2. Bakara Suresi 141. Ayet

“Onlar ömürlerini tamamlamış bir toplumdur. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız size. Onların yaptıkları size sorulmayacaktır.”(Bakara 2/141)

            Cenab-ı Hak kimsenin sorgusunu kimseye yapmaz, herkes kendi yaptığından sorumlu tutulacaktır. İnsanların kendi inançlarını savunurken Kuran-ı Kerim ayetlerini bile bile bütün ulema bizimle aynı fikirde iddialarında bulunanların hesabı ulemadan sorulmayacaktır, ulemanın hesabı da onları savunanlardan sorulmayacaktır. Kim Allah’ın kitabını değiştirmeden savunursa doğru işte bu doğruyu savunmaktır. Cenab-ı Hak kullarını hesap günü Kuran-ı Kerime niye uymadın, resûlü niye örnek almadın diye sorgulayacaktır.

            Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “İbrahim ve O’nunla beraber olanlar da (Hz. Lut) sizin için çok güzel bir örnek    vardır. (tam teslimiyet) Onlar kavimlerine “biz sizi tanımıyoruz, sizden ve Allah’la aranıza koyduklarınızdan uzağız” dediler. “Ta ki siz, Allah’ın birliğine (Mumtehine 60/9) iman edinceye kadar. Şimdi aramızda ebedi kin ve nefret başladı”.(Mumtehine 60/4) Hz. İbrahim Allah’tan aldığı ruh ve güçle, Nemrut’a karşı çıkmıştır, “Siz bizim inancımızı tanımıyorsunuz, biz de sizi tanımıyoruz” demiştir. Nebimiz de dik duruş sergileyerek, kendisi hakkında ölüm kararı verilinceye kadar Mekke’den ayrılmamıştır. Hz. İbrahim gibi dik duran Allah’ın razılığını her şeyin üzerinde tutan kimse imtihanı kazanacaktır.

            Her topluluk kendi yapıp ettiklerini, yani kendi kazandıklarını alacaktır. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Muhammed Allah’ın elçisidir. Onunla birlik olanlar, kendini doğrulara kapatanlara karşı sarsılmaz, kendi aralarında yumuşak davranırlar. Allah’ın rızasını ve ikramını kazanmak için rüku ve secde ettiklerini görürsün. Kimlikleri yüzlerindeki secde belirtisinde saklıdır. Onlar Tevrat’ta böyle anılırlar. İncil’de ise filiz vermiş bir ekine benzetilirler. Güçlenmiş, kalınlaşmış sapı üzerinde dik durmuş,  çiftçileri pek sevindiren bir bitki gibidir. Bunlar kendini doğrulara kapatanları öfkelendirmek içindir. Allah inanan ve iyi işler yapanlara bağışlama ve büyük bir karşılık vaat etmiştir.”(Fetih 48/29) Cenab-ı Hak güçlüdür, ne yaparsa güzel yapar. Allah’tan başkasına boyun eğmeyen, kimseye taviz vermeyen dik duruşlu müminler, gerçekleri gizleyenleri rahatsız eder ve kızdırır. Fakat müminlerin kendine olan güvenleri, temiz ve güzel davranışları, Cenab-ı Hakkın ayetlerini doğrularıyla aktarmaları karşı tarafın yumuşamasına sebep olacaktır: “Bakarsınız Allah, sizinle o düşman olduklarınız arasında bir sevgi bağı oluşturur. Allah her şeye kadirdir. Çok bağışlayıcı ve merhametlidir.”(Mumtehine 60/7) Ne olursa olsun kişi Cenab-ı Hakkın ayetleri ile baş başa bırakılmalıdır. Akla gelen en kötü insan bile müslüman olabilir, düşmanlığı sona erdirebilir. Cenab-ı Hak kendisine yöneleni ve doğru davrananı yoluna kabul eder, kullarının sahibi O’dur, en büyük günahı bile af dilendiğinde bağışlar.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır