2. Bakara Suresi 48. Ayet

“Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat  kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir.”(Bakara 2/48)

            Ayetinde bahsedilen bu gün, mahşer günüdür ve mahşer yerinde kimsenin kimseye yardımı olmayacaktır. “Mahşer” sözlükte, toplanma yeri ve toplanma zamanı anlamına gelir. Terim olarak, ilk insandan son insana kadar herkesin tekrar dirilip bir araya toplanacağı yerin adıdır. Ogün insanlar, dünyada yaptıklarının hesabını verecekleri için ona “hesap günü” de denir. “Müminler! Size rızık olarak ne vermişsek ondan harcayın. Bunu öyle bir gün gelmeden yapın ki, o gün alış veriş, dostluk ve şefaat olmayacaktır . Bunu görmezlik edenler tam bir yanılgı içindedirler”(Bakara 2/254) ayetinden de anlaşıldığı üzere mahşer günü; kafir olsun, mümin olsun hiç bir kimsenin hiç bir kimseye yardımı olmayacaktır. Ayrıca o gün kişi her şeyini, yaptıklarına karşı fidye olarak vermek istese bile asla kabul edilmeyecek, sadece imtihan yeri olan, bu dünyadaki amellerinin karşılıklarını alacaktır. Eğer kişi büyük günah işlememişse, cehennemden uzak kalacak, onun uğultusunu dahi duymayacaktır. Büyük günah işlemiş ve tevbe etmemiş olanlar ise “Rabbine and olsun ki onları, şeytanlarla birlikte toplayacağız. Sonra alevli ateşin çevresinde diz çöktüreceğiz.”(Meryem 19/68) ayetinde belirtildiği gibi cehennemin alevli ateşinin etrafında oturacaklardır. Tur suresi 21.ayetinden anlaşıldığı üzere, daha sonra içlerinden şirke düşmemiş imanlı kimseler , Cenab-ı Hak tarafından cennetteki yakınlarının yanlarına yerleştirilecektir. Cennette hiç yakını olmayanlar da Hz. Peygamber’in yanına yerleştirilecektir. Allah’ın Elçisinin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.” Hadisi rivâyet eden Câbir dedi ki: “Büyük günahı olmayanın şefaate ne ihtiyacı olur!” (Tirmizi, Sünen, Kıyâmet 12, (2436) Hadis, Peygamberimizin cehennemde olan şirk günahını işlememiş ama büyük günah işlemiş kişileri yanına alacağını anlatmaktadır. Ama bu durum ayetlerden anladığımız üzere, mahşer günü değil, cehenneme girmelerinden sonra olacaktır. “Allah ile aralarına koyduklarını yardıma çağıranlar, şefaatten yararlanamazlar; oysa bilerek  doğruya şahitlik edenler öyle değildir (Zuhruf 43/86) Allah ile arasına aracı koyanlar müşriklerdir. Onlar şefaatten yararlanmayacak; yani cehennemden çıkarılıp cennette bulunan yakınlarının yanına yerleştirilmeyeceklerdir.

            Gelenekte”Şefaat”, saygın birinin, mahşer günü, Allah’ın yanında bir kimseye arka çıkması şeklinde  anlaşılır. İnsanın içini ve neler yaptığını bilen Allah’ın yanında bir kimseye arka çıkılabileceğini düşünmek hem Allah’ı insan seviyesine indirmek hem de şefaat etmesi beklenen kişiyi Allah’tan daha merhametli saymak anlamına gelir. “De ki, “Biliyorsanız söyleyin her şeyin hâkimiyeti elinde olan, koruyan ama ona karşı korunma imkânı olmayan kimdir? “Allah’tır” diyecekler. De ki, öyleyse nereden büyüleniyorsunuz?” (23/88-89) Birçok insan, Allah’a ait bazı özelliklerin kimi insanlarda da olduğuna inanır ve bu sebeple şefaat edeceğine inandığı bu gerçek veya hayali kişilerde de kulluk eder. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Allah ile aralarına koydukları öyle şeye kul olurlar ki, onlara ne bir zararı olur ne de fayda sağlar. “Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir” derler. De ki: Göklerde ve yerde, Allah’ın bilmediği bir şeyi mi ona bildiriyorsunuz? Allah, onların ortak saydıkları şeyden uzak ve yücedir.” (Yunus 10/18) Kişiyi Allah’a karşı koruyacak olan kimsenin, Allah’tan daha güçlü olması gerekir. Bu sebeple şefaat edeceğine inanılan 7kişiler, birer hayali tanrı olurlar.

            Şefaat:

            Şefaat, birinden eşlik etmesini istemek, eşlik etmek (El-Ayn) veya arka çıkmaktır (Müfredât). Geleneksel kabulde terim olarak “saygın birinin, mahşerde Allah’ın yanında, birine arka çıkmasına” denir ama böyle bir şefaat Allah’ın kitabına aykırıdır. “Hesap günü nedir nereden bileceksin! Gerçekten nereden bileceksin hesap gününün ne olduğunu! O gün, kimsenin kimse için bir şey yapamayacağı gündür. O gün bütün yetki Allah’ındır.” (İnfitar 82/17-19) “Kabilenin en yakınlarını uyar”(Şuarâ 26/214) âyeti inince Allah’ın elçisi şu konuşmayı yapmıştı: “Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi kurtarmaya bakın; Allah’ın yanında size bir faydam olmaz. Ey Abdumenaf oğulları! Allah’ın yanında size faydam olmaz. (Amcam) Abdulmuttalib oğlu Abbâs! Allah’ın yanında sana faydam olmaz. (Halam) Safiyye! Allah’ın yanında sana faydam olmaz. Ey kızım Fatma! Benim malımdan dilediğini iste. Ama Allah’ın yanında sana bir faydam olmaz.” (Buhârî, Vesâyâ, 11)

            Hesap günü, bir kimsenin başka birini kurtarmasını kabul etmek, o kimseyi Allah’tan daha bilgili ve daha güçlü görmektir. Böyle bir anlayış kişiyi müşrik yapar;buna inanan kişi tevbe etmezse cennet yüzü göremez.  Allah Teâlâ şöyle demiştir: “Allah kendine ortak koşulmasını bağışlamaz, onun altında olanı, doğru yolu tercih eden kişi için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Nisa 4/116) Büyük günahı olan müminler, tevbe etmeden ölürlerse cezalarını çekerler. Allah Teâlâ şöyle demiştir: O gün tartı yapılacağı gerçektir. Sevabı ağır basanlar umduklarına kavuşurlar. Sevabı hafif gelenler de âyetlerimiz karşısında yanlış davranmaları sebebiyle kendilerini harcamış olurlar. (Araf 7/8-9) Kendilerini harcayanlar, büyük günah işleyip tevbe etmeyenlerdir. Allah Teâlâ şöyle demiştir: Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ölümsüz olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük azap hazırlamıştır. (Nisa 4/93) “Faiz yiyenler, şeytanın aklını çeldiği kimsenin davranışından farklı davranmazlar. Bu onların “alım-satım, tıpkı faizli işlem gibidir” demeleri sebebiyledir. Allah alım-satımı helâl, faizli işlemi haram kılmıştır. Kime, Rabbinden bir uyarı gelir de faize son verirse geçmişte olan kendinindir. Onun işi Allah’a aittir. Faize devam edenler ise ateşin arkadaşıdırlar; orada ölümsüzdürler.” (Bakara 2/275) Bu ayette görüldüğü üzere cehenneme sadece kafirler değil büyük günah işleyenler de girmektedir.İşte şefaatten, cehenneme giren bu büyük günah işlemiş müminler yararlanacaklardır. Allah Teâlâ şöyle demiştir: “Günahkârları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. Rahman’dan söz almış olanlar dışında kimse şefaatten yararlanamayacaktır.“ (Meryem 19/86-87) “Allah ile aralarına koyduklarını yardıma çağıranlar, şefaatten yararlanamazlar; oysa bilerek  doğruya şahitlik edenler öyle değildir.” (Zuhruf 43/86) Rahmandan söz alanlar, kendilerini şirkten koruyanlardır. Bunlar, bilerek doğruya şahitlik eden yani “Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik ederim” diyenlerdir. “O gün herkes yaptığının karşılığını görecek ve o gün en küçük bir haksızlık olmayacaktır. Allah hesabı çok çabuk görür.” (Mümin 40/17)

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır