Allah, ikramını, kim
isterse ona has kılar ."ِ
(Bakara 2/105)
Bu âyete genellikle, “Allah
ikramını, kime isterse ona has kılar” şeklinde anlam verilir. Bu fark,
“يَشَاء = ister” fiilinin
faili olan “o” zamirinin neyi gösterdiği ile ilgili tercihten
kaynaklanır. Bize göre zamir, yanı başında bulunan “مَن
= kim’i göstermektedir. Çünkü Arapça’da zamir en yakınını
gösterir. Uzağı göstermesi için karine
gerekir. Ulaşabildiğimiz tefsir
ve meallere göre zamir, uzakta
kalan Allah kelimesini gösterir.
Büyük iyilik sahibi, sadece kendi
istediğine değil, isteyene de verir. Âyetin; “Allah
pek büyük iyiliklerin sahibidir”
şeklinde bitmesi, verdiğimiz anlamın doğruluğuna delildir. Bir
âyette şöyle buyurulur:
“İnsanın çalıştığından
başkası kendinin olmaz. Çalışmasına bakılacak. Sonra karşılığı
tastamam verilecektir”.
(Necm 53/39-41)
Bir âyet de şöyledir:
“Kim hemen isterse, orada ona yani istediğimiz kimseye,
dilediğimiz kadarını hemen veririz. Sonra ona cehennemi
hazırlarız; yerilmiş ve sürülmüş olarak oraya girer. Kim de
sonrasını ister ve orası için gerekli çalışmayı, inanarak
yaparsa işte onların çalışmaları teşekküre değer. Bunlardan her
birine, hem onlara, hem de öbürlerine, yine de Rabbinin
ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir”.
(İsra 17/18-20)
Rabbimizin ihsanı kısıtlı
değilse, bir karine
olmadan zamiri uzağa göndererek
onu kısıtlı göstermek yanlış olur. Şu âyet, bütün tereddütleri
giderecek niteliktedir:
“Kim dünyalık isterse, ona ondan veririz. Kim de Ahiret
sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri
mükafatlandıracağız”. (Al-i
İmran 3/145)
Bakara 200 – 202 ile ilgili
açıklamalara bakınız.