KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ
   Önsöz/Giriş
   Tasavvuf
   Kabir Ehlinden Yardım

   Vesile Ve Tevessül
   Veli
   Evliyânın Yardımı
   Şeyhin Himmeti
   Yüzüsuyu Hürmetine Dua
   Olağandışı Yollarla Yardım
   Müslümanları Batıran Şirk
   Şehitlerin savaşması
   Gaib Erenleri
   Yüce Ve Süfli Ruhlar
   Kur'an'da Elçiler
   Gaybı Bilme
   Şeyhlere Vahiy
   Peygambere Varis Olma
   Mucize
   Kerâmet
   İlm-i Ledün - İlm-i Batın
   Keşf (Perdelerin Açılması)    Feraset
   İlham
   Şefaat
   Rabıta
   İbadet
   Allah’ın Tecelli Etmesi
   Giyim Kuşam
   Şeyh Öğretmen Olmalı
   İslamın Yayılışı
   Hadis-İ Şerifler
   Mezhepler
   İctihad
   Kur'an'a Dönmek
   Sonuç
   Dipnotlar

32-İCTİHAD 

 
 

 İctihad burada, bir islam aliminin bir konudaki görüş ve kanaati anlamındadır.

MÜRİT - Mezheplerher şeyi halletmişlerdir.  Bize düşen,onları anlamak ve uygulamaktır.

BAYINDIR - Bu düşünce bir kaç yıl öncesine kadar çok yaygındı. Canla başla savunuluyordu. Şimdi de hatırı sayılır taraftarı vardır. Sağlam bir dayanağı olmadığı için giderek zayıflamaktadır.

Mezhepler her şeyi halletmemişlerdir. Mezhep alimleri,tereddüde sebep olan ve bir karar verilmesine ihtiyaç duyulan hususları Kur'anve sünnet ışığında yorumlamışlardır. Olayı kendi şartları içinde kavramış,sebepleri ve sonuçları açısından incelemiş, çözümüne ışık tutacak âyet vehadisleri tespit edip bir sonuca varmışlardır.

İşte burada, içinde bulunulan şartların, eldekibilgilere olan güvenin ve yorumu yapan ilim adamının özel şartlarının büyükönemi vardır. Bu sebeple bakarsınız ki bir alim, aynı olayı değişik dönemlerdedeğişik şekilde yorumlamıştır. Bu gayet normaldir ve olması gerekendir. Şartlar değiştikçe yorumların da değişeceği gayet açıktır. Mezhepler tecrübeye ve şartların değişmesine çok önem vermişlerdir.

MeselaHanefî Mezhebinin kurucusu Ebu Hanife'dir. Ebu Yusuf ve Muhammed [150] onun talebeleri ve mezhebin önde gelen alimleridir. Yargılama (kaza) ileilgili konularda Ebu Yusuf’un görüşüne uyulur. Çünkü Ebu Yusuf kadılık yapmışve bu konularda tecrübe sahibi olmuştur. Uygulamadan uzak bir ilmî çalışmanınproblem çözmede yetersiz olduğunu herkes kabul eder.

EbuHanife öldükten sonra Ebu Yusuf 33 yıl, İmam Muhammed de 39 yıl yaşamıştır.Görüş ayrılığı, bunların farklı çağlarda yaşamış olmalarından kaynaklanırsagene tercih sebebi olur. Mesela: Ebu Hanife’ye göre, bir suçlama olmadıkça,görünüşlerine bakılarak şahitler dürüst sayılır ve ifadeleri mahkemece doğrukabul edilir. Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre bir suçlama olmasa dahi, şahitlerhakkında güvenilirlik soruşturması açılması (ta’dil ve tezkiye işlemlerininyapılması) gerekir. Bu görüş tercih edilmiştir. Çünkü genel ahlak EbuHanife’den sonra bozulmuştur. Buna göre artık şahitler hakkında güvenilirlik soruşturması açılmadan, mahkemece ifadeleri doğru kabul edilemez [151] .Bu da olması gereken bir davranıştır. Yanlış olan, onlardan sonra hayatı donmuşkabul edip artık bütün gelişmeleri Kur'an ve sünnet yerine bu alimleringörüşleri doğrultusunda değerlendirme eğilimidir. 

Kimsebundan yüz sene evvelki şartlarla kumaş dokumayı, inşaat veya ulaşımı aklındanbile geçirmez ama hayatın l300 sene evvelki Kûfe ve Bağdat şartlarına göreyapılmış ictihatlara uydurulmasını savunanlar çıkabilir. Mezhepler her şeyihalletmişlerdir demek, mezheplerin oluştuğu tarihten itibaren hayatı donmuşsaymaktan başka bir şey değildir.

MÜRİT - BugünEbu Hanife , İmam Malik ve İmam Şafiî gibi alimler yetişebilir mi? Ebu Hanife'nin kırk yıl yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kıldığı rivayetedilir.

BAYINDIR - Zaten asıl felaket burada, bu insanları kutsallaştırmaktadır. Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve sellem kaç gün yatsının abdesti ile sabah namazını kılmıştır?Allah'ın dinlenmek için yarattığı geceyi uykusuz geçirmenin faziletine dair EbuHanife'nin tek bir sözü var mıdır? Neden bu alimleri olağan dışı, ulaşılmaz varlıklar gibi görmeye çalışıyorsunuz. Halbu ki, onlar sade ve iddiasız bir hayat yaşamışlardır.

Hz.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin hayatı da herkesin örnek alabileceği ve rahatça yaşayabileceği sadeliktedir. Gerçi havalarda uçmaya şartlanmış olanlaronun ve ashabının hayatını da olağanüstü göstermek ve bize örnek olmalarınıengellemek için yapmadıklarını bırakmazlar. Şükür ki, elimizde Kur'an-ı Kerimve sahih hadisler var da bunlara karşı koyabiliyoruz.

MÜRİT - İyi vallahi! Tarikatları da mezhepleri de hallettin. Senin maksadın ne? Yoksa İslamı, hayatın dışına itmek mi istiyorsun?

BAYINDIR - Ben,hayatın dışına itilmiş müslümanlığı hayatın içine çekmek istiyorum. Ama siz,aklınızı kullanmamak için olanca gücünüzü harcıyorsunuz.  Halbuki, Allah "..pisliği aklını kullanmayanların üstüne bırakır." (Yunus10/100)

MÜRİT - Mezhepsiz islam nasıl olur?

BAYINDIR - Aklını kullanan ve ilmi çalışmayı kabul eden insanların olduğu her yerde mezhep olur.İctihad kapısını kapatmak ise ilmî çalışmaları dondurmak anlamına gelir. Bu da hayatı donmuş saymakla mümkün olur. Siz donmuş saydınız diye hayat donmaz. Olan size olur, gelişmelere ayak uyduramaz ve kendinizi çağın dışına itersiniz.

Müslümanlar Kur’an üzerinde akıl yormayı ve ona sıkısıkıya sarılmayı asırlarca unutmuşlardır. Sonunda Kur’an, erişilemez birkutsal sayılmış ve onu anlayamayacağımız kanaati doğmuştur.  Artık Kur’an, sevap kazanmak için okunan,vaaz ve nasihat için belli bir kaç âyeti açıklanan bir kitap haline gelmiştir.Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

Bunlar Kur’an üzerinde akıl yormazlar mı? Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi vardır? (Muhammed47/24)

And olsun ki, Kuran'ı anlaşılması için kolaylaştırdık; ama hani anlamaya çalışan?  (Kamer 54/17, 22, 32 ve40)

Ey inananlar! Allah'ave Elçisine boyun eğin, Kuran'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde “dinledik” diyenler gibi olmayın. (Enfal8/20-21)

  MÜRİT -  Peki şimdiye kadar yapılmış ictihadları yok mu sayacağız, mevcut  mezhepleri nereye koyacağız?

BAYINDIR - Bakın,inanç ve ibadetle ilgili hükümlerin büyük bölümü Kur'an'da ve Sünnette açıkcayer alır. Burada ictihada bırakılan kısım azdır. Dünya ile ilgili konularda da sadece sınırlar çizilmiş gerisi ilim adamlarına bırakılmıştır.

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “Alimler, elçilerin varisleridir.” buyurmuştur [152] .Bu sebeple alimler, Kur'an ve sünnet üzerinde çalışacak kendilerine bırakılmış bölümle ilgili ictihadlar yapacak ve geçmiş alimlerin ictihadlarından da  yararlanacaklardır. Böylece Kur'an ilehükmetme görevinde Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi temsil edeceklerdir. Çünkü Allah Teâlâ'nın Hz. Muhammed'e yüklediği görevitemsilcileri devam ettirmek zorundadır. O görev şöyle açıklanıyor:

 Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet. Sakın onların heveslerine uyma. Onlardan kaçın ki Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmasınlar. Eğer yüz çevirirlerse bilesinki, Allah bir takım günahlarına karşılık başlarına bir kötülük gelmesini istiyordur. Zaten insanlardan çoğu gerçekten yoldan çıkmıştır.

 Yoksa Cahiliye devri hükmünü  mü arıyorlar? İyi bilen bir millet için kimin hükmü Allah'ın hükmünden güzel olabilir? (Mâide5/49,50)

İşte alimler insanları Kur’an ve Sünnete yönlendirirler.Bu, süreklilik isteyen bir iştir. Bilimsel hürriyeti engeller, mezhepleri biryerde dondurur, mezhep imamlarını ulaşılamaz kişiler sayarsanız işin içinden çıkamazsınız.