlardır. Bilin ki, Allah’tan yana olanlar umduklarına kavuşurlar.” (Mücadele 58/22)

Bütün bu âyetlerden anlaşıldığına göre emir kelimesiyle birlikte zikredilen ruh o emrin içeriğidir. Kadir gecesinde indirilen emirlerden birinin içeriğinin de Kur’ân âyetleri olduğunu gördüğümüze göre Kadr suresinin 4. Âyetinin meali şöyle olur:

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَ (معهم) الرُّوحُ ( مِّن كُلِّ أَمْر) فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم

O gece melekler, yanlarında o ruh olduğu halde Rablerinin izniyle her bir emir için inerler.

 

Kadir gecesinde hakkımızda iyi ölçülerin belirlenmesi için Allah’a çok dua etmeliyiz. İtikâfın Ramazan’da olması ve onun son on gününe tahsis edilmesi de bu tür duaların o günlerde yoğunlaşmasının önemini gösterir. Peygamberimiz her yıl bu günlerde itikâfa girerek bunu yapmıştır. Fecr suresindeki 10 gece Ramazan’daki itikâf gecelerdir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

“O fecre,

 

On geceye,

 

Çifte ve teke,

 

Geçip giderken o geceye yemin olsun…

 

Bu günlerde aklı olan için önemli şeyler vardır, değil mi?” (Fecr 89/1-5)

Fecr, tan yerinin ağarma vaktine denir. O fecr (el-fecr) Kadir gecesinin fecri olabilir.

On gece ise Bakara 187′de işaret edilen ve Peygamberimizin itikâfla geçirdiği Ramazan’ın son on gecesi olabilir.

Çift ve tek, bu on geceden her birinin önemli olduğu anlamına gelir.

“Geçip giderken o gece” âyeti ise bu on gece içerisinde özel öneme sahip bir geceyi gösterir. Kur’ân’da özel öneme sahip gece sadece “Kadir gecesi”dir; böyle başka bir gece yoktur. Bu kesin “olabilir” şeklinde ifade edilen ihtimaller ortadan kalkar ve bu on gecenin Ramazan’ın son on gecesi olduğu ortaya çıkar. Peygamberimiz bunların Ramazan’ın ortasında olabileceğini düşünmüş, sonra son on gününde karar kılmıştır. İlgili rivayetlerden biri şöyledir:

Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan’ın ikinci on gününü mescitte geçiriyordu, yirminci gün bitip 21. gün başladığı akşam evine döndü, onunla birlikte olanlar da döndüler. O, ayda olan ve sürekli tekrarlanan geceyi ihya etmişti. Sonra bir konuşma yaptı ve insanlara gerekli gördüğü emirleri verdi, arkasından şunu söyledi: “Bu on günü mescitte geçiriyordum ama son on günü geçirmem gerektiğini anladım. Kim benimle birlikte itikâfa girdiyse itikâf mahallinde kalsın. O gece bana gösterilmişti, sonra unutturuldu. Siz onu, son onda ve bütün tek gecelerde arayın. Su ve çamur içinde secde ettiğimi gördüm.”

21. gecede gök gürledi ve yağmur yağdı. Mescitte, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bulunduğu yere yağmur suları damlamıştı. Sabah namazını kıldırıp geri dönünce onu gördüm, baktım ki yüzünü çamur ve su kaplamış.” Buhârî, Fadlu Leylet’il-Kadr 3.

Bu gece verilen kararlar insanın bütün ömrünü etkileyeceği için Ramazan’ın son on gecesinde ibadete daha çok ağırlık vermek gerekir. Bin aydan hayırlı olmasının hikmeti bunda gizli olabilir.

Prof. Dr. Abdulaziz BAYINDIR

NOT: Kadir gecesi ile ilgili olarak düzenlediğimiz Kur’an Sohbetini aşağıdaki linklerden izleyebilirsiniz:

http://www.kurandersi.com/kuran-sohbetleri/2009/kadir-gecesi-1.html

http://www.kurandersi.com/kuran-sohbetleri/2009/kadir-gecesi-2-sorular-ve-cevaplar.html

  1. Ayette geçen مُّصِيبَةٍ musibet, savb (صوب) kökündendir. Mucemü mekâyîs’il-luğa’ya göre savb, bir şeyin nüzulü ve yerine yerleşmesi (يدلُّ على نزولِ شيءٍ واستقرارِهِ قَرَارَه) anlamına gelir. Bu sebeple âyete, ister iyi ister kötü olsun ‘olan her şey’ anlamını verdik. Sonraki âyet de bu anlamı doğrulamaktadır. Ayet şöyledir: []
  2. Müfredat والقدر يدلُّ على مَبْلَغ الشَّيء وكُنهه ونهايته. والتقدير إحداثه أو أعطا الشَّيء القدرة

    []

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Etiketler: , , ,

13.022 kez okundu
Kategorideki Diğer Yazılar:
Sıra     Yazı Başlığı Tarih    Okunma    
1 Ramazan Orucuna Doğru Günde Başlanacak 08.08.12 20.797
2 Ekvatordan Kutuplara Namaz ve Oruç Vakitleri 18.07.12 62.475
3 Teravih Namazı 26.07.13 16.402
4 Fırsatlar Ayı Ramazan 30.09.09 17.826
5 Oruçla İlgili Genel Bilgiler 29.09.09 38.564
6 Hilalin Görülmesi 29.09.09 26.562
7 Ramazan ve Kur’an 10.11.09 13.319
8 Teravih Namazı 10.11.09 29.479
9 Ramazan ve Dualarımız 10.11.09 22.891
10 Fıtır Sadakası (Fitre) 10.11.09 25.397
11 Kadir Gecesi 30.09.09 13.022
12 Oruca Başlama ve Takvimlerimiz 29.09.09 35.335
13 Kadir Gecesi ve İtikâf 29.09.09 25.122
14 Adetli Kadının Orucu İle İlgili Şüpheler (Kazâ Kelimesi) 30.09.09 44.515
15 Oruç Fidyesi 30.09.09 20.469
16 Adetli Kadının Orucu ve Namazı 29.09.09 100.962
17 Adetli Kadının Orucu İle İlgili Şüpheler 30.09.09 106.190