nurlarını gidermiş ve
onları karanlıklar içinde bırakmıştır. Göremez hale
gelmişlerdir.
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar
vazgeçmezler. (Bakara 2/17-
18)
Münafık
, önce inanan, sonra Allah
’ı görmezlikten gelmeye
başlayan, yine de kendini inançlı gören veya gösteren kişidir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
O münafıklar sana geldiklerinde şöyle dediler: "Biz tanıklık
ederiz ki, sen, gerçekten Allah'ın
elçisisin" Allah biliyor ki, sen elbette kendi elçisisin. Ama
Allah tanıklık eder ki, o münafıklar kesinlikle yalan
söylüyorlar.
Yeminlerini kalkan edip Allah yolundan
çekildiler. Ne kötü şey yapıp duruyorlar!
Bu, şundandır: Onlar önce inandılar, sonra O kâfirlik,
gerçekleri görmezlik ettiler, sonra kalplerinde farklı bir yapı
oluştu. Artık anlamazlar. (Münafikun
63/1-3)
Hiç inanmadığı halde
kendini inançlı gösterenler de vardır. Allah Teâlâ şöyle
buyurur:
“İnsanlardan “Allah’a ve Ahiret
gününe inandık” diyenler vardır. Oysa onlar inanmış
değillerdir. / Allah’a ve inanmış kimselere oyun kurarlar. Oysa
oyunu sırf kendilerine karşı kurarlar da farkına varmazlar.”
(Bakara 2/8-9)
Bakara 7. âyette, Allah’ı görmezlikten
gelen kâfirlerin, gerçekleri görmeme alışkanlığı kazandığı ve bu
yüzden gözlerinde perde oluştuğu bildirilmiştir. Aynı perde,
münafıklarda da oluşur.
“Onların durumu, bir ışık
yakmak isteyenin durumuna benzer” buyurulması, başlangıçta ilahi
tebliğle aydınlanmaya istekli olduklarını gösterir. O tebliğ,
gerçekleri ortaya çıkarınca rahatsız olur, onları görmezlikten
gelerek tekrar karanlıklara dalarlar. Kendilerini sağır, dilsiz
ve kör konumuna sokarlar. Doğruları; ne duymak, ne görmek, ne
konuşmak isterler. Bundan vazgeçme niyetleri de yoktur.