2. Bakara Suresi 54. Ayet

“Musa halkına şöyle seslenmişti: “Ey halkım! Siz o Buzağıyı ilah edinmekle kendinizi kötü duruma düşürdünüz, derhal sizi farklı farklı yaratana yönelin (tevbe  edin)  de  içinizdekini  öldürün.  Sizi  farklı özelliklerde yaratanın katında iyi olan budur.” Sonra Allah tevbenizi kabul etmişti. Tevbeleri kabul eden, iyiliği bol olan O’dur.” (Bakara 2/54)

  بَارِئ =Bâri’ farklı yaratan demektir. Allah, her şeyi farklı yarattığı için el-Bâri’ onun isimlerindendir.

            Burası “kendinizi öldürün” diye tercüme edilebilir. Arkasından tevbeden bahsedilmesi, böyle bir tercümenin uygun olmayacağını gösterir. Bir ayette de Allah Teâlâ, günah ile ölmüş nefislerin dirilmesinden bahsettiğinden bize göre doğru meal “içinizdeki buzağı aşkını öldürün” şeklindedir. Âyet şöyledir:  Müminler! Sizi ihya edecek şeye çağırdığı zaman Allah’ın ve Elçisi’nin çağrısına uyun. (Enfal 8/24)

            Bu konu Eski Ahit’te şöyle geçer: “Musa ordugâhın girişinde durdu, ‘RAB’den yana olanlar yanıma gelsin!’ dedi. Bütün Levililer çevresine toplandı. Musa şöyle dedi: “İsrail’in Tanrısı RAB diyor ki: `Herkes kılıcını kuşansın. Ordugâhta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.” Levililer Musa’nın buyruğunu yerine getirdiler. O gün halktan üç bine yakın adam öldürüldü. Musa, “Bugün kendinizi RAB’be adamış oldunuz” dedi, “Herkes öz oğluna, öz kardeşine düşman kesildiği için bugün RAB sizi kutsadı.” (Eski Ahit 32/26-29)

            “sizi farklı yaratana dönün yönelin (Tevbe edin) de içinizdekini öldürün. Sizi  farklı özelliklerde yaratanın katında iyi olan budur” (Bakara 2/54)

            Her şeyi büyük bir uyum içerisinde yaratan Allah; insanları da bulundukları ortama en uygun şekilde yaratmıştır. İnsanları kainata göre yarattığı için de, kişi insanlar tarafından uydurulmuş dine değil, Allah’ın indirdiği dine uyduğu zaman içi de dışı da rahat eder.

            “Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın fıtratına çevir. O, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte sağlam din bu dindir. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.”(Rum 30/30)

            Fıtrat, varlıkların temel yapısını ve bu yapıyı oluşturan yaratılış, değişim, gelişim ilke ve kanunlarını ifade eder. Herkes bu kanunlarla yüz yüzedir. Bu kanunlar, insanı öylesine çevreler ki Allah’a inanma ve O’na şirk koşmama sorumluluğu yükler.

            İlk inen “Rabbinin adıyla oku; yaratan odur. O insanı alaktan yaratmıştır”(Alak 96/1) ayetlerde de Allah fıtrata dikkat çekmektedir. Alak sûresinin ilk beş âyetinde, insanın yaratılışına ve yaşadığı süre içinde elde ettiği bilgi birikimine dikkat çekilmektedir. Okumak, insanın kendini ve çevresini dikkate almasıyla başlar. İnsan yaratılış kanunlarını öğrenir ve buna göre yaşar. Kendinde ve etrafında her an idrak ettiği kanunları okuyarak, kendine ve etrafına anlam verir. Bu, onu Allah’a ve yaşama bağlar. Kendi varlığına ve etrafında olup bitenlere anlam veremeyen kişi sürekli yanlışlar yapar. Kişinin kendini ve çevresini doğru okuması onu Yaratıcı’ya götürür. Çünkü her şey ondan söz eder. Her şey ondan bir esintidir. Kendini ve çevresini okuyan kişi için Allah’ın buyurduğu her şey, onun ruhunda ve bedeninde etki yaratır. Bunları kabullenmede tereddütler yaşamaz. Susayan vücudun temiz suya duyduğu özlem ve rağbet gibi o da yaratıcısından gelen her şeyi büyük bir arzuyla kabul eder.

             İşte 54. ayette Musa aleyhisselam’ın fıtrata aykırı olan şirk davranışından, yaratılıştaki özünüze dönün çağrısı gibi bütün Allah resulleri her zaman tebliğ yaptığı insanlara yanlış davranışlarından dolayı içlerinde oluşan kötü duygulardan kurtulmaları ve özlerine dönmeleri çağırısında bulunmuşlardır.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır