2. Bakara Suresi 224. Ayet

Yaptığınız yeminlerde, Allah’ı, iyilik yapmanıza, takvânıza (kendinizi korumanıza) ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın.  Herşeyi dinleyen ve bilen Allah’tır.”(Bakara 2/224)

            Yeminlerin bir engel olması kişinin kendisini iyi yönde engellemek için yemine sarılmasıdır. Bazı insanlar bir daha iyilik yapmamak için yemin ederler. Örneğin; bir daha hiç kimsenin arasını düzeltmeyeceğim, bundan sonra kimseye borç vermeyeceğim ya da istediğim şu işim gerçekleşirse bir içki ziyafeti vereceğim şeklinde yemin etmek. İşte Allah-u Teala bu şekilde yeminler ederek Allah’ın adını iyiliğe, takvaya ve insanların arasını bulmaya engel yapmayı yasaklamıştır. Böyle yemin eden bir kimsenin hemen yeminini bozması ve yemin kefareti ödemesi gerekir. Nebimiz şöyle demiştir: “Bir konuda yemin eder sonra başkasını hayırlı görürsen yeminini boz, keffaretini ver ve hayırlı gördüğüne gel.” (Buhari, Eyman 1, Müslim Eyman 7) “Günaha yemin edenin yemini yemin değildir. Akraba ile ilişkiyi kesmeye yemin edenin yemini yemin değildir.” (Ebu Davud Talak 7 Hadis No 2191)

            Kefaret:

            Kafir ve keffere kelimesi aynı kökten gelmektedir ve “örten” anlamına gelir. “keffaret” ifadesi de örten şeydir. Yemin kefaretinde örttüğü şey yemin ile meydana gelen eksiği ve kusuru örtmesidir. Genel olarak Keffaret; dinin belirli yasaklarını ihlâl eden kimsenin cezasını çekmesi ve bağışlanması için yaptığı bir esir azat etmek, oruç tutmak, fakir doyurmak ve giydirmek gibi malî ve bedenî nitelikli ibadetlerin adıdır.

            Yemin keffareti ise bozulan bir yeminden sonra yerine getirilmesi gereken bazı şeyleri ifade eder. Bununla ilgili yapılması gerekenler ayette şöyle ifade edilmiştir; “Allah düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama yeminlerinizle bağladığınız şeylerden dolayı sorumlu tutar. Onun kefareti; ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on çaresizi doyurmak veya giydirmek ya da bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Bunları bulamayan ise üç gün oruç tutar. Bu, yemin bozmanın keffaretidir. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah ayetlerini size böyle açıklar ki şükredesiniz.” (Mâide, 5/89) Ayetten de anlaşılacağı asıl olan, edilen yeminlere sadık kalmaktır. Fakat bazen yeminlerin bozulması gerekmekte ve hatta emredilmekte, bazen de çeşitli sebeplerle yeminlere uyulamamaktadır.

            Yemin kefaretinde fakiri doyurmak kişinin kendi mutfağında yediği gibi olmalıdır. Giydirmede de ölçü verilen elbiseyle namaz kılabilecek şekilde olmalıdır. Fakir doyurmak, giydirmek ya da esir azat etmek arasında her hangi bir sıralama yoktur, hangisi seçilirse o yapılır. Bunlardan herhangi birine gücü yetmeyen kişi ise 3 gün oruç tutarak kefaretini ödemiş olacaktır.  Kefaret bazen iyiliği engellemek için edilen yeminler bozulduğunda, bazen de yemin edip de yerine getirememiş olan yeminler bozulduğunda gerekir.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır