2. Bakara Suresi 222. Ayet

Sana kadınlardaki adet ve lohusalık kanamalarını soruyorlar. Deki:“O bir sıkıntıdır.”Kanama devam ederken onlardan uzak durun, temizleninceye kadar da yaklaşmayın. Tertemiz olunca onlara Allah’ın size buyurduğu yerden varın.  Allah tevbe edenleri (hatasından tam olarak dönenleri) sever, temizlenenleri de sever.”(Bakara 2/222)

            Ayet metninde geçen el-mahîd(المحيض) , hem adet hem loğusalık anlamına gelir. Mucemu makâyis’l-luğa’da şu ifadeler geçer:    يقال حاضَتْ السَّمُرَةُ إذا خرج منها ماءٌ أحمر. ولذلك سمِّيت النُّفَساء حائضاً، تشبيهاً لدمها بذلك الماء.“Muz ağacından kırmızı su çıkınca حاضَتْ السَّمُرَةُ muz ağacı hayız oldu, denir. Kanının o suya benzemesi sebebiyle nifas olan kadına da haiz denir.” Burada nifas ve hayız kelimeleri aynı anlamda kullanılmıştır. Ümmü Seleme, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte ince bir örtünün altında yattığından söz ederek şöyle dedi: Birden hayız olduğumu fark ettim. Hemen sıyrılıp hayız elbisemi aldım ve giyindim. ” أنَفِسْتِ؟ Nifas mı oldun?” dedi. “Evet!” dedim. Beni çağırdı. Örtünün altında beraber yattık.”(Buhari Hayz, 4)

Hayız ve nifas yani adet ve loğusalık kelimelerinden biri diğerinin yerine kullanıldığı için ayete yukarıdaki anlam verilmiştir. Her ikisinde de kan rahimden gelir, her ikisi de kadınlara mahsus hallerdendir ve her ikisi de kadınlar için bir eziyettir.

Kadınların adet ve lohusalık kanamaları Yahudi ve Arap tolumunda çok önemsenen bir husustu. Yahudilerde; adetli olan kadına dokunmama, oturduğu yere oturmama, kocasıyla aynı yatakta yatırmama, onunla aynı yere oturan kimseyi de kirli sayma şeklinde ağır hükümler yeralmaktaydı. Mekke toplumu da Yahudilerden etkilenerek aynı şeyleri uygulamaktaydı. Peygamberimize sormaları yeni gelecek olan hükümlerin neler olduğunu öğrenmek içindi.

Ayette adet ve lohusa halinin eziyet olduğu tanımı yapılmaktadır. Eziyet bir hastalık değildir. Zira eziyet ve hastalık kavramları birbirinden farklı olup, “…Yağmurdan dolayı eziyet görür veya hasta olursanız, silahlarınızı bir yere koymanızda bir günah yoktur, ama tedbiri elden bırakmayın…”(Nisa 4/102)  ayette de ayrı ayrı ifadeler şeklinde kullanılmıştır. Dolayısıyla adetli olmak Kuran-ı Kerim’e göre bir hastalık değil bir sıkıntı ve eziyet halidir. Kadınları kendilerinden uzaklaştıran bir topluma Kuran-ı Kerim ile erkeklerin kadınlardan uzak durması emredilmiştir. Erkeklerin uzaklaşması durumu ise tamamen uzak durmak değil ayetin devamındaki Adet ve lohusalık kanamalarının sona erdiğinde “artık Allah’ın size buyurduğu yerden varın” ifadesinden anlaşıldığı üzere sadece cinsel ilişki yasağını göstermektedir. Cenab-ı Hakkın buyurduğu yerden ifadesi ise; cinsel ilişkinin oruç gecelerinde helal kılınması ile ilgili ayette geçen “onlarla birleşin ve Allah’ın sizin için yazdığını arayın”(Bakara 2/187) ifadesinden anlaşılmaktadır. Nitekim Allah’ın sizin için yazdığı ifadesinden çocuk sahibi olması arzusu ile ilişkiye girmekten bahsedildiği anlaşılmaktadır.  Bakara 222. Ayetin son kısmında “Allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever” demesi ise bu yasakları çiğneyen kimseleri tevbe edip bir daha yapmamaya davet ediyor. Peygamberimiz adetli ya da lohusa durumunda yasağı çiğneyerek eşiyle ilişkiye giren bazı kimselere bir ya da yarım dinar sadaka verme cezası vermiştir.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır