2. Bakara Suresi 254. Ayet

      “Müminler! Size rızık olarak ne vermişsek, ondan hayra harcayın.Bunu alışveriş, dostluk ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden yapın.Bunu görmezlikten gelenler yanlışlar içindedirler “(Bakara 2/254)

            Ayette geçen “rızık” kelimesi genellikle yeme-içme olarak algılanmaktadır fakat insanın sahip olduğu her türlü değer rızıktır. Mesela kişinin sahip olduğu ilim de bir rızıktır ve bu ilmi paylaşması rızkını paylaşması, gizlemesi de cimrilik etmesi demektir. Başkalarına faydalı olacak ne imkan varsa bu imkanları zamanında kullanmak Cenab-ı Hakkın emridir.  

            İnsanlara yeniden dirildiğiniz gün alışveriş yapacak mısınız ya da o gün dostluk olacak mı diye sorarsanız hepsi hayır diyecektir. Kıyamet günü şefaat olacak mı diye sorulduğunda ise insanların çoğu buna şahit gibi onaylamaktadır. Bunun sebebi herkesin bir kurtarıcı peşinde olması sebebiyle kendi düşüncelerinde oluşturduğu sahnedir. Nitekim herhangi bir kurtarıcı olması için öncelikle Allah’ın nebisinin kurtarıcı olduğunu söylerler. Kelam ilminde inanç haline gelmiş bir şefaat inancı, şefaati uzma vardır. Bu kıyamet günü güneşin insanlara iyice yaklaşması, bu sebeple insanların ciddi manada sıkıntıya girmesi ve bu sıkıntı içerisinde herkesin hesabın başlamısını beklemesi ve sonrasında Adem aleyhisselâm gelerek “sen Allah’ın kendi eliyle yarattığı kişisin, melekler sana secde ettiler, Allah sana kendi ruhundan üfledi, halimizi görüyorsun şefaat et de şu hesap başlasın” demesi, karşılığında  Adem aleyhisselâmın “ben Rabbime karşı günah işledim bundan dolayı cennetten kovuldum, nefsi nefsi, siz Nuh’a gidin” şeklinde bilinen bir kıyamet senaryosu oluşmuştur. Oysa bu hadisin tamamında gerçeğe uygun olan hiç bir şey yoktur. Zira kıyamet günü güneş olmayacaktır. Allah-u teala şöyle buyuruyor; “Güneş dürüldüğü zaman”(Tekvir 81/1) “Bunu, göğü yazı tomarı dürer gibi düreceğimiz gün yapacağız. Yaratılışı da ilk başlattığımız hale çevireceğiz. Bu bizim sözümüzdür, onu mutlaka yapacağız.”(Enbiya 21/104) O gün gökle beraber güneş, ay ve yıldızlar da rulo gibi dürülecek. Yeryüzü Rabbimizin nuru ile aydınlık olacaktır. Ayrıca Cenab-ı Hakkın Adem aleyhisselâmın tevbesini kabul ettiği ayetler ile kesindir. Hadisin devamı da bir kurgu şeklinde devam etmekte ve Kuran’ı Kerim’e tamamen ters olduğu görülmektedir. Bu kurgu hadis ile akaid kitaplarında en büyük şefaat/şefaat-i uzma denilen bir inanç ortaya çıkmıştır. Oysa kıyamet günü kimse kimseye şefaat edemeyecektir.

            Mahşer günü; kafir olsun, mümin olsun hiç bir kimsenin hiç bir kimseye yardımı olmayacaktır. Ayrıca o gün kişi her şeyini, yaptıklarına karşı fidye olarak vermek istese bile asla kabul edilmeyecek, sadece imtihan yeri olan, bu dünyadaki amellerinin karşılıklarını alacaktır. Eğer kişi büyük günah işlememişse, cehennemden uzak kalacak, onun uğultusunu dahi duymayacaktır. Büyük günah işlemiş ve tevbe etmemiş olanlar ise “Rabbine and olsun ki onları, şeytanlarla birlikte toplayacağız. Sonra alevli ateşin çevresinde diz çöktüreceğiz.”(Meryem 19/68) ayetinde belirtildiği gibi cehennemin alevli ateşinin etrafında oturacaklardır. Tur suresi 21.ayetinden anlaşıldığı üzere, daha sonra içlerinden şirke düşmemiş imanlı kimseler , Cenab-ı Hak tarafından cennetteki yakınlarının yanlarına yerleştirilecektir. Cennette hiç yakını olmayanlar da Nebi aleyhisselâmın yanına yerleştirilecektir. Allah’ın Elçisinin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.” Hadisi rivâyet eden Câbir dedi ki: “Büyük günahı olmayanın şefaate ne ihtiyacı olur!” (Tirmizi, Sünen, Kıyâmet 12, (2436) Hadis, Allah’ın Elçisinin cehennemde olan şirk günahını işlememiş ama büyük günah işlemiş kişileri yanına alacağını anlatmaktadır. Ama bu durum ayetlerden anladığımız üzere, mahşer günü değil, cehenneme girmelerinden sonra olacaktır. “Allah ile aralarına koyduklarını yardıma çağıranlar, şefaatten yararlanamazlar; oysa bilerek  doğruya şahitlik edenler öyle değildir (Zuhruf 43/86) Allah ile arasına aracı koyanlar müşriklerdir. Onlar şefaatten yararlanmayacak; yani cehennemden çıkarılıp cennette bulunan yakınlarının yanına yerleştirilmeyeceklerdir.

(Detaylı bilgi için bkz: http://www.suleymaniyevakfi.org/kuran-dersleri/2-bakara-suresi-48-ayet.html)

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır