2. Bakara Suresi 43. Ayet

 “Namazı tam kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte rükû edin”(Bakara 2/43)

            Bu âyet, ehl-i kitabın tıpkı bizim gibi namaz ve zekâtla yükümlü olduğunu gösterir.

            “Namazı tam kılın”(Bakara 2/43)

            Ayette Yahudilere “ekimus salah”(Namazı tam kılın) emri ile Bakara 3. ayetde müminlere hitaben “yukimus salah”(Namazlarını tam kılanlar) söylemi arasında, ilkinin emir kipi, ikincisinin ise fiil kipi olmasından başka hiç bir fark yoktur. Dolayısıyla Yahudilere emredilen, namaz ile bizim kıldığımız namaz aynı namazdır. Nitekim Nebimiz Medine’ye gittiği zaman oradaki Yahudiler beş vakit namaz kılmaktaydı. Nazil olan “Bunlar Allah’ın yola gelmiş saydığı kimselerdir; sen de onların yoluna gir” (En’am 6/90) ayeti de orada, Beyt-i Makdis’e dönerek namaz kılmakta olan Yahudilerin yolunu kastetmekteydi. Nebimizde; henüz Kabenin kıble olması emri gelmediği için onların kıblesine uymaktaydı ve aralarında bir fark yoktu. Yahudilerin asıl rahatsızlıkları, Allah’ın kıblemizi Kabe’ye çevirmemizi ortaya çıkmıştır. Bu durum için Allah-u Teala; “İnsanlardan kimi zavallılar şöyle diyeceklerdir: “Bunları, yöneldikleri kıbleden çeviren nedir ?” De ki: “Doğu da Allah’ındır, batı da. O, hidayeti tercih edeni doğru bir yola yöneltir “(Bakara 2/142) buyurmaktadır. “Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu(Kabe’yi)  kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Onların bir takımı bu gerçeği bile bile gizlerler.”(Bakara 2/146) ayetinden de anlaşıldığı üzere Yahudiler,  Adem aleyhisselamdan Davut aleyhisselama kadar kıblenin Kabe olduğunu, sonrasında geçici bir süreliğine Beyt-i Makdis’e döndüğünü gayet iyi bilmekte, fakat yine çıkarları gereği bunu gizlemekteydiler.

            “Zekâtı verin”(Bakara 2/43)

            Allah-u Teala’nın bütün elçilere verdiği emirlerin arasında “zekatı verin” emri de girmektedir. Burada israiloğullarına da aynı emrin verildiğini görmekteyiz. Ergenlik çağına girmiş, akli dengesi yerinde ve temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı kadar (85 gr altın, 595 gr gümüş, buna denk para veya ticaret malı) ya da daha fazla zekâta tabi bir mala sahip olan Müslüman zekât mükellefi olur ve seneden seneye malının zekâtını vermekle yükümlü hale gelir. Zekât hesabında yıl olarak kameri takvim esas alınır. Bu da 354 gündür. .

            “Rükû edenlerle birlikte rükû edin”(Bakara 2/43)

            Allah-u Teala ayette geçen “Rüku edenlerle birlikte rüku edin” emriyle İsrailoğullarını, birlik ve beraberliği bozmadan gelen elçilerle birlikte boyun eğmeye çağırmakta ve onları ayrımcılık yapmaları hususunda uyarmaktadır.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır