2. Bakara Suresi 74. Ayet

 Bütün bunların ardından yine de kalpleriniz katılaştı; artık onlar taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü içinden ırmaklar fışkıran taşlar vardır. Çatlayıp içinden su çıkan hatta Allah korkusundan aşağı yuvarlanan taşlar da vardır. Yaptığınız hiçbir şey, Allah’a gizli kalmaz.”(Bakara 2/74)

            Önceki ayette İsrailoğullarının; kestikleri sığırın bir parçasıyla ölmüş bir kişiye vurduklarını ve ölünün dirilerek kendisinin kimin öldürdüğünü söylediğini öğrenmiştik. Ondan öncesinde de İsrailoğullarının bir çok mucizeye tanıklık ettiğini de ayetler ışığında görmekteyiz. Allah Bakara 74.ayette onların bu kadar olaya şahitlik etmesine rağmen yine de sonradan kalplerinin katılaştığını anlatmaktadır.  Yüce Allah ayette kalplerinin taş gibi katılaştığını söyledikten sonra; “Taş vardır, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır, çatlar da içinden su çıkar. Taş vardır, Allah korkusundan aşağı yuvarlanır”(Bakara 2/74) diyerek bir benzetme yapıyor. Bizim cansız olarak bildiğimiz eşyanın/maddenin de bir konuşması, şuuru, anlayışı vardır. Bugün fizik bilim dalı üzerine derinlemesine araştırma yapanlar, bunu gözleriyle görmeye başlamıştırlar.

            İnsanın da maddenin de karar bir karar organı vardır.. İnsanın karar organı kalbi, maddenin karar organı ise aklıdır. Bilinenin aksine; insan ne aklıyla diğer varlıklardan üstündür, ne de tek akıllı varlıktır. İnsan dışında bütün varlıklar da akıllıdır ve karar organları da akıldır. İnsanın ise karar organı kalptir, eğer karar organı akıl olsaydı menfaatlerine ve beklentilerine bakarak değil, akılcı olarak olması gerektiği gibi karar verirdi. Asıl karar organı akıldır ve kalp onun yanında bir danışmandır. Eşyada da hayvanlarda da bir şuur vardır ve onlar kararlarını akıllarına göre verdikleri için imtihana tabi değillerdir, herhangi bir şeye meyletme ve iyi kötü arasında seçim yapma tercihini düşünmeye tabi değillerdir. Akıl gözün ve kulağın aldığı bilgileri doğruluk süzgecinden geçirme işlemidir. Kuran-ı Kerimde akıl bu yüzden isim olarak değil fiil olarak “akletmek” şeklinde geçer.

            Kuran-ı Kerim’e bütüncül yaklaşmayanlar, her ayeti mecaz gibi anlamaya çalışırlar. Bu durumda da hiç bir mecaz ifadeyi doğru izah edemezler. Oysa Kuran-ı Kerim’de mecaz anlatımlar olduğu gibi, bildiklerimizin aksine gerçek anlatımlar da vardır. Bunları bizim daha önce düşünmemiş olmamız da gerçeği değiştirmeyecektir. Etrafımızda gördüğümüz varlıkların her biri canlıdır. Bizim gibi, hatta bize ait olan bir çok özelliğe sahiptir. Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır; “O gün toprak haberlerini anlatacaktır, çünkü senin Rabbin ona bunları bildirmiş olacaktır.”(Zilzal 99/4-5) “Eğer bu kuranı bir dağa indirseydik, kesin olarak onu Allah’ın korkusundan paramparça olmuş görecektin”(Haşr 59/21) Çünkü dağ ona verilen bütün emirleri yerine getirecek, aklı ile bunu yapacak. İnsanlar gibi başka taraflara kayma imkanı yok. Seçim hakkı yok, bu görevi mutlaka yerine getirmenin vermiş olduğu ağırlık onu paramparça edecektir. Ayetin devamında “bu örnekleri insanlara veriyoruz, belki bilgilerini kullanırlar”(Haşr 59/21) denmektedir. Yani biraz oradan bilgi alacaksınız, biraz buradan bilgi alacaksınız, bu eşyanın bir dili olduğunu kavrayacaksınız anlamına gelir. Kuranda çok sayıda eşyanın diline ait ayetler bulunmaktadır.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır