2. Bakara Suresi 164. Ayet

Göklerin ve yerin yaratılışında,gece ile gündüzün artarda gelişinde,insanlara yararlı şeyleri denizde taşıyıp götüren gemilerde, Allah’ın gökten indirdiği suda,o su ile ölü toprağı diriltmesinde,kıpırdayan her canlıyı yeryüzüne yaymasında, rüzgârların farklı yönlere esmesinde,gök ile yer arasında görevli bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için göstergeler  vardır.”(Bakara 2/164)

            Göklerin ve yerin görkemli yaratılışı üzerinde düşünüldüğünde ancak üstün bir güç tarafından yaratıldığı her kes tarafından kavranabilecek bir gerçektir. Kuran-ı Kerim’in bir çok ayetinde insan kainat ayetleri üzerinde derin derin düşünmeye çağırılmaktadır. “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün peş peşe gelişinde içi temiz olanlar için âyetler vardır.”(Ali İmran 3/190) Gece ile gündüzün yaratılışı da böyledir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “De ki: “Ey hâkimiyeti elinde tutan Allah’ım! Yaptığın tercihe göre bir kişiye hâkimiyeti verir, tercihine göre bir kişiden hâkimiyeti alırsın. Tercihine göre kişiye güç ve kuvvet verir, yine tercihine göre kişiyi değersizleştirirsin. Bütün iyilikler senin elindedir. Sen her şeye bir ölçü koyarsın. Geceden alıp gündüze katarsın, gündüzden alıp geceye katarsın; ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Tercih ettiğin kişiye orantısız rızık verirsin.”(Ali İmran 3/26/27) “İşte böyle, Allah geceyi gündüzün içine geçirir, gündüzü de gecenin içine geçirir. Allah işitir ve görür.”(Hacc 22/61) Gece ve gündüz Allah tarafından yaratılmış birer varlıktırlar. Gece belirtisi olmayan bir varlıktır, hafif aydınlık ya da karanlıktır. Fakat gündüz mutlaka aydınlatıcıdır. Güneş ışınlarını ışığa çeviren bir varlıktır. Eğer gündüz denilen bir varlık yaratılmış olmasaydı güneş ışınları aydınlığa çevrilmezdi. Nitekim uzay gözlemlerinde güneş karanlığın içinde bir ateş topu gibi görünmekte ve etrafındaki hiç bir yeri aydınlatmamaktadır. Aydınlatan varlık “gündüz”dür, bir ayna gibi güneş ışınlarını aydınlığa çevirir. “Gündüz” ufkun altındaki güneş ışınlarını emer ve aydınlığa çevirir, bu yüzden güneşin hiç doğmadığı zamanda gündüz olduğu gözlemlenmektedir. Gündüz gecenin içerisine girer ve 24 saat oluşur. Fakat gece belirtisiz olduğu için, gündüzün gece etkisi görülmez. Aydınlatma özelliği gündüze ait olduğundan gece gündüzün altında bir varlıktır. Gece güneşten gelen ışınları aydınlığa çevirmez ve onları süzgeç gibi emer. Böylece tüm canlıların dinlenmesi için gerekli ortamı sağlar. Tüm bu uyum muhteşem bir yaratılıştır ve üzerinde düşünülmesi gereken ince olaylardır. Cenab-ı Hakkın tabiat ayetlerinden yağmur ile toprağın ve yarattıklarının can bulması ve nimetlenmesi ayetlerde şu şekilde anlatılmıştır: “Geceyi size örtü, uykuyu dinlenme, gündüzü de yeniden başlama vakti yapan odur. Gökten temiz bir su indirerek yapacağı  ikramdan önce bir müjdeci olarak rüzgarları gönderen odur. Bunu, ölü bir bölgeyi canlandıralım, yarattığımız en’amın (koyun, keçi, sığır ve deveyi) ve birçok insanın su ihtiyacını karşılayalım diye yaparız.”(Furkan 25/47-49) Doğa hep bir dönüşüm içerisindedir ve kainattaki uyumu yaratan Allah, kitabında yarattıklarını anlatmıştır. Bu Kuran’ın, bu uyumu yaratan yaratıcının kitabı olduğu işte bu kainat ayetleri ve Kuran-ı Kerim ayetleri bir araya getirilerek okunmasıyla anlaşılacaktır, bir çok bilgiye de böylece ulaşılacaktır.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır