2. Bakara Suresi 61. Ayet

 “Bir ara şöyle demiştiniz: “Musa! Tek çeşit yemeğe katlanamayacağız; Sahibine (Rabbine)yalvar da bize toprak ürünlerinden sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan bitirsin!” O da: “Üstün olanı alt seviyede olanla değişmek mi istiyorsunuz?  İnin bir şehre, istediğiniz şeyler orada var!” dedi. Başlarına sefillik ve çaresizlik çökmüş, Allah’ın öfkesiyle yıkılmışlardı. Öyle olmuştu; çünkü Allah’ın âyetlerini görmezlikten geliyor ve nebîlerini haksız yere öldürüyorlardı. Öyle olmuştu; çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı. (Bakara 2/61)

            “…Üstün olanı alt seviyede olanla değiştirme… “ gıdaların karşılaştırılması şeklinde yorumlanmıştır. Kendilerine verilen “kudret helvası” ve “bıldırcın” nimetlerini avlayarak ve toplayarak rahatça yiyen halk “sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan” istemekle, bu yiyeceklerin kendi yediklerinden üstün olduğu için değil, sürekli tek tür yemek yemekten sıkıldıkları için istemişlerdir. Hz. Musa onların talep ettikleri yiyecekleri küçük görmedi, “… İnin bir şehre, orada istediğiniz her şeyi bulursunuz”(Bakara 2/61) dedi. Yani istediğiniz yiyecekleri elde etmek için tarım yapmanız gerekmez. Hangi şehre inseniz onları bulursunuz, demiş oldu. Böylece onları, tarım yerine ticarete de teşvik ediyordu. Bakara 61.ayette geçen “Üstün olanı daha aşağı olanla değişmek mi istiyorsunuz?”(Bakara 2/61) ifadesinde; karşılaştırılan, tarım toplumu ile avcı toplumdur. Çünkü onlar sadece bu yiyecekleri bırakıp diğerlerini yemek istemiyor, onlar kolay görüyorlar ve kendileri üretmek istiyorlar. Bu istekleri, Yahudileri tarım toplumu haline getirir. Halbuki kudret helvası ve bıldırcın avı, onları avcı toplum yapmıştı. Böyle toplumlar, av peşinde koştukları için çok gezer ve yeni şeyler öğrenme konusunda duyarlı ve istekli olurlar. Güvenliklerini de en üst düzeyde sağlarlar.

     Toprağa bağlı olanların dünyaları toprakları ile sınırlı olur. İşleri de görünürde kolay gelir fakat oldukça zordur. Gelişmeleri takip edemez, kolayca sömürülürler. “Yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan”ı tercih edenlerin “… başlarına sefillik ve çaresizlik çökmüş….” olmasının sebebi bu olmalıdır. Çölde kalan Yahûdiler ise Calut’u yenerek büyük bir başarı elde etmişlerdi.

            Bugünkü Yahudilerde de çoğunlukla avcı toplumu özelliği görülür. Av aletleri artık para; peşine koştukları ise ekonomik değeri olan işlerdir. Dünyanın neresinde önemli bir ekonomik değer üretilirse onları orada bulmak mümkün olur.

     “Evet, öyle! Çünkü kendilerini Allah’ın âyetlerini görmezlikten geliyor ve nebilerini haksız yere öldürüyorlardı.”(Bakara 2/61)

Görüyoruz ki İsrailoğullarında Allah-u Teala ne emrederse emretsin, Musa aleyhisselam onlara ne derse desin “duymazlıktan, görmezlikten gelme” huyları oluşmuş. Oysa başarılı olmanın yolu Allah’ın emrettiği şekilde yaşamaktır. Kim işi kurallarına göre yaparsa o kişi başarıyı yakalar. “Kimler inanır, iyi işler yapar, namazı tam kılar ve zekâtı verirse; onlara Rableri katında ödül vardır. Üzerlerinde ne bir korku olur ne de üzülürler.”(Bakara 2/277) ayetinde bahsi geçen iyi işler yapmak, yaptığı iyi işleri en düzgün şekilde yapmayı da kapsamaktadır. Yapılan iyi iş ne olursa olsun, elden gelen en düzgün hali ile büyük bir titizlikle yapılmalıdır. Yapılan iyi işlerin hemen kendisinden gelen bir karşılığı olduğu gibi, Allah katında ayrıca ikramları vardır. İşte gereği gibi yapanlar iç huzurunu yakalarlar ve kendilerinden emin oldukları için üzülmezler.

Edindikleri bu kötü huylardan dolayı Yahudiler fırsatını bulsalar Musa aleyhisselam’ı da öldüreceklerdi. Ayette geçen “Nebileri haksız yere öldürüyorlardı” ifadesinin sebebi onların kendilerine huy edindikleri bu kötü alışkanlıklarıdır. Yani o zaman Musa aleyhisselam’ı öldürmüş değiller, Zekeriya aleyhisselam da çok sonra öldürülmüştür, fakat o zaman ellerinden gelse, Musa aleyhisselam’ı, Harun aleyhisselam’ı da öldüreceklerdi. Daha önceki nebileri öldürdükleri gibi son nebi Muhammed aleyhisselam’ı de birkaç kez öldürmeye teşebbüs ettiler. Sözlerine, akidlerine sadakat de göstermezler. Yüce Allah’ın sonsuz merhametiyle; onlar çölde yaşamaya mahkum edilmelerine rağmen kudret helvası ve bıldırcın nimetlerini vermiştir. İbret alınması gereken bulunduğumuz şartlardan şikayetçi olmayıp her zaman başarı odaklı iyi işler ortaya koyarak yaşamamız gerektiğidir. İçinde bulunulan şartlar Cenab-ı Hakkın imtihanıdır ve imtihanı başaran mutlaka sınıf atlar.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır