2. Bakara Suresi 218. Ayet

İnanıp güvenenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihada (mücadeleye) girenler, Allah’tan iyilik bekleyebilirler. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah’tır.”(Bakara 2/218)

Ayette geçen “inanmış olanlar” Allah’ın varlığını kabul edenler değil, Allah’a güvenenlerdir. Zira “Allah var fakat her sözünü kabul etmek zorunda değilim” diyen bir kimse iman etmiş olmayacaktır.

HİCRET;

Hicret bulunduğu makamı/mekanı Allah’ın rızası için terkedilebilmektir. İlahi menfaatlere şahsi menfaatlerine tercih edebilenler, her şeye rağmen rahatını bozarak Cenab-ı Hakkın razılığını edebilenlerdir. Onlar bu uğurda işlerini, aşlarını, yerlerini, yurtlarını, makam ve mevkilerini dolayısıyla her şeylerini terk etmeye göze alan müminlerdir. 

CİHAD;

Cihad kelimesi “cehd” kökünden türemiştir. “cehd” gayret göstermek anlamına gelmektedir. Cihad ise karşılıklı gayret göstermek anlamına gelir. Tıpkı bir kapının iki tarafından iten kişilerin gayret etmesine benzer. Hangi taraftaki kişi daha gayretli ise o galip gelir ve neticeyi alır. Yani kişiyi devre dışı bırakmaya çalışan bütün gayretlere karşı ayakta durma mücadelesi vermektir.

Cihad bir çok kelime gibi aslında daraltılmış bir kavram olarak Türkçemize geçmiştir. Çoğu kimse cihadı silahlı olarak gayri müslimlerle savaşmak şeklinde algılamaktadır. Oysa sıcak savaş cihadın en büyük parçası değil, sadece bir parçasıdır. Cihad kişinin elinde hangi imkan var ise, o imkanlarla yapabileceği her şeyi Allah rızası için yapabilmesidir. Aynı zamanda cihad, düşman baskısına, şeytan baskısına ve arzuların baskısına karşı bütün gücüyle direnmek ve onları engellemeye çalışmaktır.

Ayette bahsedilen “Allah yolunda cihad” Allah’ın dini için her türlü mücadeleye girişebilmek, her türlü zorluğa göğüs gerebilmektir. Çünkü mutlaka kişiyi baskı altında tutmak isteyenler olacaktır. Bu mücadeleden kaçanlar çok büyük zorluk içerisine girerler. Problemlerin üzerine Allah rızası için gidenler ilk önce iç güven ve rahatlık, sonra zafer, en sonunda da cennet müjdesini kazacaklardır. Allah-u Teala şöyle buyuruyor; “Bizim uğrumuzda çaba gösterenlere, elbette yollarımızı gösteririz. Allah elbette güzel davrananlarla beraberdir.”(Ankebut 29/69) Büyük cihad Kuran-ı Kerim ile yapılan cihaddır; “Öyleyse kâfirlere uyma; onlara karşı Kur’ân ile büyük bir mücadeleye giriş.”(Furkan 25/52)

Allah’ın rahmetini ummak; O’nun destek ve yardımını kazanmak demektir.Allah’ın elçisi ve beraberindekiler, sadece dini inançları sebebiyle yurtlarını ve tüm varlıklarını terk etmeye zorlanmış, bunlardan bir kısmı Habeşistan’a bir kısmı da Medine’ye hicret etmek zorunda kalmışlardır. Mekkeliler, Müslümanları yurtlarından çıkartmak ve mal-mülklerini ele geçirmekle kalmamış, aynı zamanda Müslümanların sığındıkları Habeşistan ve Medine idarecilerine, bunların nüfuzlu insanlarına çeşitli siyasi baskılar uygulayarak onları korumamalarını da istemişlerdir. Fakat sonrasında Mekke, Medine ve ikisi arasındaki bölge tümüyle  Müslümanların eline geçmiştir. Eğer hicreti göe almamış olsalardı sürekli baskı altında kalan, susan ve sürekli kişiliklerinden kaybeden kimseler olarak kalacaklardı. Sonuç olarak çıkarıldıkları Mekke ve Medine ve ikisi arasındaki bölgenin sahibi olmuşlardır. İşte Allah’ın rahmeti ve ikramı böyledir. Onlar Allah için ülkelerini terkettiler, Allah da onlara geri verdi ve bir mislini daha verdi, işte Cenab-ı Hakkın destek ve yardımı böyledir.

            Ayetin sonunda gelen “Allah’ın bağışlaması çok ikramı boldur” ifadesi şunu hatırlatmaktadır ki; insan ne kadar gayret etse de, bir çok şeyden feragat etse de hatasız olması mümkün değildir. Cenab-ı Hak burada gayret edenlerin hatalarını örteceğini ve onları bağışlayacağını bildirmektedir.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır