2. Bakara Suresi 189. Ayet

Sana hilâlleri soruyorlar. De ki:“Onlar insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. İyilik Allah’tan çekinerek kendinizi korumanızdır. Evlere kapılarından girin. Allah’tan çekinip korunun ki umduğunuza kavuşasınız.”(Bakara 2/189)

            Dünyanın her bir yanından insanların hac ibadeti için gelmeleri Cenab-ı Hak tarafından belirlenmiş ölçülerledir. Bu ölçülerden birisi de hacc ibadetinin zamanı konusundadır. Hac, kameri aylara göre belirlenir ve aynı günlerde yapılması gereken zamanı belli bir ibadettir. Allah-u Teala ay hesaplarının çok ince ve sapmaz bir hesaba göre yürütüldüğünü şöyle ifade etmiştir; “Güneş ve ay bir hesaba göre hareket ederler”(Rahman 55/5) “Güneşi ziyâ, Ay’ı nûr yapan odur. Yılların sayısını ve hesabı bilesiniz diye onu menzil menzil ölçülendirmiştir.  Allah onu gerçek varlık olarak yaratmıştır. Allah âyetlerini, bilen bir topluluk için açıklar.”(Yunus 10/5) “Ziya” kelimesi kendisinden kaynaklanan bir ışık verici demektir, “nur” ise kaynaktan ayrı görülen ışık demektir. Yani bir kandilin içinde yanan yağ ziyanın, etrafa yansıyan ışık da nurun örneğidir. Demek ki güneş aydınlığın kaynağı, ay da yansıtıcıdır. Cenab-ı Hak güneş için de, ay için de bir takım evreler belirlemiştir ve böylece değişik bulunma yerlerinde dolaşırlar. Bu durum yılların sayısını ve hesabını belirleyebilmemiz için verilen nimetlerdendir. Bunlar her zaman belirlenen ölçüye göre ilerleyen gerçek varlıklardır. Yüce Allah Yunus suresi 10/5 ayette  “Allah âyetlerini, bilen bir topluluk için açıklar” ifadesiyle konunun ilgili uzmanlar topluluğundan oluşan bir ekip tarafından incelenip anlaşılacağına işaret etmiştir.

            Bakara 189. ayette Allah’ın elçisine hilal ile ilgili bir soru sorulduğu ve kendisinin bilgi sahibi olmadığı için cevap veremediği anlaşılmaktadır. Cenab-ı Hak “deki” emriyle Allah’ın elçisine “Onlar insanlar için ve hac için vakit ölçüleridir”  demesini vahyetmiştir. Yani hilali Allah-u Teala tarif etmiştir. Kameri ay, güneşin batmasından sonra batmakta olan hilalin batı ufkunda görülmesiyle başlar. Ay gök yüzünde doğal bir takvim gibidir. Ayın büyümesi, incelmesi, doğu ya da batı ufkunda vs. görülmesi ayın kaçı olduğunu yaklaşık olarak gösterir. İmkanlar dahilinde Kuran-ı Kerim hilalin hesap ile belirlenmesini emretmektedir. Bakara 189.ayet bu hilalleri konu etmektedir. Ayetteki “Evlere arkalarından gelmeniz iyilik değildir”(Bakara 2/189) ifadesi Allah’ın elçisine  bilmeyeceği bir sorunun sorulması üzerine “her şeyi yerli yerinde ve uygun kişiye sorun” anlamında gelen bir ifadedir. Allah’ın elçisi “inna ümmetun ümmiye/biz ümmi bir topluluğuz” demiştir. Ümmi, anasından doğduğu gibi bilgisiz kalmış demektir. Okuma yazma bilmiyor kelimesi her zaman “ümmi”ye karşılık gelmez, çünkü okuma-yazma ile bilgi sahibi olma farklı şeylerdir. Herkes alimdir, bildiği şeyler farklıdır, herkes cahildir bilmediği şeyler farklıdır. Allah’ın elçisinin “biz ümmi bir topluluğuz” demesi yazmaya ve hesap yapmaya vakıf olmadıklarını ifade etmek içindir. Bu yüzden “hilali gördüğünüz zaman orucu tutun, hilali gördüğünüz zaman orucu bırakın” demiş ve astronomik hesaplar olmadan belirleyebilmiştir. “Allah, kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez” (Bakara Suresi:  2/286) bu sebeple hesabı bilmeyenler güçleri yettiği kadar sorumludur ve güneş battıktan sonra batan hilali görebilirlerse o gün ay bitmiş yeni ay başlamış sayarlar. İmkanları dahilinde göremezlerse bitmemiş kabul ederler. Fakat hesaplama başka bir durumdur, hesaplama o ilmin sahibi astronomlar tarafından yapıldığında Cenab-ı Hakkın şaşmayan ölçülerini kesin olarak ortaya çıkartıcı olacaktır. Nitekim bugün kuran ayetleri ve bölümünün uzmanları ile iş birliği içerisinde yapılan hesaplamalar şaşmayan ve ihtilafları ortadan kaldıracak olan hesaplamalardır. Bugün dünya üzerinde hilallerin belirli yerlerden, bir kaç gün önce ya da sonra görülmesi nedeniyle ortaya çıkan gün belirleme ayrılıklarının sonu da ancak ayetler ışığında astronomik araştırmalar ile birlikte gelecektir. Ayette eğer bilen bir topluluk var ise hilalin bilimsel hesaplar ile hesaplanması emredilmiştir. Zira ayların başlangıcı namaz vakitleri gibi yerel değildir.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır