2. Bakara Suresi 24. Ayet

 Bunu yapmazsanız ki, asla yapamazsınız; o zaman tutuşturucusu insanlar ve taş olan o ateşe karşı kendinizi koruyun. Orası, kafirler için hazırlanmıştır.”(Bakara 2/24)

            Bugün insanlar uçak fabrikaları yaparlar, bilgisayar fabrikaları yaparlar fakat buğday fabrikası yapamazlar. Bir buğday tanesini bile yaratamazlar. Mutlaka Cenab-ı Hakkın kanununa göre yaratılmalıdır, kanunu değiştirilip ortaya koyulması mümkün olmaz. Allah insana alet yapma, geliştirme, medeniyet kurma yetkisi vermiştir ama insan ne yaparsa yapsın, ne kadar güçlü olursa olsun, dünyanın bütün güçlerini birleştirse de Allah’ın yarattığını yaratmasına imkan yoktur. İşte kainattaki bu güzel yaratılış düzenini tamamlayan Allah’ın kitabı Kuran-ı Kerim’i de taklit etmek mümkün olamaz. Buğday tarlasındaki buğday tanesi gibi, bırakın tüm Kuran’ı ya da sureleri bir ayet bile benzeri şekilde yazılamaz. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “De ki: “Bu Kuran’ın benzerini getirmek için insanlar ve cinler bir araya gelseler onun bir benzerini getiremezler; isterse sırt sırta vermiş olsunlar.”(İsra 17/88) Kitaba eskilerin masalları derler ama asla benzerini getiremezler.

            Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin nasıl Allah’ın yarattığı bir yaprak bile yaratılamıyorsa, kim olursa olsun O’nun kitabına benzer bir kitap yazamaz. Bugün genetiği değiştirilmiş gıdaların bile insanlar tarafından kaçınılması, yaratılışı mükemmel olan şeylerin benzerleri yapılmaya çalışılsa da asla Allah’ın yarattığına benzememesi açık bir gerçektir. Dünyanın neresinde, hangi şart altında yaşarsa yaşasın, herkes bilir ki hiç kimse Allah’ın yarattığı gibisini yaratamaz. Bunu bildikleri için, bu kitap gibi bir şey yap denildiğinde de yapamıyorsan bil ki bu da kâinatı yaratan Allah’ın eseridir mesajı verilmektedir. O zaman bu kitabı ve getireni kabul etmek bir görevdir. Bu görevi menfaatlerini karşılamadığı ya da başka bir sebeple yerine getirmeyenlerin sonu azap olacaktır ve cehenneme girecek olan kişilerin de kendi onayları alınmayacaktır. Nitekim kişinin dünyada Allah’a olan güveni ve görevlerini yerine getirmesi dışında kendisini ateşe karşı koruyacak bir gücü de olmayacaktır. Korunmak isteyenin yapması gereken Cenab-ı Hakkın kitabına uymaktır.

            Bakara 25. Ayette ateşin yani cehennemin kafirler için hazırlanmış olduğu söylenmektedir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Rabbine and olsun ki onları, şeytanlarla birlikte toplayacağız. Sonra alevli ateşin çevresinde diz çöktüreceğiz. Sonra her toplumun içinden Rahman’a  en güçlü baş kaldıranları çekip ayıracağız. Zaten Cehennemde kızarmayı kimin en çok hak ettiğini iyi biliriz. Sizden  oraya gitmeyecek  yoktur. Bu, Rabbinin uygulamayı üstlendiği kesin hükümdür.”(Meryem 19/68-69-70-71)   Demek ki cehenneme giren müminler, oradan kurtarılacaktır. “Hem siz, hem de Allah ile aranıza koyarak kulluk ettikleriniz cehennem odunudur. Siz oraya gireceksiniz. Bunlar tanrı olsalardı oraya girmezlerdi. Hepsi orada, ölümsüzleşeceklerdir. Yapacakları tek şey, cehennemde inim inim inlemektir. Orada kimseyi dinleyemeyeceklerdir.”(Enbiya 21/98-99-100)

            19/21’de, cehennemden muttakilerin kurtarılacağı söylenmektedir, bunlar;

            a. Enbiya 101; cehennemden uzak tutulanlar

            b. Meryem 70; cehenneme girip, oradan kurtarılacaklar

            c. Bakara 27; cehennem yakıt olacaklar

            Demek ki insanlar cehennemde üç sınıftır.

            El hüsna kararı kime çıkacak?

            El hüsna/ güzel davranılma sözü; “Göklerde ve yerde olanların tümü Allah’ındır. Bu, Allah’ın kötülük yapanları yaptıklarıyla cezalandırması ve iyilik yapanlara da hüsna/daha iyisini versin, diyedir. Onlar (hüsna, daha iyisini verecekleri kimseler) kebair/büyük günahlar ve fahşa/fuhuş çeşitlerinden kaçınanlardır. Lemem/ufak tefek kusurları hariç.”(Necm 53/31-32)

            Peki büyük günah ve fuhuştan kurtulmak mümkün mü? Evet ölmeden önce tevbe edip kişi kendini düzeltirse o zaman bunlar da bağışlanır.

            Peki neden Meryem 70’de “hepiniz cehenneme gireceksiniz” diyor. Demek ki; hüsna sözü verilenler az, çoğunluk cehenneme girecek. İstisna kaideyi bozmadığı için, hepiniz cehenneme gireceksiniz denmektedir. Meryem 71’deki muttaki olanların temel özelliği ise; şirk, büyük günahlar ve fuhuştan uzak duran müminlerdir. “İman edenler ve soylarından iman ile onlara tabi olan zürriyetlerini, onlara soylarıını katarız. Onların amellerinden bir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kendi kazancına göre rehindir.”(Tur 52/21) Yani iman edip, salih amel eksikliği olanlardan cehenneme düşen varsa, Allah onu da affedip, yani bir çeşit şefaatle, onu cennete giren akrabasına bağışlayıp katar. “Ancak, ahirette bunların derecesi, normal cennetlikler kadar olmayacaktır.”(İsra 17/21) Eşlerden birisi cehenneme gitti ise diğeri de durumuna göre yanına alınabilecektir; “Onlar (hüsna sözü verilenler) Adn cennetine gireceklerdir. Ve onların babalarından, çocuklarından ve eşlerinden uygun durumda olanlardan da girecektir.”(Rad 13/22) İşte şefaat budur. Durumları uygun olanları Allah seçecektir.

            Akıbetinin en kötü olduğu en büyük günah ise şirk günahıdır. Cehenneme yakıt olacak olanlar da müşriklerdir. Bu durum Nisa suresinde şu şekilde anlatılmıştır: “Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun altında olanı, tercih ettiği kişi için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa, ona büyük bir iftirada bulunmuş olur.”(Nisa 4/48) ” Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun altında olanı, şirkten uzak kalmayı tercih eden kişi için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa derin bir sapıklığa düşmüş olur.”(Nisa 4/116)

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır