10 Kasım 2009

Fıtır Sadakası (Fitre)

Sözlükte ‘yaratmak’, ‘icat etmek’, ‘kesmek’ manalarına gelen fatr kökünden türeyen fıtr kelimesi oruca son vermeyi, orucu açmayı (iftar) ifade eder. Ramazan ayını yaşamanın, onun mükâfat ve bereketinden faydalanmanın bir şükran belirtisi olarak verilen sadakaya sadaka-i fıtr denir. ((Yunus Vehbi Yavuz, “Fitre”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 1996, c: 13, s: 160.)) Kelime Türkçede fitre olarak kullanılmaktadır.

Fıtır sadakası, Ramazan orucunun farz kılındığı hicri ikinci yılda farz kılınmıştır. Peygamberimiz fıtır sadakasını 1 sa’ / ölçek (yaklaşık 3 kg.) hurma veya 1 sa’ / ölçek arpa olmak üzere kadın, erkek, hür ve köle her müslümana farz kılmıştır. [1] Ebu Said el-Hudri’den gelen bir rivayet ise şöyledir:

“Biz Peygamber devrinde fitreyi yiyecek maddelerinden 1 sa’ olarak verirdik. O zaman bizim yiyeceğimiz arpa, kuru üzüm, hurma ve yağı alınmış peynir idi.” [2]

Hadislerde sadaka-i fıtrın miktarı, buğday, arpa, hurma veya üzümden bir sâ’ (Hz.Peygamber döneminde kullanılmakta olan bir ölçü birimi olup yaklaşık 3 kg) olarak belirlenmiştir. Sadaka-i fıtrın bu sayılan maddelerden belirlenmesi, o günkü toplumun ekonomik şartları ve beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır. Buna göre her Müslüman kendi yöresinde en çok tüketilen temel yiyecek maddesi üzerinden fitre vermelidir.

Fıtır sadakasının maddi manevi birçok hikmeti vardır. Bu konuda Peygamberimizden nakledilen rivayet şöyledir:

“Resulullah fitreyi, oruç tutanı anlamsız ve çirkin davranışlardan temizlesin; muhtaçlara da yiyecek bir lokma olsun diye farz kılmıştır.” [3]

Fıtır sadakasında zekâtta olduğu nisap miktarı mala sahip olma şartı yoktur. Ramazan ayında oruç tutmaya gücü yeten zengin fakir her Müslümanın fitre vermesi gerekir. Buna fitre alma durumunda olan fakir Müslümanlar da dâhildir. Bu sayede her Mü’min, muhtaç durumda olan diğer Mü’min kardeşlerine yardım etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşar.

Her bir Müslüman, fitre verirken kendi çevresinde yaşayan bir yoksulu (miskini) bir gün doyuracak miktarda yiyeceği ölçü almalıdır.

Fitre vermekle yükümlü olan bir kişi –şayet maddi imkânı müsaitse- bakmakla yükümlü olduğu ana – babası, eşi ve çocuğu için de fitre verebilir.

Fitrelerin en geç bayram namazı vaktine kadar ödenmesi gerekir. Bu konudaki hadisler, fitrenin, bayramın birinci günü sabah namazı ile bayram namazı arasındaki vakitte verilmesinin uygun olacağını belirtse de fakihler, muhtaçların lehine olacağını düşünerek bayramdan bir kaç gün önce de verilebileceğini söylemişlerdir.

Fitre muhtaç durumda kalmış olan kimselere verilir. Bunu veren kişinin içten niyet etmesi yeterlidir. Fitreyi verirken “bu benim fitremdir” demesine kesinlikle gerek yoktur. Hatta alan kişiyi üzeceği için bundan özellikle kaçınmak gerekir. Fitre alan kişinin aldığı şeyin fitre olduğunu bilmesi gerekmediği gibi, fitre aldığından dolayı yapması gereken herhangi bir görev de yoktur.

Ramazan ve Oruç, Süleymaniye Vakfı Yayınları, İstanbul, 2009, s: 44-46.

[1] Buhari, Zekat, 70; Müslim, Zekat, 12.
[2] Buhari, Zekat, 74.
[3] Ebu Davud, Zekat, 17; İbn Mace, Zekat, 21.

Bu yazı 45110 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org