2. Bakara Suresi 145. Ayet

“Kendilerine Kitap verilenlere bütün ayetleri (delilleri) getirsen senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlardan hiç biri diğerinin kıblesine de uymaz . Sana gelen bu bilgiden sonra onların isteklerine uyarsan, gerçekten, yanlış yapanlara karışır gidersin.”(Bakara 2/145)

            Ehli kitabın Allah’ın elçisine uymamaları, uygulamanın yanlış olmasından değil, tam tersine yanlış olmadığını Allah’ın emri olduğunu gayet iyi bilmektedirler. Onların kıbleye uymama sebepleri bile bile inat etmelerinden kaynaklanmaktadır. Gerçeği göstermek için delil getirmek, doğruluğun peşinde olana fayda sağlar. Doğruyu görmek istemeyenler ise delil dinlemez, hatta gerçeği tekrar tekrar anladıkları için rahatsızlık duyarlar. Ayrıca hiç bir grup birbirinin kıblesine uymaz. Yahudilerin kıblesi Kudüs’teki Süleyman Mabedi, yani Beyt-i makdis, Hıristiyanlarınki de güneşin doğduğu taraftır.  

            Sana gelen bu bilgiden sonra onların isteklerine uyarsan, gerçekten, yanlış yapanlara karışır gidersin.”(Bakara 2/145) ifadesinde nebimiz ehli kitaba uymaması için uyarılmaktadır. Demek ki uyma ihtimali vardır. Bu Cenab-ı Hakkın söylemesidir. Uyma ihtimali olduğu, yanlış yapabilme ihtimali olduğu halde uymamıştır. Demek ki biz Müslümanlar da yanlışlar yapabilecek durumda iken yapmayarak nebimizi örnek almalıyız. 

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır