İnsanlardan kimi der ki: "Rabbimiz! Bize ne vereceksen, bu
dünyada ver!" Onun Ahirette bir alacağı kalmaz. Onlardan kimi
de; "Rabbimiz! Bu dünyada bize bir güzellik ver, Ahirette de
güzellik ver. Bizi o ateşin azabından koru!" derler. Onlardan
her birine kazandıklarından bir pay vardır. Allah
hesabı çabuk görür.
(Bakara 2/200-202)
Başarının iki şartı vardır;
biri istemek, diğeri gerekli güce sahip olmaktır. Allah Teâlâ şöyle
buyurur: Senin Rabbin rızkı, isteyen ve gücü yeten için
yayar.
O, kullarının içlerini bilir ve onları görür.
(İsra 17/30)
"Allah yeryüzünde
yiyecekleri, dört günde, araştıranlar için eşit uzaklıkta
belirlemiştir." (Fussilet
41/10) Yeryüzünde ekmek, peynir, et vs. yoktur. Ama onları elde
edecek imkanlar vardır. O imkanlar belli ölçüdedir. Ölçüsüz
olsaydı kimse kimseyi tanımaz, herkes kendi başına buyruk
olurdu. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Allah rızkı, kulları
için bol bol seriverseydi yeryüzünde taşkınlık ederlerdi. Ama o,
istediği ölçüde indirmektedir."
(Şura 42/27) Kaynaklar kıt olduğu için israf yasaktır. Allah
Teâlâ şöyle buyurur: "Yiyin, için ama israf etmeyin. O
israf edenleri sevmez." (Araf
7/31)
Allah
, rızık için gereken kanunu
koymuş ve kendine şöyle seslenmemizi istemiştir: "…
Dilediğine hesapsız rızık verirsin." (Al-i İmran 3/27) Onun
dilediği kimseler koyduğu çalışma kanuna uyanlardır.
Bakara 200-202. âyetlerde
insanlardan kiminin yalnız dünyalık istediği, kiminin de hem
dünyalık hem ahiretlik istediği bildirilmiştir. Hepsi
kazançlarından pay alacaktır. Çalışıp kazanmayana bir şey
yoktur. Ahireti isteyen de çalışmak zorundadır. "Kim Ahireti
ister ve mümin olarak onun için çalışırsa onlar çalışmalarının
karşılığını göreceklerdir" (İsra 17/19) Demek ki, bir şeyi
istemek yetmez, onun için çalışmak gerekir. Şu âyetler, her şeyi
özetlemektedir: “İnsanın çalıştığından başkası kendinin
olmaz. Çalışmasına bakılacak. Sonra karşılığı tastamam
verilecektir”. (Necm 53/39-41)
Yukarıdaki hükümler, imkanları
en iyi değerlendirmenin yollarını gösterir. Önümüze o imkanları
koyan Allah
Teâlâ’dır. Onun vermediği
hiçbir şeye sahip olamayız. Kuraklık olsa veya aşırı yağmurlar
ürünü çürütse çiftçinin yapacağı fazla bir şey kalmaz. Bu
dünyada imtihandan geçirildiğimiz için Allah Teâlâ, bizi çeşitli
sıkıntılarla dener. Bir âyet şöyledir:
“İnsanın başına bir sıkıntı gelince bizi yardıma çağırır. Sonra
katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: "Bu bana bilgimden
dolayı verilmiştir" der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları
bilmezler.” (Zümer 39/49)