Kur’an’ı Anlamak
Süleymaniye Vakfı > Sizden Gelenler
Tarih: 06 Ekim 2009 Tavsiye Et Yazdır

Kur’an’ı Anlamak

Kur’an hevâ ve heveslerimizle yorumlanan bir kitap haline gelmeden önce; Ehli kitabın kendi kitaplarını nasıl tahrip ettiklerinin üzerinde durur. Ve Allah’a teslim olmak isteyenleri uyarır. Kelimelerin yerlerini değiştirirsek nasıl anlam sapmalarına vesile olacağımızı ve yanlış bir tasavvurun yolunu tutacağımızı bize bildirir. Elçilerin getirdiği kitaplardan Bâtıni mesajlar anlamaya çalışmak (güya keşif yoluyla) kelimelerin ve vahyin anlamını değiştirir. Bunun da yoldan sapmak olduğunu, ters bir inşa sürecine başlayacağımızı bize bildirir. Hayali bir gerçekliğin peşinden koşmaya başlarız.

Kelimeler de bakteri gibi sonsuz çoğalma kapasitesine sahiptir. Yararlı bakteriler gibi zararlı bakterilerin de hışmına uğrayabilir ve tahribat sürecini tetikleyip kendi hayali tasavvurumuzu oluşturarak bu evrende yerini bulmasına vesile oluruz. Vebalini de üstlenerek… Bu evrende hiçbir şey zayi olmaz, açığı-gediği yoktur ki oradan çıksın.

VAHİY’le inşa olmak isteyen insan, kelimeleri RABBİMİZİN BİLDİRDİĞİ şekilde en yalın ve saf haliyle okuyunca her insanın anlayabileceği ve zihninde oluşturabileceği kapasitede Kur’an’ın kolaylaştırıldığını; herkesin de kendi anladığından sorumlu olduğunu görür. Kimseye kaldıramayacağından fazlasını yük olarak vermeyen Rabbimiz, bize verilenle mutmain olmamızı ister. Bir nevi haddimizi bilmemizi ister. Aynı zamanda hüküm çıkarmadan çalışmalarımızın da nasibini alacağımızı… Kendi çalışıp kazandıklarımızdan başkasına sahip olamayacağımızı da bildirir bizlere. Kısaca, Kur’an’la inşa olmamızı ister. Bizim kitaba uymamızı, kitabı kendimize göre uydurmamamızı ister.

Başkalarının kendi heva ve hevesleriyle “bana bildirildi”, “ben en iyisini anladım, size anlatayım” tuzaklarından insanı korumaya çalışır. Atalarımızın dinine uymamamızı tavsiye eder. Onların doğru yolda olup olmadıklarını bizim bilemeyeceğimizi ve herkesin kendinden sorumlu olduğu konusunda bizi defalarca uyarır.

Kuran’ı anlamanın sonu yoktur, sonsuzdur. Şöyle ki: Evren bizim için hazırlanmış nimetlerle doludur fakat bizim yiyebileceğimiz çok azla sınırlıdır. Evren sonsuz bilgiyle donatılmıştır, bizim anladığımız ise sınırlı. Evren tonlarca suyu bağrında taşır, bizim içtiğimiz ise sınırlı. Örnekleri istediğimiz kadar çoğaltmak mümkündür.

Allah hep sınırlılığımızı bilmemizi ve sadece O’na teslim olmamızı istemiş. Bizim keşfimiz bu yönde olmalı hayalin peşinde değil…

NOT: Abdülaziz hocama ve vakfınıza sonsuz teşekkür etmek isterim. Dersleriniz ve yazdıklarınız sayesinde -biraz da benim çabam- dayatılan din anlayışının beni rahatsız etmeye başlaması üzerine başlattığım yoğun çalışmalarımın neticesinde sizinle paylaştığım düşüncelerimin şekillenip aya yere sağlam basar hale getirdiğiniz için…

Mürüvvet ÇALIŞKAN

Ev Hanımı

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
2731 kez okundu
Kategorideki Diğer Yazılar:
Sıra     Yazı Başlığı Tarih    Okunma    
1 Kur’an-ı Kerim Işığında Ehl-i Kitabın Durumu 12.05.09 3102
2 Kur’an’ı Anlamak 06.10.09 2731
3 Âdem Aleyhisselam ve Cennet 06.10.09 4964
4 İslam Kavramı 06.10.09 2937
5 Mektuplar – Cengiz Guseynov 19.10.10 1170
6 Tevessül 19.10.10 2269
7 Temizlik ve İnşa Projesi 24.11.10 1046
8 Mektuplar – Cengiz Guseynov(4. ve 5. Mektuplar) 22.01.11 1138
9 Tasavvufta Temellendirme Sorunu 03.02.11 2727
10 Türkiye’de Din Eğitimi-Öğretimi ve Gerçekler 21.07.11 6757
11 İman Edenler Hep Az Sayıdadır 18.10.11 545
12 İnsan Azar Kendini Yeterli Gördüğünden 01.11.11 301
13 Dini Bilginin Kültürel Anlamda Oluşum Süreci 10.11.11 766
14 Gökyüzünün Tabakaları 12.01.12 120
15 Yeryüzünün tabakaları(katmanları) 12.01.12 220
16 Yaşam ve Yaratıcılık 17.05.10 1430