2. Bakara Suresi 116. Ayet

“Allah çocuk edindi” dediler. Onun çocuğa ihtiyacı ne ihtiyacı olur! Göklerde ve yerde olan herşey onundur, hepsi ona boyun eğer.”(Bakara 2/116)

            Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Yahudiler; “Üzeyir Allah’ın oğludur ” dediler. Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu, dillerine doladıkları sözleridir. Önceki kâfirlerle aynı ağzı kullanıyorlar. Allah kahretsin onları! Bu iftiraya nereden sürükleniyorlar?”(Tevbe 9/30)

            Bakara 116. ayetteki “O’nun çocuğa ihtiyacı olmaz” ifadesiyle, çocuğun, insana hem yardımcı olması hem de soyunu devam ettirmesi sebebiyle insanın bir ihtiyacı olduğu gerçeği anlatılmaktadır. Oysa Allah’ın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Her şeyi yokken var eden, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah böyle şeylerden münezzehtir.

            Nebilerin ya da iyi insanların üzerine Allah’a ait bir takım nitelemelerin verilmesi inancı yaygındır. İnsanlar çok sevdikleri ve yüksek mertebede gördükleri bu kişileri kutsallaştırarak yarı insan yarı tanrı şeklinde tasavvur etmiş ve haşa yüce Allah’a gidecek bir merdiven olarak görmüşlerdir. Çok sevdikleri bu kişileri; Allah’ın yanına, yakınına, bir alt mertebesine alarak, tüm insanların evvelinde var olduğu iddialarıyla, onları ilahlar edinmektir ve bu durumun tam tanımı şirktir. Bu inanış Yahudi ve Hristiyanlarda olduğu gibi, mitolojide ve dünyanın değişik yerlerinde, değişik milletlerde görülmektedir. Hristiyan ve Yahudileri ya da diğer batıl din/inanç topluluklarını eleştirmek her müslüman için kolaydır, daha önemlisi ise Müslüman kimliği adı altında yapılan hataları görüp onları düzeltmektir. Günümüzde Müslüman kimlikli insanların, Muhammed aleyhisselam’a karşı kutsallaştırma çabaları sonucu insanların inanışlarında hakikat-i Muhammediyye adı altında bu eğilim görülmektedir.

            Bugün nebi-resulumuz için uydurulmuş bir kavram da “Hakikat-i Muhammediye” kavramıdır. Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisinde yayınlanan Hakikat-i Muhammediye inancı şu şekildedir: “Hakîkat-i Muhammediye varoluşun başlangıcıdır. Onunla Allah (Hakîkati Muhammediye’yle Allah), aynı gerçeğin ön ve arka yüzleridir. O, bütün nebilerin ve velilerin ledünni ve bâtınî bilgileri aldıkları kaynaktır. Hakîkat-i Muhammediye varoluşun başlangıcıdır. Onunla Allah aynı gerçeğin ön ve arka yüzleridir (Hâşâ). Allah’tan başka hiçbir şey yokken ilk defa hakikat-i Muhammediye var olmuş, bütün yaratıklar ondan ve onun için yaratılmıştır.” (Türk Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi cilt: 15; sayfa: 180)   Bu inanca karşı çıkanlar da aynı kitapta tenkit edilmektedir.

            Hakikat-i Muhammediye kavramı adı altında yapılan tanımın aynısı Hıristiyanlar tarafından İsa aleyhisselam için söylenmektedir. Yahudilerin nebileri aşağılaması hatta öldürmesi, Hıristiyanların İsa aleyhisselam’ı Allah’ın bir parçası sayması gibi bugün de Muhammed aleyhisselam inancında bozulmalar olmuştur. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Altından yapılmış bir evin olsa yahut gökyüzüne çıksan?  Bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe çıktığına da inanacak değiliz ya.” De ki: “Rabbime boyun eğerim; ben elçi olan bir beşerden başka neyim ki?”(İsra 17/93)

            Günümüzde üretilen bu şirk unsurları bulaşıcı hastalık gibi yayılmaktadır ve kimi kişilere Allah’ın oğludur yakıştırmasından bir farkı kalmamış hatta daha da ağırlaşmıştır. Görünürde güzel ama iç anlamı ile şirke dönüşmüş bir diğer kavram da “insan-ı kamil” ifadesidir. Savunucuları tarafından şöyle tarif edilir; “insan-ı kamil Muhammed’dir. Ama onun tarihi şahsiyeti değil. Adem balçık halindeyken nebi olan Muhammed. Varlığın hakikat gayesidir. Zira ilahi irade ancak onun aracılığıyla gerçekleşir. Eğer insan-ı kamil olmasa Allah bilinemezdi”Bu ifadelerle nebimizin daha ilk yaratılan insan  Adem aleyhisselam bile hayatta değilken var olduğu ve bir aracı olduğu iddia edilmektedir. Nitekim  Muhammed aleyhisselam, insan-ı kamil Oysa Allah-u Teala’nın bize bildirdikleri bunun tam tersi olarak şöyledir: “Muhammed sadece elçi­dir. Ondan önce de elçiler geldi, geçti. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz? Gerisin geri dönen, Allah’a zarar veremez. Allah şükredenleri ödüllendirecektir.”(Ali İmran 3/144)”Muhammed içinizden her hangi bir erkeğin babası değildir, ama Allah’ın elçisi ve nebîlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilir.”(Ahzab 33/40)

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır