MÜRİT-
İlham ve keşif yoluyla elde edilen bir hakikat bilgisi vardır.
İşte ilm-i ledün odur. Bu, fikrî, zihnî ve de düşünce
temrinleriyle
elde edilen bir bilgi türü değildir, Allah
tarafındandır.
BAYINDIR-
Ayette “Ona, kendi
katımızdan bir ilim öğretmiştik.” (Kehf 18/65)
buyuruluyor. Burada öğretmeden
bahsedilmektedir. Halbu ki lham ve keşf birer ilim
öğrenme yolu değildir.
MÜRİT-
Keşf sözlükte perdenin açılması demektir. Tasavvuf terimi
olarak perdelerin arkasına gizlenmiş manalara ve
olayların arkasındaki gerçeklere, ulaşmak
anlamında kullanılır.
Kur'an'da
insanın gözünden gaflet perdesi kalkıp basiretle kâinata
baktığında çok ince bazı sırlara aşina olabileceğine
işaret edilmiştir:
“Andolsun sen bunun
böyle olacağını beklemiyordun. Senin perdeni
açtık. Artık bugün gözün keskindir.” (Kaf,
50/22)
Yani
artık ilahi incelikleri görebilecek basirete sahipsin, denmiş
oluyor.
BAYINDIR-
Bu âyetin sizin ifade ettiğiniz mana ile bir ilgisi yoktur.
Eğer âyetin öncesi ve sonrası okunursa bunun yalnızca
ahiretle ilgili olduğu açıkça anlaşılır. Ayetlerin meali
şöyledir:
“Artık sura üfürülmüştür.
İşte bugün tehdidin gerçekleşeceği gündür.
Herkes
yanında, biri kılavuz öteki şahit, iki melekle birlikte
gelmiştir.
Andolsun
sen bunun böyle olacağını beklemiyordun. Senin
perdeni açtık. Artık bugün gözün
keskindir.
Yoldaşı,
işte benim yanımdaki hazırdır
diyecek.
Atın cehenneme şu dik
kafalı tanımazların hepsini,
İyiliğe
karşı duran, gemi azıya alan, işkiller içinde kıvranan şu
tanımazları atın.
Allah
ile beraber başka bir tanrı daha edinen var ya, onu da en ağır
azaba atın.”
(Kaf 50/20-26)
Bakın,
işte âyetin sizin dediğiniz mana ile hiç bir ilgisi yoktur. Bu
ayet tamamen
ahiretle ilgilidir.
Ortada
çok açık âyet ve hadisler varken onlara gözlerinizi
kapıyor, hiç ilgisi olmayan âyetlerden hüküm çıkarmaya
çalışıyorsunuz.