2. Bakara Suresi 238. Ayet

           ” Namazları ve orta namazı özenle sürekli kılın; Allah’ın huzurunda saygıyla durun.” (Bakara 2/238)

            Namazlar diye tercüme edilen “salavât”, “salât”ın çoğuludur. Arapça’da çoğul en az üç şeyi gösterdiğinden kelimenin anlamı en az “üç namaz” olur. Bir de “orta namaz” emredilmektedir. Üçten sonra ortası olan ilk sayı beştir (1 2 3 4 5). Dolayısı ile bu ayet, en az beş vakit namaz kılınması gerektiğini gösteren delillerdendir. Farz namaz beş vakitten fazla olamaz çünkü “farz” yerine getirilmesi emredilenin sınırıdır. Namaz kılmanın asıl sebebi Cenab-ı Hakkı zikretmektir. Allah-u Teala Musa aleyhisselâm’a şöyle demiştir; “…..Sen bana kulluk et ve benim zikrim için namaz kıl.”(Taha 20/14) Allah’ın zikrinin değişik şekilleri vardır fakat belirli şekillerde ve belirli zamanlarda yapılan zikir namazdır. 

            Farz namazlar dışında kılınan nafile namazlar ile ilgili olarak ayetlerde şöyle buyrulmaktadır; “Onlar ne derlerse desinler, sen katlan. Güneşin tuluundan önce, gurubundan önce ve gecenin bölümlerinde her şeyi güzel yapmasına karşılık Rabbine ibadet et. Gündüzün bölümlerinde de ibadet et; belki memnun kalırsın.”(Taha 20/130) Ayette farz namazlar haricinde nafile namazlarının vakti de görülmektedir. Güneş doğmadan önce kılınanlar gece namazları, batmadan önce kılınanlar gündüz namazlarıdır. Gündüz 2, gece de 3 farz namaz vardır. Gecenin anlarında ifadesi en az üç zamanı işaret eder. Birincisi akşam namazı ile birlikte kılınan, ikincisi yatsı namazından sonra, üçüncüsü de sabah namazının farzından önce kılınan nafile namazlarıdır. Şu ayette kılınan gece namazı ile birlikte bu sayı dörde çıkar; “Sana ek görev olarak gecenin bir kısmında namaza kalk.”(İsra 17/79) Gündüzün bölümlerindeki nafile namazlar ise öğle namazından önce ve sonra kılınan, birisi de ikindi namazından önce kılınan namazlardır. Nebimiz namazlar birlikte yapılan bu nafile ibadetleri anlattıktan sonra “kim ki günde 12 rekat farzların dışında nafile namazları kılarsa Allah ona cennette bir köşk yapar” demiştir. Bu da ayette geçen kulun memnuniyetinin ifadesi, ayetin bir yansımasıdır.

            Bakara 238. ayete gelmeden evvel aile hükümlerinin anlatıldığı ayetleri incelemiştik. Taha suresinde ise namaz ile ilgili ayetden sonra aile ile ilgili ayetler şöyle gelmektedir; “Dünya hayatının süsü olarak kendilerini imtihan için üst üste nimetler verdiğimiz kişilere gözlerini dikme. Rabbinin verdiği rızık daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Ailene namazı emret,  sen de namaza devam et. (Rızkı bahane etme) Senden rızık istemez, sana rızık veririz. Mutlu son, takva sahiplerinindir.”(Taha 20/131-132) Ailece namazın tam olarak kılınması, aileye de emredilmesi emri vardır. Zira kimse kimseye zorlayarak ibadet ettiremez. Yapılan ibadette içten niyetle Allah’a yönelmek gerekmektedir, bu ise ancak kişinin kendi isteği ile olur. Bu ayetlerde aile ve namaz arasında bir ilişki kurulmuştur.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır