2. Bakara Suresi 53. Ayet

 “Musa’ya o Kitab’ı, doğruyu yanlıştan ayıran o rehberi  vermiştik; belki yola gelirdiniz.”(Bakara 2/53)

            Furkan, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayıran demektir. Bütün ilahi kitapların özelliğidir. Allah’ın her sözü furkandır; gerçeği gösterir, doğruyu yanlıştan ve iyiyi kötüden ayırır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: Biz, Musa ve Harun’a o Furkan’ı; çekinerek korunanlar için bir ışık ve bir zikir verdik. (Enbiya 21/48) Bitmez, tükenmez iyilikleri olan (Allah), kuluna (Muhammed’e) o Furkan’ı indirdi ki, herkes için bir uyarıcı olsun. (Furkan 25/1) Kur’an, Tevrat ve İncil birer furkandır. Ama Allah’ın indirdiği kitaplar, bunlarla sınırlı değildir; o nebilerine nice furkanlar indirmiştir. “Sana, gerçekleri içeren ve kendinden öncekileri kabul eden bu Kitab’ı o indirmiştir. Tevrat’ı ve İncil’i de o indirmiştir. O kitaplar daha önce, insanlar için birer rehberdi. Furkan’ı, doğruyu yanlıştan ayıran kitapları o indirdi. Allah’ın ayetlerini görmezlik edenler için… İşte onlar için ağır bir ceza vardır. Allah güçlüdür, dengeli ceza verir.”(Ali İmran 3/3-4)

            Geleneksel görüşe göre “Tevrat, incil, zebur, kuran” olmak üzere dört kitap indirildiği söylenmektedir. Günümüzde akaid kitaplarında da yer alan, hiç bir delili olmadığı halde 104 suhuf olduğuna inanılmaktadır. Ala Suresi 87/18 ayette geçen “suhuf/sayfalar” kelimesi önceki kitapların sayfalarıdır. Allah, bizim kitabımız Kuran-ı Kerimin sayfaları gibi diğer kitapların sayfalarından bahsetmektedir. Yoksa geleneksel anlatımdaki 104 suhuf ile ilgisi yoktur. Kurana bakıldığında Enam suresinin 83-89.ayetleri arasında Nuh aleyhisselamdan başlamak suretiyle 18 tane nebi adı zikrediliyor. Allah-u Teala “Onlar, kendilerine kitap verdiğimiz nebilerden.(6/89)” demektedir. Sadece sayılan 18 nebi kitap indirilmiş olsa bile bu 18 kitap indirildi demektir. Ayrıca kendisine kitap verilmemiş nebi yoktur.Gelenekteki bir yanılgı da Musa aleyhisselama Tevrat’ın indirilmiş olmasıdır.  Kuran-ı Kerim’in hiçbir ayetinde Musa’ya Tevrat’ı indirdik diye bir ifade yoktur. Geleneksel görüşte Bakara 53.ayette geçen  “el kitap” kelimesi elif lamlı olduğu için “tevrat”dır denmektedir. Kuranı kerimde İsrailoğullarına tevratın indirildiğini “İçinde hidayet ve nur olan Tevrat’ı biz indirdik”(Maide 5/44) ayetinden anlıyoruz. Fakat Tevrat sadece Musa aleyhisselama verilen değil; İsrailoğullarının nebilerinin tamamına indirilmiş olan kitapların ortak adıdır.   

            Her şeyi büyük bir uyum içerisinde yaratan Allah-u Teala kullarına olan merhametinden doğru yola gelmeleri için kitapları indirmiştir. “Sonra onların izinden Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı tasdik etsin diye gönderdik. Ona da içinde bir hidayet ve nur olan İncil’i, önündeki Tevratı tasdik etsin, korunanlar için bir hidayet ve öğüt olsun diye verdik.”(Maide 5/46) YüceAllah’ın Musa aleyhisselam’a kitap vermesindeki amacı ile Muhammed aleyhisselam’a kitap vermesindeki amacı da aynıdır. Kuran-ı Kerim tüm kainatı yaratmış olanın yazdığıdır, gelenek ise Kuran-ı Kerim’i Allah’ın tarif ettiği manasından uzaklaştırıp sadece ibadetleri içeren kainat ayetleri ile ilgisi olmayan bir din yapmıştır. Tabiki Allah ibadetleri bize emretmiş, fakat bununu yanı sıra ufkumuzu açıp, ilimsel, bilimsel her konuda dosdoğru ilerlememizin de yollarını göstermiştir. Allah, “din”i kainatta geçerli tüm kanunlar bütünüdür şeklinde tarif ederken, gelenekçi yaklaşım ise “ibadet” ile sınırlayarak ufukları daraltmıştır. Kuran-ı Kerim sadece bir ibadet kitabı değil aynı zamanda bir bilim kitabıdır.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır