Yorumlarınızı bize ulaştırabilirsiniz... Sorularınızı bize bu kısımdan ulaştırabilirsiniz Sitemizi arkadaşlarınıza tavsiye edin Vakfımıza ulaşabilmeniz için erişim bilgilerini görebilirsiniz Her türlü düşünceye ulaşabilmeniz için yararlı birkaç link Site bölümlerini daha rahat görebilmek için site haritamıza bakabilirsiniz Tüm yapıcı yaklaşımlarınız için tıklayın!
Vakıf Senedimiz Vakıfımızın çalışmalarında uyguladığı metod Vakfımızın amacı Anasayfaya dönmek için tıklayın
Ana Menü
· Anasayfa
· Kitap Download
· Araştırmalar
· Fetvalar
· İslam İktisadı
· Kur'anda Peygamberler
· Tartışmalar
· Düşünce Platformu
· Alevilik
· Araştırmacılar
Sipariş
· Kitap Siparişi için tıklayın
Nikah/Evlilik
· Velisiz Nikah Olur mu?
· Nişanlıların Nikahı
· Nikahın Denetlenmesi
· Nikahta Velinin Yeri
· İmam Nikahı İle İlgili Sorular
Yeni Fetvalar
  · Günümüzde İslam anla...
  · Bir TV kanalında çık...
  · Kadınlar gusül abdes...
  · İmam nikâhında kızın...
  · Gerdek gecesi kılına...
  · Haceru’l- Esved’e ya...
  · Diz üstü bilgisayarl...
  · Şeytan akılsız bir v...
  · Bilindiği üzere ziki...
  · Uzun bir zamandır ok...
  
ZİYARETÇİ DEFTERİ

Ziyaretçi defterimizde toplam 550 mesaj var.

Deftere Mesaj Yazın


(1) 2 3 4 ... 19 »
YazanÇizgi halinde
Mehmet








 550) Bir Teşekkür Yazısı

Ben bu siteye ve www.kurandersi.com sitesine sürekli girer, takip ederim. Gönderdiğim her soruya, her talebime hemen karşılık gelir. Zaten hocamın bütün kitaplarını aldım, okudum. Çevremdeki herkese verip okumalarını istiyorum.

Rabbim burada emek harcayan, göz nuru döken herkesten razı olsun.

 2008/4/23 18:00Mehmet adlı kişiye mail gönder
Mehmet Oğur








 549) Tebrik

Süleymaniye Vakfı'nın çalışmalarını ilgiyle takip ediyorum. Sitenin özellikle Fetvalar bölümü hoşuma gidiyor. Sorulara verilen cevaplar hem gayet anlaşılır bir dille ifade ediliyor hem de delilleri gayet sağlam. Bu açıdan diğer sitelerden gözle görülür bir şekilde farklı... Diğer sitelerdeki cevaplar resmen kopyala-yapıştır! Hiçbir orjinallikleri yok.

Bu farkı bizlere hissettirenlere, Süleymaniye Vakfı çalışanlarına can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Allah ilminizi artırsın. Rabbim her daim yanınızda olsun...

 2008/3/8 10:35
İbrahim Tanışman








 548) Teşekkür

Selamun Aleykum Hocam,

Öncelikle böyle bir site oluşturup bizleri bilgilendirdiğiniz için Allah razı olsun. Bu konuda sizi ve orada bu çalışmalara katkıda bulunanları tebrik ediyorum.

Yazılarınızı uzun süredir takip ediyorum. Yazdığım maillere de cevap veriyorsunuz. Beni ve arkadaşlarımı aydınlatıyorsunuz çok teşekkür ederim. Maillerime verdiğiniz cevaplar benim için çok aydınlatıcı ve bilgilendirici oluyor. Hurafelerden ve uydurmalardan arındırılmış bir din olgusunu temiz bir şekilde bizlere anlatıyorsunuz. Sağ olun…

Siz ve sitede emeği geçenler... Temennim sizin ve sizin gibi bu düşüncede olanların artması, değişik vesilelerle bizlere aydınlatıcı bilgiler sunması...

Sizin de yazılarınızda belirttiğiniz gibi olay basit… Bazılarının kurulu bir düzeni var ve bunu kendi maniple ettikleri yargılarla, sözlerle ayet ve hadisleri kendi yönlerinde tevil ederek besliyorlar. Dosdoğru ve akl-ı selimin doğrultusunda ayet ve hadislerin anlaşılmasını savunanları bastırmaya çalışıyorlar, görmezden geliyor, kendi kabuklarına çekiliyorlar. Kendi saltanatlarının devamını sağlamak için taraftar toplayıp dini hurafelerle dolduruyorlar.

Bu meyanda bizleri aydınlattığınız için siz ve ekibinize teşekkürü bir borç bilirim. Allah (cc) siz ve sizin gibileri arttırsın, ümmete doğru yolu göstersin.. Amin

 2008/2/10 22:05İbrahim Tanışman adlı kişiye mail gönder
Musa Bilgin








 547) Siteniz

Sitenizi ziyaret ettim, samimi ifadelerimle belirtmeliyim ki çok beğendim. Nedeni sünnet ehli olması ve hurafelerden arınarak hikmet ve hak olan KUR'AN-I KERİM'in hakikatlerini anlatıp doğru bilinen yanlışların delillerle anlatılmasıdır.

KUR'AN'ı anlamak ve ALLAH'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyen biri olarak sitenizden çok faydalanıyorum. KUR'AN'ı Türkçe okuyup kaynak kitaplardan da araştırmalar yaparken sitenizi de kaynaklarıma ekledim.

ALLAH emeği geçenlerden razı olsun.

 2008/1/12 11:31
Mehmet Öz








 546) Tebrik

Hocam uzun zamandır okumaya çalışıyorum sizi, lakin geç kaldığımı da düşünüyorum. Fikirlerinizi okudukça vicdanen rahatlıyorum. Sağ olun var olun. Allah sizi ve çalışmalarınızı bu ümmetten eksik etmesin. Allah'ın ayetlerini yazıp örneklemenize rağmen nasıl da direniyorlar Kur'an'a karşı, anlamak mümkün değil! Ve hep aynı şeyler.

Olayı biraz da inancın dışına çekmede fayda var sanırım. Kurulu bir saltanat var. Ve tahtlarında oturanlar. Elbette istemeyeceklerdir oralardan ayrılmayı. Zevkü safayı. Ümmetin zekâtıyla beslenmek kolaylarına geliyor sanırım.

Baki selamlar… Allah'a emanet olunuz. Herşey Allah için… Onlar bilmese de.

 2008/1/8 20:19
Muhammet








 545) Muhammed Ebu Zehra

Muhterem Hocam,

Öncelikle selam ve hürmetlerimi sunarım.

Muhammed Ebu Zehra ve Zehretü't Tefasir İsimli Tefsiri'ni Doktora tezi olarak incelemekteyim. Fikir ve görüşlerinizi yıllardır takip eden bir öğrenciniz olarak bu hususta tavsiye ve yardımınızı bekliyorum..

Dua ile

 2007/12/29 16:33Muhammet adlı kişiye mail gönder
Editör








 544) Mehmet Akif (2)

Getirin Mağrib-i Aksâ'daki bir müslümanı;
Bir de Çin sûrunun altında uzanmış yatanı;

Dinleyin her birinin rûhunu: Mutlak gelecek,
"Böyle gördük dedemizden!" sesi titrek, titrek!

"Böyle gördük dedemizden!" sözü dînen merdûd;
Acabâ sâha-i tatbîki neden nâ-mahdûd?

Çünkü biz bilmiyoruz dîni. Evet, bilseydik,
Çâre yok gösteremezdik bu kadar sersemlik.

"Böyle gördük dedemizden!" diye izmihlâli
Boylayan bir sürü milletlerin olsun hâli,

İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!
Yoksa, bir maksad aranmaz mı bu âyetlerde?

Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur'ân'ın:
Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz ma'nânın:

Ya açar Nazm-ı Celîl'in, bakarız yaprağına;
Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyle bilin,
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için!


Mehmet Akif ERSOY, Safahat: Süleymaniye Kürsüsünde



 2007/12/28 11:31Editör adlı kişiye mail gönderWebsiteyi ziyaret et
Editör








 543) Mehmet Akif

1. “Eğer İslam’dan maksat Kur’an’sa, ortada İslam diye bir şey olmadığını söylemek durumundayız. Çünkü Kur’an bugün göklere çekilmiş ve yeryüzündeki İslam’ın onunla ilgisi kalmamıştır.”

2. "Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı,
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı."

3. "İnmemiştir hele Kur’ân, şunu hakkıyla bilin:
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!"


Kur'an merkezli bir hayat yaşamayı ve bu uğurda mücadele vermeyi kendisine düstur edinen büyük şair Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle anıyorum... Allah taksiratını affetsin… Mekânını cennet eylesin...

"...Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin." (Haşr, 59/10)

 2007/12/28 9:34Editör adlı kişiye mail gönderWebsiteyi ziyaret et
Muhammed Bulut








 542) Dünya Hayatı

Madem dünya hayatı bu kadar kötü, kendisinden uzak durulması gereken bir şey NİYE DÜNYA HAYATIMIZ VAR VEYA NİYE DÜNYADA YARATILDIK? İşte bu zihniyet Müslümanları DÜNYA hâkimiyetinden bir süre sonra mahrum bıraktı. Oysa Kasas suresinde kavmi Karun'a nasihatte bulunurken: "Dünyadan nasibini unutma ama Allah'ın sana ahirette vereceklerini de iste."

Başka bir ayette de Allah yeryüzünde ne varsa hepsini insan için yarattığını ve hatta insana boyun eğdirdiğini söyler...

Dünya ve ahiret yaşamı iki kanadı olan kuş gibidir, bir kuş ancak iki kanadıyla uçabilir, ahiret, dünya hayatının devamıdır ve ancak dünya hayatı kaliteli olanın ahireti kaliteli olabilir...

Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun

 2007/12/26 10:50Muhammed Bulut adlı kişiye mail gönder
Gökhan K.








 541) Cici Dünya

"Kesin olarak göreceksin; onlar, insanlar arasında yaşamaya en düşkün olanıdır. Müşriklerden de düşkündürler. Her biri şunu ister; keşke ömür bin seneye çıkarılsa. Onlara o kadar ömür verilse bile, bu onu o azaptan kurtaramaz ki. Onlar ne yapsalar Allah görür." Bakara 96.

Ve Cibril aleyhisselam bin seneye yakın bir ömür geçiren Nuh aleyhisselam’a sorar: "Ey Nuh, Dünya hayatını nasıl buldun?" Nebi cevap verir: "Vallahi dünya hayati iki kapısı olan bir evden farksızdı. Bir kapıdan girdim ve (apar topar) öbür kapıdan yine çıktım."

Ve Allah, Musa aleyhisselam’a şöyle bir uyarıda bulunmuştur: "Ey Musa, kıyamet (hesap) günü karşıma getireceğin en büyük günah dünya hayatına olan sevgin olacaktır."

Bununda aslı yoktur, diyenler olabilir tabi. Bunun tarikatların uydurmasıdır diye düşünenlerin olduğuna kendim şahit oldum. İbn Kayyım bu konuda şöyle söylüyor: "Nasıl oluyor da bazı insanlar dünya sevgisinin bir günah olmadığını iddia edebiliyor. Var olan bütün büyük günahların sebebi zaten dünya sevgisinden kaynaklanmıyor mu?"

Musa as, bir elçi, bir Nebi: Üstü açık Mercedes ve acılı Adana kebabının olmadığı bir zamanda böyle bir uyarı almıştır. Ensardan bir kadının Efendimize yerde yatarken sırtı ağrımasın diye getirdiği örtü olayı herkesçe bilinir. "Dünyanın Allah katında bir sineğin kanadı kadar değeri olsaydı, nankörlere bir damla su dahi verilmezdi" hadisi de bilinir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabesi bir hayvan leşinin yanından geçerken sorusu üzerine sahabe: "Ey Nebi, bu leşin sahibi için değersiz olduğunun delili, bir çöp gibi ortalığa atılmış olmasıdır." Nebi; "İşte dünyanın Allah katındaki değeri de budur." hadisinin bilinmesi dahi bir takım insanlara herhangi bir şey ifade etmiyor.

Neden etsin ki? Bugün Maşaallah bir elinde patates cipsi, bir elinde Cola hem de vanilyalı, Televizyonun altında üst üste dizilmiş bir DVD, bir Reciver, hatta bugünkü TV`lerde ekranı dörde bölebiliyorsun. Aynı anda bir futbol maçı bir dizi bir film izlenebiliyor. Her şey mevcut Eudzubillah. Ondan sonra bu hadisler uydurmadır bunlar tarikatların uydurmasıdır diye jest yapmak bence hiç akıllıca değil.

 2007/12/24 13:11Gökhan K. adlı kişiye mail gönder
Mustafa Çavdar








 540) Bayram Mesajı

Vakfımızın başkanı Sayın Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Hoca'nın, emeği geçen bütün hocalarımızın, personelinin ve bütün MÜSLÜMANLARIN kurban bayramlarını kutlar ve nice güzel bayramlar geçirmemizi dilerim.

 2007/12/21 21:37Mustafa Çavdar adlı kişiye mail gönder
MEHMET ALI KULAT








 539) KURBAN BAYRAMI

Huccâc-ı kirâm’ın “lebbeyk” sadâlarıyla emr-ı rahmân’a koştukları hacc-ı mebrur’un hıtâmında kurbiyet ifadesi kurbanlarını kestikleri dakikalarda, aynı gönül beraberliğinin ifadesi olarak dünyanın dört bir yanında kurbanlarıyla kurbiyet-ı ilâhî arayan Müslümanların... Yine dünyanın dört bir yanında şahadetle, zulümle, acıyla kurbıyet-ı ilâhîyı yaşayan Müslümanların kurban bayramlarını “bayram-ı hakîkî olan rızâyı ilâhîye erme” dilek ve temennisiyle kutlar, hayra, yumne ve berekete vesile kılmasını rabb-ı rahîm’imden niyaz ederim.

 2007/12/18 14:09MEHMET ALI KULAT adlı kişiye mail gönderWebsiteyi ziyaret et
Mmsctn








 538) Bilgi

Bir Müslüman devamlı dikkatli olmalı. Arı gibi çalışmalı. Dinini iyi anlamalı ve uygulamalı. Çünkü şeytan da doğru yol üzerinde. Ben de klasik yoldan dini bilgileri edindim ama bazen boşta kaldım. O yüzden kişisel gelişime yöneldim. Daha sonra ondan da sıkıldım çünkü beni tatmin edemedi. Ne kadar şanslıyım ki; devamlı doğru kişilere ve adreslere ulaştım. Peygamberimizin de veba hutbesinde dediği gibi; Allah’ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve peygamber Sünnetine sarılmak bizi selamete ulaştıracak.

 2007/12/6 22:23Mmsctn adlı kişiye mail gönder
Mehmet








 537) Evliyaullah Yalanı

Biz müslümanların önündeki en önemli tehlike, beşerden birilerini haddinden fazla önemsememiz, söylediklerini emir telakki etmemiz. Bir müslüman düşünün ki veliyyullah dediği birinin hiç bir sözünü tartışmıyor, olduğu gibi kabul ediyor. Allah korusun bunun adı ŞİRK’tir.

Sonra kardeşim, Allah velilerinin tarifini Kuran da yapıyor: Yunus/62-64. Tabii birileri Allahın kelamını bir kenara bırakıp safsataların peşine düştüğünden Zikr’den, vahiyden haberleri yok.

 2007/11/12 18:09
İsmet








 536) Düzeltme

Aşağıda, ayetten sonra yer alan yazı bana ait değildir. Elmalılı Hamdi Yazır'ın Tevbe suresinin 31. ayetinin tefsirinden alıntı yaptım. Yani o yorumlar bana değil; Elmalılı'ya ait. Tabiiki ben de katılıyorum bu yorumlara... Fakat aşağıda bunu belirtmeyi unuttuğum için özür dilerim.

Editör uyarmadan ben kendim düzelteyim dedim :)

 2007/11/12 15:33İsmet adlı kişiye mail gönder
İsmet








 535) Lütfen Dikkat!

Tevbe suresinin 31. ayetinde Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Onlar, Allah'tan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir.”

… Herhangi birini rab edinmiş olmak için behemahal ona "rab" adını vermiş olmak şart değildir. Allah'ın emrine uygun olup olmadığını hesaba katmayarak, onun emrine uymak ve özellikle de dinin hükümlerine ait olan hususlarda onu kural koymaya yetkili sanıp ne söylerse, ne emrederse doğru farz etmek, ona uyduğu zaman Allah'ın emrine ters düşeceğini düşünmeden hareket etmek, onun emirlerini taparcasına yerine getirmek onu rab edinmek ve ona tapmak demektir.

Allah'ın emirlerini gözardı ederek âlimlerde velev cüz'î bir hüküm vazetme yetkisi bulunduğunu, hatta bir zerrenin bile hükmünün yerini değiştirmeye yetkili olduklarını kabul ve teslim eylemek Allah'dan başkasına bir rablık hissesi vermektir, onları "min dûnillah" (Allah'ın gerisinde) rab edinmektir. Şeytanlara, Tağutlara, Nemrudlara, Firavunlara, putlara ve evsâna tapmak nasıl bir şirk ve küfür ise âlimlere de haddinden fazla kıymet vermek öyledir.

Mesela; doğruyu yanlışı, hakkı batılı ayırmaksızın hak ilminin gereği olmayan fikirlerini, sözlerini, hakkın emrine dayanmayan, ondan kaynaklanmayan şahsi görüşlerini, istek ve arzuya dayanan keyfi fetvalarını ve iradelerini üstün tutmak, sanki onlarda Allah'ın haram kıldığını helâl, helâl kıldığını da haram kılma yetkisi varmış gibi, hakkı değiştirebilecek bir hakları varmış gibi, kasıtlı sapıklıklar şöyle dursun, Allah'ın emrine aykırı olduğu açık olan hatalarına bile itaatı caiz görmek, hasılı Allah bu konuda ne buyuruyor, diye düşünmeden, Allah'ın emrine uymak gerektiğini hesaba katmadan, onlara itaat dahi öyle bir şirk ve küfürdür. Allah'ı bırakıp başkalarına tapmak demektir.

Maalesef Yahudiler ve Hıristiyanlar işte böyle yapmışlardır: Ahbâr ve Ruhbanlarını Rab edinmişlerdir. Onlara gerçekten Rab dememişlerse bile Rab yerine koymuşlardır. Dinde hüküm koyabilme haklarının olduğuna inanmışlardır. Hele Hıristiyanlık tarihinde ruhban sınıfının kutsal tanınması ve papaların hata etmez sayılması daha fazla resmiyet kazanmış olan çok açık bir durumdur.

 2007/11/12 14:08İsmet adlı kişiye mail gönder
Mehmet








 534) Düşman İyi Bilinmeli

''Sizler doğru yol üzerinde olursanız sapanlar size zarar veremez'' diyor Kitap. Hal böyleyken bana ne 3-4 dinsiz imansızın saçmalıklarından. Ama dinin içinde birileri hurafeleri, zırvalıkları din gibi öğretiyorsa -somut olarak kimseyi kastetmiyorum- biz müslümanların buna itiraz hakkımız olur.

Unutmayın ki iman dairesi içindeki münafıklar din bezirganları iman dairesinin dışındakilerden bin beter.

 2007/11/9 18:48
Gökhan K.








 533) Sayın İbrahim Demirci

yaziyaz.com form sitesinde bu gibi olaylarla çok karşılaştım. İki üç arkadaş, ateistlerin iddialarına elimizden geldiğince cevap vermeye çalıştık. Bir yahudi şöyle demişti: "Burada o kadar aşırı dinci var ki kendi görüşlerimizi açıklamaya korkuyoruz."

Bir diğeri imanın bir kafes olduğunu iddia ediyor, diğeri “Allah yarattığını ateşe atmaz” diyor. Belki birileri tutar da anlar diye çok uğraştık fakat nafile. Ve Elhamdülillah bir kardeşimizden şu tenkidi aldık:

Nisa 140: “O, size kitapta “Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, başka bir söze geçmedikçe, onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah münâfıkları ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.”

En’âm 68: “Âyetlerimizi çekişmeye dalanları görünce, başka bir zırvaya dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. Eğer şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık zulmedenlerle birlikte oturma. Sakınan kimselere onların hesaplarından bir sorumluluk yoktur. Fakat bir hatırlatmadır; belki sakınırlar."

Son cümlelerimden biri şuydu: "Şayet Allah, ne bir Peygamber ne de bir Kitap yollamış dahi olsaydı yine de sizin hor ve hakir gördüğünüz insanların yanında yer almaktan şeref duyardım."

Sayın İbrahim Demirci, Allah mekânınızı Cennet etsin. Bence biz burada birbirimiz ile uğraşmıyoruz zaten. Nebi (sav) şöyle buyurur: "Bu din, bir tavsiyedir." Hizmetimiz bu olsun inşâallâhuteâla. Fakat hizmetimizin yani dinimizin ayakta durabilmesi bidatler ile değil Allah’ın emirleri doğrultusunda olmalıdır. Yani bazen pirincin taşını ayıklamak gerekir.

 2007/11/8 20:57Gökhan K. adlı kişiye mail gönder
İbrahim Demirci








 532) Kime Hizmet Ediyoruz

s.a.

Tüm arkadaşlara şunu derim ki bizler birbirimizle uğraşacağımıza İslam düşmanlarıyla uğraşalım. Siz bunlarla uğraşırken onlar sitelerinde bayram ediyorlar ve diyorlar ki "vah şu aptal müslümanları birbirine düşürmek için ne yapalım."

Açın okuyun İslam düşmanı siteleri irtica.com, islam pencereleri goc.... Daha niceleri... O sitelerin eleştirilerine cevap verin, birbirimizi eleştireceğine. Bediuzzaman'ı eleştirip de elinize ne gececek? İrtica com da eleştiriyor. Onlar da haklı o zaman Fetullah Hoca'nın resmini canavar resmi olarak site yapmış, "şeriatı getirecek" diyor. Davamız ne davası biri bana açıklasın.

Selamlar

 2007/11/8 16:09İbrahim Demirci adlı kişiye mail gönder
Mustafa Çavdar








 531) Bayram Mesajı

Vakfımızın başkanı Sayın Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Hoca'nın, emeği geçen bütün hocalarımızın, personelinin ve bütün MÜSLÜMANLARIN Ramazan bayramlarını kutlar ve nice güzel bayramlar geçirmemizi dilerim.

ALLAH'A emanet olun.

 2007/10/12 11:21Mustafa Çavdar adlı kişiye mail gönderWebsiteyi ziyaret et
Editör








 530) Bayram Tebriği

Ramazan-ı Şerif bayramınızı en içten duygularımla tebrik eder, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ederim.

Bu vesile ile sizlerle Yahya Kemal Beyatlı'nın "Süleymaniye'de Bayram Sabahı" başlıklı meşhur şiirini paylaşmak istiyorum:


SÜLEYMÂNİYE'DE BAYRAM SABAHI

Artarak gönlümün aydınlığı her sâniyede,
Bir mehâbetli sabâh oldu Süleymâniye'de.
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mâvileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her ân aradan.
Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir.
Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garib âlem bu!..

Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, îlâhi yapıya.
Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.

Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
Adamış sevdiği Allâh’ına bir böyle yapı.
En güzel mâbedi olsun diye en son dinin
Budur öz şekli hayâl ettiği mimârinin.
Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
Seçmiş İstanbul’un ufkunda bu kudsi tepeyi;
Taşımış harcını gazîleri, serdâriyle,
Taşı yenmiş nice bin işçisi, mimârıyle.
Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,
Tâ ki geçsin ezeli rahmete rûh orduları..
Bir neferdir bu zafer mâbedinin mimârı.

Ulu mâbed! Seni ancak bu sabâh anlıyorum;
Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum;
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
Senelerden beri rü'yâda görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.
Dili bir, gönlü bir, imânı bir insan yığını
Görüyor varlığının bir yere toplandığını;
Büyük Allâh’ı anarken bir ağızdan herkes
Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses;
Yükselen bir nakarâtın büyüyen velvelesi,
Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!

Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
Dinliyor vecd ile tekrâr alınan Tekbîr'i;
Ne kadar sâf idi sîmâsı bu mü'min neferin!
Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin?
Tâ Malazgird ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,
Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,
Çok büyük bir işi görmekle yorulmuş belli;
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;
Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o,
Görünür halka bu günlerde tesellî gibi o,
Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,
Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.

Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,
Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
Çok yakından mı bu sesler, Çok uzaklardan mı?
Üsküdar’dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?
Bursa'dan, Konya'dan, İzmir’den, uzaktan uzağa,
Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;
Şimdi her merhaleden, Tâ Beyazıd'dan, Van'dan,
Aynı top sesleri birdir geliyor her yandan.
Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!
Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,
Dinliyor hepsi büyük hatıralar rüzgarını,
Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.

Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
Kosova’dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul’dan..
Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;
Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?
Son hudutlarda yücelmiş sıra-dağlardan mı?

Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar'dan mı? Tunus’tan mı, Cezâyir'den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?

Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.
Çok şükür Tanrıya, gördüm, bu saatlerde yine
Yaşayanlarla berâber bulunan ervâhı.
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.

 2007/10/11 11:36Editör adlı kişiye mail gönderWebsiteyi ziyaret et
İsmet








 529) Tebrik

Tüm kardeşlerimin Ramazan bayramını en samimi duygularımla tebrik ediyorum. Allah bizleri daha nice Ramazanlara ulaştırsın inşallah.

Bu vesile ile geçen günlerde verdiğimiz 13 şehidimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimize ve ölmüş tüm müslüman kardeşlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Allah taksiratlarını affetsin, mekanlarını Cennet eylesin inşallah.

İyi bayramlar...

Allah'a emanet olunuz.

 2007/10/10 10:46İsmet adlı kişiye mail gönder
Çelebi








 528) Kur'an ve Astronomi

Bir süredir bu siteyi takip etmekteyim. Bazen Ziyaretçi Defterini de okuyorum ama ayın yarılması ile ilgili yazıları okuyana dek mesaj yazmayı düşünmemiştim. Ancak bu konu gündeme gelince yazmak istedim çünkü astronomi sayesinde daha doğrusu astronominin bulgularının önceden Kur'an'da bildirildiğini yine Kur'an'dan okumam sayesinde Kur'an'ın Kelâmullah olduğuna iman ettim. Öncesinde ise diğer bazı ziyaretçilerin “maneviyat âleminin uluları” diye andıkları kişilerin, bu kişilerin takipçisi olduğunu söyleyenlerin düşünceleri yüzünden sarsılmış ve manevi bir boşluğa düşmüştüm. Kur'an'ın Kelâmullah olduğuna iman ettikten sonradır ki İslam’ı öğrenmenin tek ve en iyi yolunun Kur'an olduğunu gördüm. Önceden okuduğum bazı düşüncelerin Kur'an'a dayandığı iddiasının ise boş olduğunu gördüm.

Yine astronomiden devam edecek olursak bir Cuma'da vaiz, kayan yıldızların cinlere atılan taşlar olduğunu, astronomların bunların atmosfere giren göktaşlarının yanması olduğunu söyleyerek günaha girdiğini anlatıyordu. Kur'an'da elbette haber çalmaya çalışan cinlerin taşlandığı yer alır ve buna iman ederiz ama bunun kayan yıldızlar olduğuna işaret eden bir şey yoktur. Eğer bu kayan yıldızlar cinlere atılan taşlar ise cinlerin astronomlara "Şu gün şu saatte göğün şu tarafında Allah bizi taşlayacak" diye haber verdiğine de inanmamız gerekir çünkü astronomların dediği an ve yerde yıldız kayması gözleniyor.

Şakk-ı Kamer de benzer bir iddia ne yazık ki. Çünkü elimizde ki bilgilere göre böyle bir olay şu ana dek yaşanmış değil. Bu tür iddiaların sebebinin peygamberimizin tek mucizesi olan Kur'an'ın ne kadar büyük bir mucize olduğunu kavrayamamaktan doğduğunu düşünüyorum. Hepimiz Hz. İsa'nın körlerin gözünü açtığına, ölüyü dirilttiğine Kur'an'da yazdığı için inanırız ama yaşayan altı milyar insandan hiçbiri gözüyle bu olayları görmemiştir. Oysa Kur'an, her daim var olan bir mucize olarak aramızdadır. Ama galiba "Tecvitli okuyayım", "Ben anlayamam, büyüklerimin anladığını anlamaya bakayım", "Ölümüzün kırkı olsun da okuyayım" diye diye Kur'an'ın mucizeliğini çoğumuz unuttuk. Peygamberimiz ahirette "Benim kavmim Kur'an'ı devre dışı tuttu" diye boşuna şikayet etmeyecek. Ben o şikayete muhatap olmamaya çalışıyorum. Sanırım pek çok kişiden eleştiri gelecek ama artık başka yazı yazmayacağım. Bu yazı da o yüzden böyle uzun oldu, inşallah yayınlanır.

Son sözüm şudur ki: Müslümanlar Allah'ın elçilerinden başka insanları ve Allah'ın kitabından başka kitapları kutsal saydığı sürece her iki dünyada da kurtuluşa eremezler.

 2007/10/7 17:06Çelebi adlı kişiye mail gönder
Gökhan K.








 527) Hadisleri Kur'an'a Düşman Kılmamak Lazım

Sayın Muhammed Bulut’un yazdığı mesajda açıklayıcı olmaktan çok eleştirici bir uslub kullandığı dikkatimi çekti. Ne gibi bir hata yaptığımı anlayamamış olsam da belki bazı insanlar tartışma fırsatı kollayan bir karaktere sahip olabilirler diye düşünüyorum. Umarım yeni bir tartışma konusu olmaz.

Ayın yarılması olayının "kıyamet" ile alakalı olduğundan geçmişte yaşanan bir olay olamayacağını belirtildiğini algıladım. Kıyamet alametleri (eshratu saat) ile ilgili hadisleri ele aldığımızda Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin de dünyaya gelişinin bir kıyamet alameti olduğu açıkça görülebilir.

"Kıyamete Kur’an saat ismini koymuştur."

Kimsenin vaktini kelime oyunları ile almak istemem fakat Türkiye’nin koyduğu kıyamet kelimesinin aslında yok oluş olmadığı, bir hesaplaşma olduğu ve bu kelimenin dünyanın yok oluşu ile değil, hesap günü, din günü, öbür dünya diye de bilinen mekân olduğunu hatırlatmakta fayda var belki.

"Allah'ın emirlerini dikkate almayanlar, sırf bu emirlerden kaçmak için dinin söylediğiyle kendilerininki uygun düşse de bundan kaçınırlar."

Müşriklerin gizlice Kur’an’ı dinlemekten kendilerini alıkoyamadıklarını lütfen hatırlayalım.

Seyyidina Ebu Bekir’in sorgusuz sualsiz Allah’a teslimiyet gösterip seyyidina Ömer’in o kadar fenalığından sonra iman etmesi bence bir haksızlık değildir. Ebu Cehil’in seçmiş olduğu yoldan ise, kendisinden başkası sorumlu değildir. Binlerce üstün zekâya sahip ilim adamlarının olmasına rağmen, onların iman etmeyip, benim gibi bir fakirin ise Allah’a iman etme şerefine layık görülmem bir haksızlık mıdır? Kim eski dinine dönerse (sağlık olsun) zararı kendinedir.

Selam kendisine sünnet üzere olmak ağır gelmeyenlere.

 2007/10/6 17:26Gökhan K. adlı kişiye mail gönder
Muhammed Bulut








 526) Şakk-ı Kamer

Gökhan kardeşimiz ayın yarılmasıyla ilgili yazdığı satırların kaynağını bize söylerse gerçekten mutlu oluruz. İslam tefsir tarihinde ayın yarılması, uzun uzadıya tartışılan mevzulardan biridir. Azımsanmayacak bir grup, peygamberimizin müşrikleri inandırmak için eliyle işaret etmesiyle ayın yarıldığını ve buna rağmen insanların inanmadığını söylerler. Azınlıkta sayılacak bir grup ise böyle bir mucizenin vuku bulmadığı ve ayın yarılması olayının kıyametle ilgili olduğunu söyler ki maalesef tarihi güçlüler yazdığı için birinci grubun siyasal güçlerden de aldıkları güç sayesinde, onların görüşü ağır basmıştır. Oysa sure iyi incelendiğinde bunun kıyametle ilgili olduğu görülür.: “SAAT YAKLAŞTI VE AY YARILDI. EĞER ONLAR BİR İŞARET GÖRSELER YÜZ ÇEVİRİRLER VE DERLER Kİ “BU SÜREKLİLİK ARZEDEN BÜYÜDÜR."

Kur'an'da, kıyamet vakti sadece ayın yarılacağı söylenmez; göğün de yarılacağını başka ayetlerde söyler. Rahman suresinde gül renginde eriyeceği söylenir. Aslında evren, vakti geldiğinde -ki o vakte Kur'an "SAAT" ismini koymuştur- bir değişim geçirecek. Oysa yüzyıllardır evrenin yok olacağı vs söylenir ama Allah İbrahim suresinde şöyle der: "GÖKLER BAŞKA GÖKLERLE, YER BAŞKA YERLE DEĞİŞTİRİLDİĞİ GÜN İNSANLAR ALLAH'A GÖRÜNÜR.." Yani bu tüm evreni kapsayacak değişimin olduğu ana Allah "SAAT" diyor. Kaldı ki yaratılışın ilk anı da öyledir. Bir ayette yaratılışın ilk anıyla evrenin SAAT'i geldiğinde değişiminin aynı şey olduğunu söyler yani aslında bir nevi başa dönüş. Bu başa dönüşün başlayacağı andır kıyamet. Tabi evrensel bir değişim olacağı içinde bu evrenin içinde olan bizler de etkileneceğiz ama en önemlisi yenileneceğiz, yani yeniden dirileceğiz. Çünkü bu yeniden dirilme beklentisi ve sonsuzluk arzusu içimizde var. Yeniden dirilmenin varlığını en iyi bu evrensel güdümüz ispatlar. Bu güdü o kadar güçlüdür ki ölüme karşı bir süre sonra bir direnişe başlarız, bu güdü o kadar güçlüdür ki estetik ameliyatlara koşarız, azalan gücümüzü arttırmak için bin bir türlü çaba içine gireriz. Aslında kozmologlar da evrene ömür biçer ve evrenin bir gün öleceğini söyler ancak bunu bir dindar söylediğinde bunu bilim dışı bulurlar, çünkü dindar Allah'ın diğer emirlerine de inanır. Allah'ın emirlerini dikkate almayanlar, sırf bu emirlerden kaçmak için dinin söylediğiyle kendilerininki uygun düşse de bundan kaçınırlar. O yüzden eminim ayda çalışma yapan o bilim adamları asla böyle bir şey söylememiştir.

Allah Yasin suresinde onun elçilerini yalanlayan toplum için şöyle der: "BİZ BUNDAN SONRA ONLARA GÖKTEN MELEK İNDİRMEDİK İNDİRECEK DE DEĞİLDİK, BİR SARSINTI YETTİ" İsra suresinde mucizeyle ilgili Allah koyduğu mantaliteden açıkça şöyle söz ediyor: "BİZİ MUCİZELER GÖNDERMEKTEN ALIKOYAN ŞEY, ÖNCEKİLERİN YALANLAMASIDIR…"

Allah, bir inkarcı için Ay'ı yarmaz. Yine Kamer suresinde Allah: "BİZ HERŞEYİ BİR ÖLÇÜYLE YARATTIK" diyor. Düşünün Ebu Bekir hiçbir mucizeye ihtiyaç duymadan inanırken onunla aynı beyin fonksiyonlarına sahip Ebu Cehl bunu kabullenmek istemiyor. Allah da sırf Ebu Cehl ve avaneleri kabul etsin diye bir gök cismini paramparça ediyor. Oysa Allah Beled suresinde şöyle der: "BİZ O İNSANA İKİ GÖZ BİR DİL, İKİ DUDAK VERMEDİK Mİ?" Yani Allah bütün insanları eşit potansiyellerde yaratır, biri mucizeye ihtiyaç duymadan inanırken diğerine niye özel muamele? İnancı için onca acılara katlanan kişiye bu haksızlık olmaz mı? Sırf bir müşrik için haşa Allah evrenin düzenini değiştirecek yani, öyle mi?

Ayın hareketleriyle gelgitler oluyor, dünyadaki birçok doğal olaylar etkileniyor hatta evrendeki her bir cismin konumu milimetrik hesaplar üzerine kuruludur. Allah'ın gücü her şeye yeter deyip işin içinden sıyrılmaya kalkışılmamalı. Allah'ın gör dediği yerden görürsek mevzuları daha iyi anlarız. Söz konusu İngiliz bir kaç ayet okuyup da hemen kitap hakkında hüküm verebiliyorsa zaten sağlıklı bir yöntem seçmemiş demektir. Yarın bugün bilim adamları ayın yarılmadığına dair bir delil getirirse ne olacak? Bu sefer eski dinine geri mi dönecek?

Yine Kamer suresinden bir ayetle bitirelim. Doğrusu ne güzel de mevzuya noktayı koyar bu ayet:

“BİZ KUR'AN'IN ANLAŞILMASI İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. HANİ ANLAYAN?”

Selam Hidayete tabi olanların üzerine olsun...

 2007/10/5 4:17Muhammed Bulut adlı kişiye mail gönder
Muhammed Bulut








 525) Kur'an'la Yürümek....

Geçenlerde sonradan Şiiliği seçmiş bir genç geldi ve kendisiyle uzun uzun konuştuk ve Kur'an'ın gücünü bir kere daha hissettim. Zira bir kişi kendi tezini ispat için ne kadar Kur'an dışına konuyu çekerse o derece tartışma onun lehine gelişiyordu. Bu tartışmaların yüz yıllar boyunca yapıldığı düşünülürse ortaya çıkmış olan mezhepsel içerikli kalın kalın kitaplar bu tür insanların iştahını kabartırken sözüm ona onlara bilgi zenginliği verdiği gibi bir yanılgıya da sürüklüyordu.

Tartışmamızın bir kısmında genç, şöyle bir cümle kurdu: "KUR'AN'A BAKARKEN BİZ ŞÖYLE DAVRANMALIYIZ." Ben hemen müdahele edip: "İşte burada yanlışsın; KUR'AN'A BAKARKEN DEĞİL, doğrusu KUR'AN'LA BAKARKEN olmalı. Esasen Kur'an'a bakarken dediğinde bu kitaba gözlük takıp öyle yaklaşacağın ortaya çıkıyor. Ve asla o zaman Kur'an'ı anlayamazsın, sadece anlamak istediğini anlarsın. Söz konusu genç tabi temelde rahat Mut'a nikahı yapabilmek için Şiiliği seçtiğini sonradan anladım, cinsel güdülerine dini uydurmaya çalışan bir zihniyet, tabiatıyla Kur'an'la bakmayacak, Kur'an'a kendi gözüyle bakacaktı! Sadece onlar mı bunu yapıyor? Hayır. Peygamberin vefatından sonra insanlar ölen adına rahat uydurulabildiği için onlarca hadisler uydurarak Kur'an'a bakmaya başladılar Kur'an'la bakmayı bıraktılar hem de peygamber ahirete irtihal ettikten saniyeler sonra.

İnsanın en büyük inhirafı - sapması ve de saplantısı TANIMLAMA saplantısı ya da hastalığıdır. Oysa TANIMLAMA bilgiye, bilgeliğe sınır koyma ya da onun alanını daraltmak, onu bir ön yargı haline getirmek demektir. Bu ön yargı haline geldi mi bu ön yargıyı edinen kişi başkalarını yargılamaya başlar. Oysa Allah bizden TANIMLAMA değil TANIMAYI istemekte. O yüzden bilginin sınırı olmadığını söyler ve "Denizler mürekkep olsa ağaçlar kalem, Rabbinin kelimeleri bitmez" diyerek ufkumuzu geniş tutmamızı emreder. Ya da Fussilet suresinde söylediği gibi bize zaman ilerledikçe makro ve mikro âlemde ya da dışsal, içsel ayetlerini göstereceğini söyler. Böylelikle gerçek ne, ortaya çıkmış olacak. Oysa insan tanımak yerine tanımlama derdine düştü mü ve bunu hayatın her alanına soktu mu büyük sorunlar hatta savaşlar ortaya çıkarmıştır. Her tanımlama bir kalıptır, her kalıp ise sınırları olan kişiyi körelten, ufkunu kapatan şeydir. Ufukları kapalı olanlar kadar tehlikeli hiç kimse yoktur. Bu tür insanlar yargılamayı da sever hatta daha ahiret gelmeden insanları cehennemlik ya da cennetlik bile ilan ederler. Oysa Fatiha suresinde Allah “Din gününün” yani yargı gününün sahibi kendisinin olduğunu söyler... Esasen "Din" kelimesinin içinde de bu vardır. Çünkü kesin yargıların ya da TANIMLAMA yetkisinin sadece Allah'a ait olduğunu "Din" bize söyler.

O genç, dinlerin DOGMA olduğunu söylemişti yani yine tanımlama yanlışına düşmüştü. Oysa tanımlama yetkisi Allah’a aitse o halde ancak onun tanımlaması geçerli olabilirdi. Allah Kur'an'da şöyle der: "Bu Kur'an'ın üzerinde kafa yormazlar mı? Yoksa kalplerinde KILIFLAR MI var?" Kılıf ne olabilir ki? Fikirsel kalıplardan başka nedir ki? Hazır TANIMLAR değil mi? Beyninde hazır TANIMLARI olan, kendisinden başkasını anlamaz ve kendinden başkasını anlamayan onu ötekileştirir ve onu yargılar hatta onu potansiyel suçlu görür ve onunla çatışmaya girer ve gücü varsa onu yargılar da! Ve ne yazık ki insanlık tarihi işte bu kısır döngüyle yazılıdır ve halen de bu döngü dönmeye devam etmektedir. Kur'an bu döngüden çıkmaya çağırı yapmakta...

"DE Kİ: EY KİTAP SAHİPLERİ! GELİN, ORTAK BİR KELİMEDE BULUŞALIM. YANLIZCA ALLAH'A KUL OLALIM, BİRBİRİMİZİ EFENDİLER EDİNMELEYİM. EĞER YÜZ ÇEVİRİRLERSE, DE Kİ: ŞAHİT OLUN, BİZ İŞİMİZİ SAĞLAMA ALMIŞIZ"

Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun...

 2007/10/3 19:04Muhammed Bulut adlı kişiye mail gönder
Gökhan K.








 524) Kamer

İngiltere’de yaşayan David Pidcock, bir gün eline Kur’an’ı alır ve sayfaları tararken Kamer suresinde durur ve okumaya baslar. "Saat yaklaştırıldı ve ay yarıldı". Tek bu Ayeti okuması ve kitabı elinden bırakması bir oldu. Mantıklı olmadığını düşünmüştü. "Aynı gün" akşam üzeri bir İngiliz kanalında, İngiliz bilim adamları ve amerikan astronotların konuk olduğu bir tartışma programını izlemeye başladı.

Gayet hoş bir sohbet içersinde programın yürüdüğü bir anda sunucu gülerek su soruyu sordu; "Umarım bu aydan getirmiş olduğunuz bir avuç toprak harcamış olduğunuz milyonlarca dolara deymiştir?" Astronotlar biraz gerildi. Sanki bir an bir panik yaşandı ve astronotlardan biri şöyle dedi: "Biz ayda birtakım denemeler yaptık fakat aya gitmemizin asıl nedeni, ayın daha önce bölünmüş olabileceği düşüncesiydi. Ve (maalesef) ayın daha önce bölünüp, karşılıklı küçük tepelerin birbirleri ile örtüşmesi sonucu tekrar birleştiği gerçeğine ulaştık."

Şimdiki ismi ile David Musa Pidcock, İngiltere’de bir İslami kuruluş veya derneğinin başkanlık görevini üstlenerek, çeşitli hizmet etkinliklerde bulunmaktadır.

 2007/10/2 20:10Gökhan K. adlı kişiye mail gönder
Murat AKTAS








 523) S. Aleyküm

Gerçekten de güzel bilgiler veriliyor..

Allah sizlerden razı olsun...

Selam ve dua ile...

 2007/9/26 0:00Murat AKTAS adlı kişiye mail gönder
Gökhan K.








 522) Fikrimce

Bence bu İlahi mesajı anlamada bir sorun değil. Hadisler ve Kur`an arasındaki fark her müslüman tarafından bilinir, fakat çoğunlukla göz ardı edilen şey, hadislerin her insana hitaben değil, toplumsal yöresel vs. guruplarda ayırmak daha doğru olur. Fakat Kur`an öyle değil. Kur`an, muhatabına direkt olarak hitap eder. "Ey insanlar..." dediği zaman bütün insanlara, "Ey inananlar..." dediği zamanda (sadece) inananlara hitap eder.

Bu hadisler konusu ile ilgili sevgili Mehmet Ali Kulat çok güzel bir çalışma yapmıştır. (www.kurandersi.com Konu: Kudsi Hadisler)

Bir örnek verebilirim: Mesela Nebi (sav) şöyle buyurur: "Yaptığınız şey size sıkıntı veriyorsa onu terk edin, iyi bir duygu seziyorsanız yapmakta mahzur yoktur."

Bu hadis sahabilere hitap eder. Fakat şimdi sarhoşun biri gelse, dese ki bu hadise göre ben içki içince çok mutlu oluyorum... Bu durumda, her hadisin her insana hitap etmediğini anlarız diye düşünüyorum.

Sevgili Mehmet, daha önceki yazmış olduğun mesajları göz önüne alarak güzel ve saf bir niyet üzere bu konuya endişe ile yaklaşmana saygı duyuyor, taktir ediyorum.

Selamun aleykum.

 2007/9/8 10:58Gökhan K. adlı kişiye mail gönder
Mehmet








 521) Hikayeler hakkında

Kuran ın getirdiği ilahi mesaja uygun olan ve insanlara iyiliği adaleti ahlakı öğütleyen hikayelere anlatımlara elbet itirazım olmaz ama insanların bunu Kurani gibi algılaması vahyin yerini alması beni korkutur bu manada bana hak verirsiniz inşallah.

 2007/9/4 18:12
(1) 2 3 4 ... 19 »


Diğer Sitelerimiz: www.kurandersi.com|www.musulmanlar.com|www.hablullah.com|www.koranika.com|www.muselmanlar.com|www.kuranformu.com
|www.islamundkoran.de


Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Yayınlarımızın basılarak ticari meta haline getirilmesi kesinlikle yasak olup bu hak sadece Süleymaniye Vakfına aittir.
Bu sitenin yapımında XOOPS temel alınmıştır.