ŞEYHEFENDİ - Biz insanlara
bize ibadet edin demiyoruz ki.
BAYINDIR - Siz herhalde ibadetin ne olduğunu
bilmiyorsunuz. Söyler misiniz bana, mürit şeyhin yanında nasıl
olmalıdır?
ŞEYHEFENDİ - Bak, şimdi sana müridin adâbını
söyleyeyim de içinde ne varsa ortaya dök.
Müridin inancı şöyle olmalıdır: "Ben ancak bağlı bulunduğum
şeyhim ile hedefime ulaşabilirim [121]
."
Haklı dahi görünse mürîdin üstadına itirazı
haramdır [122]
.
Hz. Musa ile Hızıraleyhisselam kıssasında olduğu gibi şeyhe
itiraz çok çirkindir. İtirazcının özrü kabul edilemez.
İtirazdan doğan ayrılığın ilacı yoktur. Bu itirazın zararı,
mürit üzerine akan feyzin kapanmasıdır [123]
.
Müride lazım olan şartlardan biri de şeyhin emrettiği
şeyleri tevil etmeyerek ve geciktirmeyerek yapmasıdır.Zira
tevil ve geciktirme büyük kesintiye sebeptir [124]
.
Adabdan biri de şeyhinin sevmediği hoşlanmadığı şeylerden
kaçınıp, şeyhinin güzel ahlakına ve yumuşaklığına aldanıp da
sevmediği şeyleri yapmamasıdır [125].
Şeyh müride bir şey telkinettiğinde devamlı onunla meşgul
olmalı ve kalbine hayır ve şer bir şey getirmemelidir [126] .
Sadık müridin sermayesi sevgive bağlılıktır. İnatlık
asasını ve muhalefet sevdasını bırakıp şeyhin emrialtında
sükunettir. Tarikata sevgisi ve şeyhine bağlılığı artan mürit
tarikatta kalmaktan emin olur [127].
BAYINDIR - Yanikısaca mürit şeyhinin kölesi
olacak. Hatta köleden de öte bir bağlılığı olacak.Çünkü köle
efendisine zaman zaman baş kaldırır, baş kaldıramasa bile
içinden homurdanır ama mürit hem içi ile hem de dışı ile
şeyhin tam kölesi olacak.Şeyhin emri altında sessiz sadasız
beklerse tarikattan atılma korkusuolmayacak.
ŞEYHEFENDİ - Mürit şeyhinin terbiyesinde ölü
yıkayanın elindeki ölü gibi olmalıdır ki,şeyh, müride istediği
gibi hareket edebilsin [128]
.Mürit tam bağlı olmazsa şeyh onu nasıl
yetiştirebilir?
BAYINDIR - Bağlılığında bir sınırı var.
Burada bütün sınırlar aşılıyor. İnsanları kendine köle edenbir
tek peygamber yoktur. Böyle bir şey Kur'an'a temelden
karşıdır. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Hiçbir insanın hakkı yoktur ki, Allah ona Kitap, doğru
bilgi ve peygamberlikversin, o da tutsun
halka, "Allah'tan önce [129]bana köle olun" desin.Onun
diyeceği şudur: "Kitabı öğrettiğinize ve okuduğunuza göre
katıksızolarak Rabbe köle olun". (Al-iİmrân 3/79)
Diyorsunuz ki, eğer müridinşeyhine bir itirazı olursa bunun
ilacı yoktur. Bunun için kölelik kelimesi de yetersiz
kalır. Peki bu, şeyhe ibadet değildirde ya nedir?
MÜRİT - Bunun neresi ibadettir,
Allah aşkına!
BAYINDIR - Evetsadece ibadet yok, istiâne
(yardım isteme) de var. Her ne kadar günde kırk kere Fatiha
suresini okuyup "(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve
yalnız senden istianedebulunuruz." deseniz bile
söylenenlerde hem Allah'tan başkasına ibadet var, hem de
Allah'tan başkasından istiane.
MÜRİT - Çokağır bir ithamda bulundunuz. Beş
vakit namazını kılan, gece teheccüd namazına kalkan, bu kadar
zikirler yapan, İslama hizmet için müesseseler kuran bu
insanları o şekilde itham edemezsiniz?
BAYINDIR - Bu ithamları keyfimden mi
yapıyorum zannediyorsunuz. Sizi Allah'ın açık ayetlerine
çağırıyorum. Beni suçlayacağınıza kendinizi düzeltmeye
çalışsanız daha iyi olmaz mı? Biraz düşünsenizsizin en büyük
dostunuz olduğumu kolaylıkla anlarsınız. Bana karşı
çıkacağınızı ve çok sert tavırlar koyacağınızı bile bile sizi
düştüğünüz bu kötü durumdan kurtarmak için elimden geleni
yapmaya çalışıyorum.
MÜRİT - Bunca kâfirler var, niye onlarla
mücadele etmiyorsun da, müslümanların birlik ve beraberlik
içinde olmak zorunda olduğu şu günlerde bize saldırıyorsun? Bu
kadar iyi işler yapan insanları yoketmekle ne elde
edeceksin?
BAYINDIR - Yeryüzünde iyi işlerle meşgul
insanlar çoktur. Japonların, Amerikalıların ve Avrupalıların
içinde insanlığın hayrı için gecesini gündüzüne katıp çalışan
insanların sayısı az değildir. Hırıstiyan keşişler mala,
evlilik hayatına ve dünyalıklara karışmamak ve ömürlerini sırf
ibadetle geçirmek için dağların ıssız tepelerinde kurulu
manastırlara kapanırlar ama itikatlarını şirkten
kurtaramadıkları, Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu bildikleri
içinonları hak yolda kabul edemeyiz.
Onun için inanç çok önemlidir.Bir insanın sevap namına
yaptığı bir şey olmasa da şirkten uzak bir inancı olsa ve
tevbe etmeden ölse Allah bu şahsın günahlarını bağışlayabilir.
Çünkü o,şöyle buyurmuştur:
"Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun
dışında olanı dilediği kimse için bağışlar."
(Nisa 4/48)
İşte başkasına köle olmamızıkabul etmeyen Allah'ın Hz.
Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme emri:
"De ki: "Ey cahiller! Şimdi bana, Allah'tan başkasına
kölelik etmemi mi emrediyorsunuz?"
Sana da, senden önceki elçilere de şu muhakkak
vahyedilmiştir: "Hele bir şirke düş; amelin kesinkes yanar ve
sen kaybedenlerden olursun."
"Hayır; yalnız Allah'a kölelik et ve şükredenlerden ol."
Onlar Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Oysa ki
kıyamet günü, bütün yeryüzüO'nun avucunun içinde olacaktır.
Gökler O'nun sağında dürülmüş olur. O, ortak koştuklarından
uzak ve yücedir." (Zümer39/64-67)
MÜRİT - Elimizdeki meallerde kulluk kelimesi
kullanılıyor, ama sen onun yerine "kölelik" kelimesini
kullanıyorsun. Bu yaptığın doğru mu?
BAYINDIR - Türkçede "kul" ile "köle" aynı
anlamdadır. Yunus Emre;
Tapduğ’un tapusunda kul olduk kapusunda
Yunus miskin çiğ idik piştik elhamdulillah.
derken “köle olduk kapusunda”demek istiyor.
Kul ve kölenin Arapçası ( )= abd
kelimesidir.
Hz. Muhammed de Allah'ınabd'ıdır. Kelime-i şehadette “
“Şunu kesinkes bilirim ki, Muhammed onun kölesi ve elçisidir.”
deriz.
Yalnız Allah'a köle olup başkasınaköle olmamak hürriyetin
doruk noktasına ulaşmak demektir.
Hz. Muhammed sallallahu aleyhive sellem ile ilgili inen şu
âyeti de okumak yerinde olur.
"Az kalsın baskı ileseni, sana vahyettiğimizden
ayıracaklardı ki, başkasını uydurup üstümüze atasın. Böyle
yapsaydın, kuşkusuz seni dost edinirlerdi.
Eğer seni sağlamlaştırmış olmasaydık,andolsun onlara bir
parça yanaşacaktın.
Ozaman biz de sana, hayatın kat kat azabını ve ölümün
kat kat azabınıtattırırdık. Sonra bize karşı kendine bir
yardımcı da bulamazdın." (İsra 17/73-75)
Hz. Muhammed bile tehlikeye düşecek gibi olduğuna göre
kendimizi bu açıdan gözden geçirmemiz gerekmez mi?
MÜRİT - Tamam,bunları anladık. Şimdi sen
yukarıdaki ağır iddianı ispatla bakalım.
BAYINDIR - Allah'ın bütün peygamberlere
söylediği şu sözü hatırlayalım: "Hele bir şirke düş; amelin
kesinkes yanar ve sen kaybedenlerden olursun."
(Zümer39/64-65)
a-Şirk
MÜRİT - Bizimyaptığımızın nesi şirk? Sen esas
onu anlat.
BAYINDIR - Öyleyseiyi dinle. “İbadet” (
)sözlükte taat anlamına gelir. Taat (
)boyun eğmek demektir, daha çok “emre uymak ve izinden
gitmek.” anlamında kullanılır [130] .
Türkçede buna kulluk denir.
Abd ( )kul, yani köle anlamına gelir.
İnsanlar, güçlerinin yettiğini kendilerine köle etmeğe, güç
yetiremediklerine de köle olmağa meyillidirler. Krallar halkı,
kendiköleleri gibi görmek istemişler, kayıtsız şartsız boyun
eğdirmeğe çalışmışlardır.Kur’an’ı Kerim’de bunun örnekleri
vardır:
Firavun Adamlarını toplayıp seslendi, ve şöyle dedi:
"Sizin en yüce rabbiniz benim" (Naziât 79/23-24)
Rab sahip demektir. Araplar kölenin sahibine rab
derler [131] . Biz de Efendi
deriz. Allah’tan başkasınaköle olmayı reddedenler, Allah’tan
başkasının kendi rabları ve efendileriolmasını da kabul
etmezler. Dikkat ederseniz efendi kelimesi tarikatlardasıkça
kullanılır.
Krallar siyasi ve askeri güçlerini kullanarak,
zenginlerparalarını, kimileri de dini kullanarak insanları
kendilerine kul etmektedirler.Dini kullananlar bunların en
kötüsüdür. Çünkü insanlar bunlara kulluk etmeyiAllah'a
kulluğun bir parçası sayarlar.
Siz Allah ile birlikte şeyhinize de köle oluyorsunuz.Rabıta
sırasında şeyhinizin ruhaniyeti karşısında boyun eğiyorsunuz.
Halbuki,Fatiha Suresi'nde "Yalnız sana köleoluruz"
diye Allah'a sözveriyoruz.
MÜRİT - Kendinekulluk edilmesini isteyen şeyh
var mı?
BAYINDIR - Önceki açıklamalar yeterli olmadı
herhalde. Şeyhe tam bağlanmak, ona rabıtaetmek, kalble ondan
yardım istemek ve ona asla itiraz etmemek
gerektiğinisöylediniz. Hatta şeyhin önünde
mürit,gassalın (ölü yıkayıcısının) önündeki meyyit (ölü) gibi
olmalıdır, dediniz.Bu köleliğin son noktası değil midir?
Bundan ileri bir kölelik düşünülebilirmi?
Allah’ın istediği, insanın yalnız kendisine
köleolmasıdır.
Ey insanlar! Sizi vesizden öncekileri yaratan Rabbinize
kölelik edin ki, korunabilesiniz. (Bakara2/21)
Hz. Muhammed de Allah'ın kölesidir. Kelime-i
şehadetgetirirken “ “Şunu kesinkes bilirim ki, Muhammed onun
kölesi ve elçisidir.” deriz. Onabundan başka bir makam vermek
Hırıstiyanlara benzemek olur. Onlar Hz. İsa’yaAllah’ın oğlu
demiş, onu Allah’a halef kılmış, ona ibadet etmeye ve
ondanyardım dilemeye başlamışlardır. Sanki haşa! baba emekli
olmuş da oğul onunyerine oturtulmuş gibidir.
Bu sebeple ibadet etmiş olmakiçin puta secde eder gibi
şeyhe secde etmek gerekmez.
b- İstiâne
MÜRİT - Birde istiâne vardı.
BAYINDIR - Gelelim istiane ye:
İstiane, yardım istemekdemektir. Fatiha suresini her
okuyuşumuzda “ iyyâke nestaîn,
deriz. Yani "Allah'ım yalnız
senden yardım isteriz” demektir.Bu konu daha önce
anlatılmıştı. Burada Şeyh Efendi'nin bir
sözünütekrarlamak yerinde olur. Şöyle demişti:
"Siz ne derseniz deyin,biz Allah ile kullar arasında
evliyâullahın ve meşâyih-i izâm hazerâtınınruhlarının vasıta
olduğuna inanırız. Onların ruhaniyetinden istimdâd
eder,istiânede bulunuruz."
Evliya ruhundan istianedebulunduğunuza göre sizin artık
“ iyyâkenestaîn, =yalnız senden
yardım isteriz” demeye hakkınız kalır mı?
Bir de rabıta yaparak şeyhinruhaniyetiyle beraber, suretini
kalp gözünün önüne getirip hayal etmek vekalple ondan yardım
istemek varya, işte o zaman Tevhidden bir şey kalmaz. Çünkübu,
olsa olsa şeyhe ibadetin bir parçası olur.
Hz. Muhammed sallallahu aleyhive sellem “ Dua ibadetin
özüdür [132]
. ”demiyor mu?
O, bir de, şöyle buyurmuştur:“ Dua ibadetin ta
kendisidir .” [133]
Puta tapanlar ibadeti, putunrızasını kazanmak ve dualarının
kabulünü sağlamak için yaparlardı.
Cenab-ı Hakk, Kur’an-ıKerim’in bir çok âyetinde müşriklerin
durumunu belirtirken “Allah’tan başkasınadua etmek [134]
”ifadesini kullanmıştır. Hz. Muhammed sallalahu
aleyhi veselleme verdiği biremirde şöyle buyurmuştur: “ De
ki: Ben yalnızcaRabbıma dua ederim. Ona hiç bir şeyi ortak
koşmam. ” (Cin72/20)
İbn Abbas radıyallahu anhşöyle buyurmuştur: “Duanız
imanınızdır [135]
.”
İnsanlar öteden beri en çokdua ve ibadet konusunda
yanıldıkları için bütün elçilerin davetinin temelini bu
iki husus oluşturmuştur.
Namaz, oruç, hac, zekat,helallar ve haramlarla ilgili çok
az âyet olduğu halde Kur'an'ın tamamınayakını Allah'tan
başkasına ibadeti, darda kalınca başkasından bir şeybeklemeyi
şirk sayıp yasaklamaktadır. Bu husus üzerinde çok durmak
gerekir.
"Darda kalmış kişi dua ettiği zaman onun yardımına kim
yetişiyor da sıkıntıyı gideriyor ve sizi yeryüzünün hakimleri
yapıyor? Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Ne kadaraz
düşünüyorsunuz." (Neml
27/62)