2. Bakara Suresi 174. Ayet

Allah’ın indirdiği kitaptan birşey gizleyen ve karşılığında,tükenip gidecek bir bedel alanlar, karınlarına sadece ateş doldururlar. Allah Kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları aklamaz. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.“(Bakara 2/174)

            Allah’ın elçisinin haram kılınan yiyecekler için şöyle demesi ayette bildirilmiştir; “De ki: “Bana gelen vahiyde yiyene yemesi haram kılınmış bir şey bulamıyorum; leş, akmış kan, domuz eti ki pisliktir, ya da yoldan çıkmak suretiyle Allah’tan başkasının adı anılarak kesilmiş olursa başka. Kim zorda kalır da isyan etmez ve aşırı gitmezse senin Rabbin bağışlar ve merhamet eder.”(Enam 6/145) ayette yiyene yemesi haram kılınmış denilmesi insanlar için bir haramlığın söz konusu olduğunu göstermektedir. Bazı kimseler günümüzde ölen bir hayvanı yem olarak yiyen başka bir hayvanın haram olduğu iddiasında bulunmaktalar. Oysa ölü eti hayvanlara değil insanlara haramdır. Ölü bir hayvanı yiyen hayvanın yedikleri midesinde kimyasal değişime uğramaktadır. Maddenin yapısı değiştiğinde ortaya yeni bir madde çıkmış olur. Örnek olarak üzümün şıra olması, sonra şarap olması, sonra şarapın sirke mayasıyla sirke olması verilebilir. Zira üzüm helal, şarap haram, şaraptan yapılan sirke ise helaldir. Başka bir örnek de domuzun gömüldüğü topraktan toplanan bitki örneğidir. Oradan çıkan bitkiler kimyasal değişikliğe uğramışlardır ve artık domuz ile bir bağı kalmamış tamamen farklılaşmış helal bitkilerdir. Kimyasal değişikliğe uğrayan maddenin isimlendirilmesi de hükmüde değişmektedir. Günümüzde gıdaların helal-haramlığı para kazanmanın bir vesilesi haline getirilmiştir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor; .  “Sizin en’âmdan (koyun, keçi, sığır ve deveden) alacağınız ders vardır. İçlerindeki fers  ile kanın ayrışmasından oluşan ve içenlerin boğazından kayıp giden saf bir sütü size içiririz. Helallere damga vurmakla para kazananlar, helal gıdaları saymakla bitiremezler.66″(Nahl 16) ayette geçen fers; hazmedilen gıdaların bağırsaklardan süzülüp kana karışmış haline denir. Oradan karaciğere gelir ve işlenir ve vücuda dağılır. Hücreleri bu fers ile beslenir. Fers, doğum yapmış bir hayvanın memesine gelince meme onu kandan ayırır ve özel bir sıvı salgılayarak süt haline getirir. Bu ayete, ulaşabildiğimiz tefsir ve melallerde “min beyni fersin ve demin” cümlesine “kan ile fışkı arasından” diye anlam verilmiştir. “Beyn” kelimesine “arasında” yani “vast” anlamı verilebilir ama onun asıl anlamı “ayırmak” yani “firak”tır. Bu ayet için uygun olan firak anlamıdır. Ayet maddelerin kimyasallarının değişmesi durumunda adının da hükmünün de değiştiğine delildir.

Kan da fers de aslında pistir. Bunlar yalın halde yenmez içilmez. Ama Allah Teâlâ bu iki pis maddeyi önce ayırır sonra bir sıvı ile fersin kimyasını değiştirir. Sonra mucize içecek olan süt meydana gelir. İşte bundan ders almak gerekir. Temiz ve sağlıklı gıda demek farkı, helal ya da haram gıda demek farklıdır. Cenab-ı Hak gıdaların helal-haram kılınma yetkisini kimseye vermemiştir. Para kazanmak amaçlı olarak oluşturulmuş bu sektörde, helal gıda fuarları açılmakta, helal sertifikaları para karşılığı firmalara verilmektedir. Bu durum ise kendini Cenab-ı Hakkın yerine koymaktan başka bir şey değildir. Allah’ın kitapta indirdiklerini gizlemek, ve karşılığında az bir bedel ödemek örneklerinden birisi de bu helal gıda sektörüdür. Haram yiyeceklerin sayıldığı Bakara 173. ayetin ardından Bakara 174. ayette “Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip karşılığında tükenip gidecek  bir bedel alanlar var ya, onlar karınlarına sadece ateş doldururlar” ifadesinin gelmesi de dikkat çekicidir.

            Her hangi bir konu hakkında ayetleri gizleyip kendi menfaatleri doğrultusunda Allah adına konuşan kimselerin Kıyamet günü Cenab-ı Hak tarafından dışlanacakları, yaptıklarından kurtulamayacakları ifade edilmiştir. Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır; “Allah, kendilerine kitap verilenlerden kesin söz aldığında şunları söyledi: “O Kitabı insanlara kesinlikle açıklayacaksınız ve asla gizlemeyeceksiniz.” Ama onlar Kitabı arkalarına attılar ve karşılığında geçici bir bedel aldılar. Aldıkları o şey ne kötüdür.”(Ali İmran 3/187) Ayetleri gizlemenin tevbesi de ancak gizlediklerini açıklamakla yerine getirilebilir. İlgili ayetler şöyledir; “İndirdiğimiz açıklayıcı âyetleri ve ana yolu bu Kitapta insanlara açıkladığımız halde gizleyenler var ya, işte Allah onları dışlayacaktır. Dışlayacak olanlar da dışlayacaktır./Bütün diğer dışlayıcılar da dışlayacaktır. Tevbe edip kendini düzelten ve gizlediklerini açıklayanlar başka. Onların tevbesini kabul ederim. Ben her tevbeyi kabul ederim, ikramım boldur. Âyetlerimizi gizleyen ve gizlemiş halde iken ölenleri, Allah, melekleri ve bütün insanlar dışlayacaktır. Sürekli dışlanmış olarak kalacaklardır. Azapları ne hafifletilecek, ne de ara verilecektir.”(Bakara 2/159-162)

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır