2. Bakara Suresi 34. Ayet

“Meleklere “Âdem’e secde edin!” dediğimizde hemen secdeye kapandılar ama İblis öyle yapmadı, büyüklenerek direndi ve kâfirlerden oldu.”(Bakara 2/34)

            Bakara 34.ayette geçen “kendini doğrulara kapatanlardan oldu” sözü, İblis’ten önce kâfir olan cinlerin varlığını gösterir. Adem iblis kıssası kuranda 8 ayrı yerde açıklanmaktadır. İblis secde emri gelene kadar gayet itaatkar, mümin bir varlıktı. Ancak emir geldikten sonra; Eba; direndi, vestekbera; kendini büyük gördü, böylece kafirlerden oldu. “(Allah) dedi ki; sana emrettiğimde, secde etmeni engelleyen ne oldu?”(A’raf 7/12) Cenab-ı Hak iblisin davranışının sebebini anlatmak istemiştir, demek ki iblis secde etmeyince hemen kafir olmamıştı.

            Hz. Adem de “şeytan sizin düşmanınızdır” ve “şu ağaçtan yemeyin” olmak üzere iki emri çiğnedi, Cenab-ı Hakkın emirlerine uymadı, şeytanı dinledi, yasak meyveyi yedi ama o esnada kafir olmadı. Demek ki direnme (eba), hata yapmada değil, savunmada ortaya çıkmaktadır. İblisin savunması şöyle olmuştur: “…(şeytan) dedi ki; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, ben ondan daha hayırlıyım”(A’raf 7/12) Yani iblis kendisini yaratılışı/kökeni itibariyle üstün görmüştür. Böyle bir savunma ise haksız bir savunmadır çünkü ayette “İnsanın kendi yaptığından başkası, kendinin değildir”(Necm 53/39) denmektedir. Nitekim hiç bir yaratılanın yaratılışında bir seçimi ve katkısı yoktur. Şeytan 7/12. ayette sanki Hz. Adem’e itiraz ediyormuş gibi gözükmekte ise de secde emrini Cenab-ı Hak verdiği için aslında itirazı direk O’na olmuştur. Şeytanın savunması başka ayetlerde şöyle anlatılmaktadır: “…(şeytan) dedi ki; “çamur olarak yarattığına secde eder miyim? “Sen kendine baktın mı? Bunu mu (Adem mi) bana üstün kıldın. Beni kıyamet gününe kadar yaşatırsan, onun soyunu pek azı hariç kendime bağlayacağım”(İsra 17/61-62)

            Şeytanın iddiası Cenab-ı Hakkın emrinin yanlış olduğu yönündedir. O kendini Adem’den üstün görmüş, kökeni ile büyüklenmiş, sonra yaptığının doğru olduğunda ısrar etmiş, direnmiş, kendi kendine bir muhakemeye, akıl yürütmeye gitmiş, hatalı bir sistem kurmuştur. Bu sisteme “ğava” denilmektedir. “Şeytan, görünmeyen varlıklardandı (cindi), Rabbinin emrinden çıktı…”(Kehf 18/50) Şeytan Rabbinin emrinden çıkıp kendi nefsinin emrine girmiştir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Kendi hevasını kendine ilah edineni gördün mü?(Casiye 45/23) 59/16. ayette şeytan “ben Alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” diyor. Yine 15/36 ve 39. ayetlerde “Rabbim, bunların tekrar diriltileceği güne kadar süre tanı” diyor. Demek ki şeytan, yaratıcı olarak(A’raf 7/12) Allah’ı kabul ettiği gibi; ahireti de (A’raf 7/14), Allah’ın doğru yolunu da (A’raf 7/16) kabul ettiğini söylemektedir ve inanç hususunda hiç bir problemi yoktur. Cenab-ı Hakka Rabbim diyor. Allah-u Tealanın ona süre tanımazsa, ölüp gideceğini biliyor. O halde sorun, Allah’ı, O’nun yaratıcı olduğunu, var olduğunu, bir olduğunu bilmek değildir. Bilgi yetmiyor. Şeytanda da bunların hepsi var. Aslolan Allah’a teslim olmak, onun emrine/ayetlerine tabi olmaktır. Zor olan, teslim olmaktır. Şeytanın yaptığı yanlış hevasını/arzusunu kendisine ilah yapması, kendisine yeni bir düzen kurmuş olması (ğava), dolayısıyla kendisini ilah/tanrı yapmış olmasıdır. Allah-u Teala şöyle buyuruyor “Kendi arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ondaki ilme rağmen Allah onu sapık saymış, işitmesine ve kalbine bir mühür basmış, gözüne de perde çekmiştir:”(Casiye 45/23) ayette bilgi sahibi olduğu halde gerçeği gizleyip tercihini yanlış yönde yapan kimseye Allah da mühür ve perde neticesini yaratacağını ifade etmektedir.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır