2. Bakara Suresi 190. Ayet

Allah yolunda, sizinle savaşanlarla savaşın, ama haksız saldırı yapmayın. Allah, haksız saldırı yapanları sevmez.“(Bakara 2/190)

            Cenab-ı Hak bu ve bir çok ayette Müslümanlarla savaş açanlarla savaşmayı farz kılmıştır.  Bu ayet, savaş meydanlarında düşmanların öldürülmesinin “haklı bir sebebe dayanan adam öldürme” olduğunu göstermektedir. İslam’da esas olan insanlara Allah’ın ayetlerini ulaştırmaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever. Allah, ancak sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, işte onlar zalimdir.” (Mumtehine 60/8-9)ayetler, gayrimüslimlerle savaşmak için üç kırmızı çizgi belirlemiştir:

1.         Dinimizden dolayı bizimle savaşmaları,

2.         Bizi yurdumuzdan çıkarmaları,

3.         Yurdumuzdan çıkaranlara destek vermeleri.

            Sayılan bu üç çizgiyi aşanlarla dostluk kurmak Cenab-ı Hak tarafından yasaklanmıştır.

            Ayetlerle karşılaştığında düzeni ve menfaatleri bozulan kimselerin Müslümanlara sırf dinlerinden dolayı düşmanlık etmeleri, Müslümanları yerlerinden yurtlarından çıkarmaları, Müslümanlarla savaşıp yok etmeye çalışmaları artık karşılarında el kol bağlayıp oturulacak bir durum kesinlikle olmayacaktır. Yüce Allah şöyle buyuruyor; “Size kim saldırırsa, siz de onun size yaptığı saldırıya denk bir saldırı yapın”(Bakara 2/194) Haksız karşılıklar böyle kimselerin ayetlere karşı kendilerini tamamen kapatmalarına sebep olur. İşlenen suça dengiyle karşılık verilmesi durumunda ise karşı taraf her zaman sizin haklı olduğunuzu bilecek ve bunu hak ettiği gerçeğini de içten içe kabul edecektir. Böyle bir durumda ulaştırdığınız ayetleri de dinleyecektir. Bu sebeple Müslümanlıkta savaş, hiç bir zaman mal-ganimet, toprak, hakimiyet elde etmek için yapılmaz. Asıl sebep işlenen suçun karşılığını vermek aynı zamanda doğrulukla Cenab-ı Hakkın ayetlerini dost-düşman tüm insanlığa ulaştırmaktır.

            İslam ceza hukuku Kuran-ı Kerim’deki halis haliyle uygulandığında tüm topluma ve geniş zamana yaygın olarak suçlara çözüm olacaktır. İslam’da hem bireylere karşı işlenen hem de insanlığa karşı işlenen suçlar ve cezalarının tümünün arasında tam bir uyumluluk vardır. Mezhepler, dinden dönen, Nebîye söven veya hakaret eden kişilerin öldürülmesi konusunda ittifak etmişlerdir. Fıkıh mezheplerinin İslam Ceza Hukuku adı altında siyaset etkisiyle oluşturmuş olduğu kanunların Kuran ve hikmetle bir ilgisi yoktur.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır