2. Bakara Suresi 66. Ayet

 “Bunu, o gün yaşayanlara ve arkadan gelenlere ders ve müttakîlere öğüt olsun diye yapmıştık.” (Bakara 2/66)

            Kuran-ı Kerimde anlatılan bütün olaylar gibi, hem yaşanılan anda, gören insanlara, hem de kuranı okuyup bu olayı dinleyen insanlara bir ibret, ders, öğüt olmuştur. Yüce Allah kullarına türlü türlü olayları değişik yönleriyle yaşatarak ibret almalarını istemekte, sonra da ibret alanların ya da isyan edenlerin durumunu sonraki nesillere anlatarak yine düşünmeyi, öğüt ve ibret almayı emretmektedir. Allah Resulullah etrafındaki Yahudilere cumartesi yasağını çiğneyenlerin halini gördünüz, şimdi de Allah’ın peygamberine karşı geliyorsunuz demektedir. Bu olay, etraflarından görenlere de, Resulullah zamanında bu ayeti dinleyen Yahudilere de, diğer kişilere de büyük bir uyarı olmuştur.

            1990’lı yılların başında bir hoca ile aramızda şöyle bir konuşma geçmişti: Hoca: Abdulaziz Bey bu tarikat ve tasavvufta mücadeleyi bırak, onlar yola gelmezler. A.Bayındır: Bu tarikatlar insanı şirke çağırıyor. Hoca: Şirkin olmadığı yerde tarikat olmaz. Ses çıkarmazsan senin geleceğin parlak, yoksa geleceğini karartırlar. A.Bayındır: Ben de sizin için endişeleniyorum, tıpkı cumartesi yasağını çiğneyenlerle mücadele edenleri engelleyenler gibisiniz. Hoca: Bilmem ben vazifemi yapıyorum, seni uyarıyorum. A.Bayındır: En büyük vazife şirkle mücadele etmek, insanları şirke karşı uyarmaktır.

            Sık sık söylediğimiz gibi, Yahudiler de, Müşrikler de, batıl bir dine bile mensup olmayan kişiler de kendilerini dindar saymaktadır. Bir Müslüman ise sadece Allah’ın dininin dindarıdır. Eğer Müslümanız diyorsak anlatılan tüm bu olaylardan ibret alıp, bu dünyaya nizam vermek yerine, bu dünyaya konmuş olan nizama uymalıyız. Zira “müslüman” demek, “Allah’ın düzenine teslim olan insan” demektir.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır