KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ
   Önsöz/Giriş
   Tasavvuf
   Kabir Ehlinden Yardım

   Vesile Ve Tevessül
   Veli
   Evliyânın Yardımı
   Şeyhin Himmeti
   Yüzüsuyu Hürmetine Dua
   Olağandışı Yollarla Yardım
   Müslümanları Batıran Şirk
   Şehitlerin savaşması
   Gaib Erenleri
   Yüce Ve Süfli Ruhlar
   Kur'an'da Elçiler
   Gaybı Bilme
   Şeyhlere Vahiy
   Peygambere Varis Olma
   Mucize
   Kerâmet
   İlm-i Ledün - İlm-i Batın
   Keşf (Perdelerin Açılması)    Feraset
   İlham
   Şefaat
   Rabıta
   İbadet
   Allah’ın Tecelli Etmesi
   Giyim Kuşam
   Şeyh Öğretmen Olmalı
   İslamın Yayılışı
   Hadis-İ Şerifler
   Mezhepler
   İctihad
   Kur'an'a Dönmek
   Sonuç
   Dipnotlar

2- KABİR EHLİNDEN YARDIM *

 
 
 

Kabir ehli, kabirlerinde yatan ölülerdir

MÜRİT -Şu hadisi kabul etmediğini söylemişsin:

“İşlerinizde ne yapacağınızışaşırdığınızda kabir ehlinden yardım isteyiniz [4] .”

Bunun nesine karşı çıkıyorsun.Kabir ehlinden yardım istemek onlardan ibret almak demektir.

BAYINDIR -Öyleyse neden kabir ehlinden ibret alın, denmiyor da onlardan yardım isteyin deniyor. Hadis diye uydurulmuş o sözün Arapçasında “ ”istiânede bulunun, yani yardım isteyin, ifadesi geçer. Halbuki Fatiha suresinde" Yalnız senden istiânede bulunuruz."  anlamında  “ iyyâke nestaîn, ”âyeti vardır. Bu âyet, yardımı  tek biryerden, yani yalnız Allah’tan dilememiz gereğini ifade eder. O zaman yukarıdaki sözle bu âyet açıkca  çatışmıyor mu?

Fatihayı her namazda okuyup buanlamı hep zihnimizde diri tutmamızın bir sebebi yok mudur?

Yukarıdaki sözü Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem'e mal edenlerin yanında yer almak size ağır gelmiyor mu? Hiç düşünmez misiniz, temel görevi Kur'an'ı anlatmak olan Hz. Muhammed'inKur'an'a aykırı bir sözü olur mu? Sonra bu sözü Hz. Muhammed'den duyan yok.Onunla birlikte ya da ondan sonra yaşayanlardan böyle bir söz söylemiş olanyok. Bunu nakletmiş sahih bir hadis kitabı da yok. Bunların hiç biri yok.

Bunu size duyuralı çok olduama bu konuda siz de bir şey getiremediniz. Çünkü olmayan şey getirilemez.

MÜRİT - Aclûnî'nin Keşf'ül-Hafâ adlı kitabında varya. Onun kitabında olması bizim için yeterlidir. Aclûnî büyük birhadis alimidir. O da İbn-i Kemâl'in el-Erbaîn'inden almış.

BAYINDIR - Aclûnî bu eserini, halk arasındahadis diye bilinen sözlerin doğrusu ile asılsız olanını ortaya koymak içinyazmıştır. Bu sebeple o kitapta çok sayıda uydurma hadis vardır. Aclûnî,kitabının başında Hafız ibn-i Hacer'in şu sözünü naklediyor: "Aslı olmayan hadisi kim nakletmişse   Buhârî'nin Sülasiyyat'ında  rivayet ettiği,Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin şu sözünün kapsamına girer : "Kimbenden söylemediğim bir şeyi naklederse Cehennem'de oturacağı yere hazırlansın. [5] "

Sonra alfabetik olarakhazırladığı kitabında hadislerin kaynaklarını veriyor. Ama bu sözle ilgiliolarak sadece "İbn-i Kemal Paşa'nın el-Erbaîn'inde böyle geçmiştir."ifadesini kullanıyor. İbn-i Kemal Paşa'nın bu eserine baktığımızda da hadisdiye söylediği o söz için hiçbir kaynak göstermediğini görüyoruz [6] .Bu sebeple aslı astarı olmayan bu sözü hadis diye nakledenlerin "Cehennem'de oturacakları yere hazırlanmaları" gerekir.

MÜRİT - Yaşayan bir insandan yardım istemiyormuyuz? Bir veli ölünce ruhu, kınından çıkmış kılınç gibi olur [7] ve daha çok yardım yapma imkanı elde eder. Bunlar bir çok tasarruflarda bulunurlar.

BAYINDIR - Yaşayan insandan yardım isteme  konusunabiraz sonra geleceğiz [8] .Ama veli ölünce ruhunun kınından çıkmış kılınç gibi olduğunun Kur’an’dan veSünnetten bir dayanağı var mıdır? Hz. Muhammed de ölmüştür. Onuhatırladığımızda ve kabrini ziyaret ettiğimizde ona salat ve selamgetiririz. Yani Allah’ın rahmeti ve ebedi mutluluk onun olsun deriz.  Böylece Allah’tan, Peygamberimize olan ikramını daha da artırmasını isteriz.Ama hiç bir duamızda Hz. Muhammed'den bir isteğimiz olmaz. Çünkü o zaman HıristiyanlarınHz. İsa’ya yaptığını biz Hz. Muhammed'e yapmış oluruz ki; bu, yoldançıkmaktan başka bir şey olmaz.

Ölmüş bir velinin daha çoktasarrufta bulunduğunu, yani daha çok iş çevirebildiğini ifade ettiniz. Bu konuda dayanağınız nedir?

MÜRİT - Bir veli ölünce ruhunun kınından çıkmış kılınç gibi olduğunu söyleyen bazı büyük alimler var.

BAYINDIR - Ama her şeyi bilen Allah’ın kitabında bunun böyle olmadığına dair açık âyetler vardır.

Allah ölüm esnasında ruhları alır, ölmeyenlerinkini de uykuda alır.Ölümüne hükmettiğini tutar, ötekileri belli bir vakte kadar salıverir. ” (Zümer39/42)

Bu âyete göre Allah, ölülerinruhunu, belli bir yerde, berzah aleminde tutmaktadır.

Kabirdekilerle ilgili olarakAllah Teâlâ şöyle buyuruyor:

Dirilerle ölüler bir olmaz. Şüphesiz Allahdilediğine işittirir. Ama sen kabirdekilere bir şey işittiremezsin. ”  (Fatır 35/22 )

Hz. İsa aleyhisselamınahirette yapacağı konuşmayı veren şu âyet üzerinde düşünmek gerekir.

“ ... İçlerinde bulunduğum sürece onlara şahittim. Beni vefat ettirinceartık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi görüpgözetirsin. ” (Mâide 5/117)

Büyük Peygamber Hz. İsa öldükten sonra ümmetindenhabersiz oluyorsa, ölen bir velinin ruhunun kınından çıkmış kılınç gibiolması nasıl kabul edilebilir?

Herhalde şu âyet konuya nokta koyacaktır.

“Allah’ın berisinden [9] Kıyamete kadar  kendisine cevap veremiyecek olana dua edenden daha sapık kimolabilir? Oysaki bunlar onların duasından habersizdirler. (Ahqâf46/5)

Bazı meâller, âyetlerde geçen dua kelimesini ibadetdiye tercüme ederek garip bir tutum içine girmişlerdir. Mesela bu âyette dua manasınaiki ifade vardır. Bunlar  ve  kelimeleridir. Bu kelimeleri (ya'budu)ve   (ibadet) diye tercüme etmek doğru olmaz.Çünkü Kur'an-ı Kerim'de o iki kelime de geçer. Her şeyi bilen ve yerli yerinekoyan Allah dileseydi burada o kelimeleri kullanırdı. Örnek olarak Hasan Basri ÇANTAY 'ın ayete nasıl mealverdiğine bakalım.

"Allah'ı bırakıpda kendisine kıyâmete kadar cevap veremeyecek kişiye (nesneye) tapmakta olankimseden daha sapık kimdir? Halbuki bunlar, onların tapmalarından  da habersizdirler [10] . "

Bu gibi mealleri okuyanlar,âyeti puta tapanlarla sınırlayacak ve yaşadığı hayatla ilgilendirmeyecektir.

Arapça tefsirlerde duanınibadet manasına olduğu  ifade edilir.Bir Arap için böyle bir açıklamaya ihtiyaç vardır. Çünkü Hz. Muhammed sallalahualeyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Dua ibadetin kendisidir.” [11] “Dua ibadetin iliğidir, özüdür.” [12] Arap o açıklamayı okuyunca duanın ibadet demek olduğunu öğrenmiş olur. Ama yukarıdakimeali okuyan bir Türk'ün böyle bir şeyi öğrenmesi imkansızdır. Bu bakımındanTürkçe meal yapanların bu gibi hususlara dikkat etmesi gerekir.

Bu mealde, âyet metninde geçen" = Allah'ın dunundan" ifadesi "Allah'ıbırakıp da..." şeklinde tercüme edilmiştir. Bu tercüme de yanlışanlamalara yolaçar. Yani bu tercümeden Allah'tan başkasına dua edenlerinAllah'ı büsbütün devre dışı bıraktıkları anlaşılabilir. Halbuki Allah'tanbaşka velilere tutunanlar, onların hep Allah'a çok yakın olduğuna inanmışlardır. Hiç bir kâfir veya müşrik, hiç bir gayrimüslim Allah'ın varlığını inkâr etmez. Ama Allah ile kendi arasında, yetkisi Allah tarafından verilmiş bir kısımaracıların olduğunu kabul ederek Allah'a boyun eğer gibi onlara da boyun eğerler.

Ateistler Allah'ı inkarettiklerini söylerler ama başları daralınca Allah'a sığınırlar. Bu, onların inkardasamimi olmadıklarını gösterir.

MÜRİT-    Kabirlere giderek hastalıklarına şifabulanlar var. Bunlar en güvenilir zatların ağzından anlatılıyor, ona nediyeceksin?

BAYINDIR- Benimbu gibi konularda bir şey söylememe gerek yok. Çünkü okuduğumuz ayetler bununolamayacağını haykırıyor.

MÜRİT- Bir değerli büyüğümüz bayram sohbetinde şöyle demiş:

"Benim bir hemşirem(kızkardeşim) vardı, yürüyemezdi. Adana'da o zaman bulunan bütün doktorlaragittik, dışarıda hepsine gösterdik çare bulamadılar. Nihayet bize dediler ki, Toroslarda bir zatın türbesi var, hastayı götürün orada bir gece durdurun.Allah'ın izniyle o zatın dua ve ruhaniyeti şifa vesilesi olur. Bizartık her türlü tıbbî ümidimiz kesildikten sonra oraya annemle birliktehemşiremi sırtımızda götürdük. Geceleyin hemşirem birden bir feryad etti.Annem, acaba aklına, şuuruna bir şey mi oluyor, korkuyor mu? diye hemen yanına fırladı. Hemşirem halâ bağırıyordu. "İyi oldum, iyi oldum, yürüyorum, amanAllah'ım" diye haykırıyordu. Biz de hayretle yanına vardık. Sabahıbeklemeden oradan döndük. Sırtımızda götürdüğümüz hemşirem yürüyerek eve geldi [13] ."

Bu değerli zatın sözü vetecrübesi bizim için önemlidir. Bu konuda sen ne diyeceksin?

BAYINDIR- Kabir ehlinden yardım istenebileceği kabul edildiktensonra arkasından ister istemez böyle şeyler gelecektir. Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve sellem buyurmuyor mu ki, "İnsan ölünce ameli yani işi biter. Üçkişi bunun dışındadır. Sadaka-i câriyesi olan, yararlanılan bir ilim bırakanve kendi için dua eden salih bir evladı olan [14] ."

Sadaka-i câriye, cami, çeşmeve köprü gibi halkın yararlandığı şeylerdir. Bunlardan insanlar yararlandıkça bu şahsın işi devam etmiş olur ve onun sevabından alır.

Yararlanılan ilim de sadaka-icâriye gibidir. Yaptığı bir ilmî çalışmadan insanlar yararlanıyorlarsa bu şahsın işi o konuda devam ediyor demektir ve bunun sevabından yararlanır. Hayırlı evlat da böyledir. Bunların hepsi hayatta iken yaptıkları işlerin birer devamıdır. Yoksa insan ölünce yapacağı bir işi kalmaz.

Anlattığınız olayda"Allah'ın izniyle o zatın dua ve ruhaniyeti şifa vesilesi olur." diyebir söz geçti. Ölülerin diriler için duacı olmaları diye bir şey yoktur. Buolabilseydi herkes hastasını Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin kabrinegötürürdü. Her halde onun dua ve ruhaniyeti daha etkili olurdu.

Her türlü tıbbî ümidinkesilmesinden sonra bir ölünün kabrine gidip ondan şifa beklemek akıl kârımıdır? Hiç düşünmez misiniz, dirilerin yapamadığı şeyi ölüler nasıl yapar?

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

Dirilerle ölüler bir olmaz. Şüphesiz Allah dilediğine işittirir. Amasen kabirdekilere bir şey işittiremezsin. ” (Fatır35/22) 

Aslı astarı olmayan işlerihalkın değer verdiği kişilerin yapması, üstelik iyi bir şey yapmış gibi tutuponu insanlara anlatması ne kötü.

MÜRİT- Ben bu zatın doğru söylediğine bütün kalbimleinanıyorum.  Sen şimdi bunun olmadığınımı iddia ediyorsun?

BAYINDIR- Benimkisi bir iddia değildir, ayet ve hadislerin hükmüdür.

O hasta orada gerçekten şifabulmuş olabilir. Ama bir ölünün şifaya vesile sayılması asla kabul edilemez. Dünyada sadece bu olay olmuyor ki, her türlü olaylar oluyor. Önemli olanbunların doğru yorumunu yapmaktır.

Aslında biz sırat köprüsünü budünyada geçiyoruz. Yanlış bir yorum ayağımızı kaydırabilir. Mesela Kadirîtarikatına mensup kişiler vucutlarına şiş batırırlar. Bazıları bunu, o tarikata mahsus bir keramet sayar. Diğer taraftan Hintliler özel dini günlerindevücutlarına kılıç saplarlar. Keser sapı kalınlığındaki kamışları bir yanaklarındansokup diğer yanaklarından çıkarırlar. Eğer Kadirilerinki kerâmet ise bununmucize sayılması gerekir. Aslında her ikisinin de dinle bir ilgisi yoktur.Yanlış olan onu din ile ilgilendirmektir. Bu bir hipnoz olayıdır. Hipnoz sayesinde bazı ameliyatlar uyuşturulmadan yapılıyor da hasta bundan dolayı bir acı hissetmiyor. Ben televizyonda bu şekilde bir açık beyin ameliyatı gördüm. Doktor ameliyatla meşgul iken hastaya, bir acı duyup duymadığı soruluyor, o da gıdıklanma gibi bir şeyler hissettiğini ama acı duymadığnı söylüyordu.

MÜRİT-   Öyleysekabrin başında şifa bulma olayını da izah et.

BAYINDIR-   BakınKur'an-ı Kerim'de şeytan çarpmasından bahsedilir. Şöyle buyurulur: "Faiz yiyenler, sersemliklerindendolayı başka değil, sadece şeytan çarpmış kimseler gibi doğrulurlar." ( Bakara2/275)

Şeytan çarpmış kimselerinnasıl doğrulduğu bilindiği için ayette bunun izahı yapılmamıştır. Şeytançarpması elektrik çarpması gibi bir şeydir. İnsanı felç edebilir. Bazı organlar çalışamaz hale gelebilir. Tam doğrulamaz, yürüyemez, sersem gibi olur. Tıp bunaçare bulamaz.

O hanımefendiyi de şeytan yanicin çarpmış olabilir. Çünkü şeytan cinlerin kâfir olanıdır.

Şeytan onların, bir kabirbaşına gelip, ölüden medet umduklarını görünce hastayı bırakmış olabilir.Çünkü şeytan tecrübesiyle bilir ki kabir başları insanların duygu yüklü oldukları yerlerdir.Onlar burada kolayca saptırılabilirler.

Şeytan insanı saptırmak içinher yolu kullanır. Zira o, Allah'tan yetki alınca şöyle demişti:

İşte senin beni azgınlığa uğratmana karşılık andolsun ki, ben desenin doğru yolun üzerinde oturacağım.

Sonraönlerinden arkalarından, sağlarından sollarındanlara sokulacağım. Sen deonların pek çoğunu artık sana şükreder bulamayacaksın." (Araf7/16-17)

Mutlaka böyle olmuşturdemiyorum ama bu kuvvetli bir ihtimaldir. Fakat o ölünün dua ve ruhaniyeti ileşifa bulmanın ihtimali yoktur.

Bunabenzer konulara sık sık girilecektir. Vesile ve tevessül konusu dabunlardandır.