2. Bakara Suresi 198. Ayet

“(Hac aylarında) Sahibinizin (Rabbinizin) iyiliğini aramanın size bir günahı olmaz. Arafat’tan sel gibi aktığınız zaman Meş’ar-i Haram  yanında (Müzdelife’de) Allah’ı anın (namaz kılın). O size nasıl gösterdiyse, öyle anın (namaz kılın). Doğrusu, bundan önce yanlışlar içindeydiniz“(Bakara 2/198) 

            Hac aylarında büyük panayırlar kurulurdu. Bakara 198. ayette, hacca giden kişilerin ticaret yaparak kar peşinde koşmalarının bir sakıncası olmadığını bildirmektedir. Bugün de uluslar arası fuarların kurulması ve dünyanın her yerinden mal alıp satmak üzere oraya insanların gelmelerine imkan verilmesi pek uygun olacaktır. Hac aylarının üç ay olarak belirlenmesi de bu konuda özendiricidir.

            Şiar ile meş’ar aynı kökten mastardır. Biri mastar mîmî, diğeri şaere fiilinin mastarıdır. Bu ayet, müzdelifenin şeairden olduğunu gösterir. Ayette geçen “Üzkurullahe” kelimesi Kuran-ı Kerim’de daha çok namaz kılın anlamında geçmektedir. Cenab-ı Hakkı zikretmek O’nun kitabından okumaktır, en etkili okuma da namazda olandır. Hz. Musa’ya verilen zikir emri şöyledir; “Ben, evet ben Allah’ım; benden başka tanrı yoktur. Sen bana kulluk et ve benim zikrim için namaz kıl.”(Taha 20/14) Bu sebeple hacılar eğer vakit yetecekse Akşam ve Yatsı namazlarını Meş’ar-i haram yanında kılarlar. Ayette, Müzdelife’de namaz kılın, vakfede bulunun emirleri ifade edilmektedir. Ayetteki “Arafat’tan boşalıp aktığınız zaman Meş’ar-i Haram yanında Allah’ı anın” ifadesi Arafat ve müzdelife vakfelerine işaret etmektedir. Arafat ve Müzdelife vakfesine işaret eden bir âyet de şöyledir: Aynı zamanda  tefeslerini (Arafat ve Müzdelife vakfelerini) tamamlasınlar , adaklarını yerine getirsinler  ve o şerefli Beyti (Kâbe’yi) tavaf etsinler.(Hacc 22/29) Ayette geçen “tefes” kelimesiyle  kastedilenin Arafat ve Müzdelife vakfesi olduğu Nebi (sav)’den nakledilen şu rivayetten anlaşılmaktadır: Tay kabilesinden Urve b. Mudarris dedi ki, Resulullah sallallaha aleyhi ve seleme geldim, Cem’de (Müzdelife’de) vakfe yerindeydi.  Dedim ki, “Ya Resulullah, Tay dağından geldim. Bineğim perişan oldu, kendimi de yordum. Vallahi üzerinde beklemediğim bir kum tepesi olmadı, ben hacı olabilir miyim? Resulullah dedi ki;  “Kim bizimle birlikte şu namazı kılar ve daha önce gece veya gündüz Arafat’a gelmiş olursa haccını tamamlamış, tefesini yerine getirmiş olur” (Ebû Davûd, “Menasik”, 69; Tirmizî, “Hac”, 57; Nesâî,”Menâsik”, 211)

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır