2. Bakara Suresi 76. Ayet

 “Allah’ın Kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca “Biz ona güveniriz!” derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: “Allah’ın size gösterdiği şeyi (o Kitabın doğruluğunu) ne diye onlara söylüyorsunuz? Sahibinizin (Rabbinizin)katında size karşı delil getirsinler diye mi? Hiç aklınızı çalıştırmaz mısınız?” (Bakara 2/76)

            Bakara 76. ayette anlatılan kişiler Yahudilerden bir kısmı olup Muhammed aleyhisselam’ın gerçek nebi olduğunu kabul ediyorlar ama hiç şüpheleri olmadığı halde bu bilgiyi kimseye açmak istemiyorlardı. Kendi aralarında kaldıklarında tevratta geçen nebinin Muhammed aleyhisselam olduğunu konuşuyorlar fakat bunu kimseye açmamak için birbirlerini tembih ediyorlardı. Hatta ahirette Allah’ın yanında onun elçiliğini kabul ettiklerine şahitlik edileceğini, o yüzden bilinen gerçeğin gizli tutulması gerektiğini konuşuyorlardı. Ahiret inancına sahip oldukları da buradan belli olmaktadır. Hâlbuki “Allah, kendilerine kitap verilenlerden kesin söz aldığında şunları söylemişti: “O Kitabı insanlara kesinlikle bildireceksiniz ve asla gizlemeyeceksiniz.” Ama onlar Kitabı arkalarına attılar ve karşılığında geçici bir bedel aldılar. Aldıkları o şey ne kötüdür!” (Al-i İmran 3/187)

Yahudiler, Muhammed aleyhisselam’ın son nebi, Kuran’ın Allah’ın kitabını bildikleri gibi, müslümanlarla karşılaştıklarında “biz de buna iman ediyoruz” diyorlardı. Çünkü, ellerindeki Tevrat’da son nebiyle ilgili bilgiler ve ona uyma yükümlülüğü (misak-ısr) vardı. (Ali İmran 3/187)

            Yahudiler bu ayete göre Muhammed aleyhisselam’ı ve Kuranı kabul ediyorlar ancak onun son nebi olduğunu gizlemek, bunu açıklamak istemiyorlardı ki, bu davranış ketm (ayetleri gizlemek) denilen çok ağır bir günahtı. Onlara emredilen, ayetleri gizlemeyip insanlara açıklamak görevi şöyleydi;  “Allah, kendilerine kitap verilenlerden kesin söz aldığında şunları söyledi: “O Kitabı insanlara kesinlikle açıklayacaksınız ve asla gizlemeyeceksiniz.” Ama onlar Kitabı arkalarına attılar ve karşılığında geçici bir bedel aldılar. Aldıkları o şey ne kötüdür”(Ali İmran 3/187)

            Yahudiler, sürdürdükleri düzenleri, sahip oldukları statü ve hayat tarzlarını bozduğu için, kimi ayetleri gizleyip açıklamayı tercih etmişlerdir. Zaten, insanları rahatsız eden önemli husus, düzenlerinin bozulmasıdır.  

            Ayetleri gizlemeyip, bunları insanlara açıklamak biz müslümanlara da emredilmiştir; “İndirdiğimiz açıklayıcı âyetleri ve ana yolu bu Kitapta insanlara açıkladığımız halde gizleyenler var ya, işte Allah onları dışlayacaktır. Dışlayacak olanlar da dışlayacaktır./Bütün diğer dışlayıcılar da dışlayacaktır.”(Bakara 2/159)

            Ketm (ayetleri gizleme) suçunu affetmeyi de tevbe, kendini düzeltme ve gizlediklerini açıklama şartına bağlamıştır: ” Tevbe edip kendini düzelten ve gizlediklerini açıklayanlar başka. Onların tevbesini kabul ederim. Ben her tevbeyi kabul ederim, ikramım boldur.”(Bakara 2/160)

            Kuran ayetleri gizlemeye küfür, gizleyenlere de kafir demektedir ki, müslüman olanlardan birileri de bu davranışı yaptığında, bu ayetin kapsamına girmektedir: “Âyetlerimizi gizleyen ve gizlemiş halde iken ölenleri, Allah, melekleri ve bütün insanlar dışlayacaktır.”(Bakara 2/161)

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır