2. Bakara Suresi 228. Ayet

Boşanmış kadınlar, kendi başlarına üç kur’ (temizlik dönemi) beklerler. Allah’a ve ahiret gününe inanmışlarsa, Allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri helâl değildir. Kocaları arayı düzeltmek isterse, bu süre içinde onlara dönme hakları vardır.Kur’ân ölçülerine (mârufa) göre kadınların erkekler üzerindeki hakkı, erkeklerin kadınlar üzerindeki hakkı ile aynıdır. Erkeklerin (boşanma konusunda) onlara karşı bir basamak farkları vardır. Üstün olan ve kararları doğru olan Allah’tır.“(Bakara 2/228)

            Talak:

            Sözlükte, serbest , serbest bırakmak, bağı çözmek, terk etmek gibi anlamlara gelen “talâk”, erkeğin boşama hakkıdır. Erkek karısını, belli şartlarla ve çeşitli şekillerde boşar ve bunun bir takım hukuki neticeleri doğar. 

            “Boşanmış kadınlar üç kur’ (temizlik dönemi)  boyunca kendi başlarına beklerler.”(Bakara 2/228)

            Bakara 226-227 ayetlerde anlatıldığı üzere erkek artık 4 ay boyunca ilişkiye girmeme yeminini sürdürdü ve ilişkiye girmemeyi de devam ettirmek isterse artık kadın boşanmış sayılacaktır. Artık kadın boşanmış kadın hükmündedir ve ayetteki 3 kur bekleme emrini yerine getirmesi gerekmektedir. Kur’, aslında kadının temizken hayız görmeye başlamasıdır. Her iki anlama da yakın olduğu için Hanefiler, kadının hayızlı olduğu dönem, Şafiiler ve Malikîler de temiz olduğu dönem anlamına almışlardır. Ama Hanefiler yanılmışladır. Çünkü âyette; “Ey Nebi, karılarınızı boşayacağınız zaman iddetleri içinde boşayın…” (Talak 65/1) buyurulmuştur. İddetleri içinde boşama, erkeğin eşiyle ilişkiye girmediği temizlik döneminde boşamadır. Bu konuda  mezheplerin ittifakı vardır. Eşini hayızlı iken boşayan  iddeti içinde boşamış olamayacağından kur’ hayız gören kadının temiz olduğu dönemdir. Bu hüküm hem Bakara 226.ayetteki yeminlerinden vazgeçmedikleri için eşi boş olmuş duruma gelenler hem de eşini boşamak isteyenlerle ilgilidir. Ayette geçen “kendi başına beklerler” ifadesi kadının eşi ile ilişkiye girmeden bekleyeceğini gösterir. Kişi eşini iddet süresi içerisinde boşamalıdır. Kişi eşi ile ilişkiye girerse iddet süresi sayılmaz ve bu durumda boşama geçersiz sayılır. Zira iddette ilişkide bulunmama şartı vardır. Ayette geçen kendi başına beklemeleri ifadesi bu durumun göstergesidir.  Aynı zamanda kişi eşini adetli iken boşarsa yine ilişkiye girme serbestisi olmadığından boşanma geçersiz sayılır.

             Boşanmış kadının bekleme süresine iddet denir. Bir erkek karısını boşadığı zaman kadın kocasının evinde belli bir süre bekler. Bu süre iddettir. Kocanın evinde bu süreyi geçirir ki ailenin tekrar düzene girmesi imkanı olsun ve yabancı kişiler karı kocaya etki etmesin, iyi niyetli hakemler devreye girsin ve onları barıştırsınlar. Allah-u Teala şöyle buyuruyor; “Karı ile kocanın arasının açılmasından havf ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; düzelmek isterlerse, Allah aralarını buldurur. Allah bilir ve işin iç yüzünden haberdardır.”(Nisa 4/35) ayette eşleri barıştırmak üzere hakemlerin bulunması gerektiği bildirilmektedir. Barışmak istemeyen eşlerin boşanması da şahitler huzurunda olacaktır. Zira şahit olmayan boşamalar da hakemlik yapacak kimselerin bu boşanmadan haberdar olamayacağı için geçersiz sayılır. Şahitlerin arasında erkek veya kadın ayrımı da yoktur. İkisi de kadın, ikisi de erkek ya da biri erkek biri kadın olabilir.

            Erkeğin eşini boşaması durumunda yapması gereken şeyler ayette şöyle açıklanmıştır; “Ey nebi, kadınları boşadığınız zaman iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın. Rabbinizden çekinin, onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Açık bir fahişelik yapmışsa başka. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır, bunları aşan nefsine zulmetmiş olur. (kötü duruma düşer) Bilemezsin belki Allah, bundan sonra ortaya olumlu bir şey çıkarır. Sürelerinin sonuna ulaştıkları zaman, onları (marufa göre) güzellikle tutun veya ayırın. İçinizden güvenilir iki kişiyi şahit getirin ve şahitliği de Allah için doğru yapın. Bu, Allah’a ve ahiret gününe inananlara yapılan öğüttür. Her kim de Allah’tan  korkarsa-muttaki-, Allah ona bir çıkış yolu gösterir, oluşturur.”(Tahrim 66/1-2) Ayette geçen kocanın evi bekleme süresi boyuncca kadının evi de sayılır. Bu sebeple ayette “onları evlerinden çıkarmayın” ifadesi geçmektedir. Eşlerin aynı evi paylaşması hakkında şöyle buyruluyor: “Gücünüz yeterse (boşadığınız) kadınları oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun, baskı yapmak için onları zararlı duruma sokmaya kalkışmayın (incitmeyin, hayatı dar etmeyin). Hamile iseler doğuruncaya kadar (masraflarını karşılayın) nafakalarını verin, sonra sizin (baba) hesabınıza emzirirlerse, ücretlerini verin, aranızda marufa göre davranın, güçlükle karşılaşırsanız, onu, babasının hesabına başka bir kadın emzirebilir.”(Tahrim 66/6) Demek ki iddet saymak, kadını evden çıkarmamak, kadının da çıkmaması gerekmektedir. Bu sınırları aşmak yasaklanmıştır. Bu süre içerisindeki beklenti karı kocanın barışmaları ve ailenin devam etmesi yönündedir. 

            Bir rivayete göre nebimize gelen Ömer(r.a) oğlu Abdullah’ın karısını adetli iken boşadığını söylemiştir. Nebimiz de “söyle ona eşine dönsün. Eşi temizlensin, bir daha adet görüp bir daha temizlensin. Eğer boşamak istiyorsa ilişkiye girmeden boşasın. İşte bu Allah’ın ayette emrettiği talaktır” demiştir.

            “Eğer Allah’a ve Ahiret gününe inanmışlarsa Allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri  kendilerine helâl olmaz.”(Bakara 2/228)

            Genel görüşe göre “Allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri” ifadesinde gizlenen şeyin rahimdeki bebek olduğu söylenir. Fakat hiçbir anne karnındaki bebeği babasından gizlemez. Zira burada boşama erkek tarafından gerçekleşmekte olup, kadının hakları korunarak boşama şartlara bağlanmıştır. Nitekim bir süre sonra ise bebek gizlenemez duruma gelmektedir. “Allah’ın rahimlerinde yarattığı” şey kadının adet görmesi durumunu gizlemesidir. Adet zamanı gizlenerek iddet süresi bittiği halde bitmemiş gibi ya da bitmediği halde bitmiş gibi gösterilebilir. Talak suresinde iddeti sayma görevi erkeğe verilmiştir. Kadınların adet gördüğü halde görmedim, demeleri gibi doğru bilgi vermemeleri kocayı sıkıntıya sokar. Bu sebeple ayette kadınlar bu durumu gizlememeleri için uyarılmışlardır.

            Kocalar arayı düzeltmek isterse, onlara bu süre içinde dönmeye hakları vardır. Mâruf ölçüler içerisinde kadınların erkekler üzerindeki hakkı, onların bunlara karşı olan hakkına denktir. Erkeklerin onlara karşı bir dereceleri vardır . Allah güçlüdür, yerinde karar verir.”(Bakara 2/228)

            Genel görüşe göre “dönmeye daha çok hakları vardır” şeklinde çevirilen “ehakku” ifadesi aslında ismi tafdil kalıbında gelmiş olsa da burada olduğu gibi bir çok ayette de sıfatı müşebbehe olarak anlamlandırılmalıdır. Örneğin Lut aleyhisselâm’ın kızlarının temiz oluşu ile ilgili asıl ifade şöyledir; “Kavmi coşkulu bir şekilde ona yöneltildiler; o güne kadar kötü işler yaparlardı. Dedi ki, “Ey halkım! Bunlar kızlarım… Sizin için temiz olan  kızlardır.  Allah’tan korkun; beni misafirlerim konusunda rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam yok mu?”(Hud 11/78) ayette “sizin için temiz olan kızlardır” cümlesinde geçen “etharu” ifadesini meallerde daha temiz olarak çevirmek, erkeklerle ilişkinin temiz, o kızların daha temiz olması gibi yanlış bir anlaşılmaya sebebiyet verir. Bu sebeple bu kalıba yerine ve durumuna göre anlam verilmesi gerekir. Bakara 228. ayette de kocanın karısı üzerinde; kendisinden başka bir erkeğin hak sahibi, kendisinin ise daha çok hak sahibi olması gibi yanlış bir anlam kazanması söz konusu olduğundan buradaki çevirisi “dönmeye daha çok hakları vardır” değil, “dönmeye hakları vardır” şeklinde olacaktır.

            Bakara  231 ve 232 ile Talak 2. ayet erkeğin karısına dönme zamanı olarak iddet bitimini göstermektedir. Bu ayet ise erkeğin, iddet bitmeden dönmeye hak sahibi olduğunu bildirmektedir. Yani erkekler, boşadıkları eşlerine iddet sonunda dönebileceklerine göre, iddet içinde de dönebilirler. Ama arayı düzeltme niyeti yoksa mesela boşamayı şartlarına uygun yaptıktan sonra iddet bitmeden eşine dönüp iddetin kalan kısmında tekrar boşayacak olsa yaptığı dönüş geçersiz sayılır ve iddet süresinin bitiminde eşiyle ilişkisi kesilir.

            Kocanın eşine dönme hakkı niyetlerini düzeltip ıslah olmaları şartı ile geçerli olabilir. Zira kadına eziyet etmek, dönüp tekrar boşayarak kısa sürede 3 talak ile boşama isteği gibi kötü niyetlerle dönüş geçerli olmayacaktır. Ayette kadınların hakları bir defa daha korunmuştur ve kadına dönüşü iyi niyete ve ıslah olmaya bağlanmıştır. Bu ciddiyetin şahitlerle tespiti de şarttır. Nitekim sonrasında mahkemeye yansıyacak bir durum olduğunda şahitlerin dinlenmesi ve doğru anlaşılması gerekmektedir. Erkek boşamayı istediği zaman, süre bitmeden eşine dönmek istiyorsa, süre bitiminde eşine dönmek istiyorsa şahit bulundurması gerekmektedir. Ayetin devamındaki maruf ölçülerin içerisinde şahitler de bulunmaktadır.

             Evliliği sona erdirme ile ilgili bu ayet, bu konuda, karı ile koca arasında bir denge gözetildiğini bildirmektedir. Kadının evliliği sona erdirme yetkisi 229. ayette açıklanmıştır. Onun bu yetkiyi kullanması, eşlerin Allah’ın koyduğu sınırları koruyamamaları endişesinin yetkililerce tespitine bağlıdır. Talakta böyle bir şart yoktur. Yani kadın, evliliği sona erdirme hakkını tek yanlı kararıyla kullanamadığı halde erkek kullanabilir. İşte eşler arasındaki derece farkı budur.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır