KUR'AN-I KERİM ve AÇIKLAMALI MEALİ
   Fatiha Suresi
   Bakara Suresi
   
Hamd
   Kafirlik
   Alışkanlılar
   Kalp-İşitme- Görme
   Münafık Körlüğü
   Dinler
   Aracılık
   Halef-Selef
   Tesbih-Takdis
   Şefaat
   Tarım Toplumu
   Cennet Kimler Girer
   
Sabiîler
   Cumartesi Yasağı
   Kurbanlık Boğa Olayı
   Ölünün Diriltilmesi
   Kitabı Tarhrîf
   Sıkı Tutma / Isyan
   İsteyen/İstediği

    Nesih ve Zina Cezası
   İbrahim Aleyhisselam
   Soru Cümleleri
   Aklını Kullanmayanın Hali
   Adeti Kadının Oruç ve   Namazı
   Oruç Fidyesi
   Rüşvet
   Başarının Sırları
   Talak
   İftida
   Nikah'în Denetlenmesi
   Faiz
   Kadınların Şahitliği
   İçinde Olandan Sorumlu Olma
   Kur'an'ı Açıklama Usulü

                                        NESİH ve ZİNA CEZASI

 
 

        

Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak, yerine ya daha hayırlısını, ya da dengini getiririz. Bilmez misin, Allah’ın gücü her şeye yeter. (Bakara 2/106)

Nesih sözlükte bir şeyi bir başka şeyle değiştirme, onun yerine başkasını koyma anlamına gelir[1]. Allah  Teala şöyle buyurur:

Bir âyetin yerine başka bir âyeti koyunca, ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilir, şöyle dediler: “Sen sadece iftiracısın.” Yok, onların pek çoğu bilmezler. (Nahl 16/101)

Yukarıdaki iki âyete göre nesih , “Bir âyetin, kendi dengi veya daha hayırlısı ile değiştirilmesidir.”

İlk peygamberden son peygambere kadar vahiyde bütünlük vardır. Allah Teala şöyle buyurur:

Allah Nuh'a buyurduğunu, sana vahyettiğini, İbrahim ’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğini sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. Dini ayakta tutun, onda ayrılığa düşmeyin... (Şura 42/13)

Bu durumda Kur’ân , önceki ilahi kitapları neshetmiş olur. Âyetlerinin büyük bir kısmı Nuh ’a, İbrahim ’e, Musa’ya ve İsa’ya vahyedilene denktir. Bir kısmı da sadece Peygamberimize vahyedilen ve hafifletici hükümler içeren âyetlerdir.

Böylece neshin iki şartı ortaya çıkar:

1- Âyetler arasında olması.

2- Neshedilen âyetin, öncekiyle aynı hükmü veya ondan daha hayırlı bir hükmü taşıması.

Sünnet  Kur’ân ’ın açıklaması olduğu için Kur’ân’a tabidir. Tabi olana ayrı bir hüküm  verilemez. Allah  Teala şöyle buyurur: Sana bu Zikri (Kur’ân ’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın. (Nahl 16/44)

Peygamberimizden bazı istekler olmuş, bunun üzerine şu âyet inmiştir:

Âyetlerimiz onlara açık belgeler halinde okununca, bizimle karşılaşmak istemeyenler şöyle dediler: "Ya bundan başka birKur’ân getir veya bunu değiştir." De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem, olacak şey değildir. Ben, bana ne vahyolunursa sadece ona uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azabından korkarım." (Yunus 10/15)

Bir âyet neshedilince, Peygamberimizin onunla ilgili söz ve uygulamalarının da neshedilmiş olacağı açıktır. Çünkü o, kendine ne vahyolunursa ona uyar.

Âyetin lafzının neshedilip manasının devam ettiği de iddia edilemez. Çünkü bir âyet, ancak yeni bir âyet ile neshedilebilir. Bu yeni âyet, öncekinin lafzını neshettiği gibi manasını da nesheder.

Nesheden âyetin, neshedilenden ağır hüküm  taşıyamayacağı, şu âyetin de gereğidir.

“Yanlarındaki Tevrat ’ta ve İncil ’de yazılı bulacakları ümmi peygambere uyanlar... O onlara, iyiliği emreder, kötülükten men eder. Onlara iyi şeyleri helal , kötü şeyleri haram kılar. Sırtlarından ağır yükleri, boyunlarından demir halkaları kaldırır atar...” (Araf 7/157)

Bir âyetin daha hayırlı bir âyetle neshine zina  cezası örnek olabilir. Tevrat  ve İncil ’de zinanın cezası  ölümdür. Bunu Peygamberimiz de bir süre uygulamıştır. Kur’ân , daha sonra o hükmü neshetmiştir.

A- Tevrat ’ta Zina  Cezası

Levililer  Bap 20’de şu hükümler yer alır:

10 «Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina  ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.

11 Babasının karısıyla yatan, babasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de kesinlikle öldürülecektir. Ölümü hak etmişlerdir.

12 Bir adam geliniyle yatarsa, ikisi de kesinlikle öldürülecektir. Rezillik  etmişler, ölümü hak etmişlerdir.

13 Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki  kurarsa, ikisi de iğrençlik etmiş olur. Kesinlikle öldürülecekler. Ölümü hak etmişlerdir.

17 «Bir adam anne ya da baba tarafından üvey olan kız kardeşiyle evlenir, cinsel ilişki  kurarsa, utançtır. Açıkça aşağılanıp halkın arasından atılacaklardır. Adam kız kardeşiyle ilişki kurduğu için suçunun cezasını çekecektir.

19 «Teyzenle ya da halanla cinsel ilişki  kurmayacaksın. Çünkü yakın akrabanın namusudur. İkiniz de suçunuzun cezasını çekeceksiniz.

20 «Amcasının karısıyla cinsel ilişki  kuran adam, amcasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de günahlarının cezasını çekecek ve çocuk sahibi olmadan öleceklerdir.

21 Kardeşinin karısıyla evlenen adam rezillik etmiş olur. Kardeşinin namusunu lekelemiştir. Çocuk sahibi olmayacaklardır.

Tesniye Bap 22’de şu hükümler yer alır:

22 «Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrail 'den kötülüğü atacaksınız.

23 «Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,

24 İkisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.

25 «Eğer bir adam kırda nişanlı bir kızla karşılaşır, onu yakalayıp tecavüz ederse, yalnız tecavüz eden adam öldürülecek.

26 Kıza hiçbir şey yapmayacaksınız. Çünkü kızın ölümü hak edecek bir günahı yoktur. Bu, komşusuna saldırıp onu öldüren adamın davasına benzer.

B- İncil ’de Zina  Cezası

Yuhanna 8. bölümde şu olay yer alır:

3-4Din bilginleri ve Ferisiler , zina  ederken yakalanmış bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsa 'ya, «Öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı» dediler. 5 «Musa , Yasa'da bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin?» 6Bunları İsa'yı sınamak amacıyla söylüyorlardı; onu suçlayabilmek için bir neden arıyorlardı. İsa eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu. 7Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve, «Aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın!» dedi. 8Sonra yine eğildi, toprağa yazmaya koyuldu. 9Bunu işittikleri zaman, başta yaşlılar olmak üzere, birer birer dışarı çıkıp İsa'yı yalnız bıraktılar. Kadın  ise orta yerde duruyordu. 10İsa doğrulup ona, «Kadın, nerede onlar? Hiçbiri seni yargılamadı mı?» diye sordu. 11Kadın, «Hiçbiri, efendim» dedi. İsa, «Ben de seni yargılamıyorum» dedi. «Git, artık bundan sonra günah işleme!»

İsa  aleyhisselam bu sözü ile recm  cezasını kaldırmamış, sadece günahkar insanların ihbar  ve şahitliğine dayanarak bu kadar ağır bir cezayı vermemiştir. Matta İncil ’inde onun şu sözüne yer verilir:

17«Kutsal Yasa'yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. 18Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf  ya da bir nokta bile eksilmeyecek. 19Bu nedenle, bu buyrukların en küçüklerinden birini kim çiğner ve başkalarına öyle yapmayı öğretirse, Göklerin Egemenliğinde en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliğinde büyük sayılacak. (Matta 5)

C–Hadiste Recm Cezası

Muhammed aleyhisselamın önünden yüzü karartılmış ve değnekle dövülmüş bir Yahudi  geçirildi. Onları çağırdı, dedi ki; "Kitabınızda zinanın cezası  böyle midir?" "Evet" dediler. Sonra onların alimlerinden birini çağırdı ve "Musa 'ya Tevrat 'ı indiren Allah  adına soruyorum, Kitabınızda zina  cezası bu şekilde midir? dedi. Dedi ki; "Eğer böyle sormasaydın söylemezdim, orada recm  cezası vardır. Ama üst düzey kişiler arasında zina çoğaldı. Onlardan birini yakalarsak serbest bırakırdık, zayıfı yakalarsak ona o cezayı uygulardık. Dedik ki; gelin, üst düzeye de zayıfa da uygulayacağımız bir ceza  üzerinde anlaşalım. Sonra recmin yerine yüz karartma  ve değnek  cezası  koyduk. Allah'ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:

"Allah 'ım! Senin emrini ilk hayata sokan ben olacağım, çünkü onlar öldürmüşler."

Hemen emir verdi, o Yahudi  recmedildi, yani taşlanarak öldürüldü. Sonra Allah  Teâlâ şu âyeti indirdi:

"… Kimi Yahudiler  … sözleri yerleşik manasından kaydırır, tahrif  ederler. Derler ki; Hakkınızda şu karar verilirse uyun, bu karar verilirse uymayın...” (Maide 5/41)

Çünkü diyorlardı ki, "Muhammed'e gidin; yüz karartma  ve değnek  cezası  verirse uyun, recm  yani taşlanarak öldürme cezası verirse kaçın."  Sonra bütün kafirlerle ilgili şu âyetler indi:

"... kim Allah 'ın indirdiği ile hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendileridir."

“... kim Allah 'ın indirdiği ile hükmetmezse onlar zalimlerin ta kendileridir."

"... kim Allah 'ın indirdiği ile hükmetmezse onlar fasıkların ta kendileridir." (Maide 5/44-45-46)[2]

Bir Yahudi  kadınla erkek zina  etmişlerdi. Biri birine dedi ki; "Bizi şu peygambere götürün. Çünkü o, hafifletici hükümlerle gönderilmiştir. Eğer recmden hafif bir ceza  verirse kabul ederiz, Allah 'ın yanında bize bir dayanak olur, deriz ki; "Peygamberlerinden birinin kararına uyduk". Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldiler. Mescitte ashabı arasında oturuyordu. Dediler ki; "Ebu'l-Kasım[3]! Zina  etmiş bir erkekle kadın hakkındaki görüşün nedir?" O, hiçbir şey söylemeden Beyt-i midraslarına yani Tevrat  eğitim ve öğretimi yaptıkları kuruma[4] geldi. Kapıda durdu dedi ki: "Musa 'ya Tevrat'ı indiren Allah adına soruyorum, evli  iken zina edenin cezası, Tevrat'ta nedir?" Dediler ki; yüzü kül ile karartılır, değnek  vurulur ve eşeğe ters bindirilerek dolaştırılır. İçlerinden bir genç sessiz kaldı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun suskunluğunu görünce yemin verdirerek ısrar etti. O genç dedi ki: "Allahım! ... Sen bize yemin verdin… Biz Tevrat'ta  recm  cezasını görüyoruz…"  Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Allah'ın emrine karşı ilk çıkışınız nasıl oldu?" Dediler ki: Başkanlarımızdan birinin bir yakını zina etti. O, ona recm uygulamayı erteledi. Sonra halktan biri zina etti. Başkan onu recmetmek istedi. Onun kavmi araya girdi ve dediler ki, "Senin yakınını getirip recmetmezsen bizim yakınımız recmedilemez." Sonra uygulanacak ceza konusunda anlaştılar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: "Ben Tevrat'ta olan ile hükmediyorum." Emir verdi, ikisi de recmedildi.

Zührî dedi ki: Bize gelen bilgiye göre şu âyet bu konuda inmiştir:

"Biz Tevrat 'ı indirdik. Onda doğru yol ve nur vardır. Allah 'a teslim olmuş peygamberler onunla hükmederler." (Maide 5/44) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onlardandır[5].

Bir gün Muhammed aleyhisselama bir Yahudi  erkek ile bir Yahudi kadın getirilmişti. Birlikte suç işlemişlerdi. Allah ’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: Bu konuda Kitabınızda ne buluyorsunuz? Alimlerimiz yüzlerinin külle karartılması ve hayvana ters bindirilmeleri cezası koydu dediler.

Abdullah b. Selam dedi ki: Ey Allah ’ın Elçisi, söyle, Tevrat ’ı getirsinler. Tevrat getirildi. Biri elini recm  âyeti üzerine koydu. Öncesini ve sonrasını okumaya başladı. Abdullah b. Selam; “Kaldır elini” dedi. Elinin altında recm âyeti hemen göründü. Allah’ın Elçisi emir verdi, ikisi de taşlanarak öldürüldü[6]

Allah ’ın Elçisi’nin Yahudilere hükmü, ancak Allah’ın hükmü olabilirdi. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

Sana bu Kitab’ı; önceki kitapları haklı bulur ve onları güven altına alır biçimde, doğrularla dolu olarak indirdik. Öyleyse onların arasında Allah ’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu doğruları bırakıp onların arzularına uyma... (Mâide 5/48)

Aşağıdaki âyetin, bu zina  olayı ile ilgili olduğu bildirilmiştir[7]:

Seni nasıl hakem yapıyorlar? Yanlarında Tevrat  var ve onda Allah ’ın hükmü var. Sonra bunun arkasından sırtlarını çeviriyorlar! Onlar inanan kimseler değillerdir. (Maide 5/43)

Bu âyet, Tevrat ’taki zina  hükmünün Allah ’ın hükmü olduğunu kesinleştirmiştir. Yahudilerin Peygamberimize gelmeleri, bu cezadan kaçmak içindi. Bu yüzden gönderdikleri kişilere; “... Hakkınızda şu karar verilirse uyun, bu karar verilirse uymayın...” (Maide 5/41) demişlerdi[8].

Tevrat ’taki hüküm , Allah ’ın hükmü olduğuna göre Peygamberimizin başka bir ceza  veremezdi. O, bir süre, zina  eden müslümanlara da Tevrat’ı uygulamıştır. Şu hadis bunu göstermektedir:

Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid dediler ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanındaydık. Bir adam kalktı ve şöyle dedi: "Allah  için, aramızda sadece Allah’ın kitabıyla hükmetmeni istiyorum." Davalısı daha anlayışlıydı, o da kalktı ve şöyle dedi; “Aramızda Allah’ın kitabı ile hükmet ve beni dinle.” Peygamberimiz, “konuş” dedi, o da şöyle konuştu:

“Oğlum bunun işçisiydi. Karısıyla zina  etti. 100 koyun ile bir hizmetçi köleyi fidye  olarak verdim. Bilenlere sordum, oğluma 100 değnek  ve bir yıl sürgün , kadına da recm  gerektiğini söylediler.“

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: Canım elinde olana and içerim, aranızda elbette şanı yüce Allah ’ın kitabı ile hükmedeceğim. 100 koyun ile köle  geri alınır. Oğluna 100 değnek  ve bir yıl sürgün  gerekir. Üneys! Şu adamın karısına git, suçu kabul ederse recmet. Gitti. Kadın  suçu kabul edince recmetti[9].

Burada sözü edilen kitabının Tevrat  olduğu kesindir. Çünkü Kur’ân ’da zina  ile ilgili bir âyet henüz inmemişti. İnen âyetlerin hiçbirinde de recm  cezası bulunmamaktadır.

Elimizdeki Tevrat ’ta değnek  cezası  yoktur. Bu ceza , Medine Yahudilerinin elindeki nüshada olabilir.

D–Recm Cezasının Kaldırılışı

Nisa Suresindeki âyetlerle recem, yani taşlayarak öldürme cezası,  kadınlar için ev hapsine çevrilmiş ayrıca kadın ve erkeğe, kendilerini düzeltinceye kadar eziyet edilmesi, hükme bağlanmıştır. Allah  Tealâ şöyle buyurmuştur:

Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer şahitlik  ederlerse onları evlere kapatın. Bu, ölüm canlarını alıncaya, ya da Allah onlara bir yol açıncaya kadar böyle gitsin.

İçinizden bu suçu işleyen çiftlere eziyet edin. Eğer tevbe edip kendilerini düzeltecek olurlarsa bırakın. Allah  tevbeleri kabul eder, ikramı boldur. (Nisa 4/15-16)

Bu âyetler hem Tevrat ’taki recm , yani taşlanarak öldürme cezasını  kaldırmış, hem de bekarlara verilen 100 değnek  ve sürgün  cezasını hafifletmiştir. Bakire  bir kadının bir yıl sürgünde kalması, yeni bir âyetle önün açılmasına kadar evinde kalmasından zordur. Burada evli  - bekâr  ayrımı da yapılmamıştır.

Birinci âyette geçen, “...Allah  onlara bir yol açıncaya kadar...” ifadesi, cezanın daha da hafifletileceğini gösterir. Hafifletme Nur Suresinin ikinci âyetiyle olmuştur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

Zina  eden kadınla zina  eden erkekten her birine yüz değnek  vurun. Eğer Allah ’a ve o son güne  inanıyorsanız, Allah’ın hükmünü yerine getirirken onlara karşı yumuşamayın. İnananlardan bir takım da onlara yapılan azabı gözleriyle görsün. (Nur 24/2)

Bu âyet, kadın-erkek , evli  bekar  ayırımı yapmadan zina  cezasını 100 değnek  olarak hükme bağlamıştır. Bu ceza , Nisa suresinde geçen, ölünceye kadar ev hapsinden ve kendini düzelttiği kanaati doğuncaya kadar eziyet görmekten hafiftir.

Kur’ân , Tevrat ’ta yer alan, Peygamberimizin de bir süre uyguladığı zina  ile ilgili hükümleri neshetmiştir. Peygamberimizin önceki uygulamalarına bakarak Nur Suresinin, bekarlara verilecek cezayı düzenlediği, Kur’ân’da evlilerle ilgili hüküm  olmadığı, onlara recm  cezası gerektiği kanaatine varanlar olmuştur. Halbuki üç âyette, evlilere verilecek cezanın da 100 değnek  olması gerektiği açıkça gösterilmiştir:a

1-Karısına zina  iftirası

Karılarına zina suçu atan ve kendileri dışında şahitleri olmayanlar... Böyle birinin şahitliği, kesinkes doğru söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit tutması ile olur.

Beşincisinde, eğer yalan söylüyorsa Allah’ın lanetine uğramayı diler.

Kadından o azabı (el- azab ) giderecek olan şu şekilde dört defa şahitlik  etmesidir:  Allah şahit, kocası kesinkes yalan söylüyor.

Beşincisinde, eğer doğru söylüyorsa Allah’ın gazabına uğramayı diler.  (Nur 24/6-9)

8. âyette geçen “o azab  = el- azab ifadesi, dört âyet önceki 100 değnek  cezasını gösterir. Oradaki “el” takısı ahd içindir. Yani başında bulunduğu kelimeye, önceden belirlenmiş bir anlam yükler. Zina  konusunda Kur’ân ’da belirlenmiş azab, sadece 100 değnektir. Arapça bakımından o kelimenin başka bir şeyi göstermesi mümkün değildir. Kocası tarafından zina  ile suçlanan kadının evli  olacağı da kesindir.

2- Peygamber eşleriyle ilgili âyet

Ey peygamberin hanımları! İçinizden kim açık bir fahişelik yaparsa onun için o azab  (el- azab ) ikiye katlanır. (Ahzab 33/30)

Peygamber hanımlarının evli  olduğu açıktır. Onlara verilebilecek bir cezanın katlanabilir cinsten olması gerekir. Ölüm  cezasının iki katı olmaz ama 100 değnek  ikiye katlanabilir.

Bu âyetlerde geçen el-azab  kelimesi de, sadece Nur suresindeki 100 değneği gösterir. Çünkü onlardaki “el” takısı da ahd içindir.

 

3- Evli cariyelerin zinası

"… ellerinizin altındaki mümin cariyeler… Evlendikleri zaman fahişelik yaparlarsa hür kadınlara verilen o azabın (el- azab )  yarısı gerekir... (Nisa 4/25)

Evli hür kadınların cezası recm  olsa, taşlanarak öldürmenin yarısı olmaz. Çünkü bazıları tek taşla ölür, bazıları için çok sayıda taş gerekir. Yarıya bölünebilecek olan, sadece yüz değnektir.

Sonuç olarak zina  suçunun tek cezası 100 değnektir. Bu kadar açık delillerden sonra bunun aksi iddia edilemez. Zaten Allah ’ın Elçisi şöyle demiştir: İmkan buldukça şüphelerle had cezalarını düşürün[10]. Bu kadar açık delil varken şüpheli delile dayanarak recm  cezası savunulamaz.

Böylece Kur’ân , zina  cezası konusunda hem Tevrat ’ı, hem de İncil