KUR'AN-I KERİM ve AÇIKLAMALI MEALİ
   Fatiha Suresi
   Bakara Suresi
   
Hamd
   Kafirlik
   Alışkanlılar
   Kalp-İşitme- Görme
   Münafık Körlüğü
   Dinler
   Aracılık
   Halef-Selef
   Tesbih-Takdis
   Şefaat
   Tarım Toplumu
   Cennet Kimler Girer
   
Sabiîler
   Cumartesi Yasağı
   Kurbanlık Boğa Olayı
   Ölünün Diriltilmesi
   Kitabı Tarhrîf
   Sıkı Tutma / Isyan
   İsteyen/İstediği

    Nesih ve Zina Cezası
   İbrahim Aleyhisselam
   Soru Cümleleri
   Aklını Kullanmayanın Hali
   Adeti Kadının Oruç ve   Namazı
   Oruç Fidyesi
   Rüşvet
   Başarının Sırları
   Talak
   İftida
   Nikah'în Denetlenmesi
   Faiz
   Kadınların Şahitliği
   İçinde Olandan Sorumlu Olma
   Kur'an'ı Açıklama Usulü

AKLINI KULLANMAYANIN HALİ

 
 

 

Kâfirlik edip gerçekleri görmezlikten gelenler, kavramadığı sese öten karga gibidirler; onun kavradığı sadece bağırtı ve çağırtıdır[1]. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar akıllarını kullanmazlar. (Bakara 2/171)

İnsanı koyun, sığır  ve deve gibi hayvanlardan ayıran, akıldır. İnsan aklını kullanmadığı zaman onlar gibi olur. Çoğu kişi, din konusunda aklıyla değil, duygularıyla hareket eder. Dünya ve ahiret mutluluğunu etkileyecek böyle bir tavır kabul edilemez. Allah  Teâla, şöyle buyurur:

Cinlerden ve insanlardan bir çoğunu gerçekten Cehennem için yaratmış olduk. Onların kalpleri vardır, onunla kavramazlar. Onların gözleri vardır, onlarla görmezler. Onların kulakları vardır, onlarla işitmezler. Onlar; koyun sığır ve deve gibidirler; hayır, daha da düşüktürler[2]. Gafiller işte onlardır. (Araf 7/179)

Koyun, sığır  ve deve diye tercüme ettiğimiz kelime en’âm  (الأنعام)’dır[3]. Türkçe’de bunu tek bir kelime ile karşılamak mümkün değildir. Bir çok meal, “dört ayaklı” diye tercüme eder. Dört ayaklı tanımına kedi, köpek ve vahşi hayvanlar da gireceğinden doğru bir tercüme olmaz. Bu sebeple kelimenin anlamı, tam olarak yazılmıştır.

Koyun, sığır  ve deve faydalı hayvanlardır. Kâfirler bunlardan da düşük sayılmış ve yukarıdaki âyette karganın konumunda gösterilmişlerdir.

Karga leşle beslenir. Küçük kuşları, yumurtaları ve civcivleri yer. Yiyecek aramak için çöplükleri karıştırır. Tahıl bitkilerine, meyve ağaçlarına, sebzelere ve bağlara büyük zarar verir. Gelişmiş psişik yetenekleri vardır, kolayca evcilleştirilebilir[4]. Kâfir  de “İş başına geçti mi, ortalığı karıştırmak, kaynakları tahrip etmek ve nesilleri bozmak için gayret gösterir.” (Bakara 2/205) Onu bu hale düşüren, aklını kullanmamasıdır. Aklını kullanırsa yola gelebilir.

Yukarıdaki âyet;“Onlar; koyun, sığır ve deveden de düşüktürler” hükmüne açıklık getirilmiştir. Âyetler arası ilişkiye dikkat etmeyenler bu âyete; “Onlar; bunlardan da sapıktırlar” veya “Onlar; bunlardan da şaşkındırlar” şeklinde anlam vermişlerdir. Koyun, sığır ve deveye, sapık veya şaşkın demenin haklı gerekçesi olamayacağı için bu, yanlış bir meâl olmaktadır.

Kâfir – karga ilişkisi, Habil – Kabil olayında da vardır. Yoldan çıkarak kardeşi Habil’i öldürmüş olan Kabil kendini, karga kadar olamamakla suçlamıştır. Bu olayı anlatan âyetler şöyledir:

“Onlara, Adem'in iki oğlunun olayını olduğu gibi anlat: Bir gün birer kurban  sundular. Birininki kabul edildi, diğerininki edilmedi. Kabul edilmeyen, "Emin ol, seni öldüreceğim" dedi. Öteki: "Allah , sadece sakınanlarınkini kabul eder" dedi.

“İnan ki, beni öldürmek için elini kaldırsan, ben seni öldürmek için el kaldırmam. Ben Allah ’tan, varlıkların sahibinden korkarım".

İsterim ki,  hem benim günahımı, hem de kendi günahını yüklenip o cehennem ateşinin arkadaşlarından olasın. Zalimlerin cezası budur".

Sonra ötekisi nefsine uydu ve kardeşini öldürdü… Kaybedenlere karıştı gitti.

Derken Allah , yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Bu ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi içindi. "Yazık bana!” dedi. “Şu karga kadar da mı olamadım ki, kardeşimin cesedini gömeyim?" Nihâyet ettiğine pişman oldu. (Maide 5/27-31)

 


[1]- Ayette geçen (نعق ينعِق) sözlükte; hem karganın ötmesi; hem de çobanın davara bağırması ve onu engellemesi anlamına gelir  (Lisan’ul-Arab nak mad.). Tefsirlerin tamamı kelimeye ikinci anlamı vermişlerdir. O zaman kâfirlerin çobana benzetilmesi durumu ortaya çıkmıştır. Bunu önlemek için çobana mecaz olarak davar denmiş, bu defa âyet, metne uygun olmayan bir anlama çekilmiştir. Yukarıdaki meal ise her bakımdan yerinde olmuştur. Açıklamalar böl. “Aklını Kullanmayanın Hali” başlıklı yazıya bkz.

[2]- Daha düşük diye tercüme edilen (الأضل)’in kökü olan dalâlet Arapça’da, yoldan çıkma ve düşük seviyede olma anlamınadır. (Lisan’ul-Arab)

[3]- Müfredât, نعم maddesi.

[4]- Büyük Larousse Ansiklopedisi.