2. Bakara Suresi 183. Ayet

Ey inanıp güvenenler! Oruç, sizden öncekilere yazıldığı şekliyle size de yazıldı ki kendinizi koruyasınız.“(Bakara 2/183)

            Oruç, İslâm’ın beş esasından biridir. Farsça “ruze” kelimesinden Türkçe’ye geçmiştir. Önceleri “Oruze” (günlük) olarak kullanılmış; daha sonra “Oruç” şeklinde telaffuz edilmeye başlamıştır. Arapça karşılığı “savm” ve “sıyam”dır. Savm; ‘yiyip-içmemek’, ‘hareketsiz kalmak’ ve ‘her şeyden el etek çekmek’ anlamlarına gelir. Terim olarak oruç, “ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmak”tır. Nebimiz orucun önemi hakkında şöyle buyurmuştur: “Oruç, insanı koruyan bir kalkandır.” ((Buhari, Savm 2, 9, Libas 78; Müslim, Sıyâm 164)) Bakara 183. ayette orucun kendimizi korumamız için emredildiği ifade edilmektedir. Asıl korunma, kişinin cehennemden korunmasıdır. Bu da şirke düşmemekle olur. Oruç tutan kişi, canı çektiği ve imkânı olduğu halde Allah’ın emrini kendi arzularına tercih ederek yemeyi içmeyi ve eşiyle cinsel ilişkiyi terk edip böyle bir koruma altına girmiş olur. Bununla beraber oruç insanın sağlığını korur, nimetlerin kıymetini bilmesini sağlar, sabırlı olmayı ve aç kalmanın ne demek olduğunu öğretir. Bilmediğimiz daha çok fazla hikmeti vardır. Bu hikmetleri de tıp, sosyoloji, psikoloji gibi alanlarda uzmanlaşmış kişilerin yer aldığı ekip çalışmalarıyla tespit edilebilir. Bugün, tıpta oruçla tedavi yöntemi uygulanmakta ve çok ilginç sonuçlar alındığı da söylenmektedir.  Bakara 183. ayette geçen “sizden öncekiler” ifadesi oruç ibadetinin Hz. Adem’e kadar ulaştığını göstermektedir. Bu tanımın içine Hz. İbrahim’in soyundan olan Mekkeliler de girer. Allah-u Teala dünyanın her tarafına nebi göndermiştir ve her nebi de kendi ümmetine orucu emretmiştir. Allah-u Teala nebimize orucu etrafından nasıl gördüyse öyle tutacağını söylemektedir. Etrafındakiler de malum, yahudi ve mekkeli müşriklerdir. Müşriklik dindarlığın içinde boy gösterir ve mekkeli müşrikler de o toplumun en dindar kesimiydi, bundan ibret alıp her an kendimizi şirke karşı korumamız gerekmektedir.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır