2. Bakara Suresi 20. Ayet

 O şimşek (Kur’ân nuru), gözlerini söküp çıkaracak gibi olur. Ne zaman önlerini aydınlatsa yürürler, gözlerini kamaştırınca da kalakalırlar. Allah cezalandırmayı tercih etseydi, onları tümüyle kör ve sağır ederdi. Ama her şeye bir ölçü koyan Allah’tır.”(Bakara 2/20)

            Bakara 20. ayette Yüce Allah’ın ayetleri kendisini aydınlattığı halde yüz çevirenlerin durumu anlatılmaktadır. Bu kimseler hesaplarına gelince ayete uyup, gelmeyince sustuklarından ayetleri önemsemediklerini anlamak zor olur.

            Allah cezalandırmayı tercih etseydi  işitmelerini ve görmelerini elbette giderirdi . Allah, her şeye bir ölçü koyar.(Bakara 2/20)

            Fiiller, mastarlarıyla aynı anlamı taşırlar. وَلَوْ شَاء اللّهُ = ve lev şâe’llahu âyetindeki şâe = شاء ‘nin mastarı şey =  شيء dir. Şey, isim olarak varlık, mastar olarak “var etme” anlamına gelir. Öyleyse Şâe = شاء, bir şeyi var etti, demektir. Allah bir şeyi var etmesi şöyledir:  “iradesi + ‘ol’ emri = o şeyin oluşması”. Bir ayet şöyledir: إ“Olmasını istediğimiz şey için sözümüz sadece “ol” demektir. Sonra o şey oluşur.” (Nahl 16/40)İnsan bir şeyi var etmek isterse tercihini yapıp çalışmaya başlar. O şeyin oluşmasını Allah da tercih edip “ol” derse oluşur. Allah Teâlâ şöyle demiştir:  “Allah bir şeyi var etmedikçe siz o şeyi var edemezsiniz” (76/30) Öyleyse insanın bir şeyi var etmesi “doğru tercih + çalışma + Allah’ın iradesi ve ‘ol’ emri= o şeyin oluşması”.

            Hicri 3. asırdan itibaren ortaya çıkan kader inancını zihinlere yerleştirmek için bu kelimeye irade anlamı verilerek Kuran, çelişkili bir kitap gibi gösterilmiştir. Bunu anlamak için şu ayetlere verilen meal yeterlidir:  فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ.إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ. لِمَن شَاء مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ. وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ. Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz? O, herkes için, sizden doğru yolda gitmek isteyenler için bir öğüttür. Âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (Tekvîr 81/27-29) Bu meâl, Hayrettin Karaman, Ali Özek, İbrahim Kâfi Dönmez, Mustafa Çağırıcı, Sadrettin Gümüş, Ali Turgut tarafından yapılan, Kur’ânı Kerim ve Açıklamalı Meâli’nden (Diyanet Vakfı Yay. Ankara 2009) alınmıştır. Şâe’ye doğru anlam verilince şöyle olur: “Öyleyse nereye gidiyorsunuz. Kur’ân, herkes için doğru bilgidir. Sizden doğru davrananlar için, yaptığınız tercih ancak varlıkların Sahibi olan Allah’ın yaratması ile gerçekleşir.” (Tekvîr 81/27-29) Şâe’nin faili Allah ise “tercih edip yarattı” insan ise “tercih edip yaptı” anlamındadır. Geniş bilgi için bkz. A. BAYINDIR, Kur’ân Işığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar” (İstanbul 2014) s. 183, “Şey Şâe Meşîet Kader ve Fıtrat”. – Allah’ın böyle bir kanunu yoktur.“Allah, yaptıkları yanlışlardan dolayı insanları hemen yakalasaydı yeryüzünde hareket eden kimseyi bırakmazdı. Ama Allah, onları belirlenmiş ecellerine kadar erteliyor. Ecelleri gelince ne onu bir sureliğine erteleyebilir, ne de ecelleri gelmeden onun gelmesini sağlayabilirler.” (Nahl 16/61)

            Klasik meallerde “Allah her şeye bir ölçü koyar” ifadesi yerine “Allah’ın her şeye gücü yeter” diye tercümesi seçilmiştir. Kader, ölçü demektir. Ölçüyü, en büyük güce sahip olan koyar ama kelimeye “gücü yeter” anlamı verilince ayetin ölçü ile ilişkisi kesilir ve doğru anlaşılamaz. Nitekim kader inancına sahip olduklarını sanan kimseler de ayetlere bu şekilde yanlış mealler vererek Allah’ın bize bildirdiği gerçek “kader”in anlaşılmasını engellemişlerdir. İnsan ne yöne yönelirse yine Allah’ın kaderi/ölçüsü ile karşılaşacaktır. Hangi yönü seçeceği konusunda ise serbest bırakılmıştır. Cenab-ı Hakkın ölçüsüz hiç bir işi yoktur, yani insan mutlaka birinden birine uymalıdır. Kuran ışığını seçenler doğru yöne uymuş demektir, ona gözlerini kapatıp kendilerini gerçeklere kapatanlar ise yanlış yönedir, nitekim ikisi de ölçü ikisi de isteğe bağlı kaderdir. Herkesin kendi davranışlarından sorumlu olması ve karşılığını alacak olması Allah-u Teala’nın verdiği kesin bir sözdür. 

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır