2. Bakara Suresi 117. Ayet

“Gökleri ve yeri, örneksiz yaratan O’dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi, onun için sadece “ol!” der; o şey oluşur.”(Bakara 2/117)

            “Gökleri ve yeri, örneksiz yaratan odur.”(Bakara 2/117)

            Allah-u Teala gökleri ve yeri ve tüm yarattıklarını her hangi bir örneği olmaksızın yaratmıştır. Bakara 117. ayette geçen; “bedi” ismi, Allah’ın örneksiz yaratması anlamına gelmektedir. Haşr suresinin 24.ayetinde geçen “Bari” ismi de yarattığı her şeyin birbirinden farklı yaratan anlamına gelmektedir. Yani yüce Allah hem yarattığı her şeyi birbirinden farklı yaratmış, hem de hiç biri birbirinin örneği olmamıştır.

            “Bedi” ismi insanlar için kullanıldığı zaman ise örneği ve benzeri olmayan varlık manasına gelir. Fakat bu kullanım bir noktaya kadar getirildikten sonra, bu kişileri ilahlaştırmaya kadar ilerlemektedir. Dolayısıyla böyle bir ismi insanlar için kullanmak doğru değildir.

            ” Bir şeyin olmasına karar verdi mi, onun için sadece “ol!” der; o şey oluşur.”(Bakara 2/117)

            Allah-u Teala herhangi bir işte karar verdiği zaman o işin olması için bir takım oluşum safhalar vardır. Allah-u Tealanın irade etmesi iki anlam içerir. Bunlardan birisi istek anlamında, diğeri ise karar anlamındadır. Örneğin; “Allah sizin tevbelerinizi kabul etmek ister ama arzularının peşine takılanlar, sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.”(Nisa 4/27) ayetteki irade Allah’ın isteği anlamında, “Gökler ve yer durdukça onlar da orada kalacaklardır. Rabbinin çıkaracakları başka . Senin rabbin ne dilerse onu yapar.”(Hud 11/107) ayetteki ise karar anlamındaki iradesidir.

            İnsanlar imtihan gereği  Allah-u Teala’nın isteği anlamında olan iradesine aykırı bir irade ortaya koyabilmektedirler: “Savaş alanında  düşmanı yere serinceye kadar hiçbir nebinin esir alma hakkı yoktur . Siz, hemen elde edeceğiniz bir mal istiyorsunuz Allah ise sonrasını istiyor. Allah güçlüdür, doğru karar verir.”(Enfal 8/67) ayette Allah’ın isteği ile müminlerinin isteğinin ters düştüğü görülmektedir. Allah-u Teala Bedir savaşında düşmanın kökünün kazınmasını istemiştir: “Bir gün Allah, o iki topluluktan birinin sizin olacağına söz vermişti. Siz güçsüz olanına hevesleniyordunuz. Allah ise verdiği sözler sebebiyle  hakkı ortaya çıkarmak ve o kendini doğrulara kapatanların  arkasını kesmek istiyordu.”(Enfal 8/7) Müslümanlar ise Allah’ın bu isteğine ters irade göstermiş, O’nun verdiği emre, koyduğu kurala aykırı davranmış ve sonuçta Cenab-ı Hak “kün/ol” emrini vermemiştir. Eğer Enfal 67. ayetteki kurala uygun davranmış olsalardı Müslümanlar, Uhud ve Hendek savaşlarına gerek kalmadan Mekke Müslümanların kontrolüne geçmiş olacaktı. Nitekim Allah’ın koyduğu kader de tam olarak budur. Yani Allah’ın her şey için koymuş olduğu yasasıdır. Eğer kişi bu yasaya uyarsa başarılı olur, eğer uymazsa Nebi de olsa o işi başaramaz. Enfal 7.ayette Allah müminlere söz verdiği için Bedir savaşını müslümanlar kazanmıştır. “Allah-u Teala şöyle buyuruyor: (Rumların yenildiği gün Allah’ın yardımıyla sevineceksiniz diye)  Allah önceden yazmış olmasaydı, aldığınız esirlerden dolayı başınıza büyük bir felaketin gelmesi kaçınılmazdı.”(Enfal 8/68)

            Cenab-ı Hakkın bir işe karar vermesinin de kuralı vardır. O kurallar oluşmadan Allah kararını ve ol emrini vermez. Bir şey üzerinde karar kıldıktan sonra “ol/kün” emri verdiğinde ise onun önüne geçilmez, o artık olacaktır. Fakat bu iş/şey hemen oluşmaz, çünkü Allah oluşum süreci için de bir kanun koymuştur. Her bir oluşum için de ayrı kurallar vardır, ona göre oluşumlar tamamlanmaktadır. Allah’ın ve insanın bir şeyi oluşturması farklı şeylerdir. Allah karar verdiği şey için ol der ve o şey oluşum sürecine girer. İnsan ise verdiği kararı ancak Allah’ın şartları oluşturmasıyla uygulayabilir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: ” Senin onlara nazik davranman, sadece Allah’ın sana olan ikramı sebebiyledir. Kaba ve katı yürekli olsaydın yanından dağılıp giderlerdi. Öyleyse kusurlarına bakma, onların bağışlanmalarını iste. Yapacağın işler konusunda görüşlerini al. Bir de karar verdin mi, yalnız Allah’ı kendine vekil et. Allah kendini vekil edinenleri sever.”(Ali İmran 3/159)

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır