BAYINDIR - Bir de rabıta'nız
var.
ŞEYHEFENDİ - Evet doğru. Rabıta bir müridin,
mürşid-i kâmilinin ruhâniyetiyle beraber, suretini kalp
gözünün önüne getirerek hayal etmesi ve kalbiyle ondan
yardımistemesinden ibarettir [112]
.
BAYINDIR - Dahaiyi anlamak için soruyorum,
mürit şeyhini yükseklerde görüyor, onun bir çok yetkiye sahip
olduğunu düşünüyor, kendisini de düşük seviyede sayıyor. Sonra
şeyhinin hayalini karşısına getiriyor ve ondan yardım istiyor.
Bunu şeyhinin yanında yapmıyor değil mi?
ŞEYH EFENDİ - Doğru. Bak, bu işi biz
uydurmadık. Muhammed Halid Hazretleri, Risale-iHalidiye’sinde
şöyle buyuruyor:
Rabıtanın en üstün derecesi,iki gözün arasında olan hayal
hazinesi ile mürşidin ruhaniyetinin yüzüne hatta iki gözünün
arasına bakmaktır. Zira orası feyiz kaynağıdır. Ondan
sonramürşide karşı kendini alçaltarak, son derece tevazu ile
yalvarmak ve onu Mevlâ ile kendi arana vesile kılmak üzere,
mürşidin ruhaniyetinin hayalhazinesine girip oradan kalbine ve
derinliklerine yavaş yavaş indiğini düşünüp,senin de peşinden
yavaş yavaş oraya aktığını ve indiğini hayal ederek,şeyhini,
kendi nefsinden geçinceye kadar hayal gözünden
kaybetmemektir [113]
.
BAYINDIR - Aman Allahım! Söyler misiniz bana,
bunu neye dayandırıyorsunuz?
ŞEYHEFENDİ - Bunun delili vardır. Hz Ebubekr
radıyallahuanh kaza - i hacet [114]
için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden
hali bir yer bulamadığından, budurumu Efendimiz’e şikayet
etti. Efendimiz de ona ruhsat verdi [115]
.
BAYINDIR -Yani Hz. Ebubekr, tuvalette,
Allah'ınelçisinin ruhâniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün
önüne getirerek hayaledip kalbiyle ondan yardım mı
istiyordu?
MÜRİT - Hayır,öyle değil. Yani Hz. Ebubekr
tuvalette, ihtiyacını karşılarken bile Muhammed sallallahu
aleyhi ve sellemi hayal ediyordu.
BAYINDIR - Çok sevdiği kişinin hayali insanın
gözünün önünden gitmez. Şair, sevgilisi için “Gündüz
hayalimde, gece düşümde” diyor. Bu gayet normaldir. Hz.
Ebubekr,Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi çok sevdiği için
tuvalette bile aklından çıkaramadığını ifade etmektedir. Sizin
tarif ettiğiniz rabıtayla bunun ne ilgisi var?
Siz rabıta sırasında şeyhinruhaniyetinin müridin yanına
geldiğini iddia ediyorsunuz. Şeyhin ruhaniyeti müridin yanına
nereden geliyor ki mürit ondan yardım istesin?
ŞEYHEFENDİ - Ruhaniyetin gözüktüğünün delili
vardır. Yusuf Suresi'nde şöyle buyuruluyor:
"(Yusuf aleyhisselamkasıtsız olarak, elinden gelmeyerek)
ona (Züleyha'ya) meyletti. Rabbisinin burhanını (delilini)
görmeseydi, (o meyline göre hareket edebilirdi).
(Yusuf12/24)
Bu ayetin tefsirinde ekserimüfessirler, Allah dostlarının
tasarruf ve imdadını (gücünü ve yardımını)açıklamışlardır.
Müfessirlerden Keşşaf, doğruluktan ayrıldığı ve Mutezile
Mezhebinin [116] görüşüyle vasıflandığı
halde Yakup aleyhisselamın ruhaniyyetinin, şaşkınlığından
parmaklarını ısırmış olduğu halde Yusuf aleyhisselama
gözükerek “O kadındansakın.” dediğini
açıklamıştır
[117].”
BAYINDIR - Sizherhalde Keşşâf tefsirini hiç
okumadınız. Yoksa bunu asla söylemezdiniz.
Yusuf Suresi’nin 24. âyetindeZüleyha'nın Yusuf aleyhisselam
ile birleşmek için yaptıkları anlatılırken şöyle
buyuruluyor:
“ Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbının
bürhan ını görmeseydi o da kadına meyledecekti.. .”
Keşşaf tefsiri, âyette geçen bürhan kelimesinin ne anlama
geldiğini açıkladıktan sonra şöyle devam ediyor:
“
Yusuf aleyhisselam bir sesduydu, “Aman kadına yaklaşma!”
diye, ama aldırmadı. İkinci kez duydu, deminibozmadı. Üçüncü
kez duydu, beriye çekildi ama Hz. Yakup aleyhisselamı
parmaklarınıısırmış halde görünceye kadar bir şeyden
etkilenmedi
Keşşaf’ta bu görüş sahipleriiçin aynen şu ifadeler yer
alıyor:
“Bu ve bunun gibi şeyler hurafeci zorbaların tutundukları
şeylerdir. Allah Teâlâ’ya ve peygamberlerine iftira bunların
dini olmuştur...
[118]”
Biraz düşünülse bunun YusufSuresindeki başka âyetlere de
aykırı olduğu görülür. Bir âyette şöyle buyuruluyor:
“ (Yakup) Onlardan yüz çevirdi Vah Yusuf’um vah!”
dedi. Üzüntüden iki gözüne de ak düştü. Kederi içine
gömülüydü.“ (Yusuf12/84)
Bu olay, Hz. Yusuf’un, Mısır’agelen kardeşlerinden
Bünyamin’i, hırsızlık bahanesiyle alı koymasından sonra
olmuştu. Eğer Bünyamin'i Hz. Yusuf'un alıkoyduğunu bilseydi
Hz. Yakub, böyle üzülür müydü?
Lütfen bunu rabıtanın delili sayıp da kendinizi daha
da kötü duruma sokmayın.
ŞEYHEFENDİ - Ubeydullah el-Ahrâr
es-Semerkandî hazretleri "Sadıklarla beraber olun."
(Tevbe9/119) âyetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz
sadıklarla beraber olmak, surette ve manada onlarla beraber
olmaktır."Sonra da manevi beraberliği rabıta ve huzurla tefsir
etmiştir ki, bu ehlincemalum olan meşru bir
iştir [119]
.
BAYINDIR - Suretteve manada sadıklarla yani
dürüst kimselerle beraber olmaktan ne anlıyorsunuz? Bir
kimseyle beraberolmak hem onun yanında yer almak hem de onunla
aynı duygu ve düşünceleripaylaşmak anlamına gelir. Yanında
olduğunuz kişi ile aynı duygu vedüşünceleri
paylaşmıyorsanız bu tam birberaberlik sayılmayacağı gibi aynı
duygu ve düşünceyi paylaştığınız kişininyanında yer almazsanız
gene beraber olmuş sayılmazsınız. Burada anlatılan odur. Bunun
rabıta ile ne ilgisi var?
Bazı şeyhler müritlerine resimlerini dağıtıyor ve rabıta
yaparken ona bakmasını söylüyorlar. Siz debunu yapıyor
musunuz?
MÜRİT - Bizde öyle bir şey yoktur. Hz.
Muhammed resmi yasaklamıştır.
BAYINDIR - Eğer Hz. Muhammed yasaklamamış
olsaydı yapar mıydınız?
MÜRİT - Belki yapardık. Çünkü resme bakmak,
şeyhi kalp gözünün önüne getirerek hayal etmekten kolaydır. O
zaman şeyhin sureti baş gözüyle görülmüş olur.
BAYINDIR - Peki ya dinimizin heykeli
yasak etmediğini farzetsek o zaman da heykelini yapar
mıydınız?
MÜRİT - Heykel yasak ama.
BAYINDIR - Yasak olmadığını farzedin.
MÜRİT - Belki o da yapılırdı. Her müridin
evinde şeyhin bir heykeli bulunabilirdi.
BAYINDIR - O zaman mürit, şeyhinin putu
karşısına geçecek, ona rabıta yapacak ve onun ruhaniyetinden
yardım isteyecekti. Ona karşı kendini alçaltarak, son derece
tevazu ile yalvaracaktı. Puta tapanlarınyaptığı zaten bundan
başkası değildi. Aradan heykeli kaldırıp yerine şeyhinhayalini
geçirmek neyi değiştirir? Puta tapanlar da zaten taştan veya
ağaçtanbir şey beklemiyor, onun temsil ettiği varlığın
ruhaniyetinden yardımbekliyorlardı.
Sizin tarif ettiğiniz rabıtayasadece şu âyet delil
olabilir.
“ İyi bil ki, saf din Allah’ın dinidir. Onun
berisinden [120]
veliler edinenler "Biz onlara
başka değil sadece bizi Allah’a tam yaklaştırsınlar diye
kulluk ediyoruz." derler. İşte Allah, onların aralarında
tartışıp durdukları şeyde hükmünü verecektir. Allah, yalancı
ve gerçekleri örtüp duran kimseleri doğru yola sokmaz .”
(Zümer39/3)
Bu âyet, Kur’an-ı Kerim’de şirki tanımlayan
âyettir.